Ana içeriğe atla

Başlarken...The Reading Lady



Küçük bir kız çocuğu olduğum zamanlardan beri kitaplar en yakın arkadaşlarım oldu.

Yaz geldiğinde okullar kapanır kapanmaz Edebiyat öğretmeni olan annem beni kitapçıya götürür karne hediyesi olarak o zamanlar yayınlanan çocuk kitaplarının serilerini alırdı. Renkli kapaklarına bakmaya doyamadığım  Altın Yayınevi kitapları, minik boyutta içi mavi kumaş kaplı dışı renkli resimli Milliyet çocuk kitapları, Enid Blayton ‘ın macera dolu  serileri, Gülten Dayıoğlu‘nun duygu yüklü kitapları, Muzaffer İzgü’nün okurken deli gibi güldüğüm Ökkeş serisi ve daha niceleri...Okumadığım çocuk kitabı çok azdır tahminimce.

Büyüdükçe okuduğum kitaplarda değişti  haliyle...Genç kızlık dönemimde İpek Ongun’ u çok sevmiştim. Bir Genç Kızın Gizli Defteri, Yaş On Yedi, Bir Pırıltıdır Yaşamak birkaç kere okuduğum kitaplardı. Betty Smith ‘den Bir Genç Kız yetişiyor romanını en az dört kere okumuşumdur. Tabii o dönemde annemin de yönlendirmesiyle yavaş yavaş kişisel gelişim romanlarına (o zamanlar Leo Buscaglia kitapları yoğundu), daha sonra da Dünya Klasiklerine geçişim başladı. Anne ve babası öğretmen olan bendenizin evinde 3000'den fazla kitap vardı ve benim için bulunmaz bir hazineydi.  Bir yaz tatili boyunca sadece Dünya Klasiklerini okuduğumu bilirim. Savaş ve Barış, Anna Karenina, Dorian Grey’in Portresi, Tess, Çanlar Kimin için çalıyor, Aşk ve Gurur, Kramozov Kardeşler, Suç ve Ceza....vs  vs. 

O dönemde televizyonda çok fazla kanal yoktu ,bilgisayar her evde yoktu, internet daha keşfedilmemişti ve yapılabilecek seçenek çok çok azdı. Ben de sabah kalkar kalkmaz kahvaltıdan hemen sonra elime kitabımı alır koltuğa uzanır akşam olup yatana kadar kitap okurdum. Annesinin yeter kızım bırak artık okuma dediği çok az insan vardır herhalde :)

Okumanın senelerdir en büyük hobim haline gelmesinin sonucu olarak çok hızlı bir şekilde okuma kabiliyetim oluştu.  Elime aldığım ortalama 300 sayfalık bir kitabı bir gün içerisinde okuyup bitirebiliyorum. Ki artık eskisi gibi sabahtan akşama başından kalkmadan okuma gibi bir olanağım yok maalesef. Eğer çok keyif aldığım bir kitapsa kendi deyimimle “idareli okuyorum”  ki çabucak bitmesin en az 2-3 gün keyfini sürebileyim kitabın :) 
Eğer çok oyalanırsam da kopabiliyorum kitaptan ve ortamından. Okurken birçok kişinin aksine müzik dinlemem hatta mümkün mertebe sessiz bir ortam seçerim kendime. Bunun sebebi de okurken kitapla birlikte onun çok özel dünyasına giriyor olmam. Mutlaka kitabın baş karakteri ben olurum, onun çektiği acıları çeker,sevinçlerine güler, onunla aşık olurum. Evini tarif ediyorsa kitapta mutlaka kafamda döşerim o evi .Böyle yazınca sanki psikolojik bozukluk gibi görülse de (!) aslında değil :) Sadece kitaba kendini fazla kaptırmak ve sınırsız hayal gücünü çalıştırmak ve bambaşka heyecanlar yaşamak...

Bu arada kitap türleri arasında en çok roman okumayı  severim. Artık eskisi kadar boş zamanım olmadığından çok nadir diğer türleri okuyorum . Roman türleri içinde de son zamanlarda favorim yeni keşfettiğim  Tarihi Romans kitaplar. Dükler, düşesler, kontlar, lordlar, ladyler...

Eski zaman aşk masalları...
En yakışıklı , en kahraman ,en dürüst (ve ayrıca genelde çok zengin) erkekler ile kat kat ipekler satenler içinde hepsi birbirinden güzel ,alımlı, zeki ladyler...
Renkli balo salonları, kötü karakterler, acı ayrılıklar ve ateşli kavuşmalar ...
Aslında çoğu zaman edebi değeri  olmayan romanlar (gerçi bu türde Jane Austin’in Aşk ve Gurur romanı edebi eserdir)  ama okuması keyifli,  o dönemleri hayal etmesi keyifli ve en önemlisi  çok eğlenceli  vakit geçirtmesi :)

Günümüzdeki  hızlı ve  stres dolu  hayatımda küçükte olsa nefes alma başka dünyalara gitme fırsatı...
Ayrıca  kütüphanemde zengin bir arşivi bulunan , ortaokul zamanlarımda tanışıp aşık olduğum ve türünün bulabildiğim tüm eserlerini okuduğum ve son yıllarda Twiligt Saga ile popülerleşen Vampir kitapları da 70 yaşıma gelsem de severek okuduğum kitaplar olarak kalacak.

Burada sevdiğim iki türdeki romanlardan okuduklarımı ,hissettiklerimi, aşık olduklarımı,nefret ettiklerimi bazen de kitap özetlerini yazıyor olacağım. Umarım benim gibi bu iki türü de okumayı seven diğer okuyucularla buluşur güzel bir paylaşım ortamı yaratabilirim.

Son söz: Dikkat Spoiler İçerir !!

Bol okumalı günler dileğimle
Sevgiler......

The Reading Lady


27.06.2012

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…