Ana içeriğe atla

Düküm Düksün Düşes...

2.Charles
Bu döneme ait yazılmış her kitapta dük,baron,kont vs gibi ünvanlarla karşılaşıyorum.(Tabii romanlarda hepsi çoook yakışıklı ama acı gerçekler az sonraaa..)  Ben de kim kimdir necidir ne iş yapar anlamak için birazcık araştırma yaptım. Anlaşılan bizdeki askeriye eşlerinin kocasının rütbesine göre ağırlandığı gibi o dönemlerde de bu soyluluk ünvanları toplumda sosyetede çok önemliymiş. Bir ortamda kendisinden yüksek rütbede biri girince ona mutlaka reverans yapmak ve saygıda kusur etmemek gerekirmiş. Şimdi kısaca bu rütbelere göz atalım :
  1. Kral (karısı Kraliçe) : Bunun en yüksek ünvan olduğunu söylemeye bile gerek yok sanırım:)
  2. Prens (karısı Prenses) : Kraldan sonra kral olma ihtimali bulunan ya da bulunmayan kral çocukları
  3. Dük (karısı Düşes) 
  4. Marki (karısı Markiz)
  5. Kont (karısı Kontes)
  6. Vikont (karısı Vikontes)
  7. Baron (karısı Barones)
  8. Şovalyeler
Bu dönemdeki bu soylu sınıf kendi topraklarına sahip bizdeki toprak ağalarıdır. Köylüler (onlara serf deniyor o zamanda) onların topraklarında çalışır ve bu ağalara üretimden büyük bir pay verirdi. 

Kitaplarda sıkça geçen " malikanenin yönetimi bla bla " laflarını görünce ben de bir evi yönetmek bu kadar mı zor derdim halbuki malikane demek bu ağaların sahibi olduğu tüm arazi / beylik demekmiş. Bugün bunu da öğrenmiş oldum. Heyyo!!

Bu arada soylu sınıftan olanlar barış zamanında malikâneleri, yani feodal beyliği yönetir balolara gider geyik yaparken,savaş zamanında ise şövalye olarak donanıp kendilerine bağlı diğer şövalyelerle birlikte kralın veya başka bir soylunun ordusuna katılırmış. Yaa hiç birşey bedava değilmiş yani :)

18.yy dan olmasa da ailecek beğendiğimiz Düklerden Suffolk Dükü Charles Brandon aslında buymuş! Tipsiiiizzz!!

Ama biz Charles'ı böyle düşünmeye devam edelim gözümüz gönlümüz açılsın değil mi ama :))



O dönemlerde yaşamış bazı soylu resimleri buldum. Gerçi tamamı ya çok çirkin ya da o dönemki ressamlar çok beceriksiz. Ben yine de en yüzüne bakılabilir olanları paylaşayım sizlerle...



8.Hamilton Dükü Douglas Hamilton ve Zevcesi efendim üstteki resimler. Alttaki fakirhane ise evleri :) 
1695 yılında yapılan bu malikane House of Hamilton diye geçiyor



I.Wellington Dükü Arthur Wellesey (1769-1852) (The Iron Duke diye bilinirmiş kendisi)
The Iron Duke

Bu sefer Rusya'dan geliyor Düklerimiz. 1870lerden kalma bu resim Çar 2. Alexander'ın oğulları Dük Sergei ve Dük Pavel. Çirkin İngiliz düklerin yanında sadece söylenecek tek şey kalıyor.
" Oh Those Russians !!! "



 Alman Brunswick Dükü II.Charles (1804-1873)




VII. Bedford Düşesi Anna Russel(1783-1857) 
Anna Russel
İlginç ve gereksiz detay :  Kendisi meşhur İngiliz 5 Çayı olayını (Afternoon Tea) olayını başlatıp tarihe adını altın harflerle yazdırmış bir düşes. Daha önceleri çay sadece kahvaltı ve akşam yemeklerinde içilirmiş.Ayrıca Queen Victoria'nın da kankasıymış kendileri.



 
Beaufort Düşesinin yağlıboya portresi. 1770 lerde yapılmış.
Beaufort Düşesi




 Meşhur Devonshire Düşesi Georgiana Cavendish (1757-1806). Kendisinin neden meşhur olduğunu başka bir postumda uzun uzun anlatacağım. Ama kendisi zamanının en güzel kadınlarındanmış. Ve çok canlar yakmış :)




Fransız Düşes D'Orleans (1814-1858) kucağında Prens Louis Phillippe Albert ile 1839 da yapılmış yağlıboya tablosu. Evet kucağındaki bebek erkek :)

Herkese bol okumalı günler dileğimle
Sevgiler :)






Yorumlar

sewimce dedi ki…
Çok hoş :))) Güzel bir yazı olmuş.
Ecem Kalpak dedi ki…
o bebek erkek mi???????? :D
Evet pek benzemese de erkek :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…