Ana içeriğe atla

Ah Su Çılgın Balolar....

The Reading Lady

“Sezonun başlamasıyla Londra' da sabahın ilk ışıklarına kadar süren balolar da başlamıştı...”  

Buna benzer cümleleri o kadar çok kitapta okudum ki kendimi o ışıltılı balolardan en az on tanesine katılmış gibi hissediyorum.
Ama hayalimdeki mükemmel balom şöyle :
Bir köşede JM Boylarım Clay, Jason, Ian, Stephan, Jordan (Royce yaşlı kalır artık torunlarının yanında  J)
Diğer köşede herbiri birbirinden yakışıklı Brigerton’ larım
Dans pistinde vals yapan Stoneville Markisi ve kardeşleri....
Hepimiz büyük bir aile olarak yeri geldi sıcak limonatamızı, yeri geldi şampanyamızı yudumladık
Ara sıra hava alma bahanesiyle bahçeye ya da balkona çıkıp yavuklumuzla oynaştık
Kızlarla sık sık dedikoduları dinleyip, yorum yaptık ve tabii güzelliğimizle herkesi büyüledik J
Ve sabahlara kadar süren balolarımızda hiç mi hiç sıkılmadık.....

The Reading Lady

Hayalimde o kadar çok baloya katıldım ki bugün biraz o dönemde ki ışıltılı, görkemli balolardan bahsetmek istedim. Bir de araştırma yaparken çok sayıda birbirinden güzel balo elbisesi fotoğrafı buldum. O yüzden bu postumda yayınlayamadıklarımı sanırım ayrı bir sayfa açıp 18.yy ve 19.yy modası diye ayrıca yayınlayacağım.

Şimdiiiiiii gelelim asıl konumuza.
Balolar bildiğimiz gibi 18.yy ve 19.yy gece hayatının en önemli aktiviteleriydi. Bir çok çeşidi vardı. Hayır için yapılanlardan tutun da sırf dans etmek amacıyla dans severlerin çağırıldığı balolara, maskeli balolardan bağış toplama amacıyla düzenlenen balolara kadar. Ama benim burada bahsedeceğim tabii ki kitaplarda okuduğum yüksek sosyete baloları. 
The Reading Lady


Şimdi gözlerimizi kapayıp 1814 yılında olduğumuzu hayal edelim. Sezonun en hareketli günleri ve her gece birkaç tane balo düzenlenmekte. "Aman tanrım ne yapmam gerekiyor!" diye paniklemeye hiç gerek yok. Çünkü anlatacaklarımı okuduktan sonra en havalı düşesler gibi görünüp, en yakışıklı lordların ilgisini çekebiliriz J

Öncelikle bir baloya gidebilmek için tabii ki davetli olmamız lazım. Bunun için de kibar zarfların içinde gelen ve el yazısıyla yazılmış aşağıdaki örnekler gibi bir davetiye bize önceden verilmiş olmalı ki kapıdan geri çevrilip rezil olmayalım :)

The Reading Lady
1809 yılına ait bir balo davetiyesi

The Reading Lady
1815 yılına ait bir balo davetiyesi


The Reading Lady
1816 yılına ait bir balo davetiyesi

The Reading Lady
1819 yılına ait bir balo davetiyesi

 Davetiyemizi aldık. Heyyooo! İlk adım tamam. Şimdi balo için hazırlanma vakti. Tabii bu gibi şeyleri öğrenebileceğimiz bazı kaynak kitaplarda varmış o zamanlar. Ben bir tanesinin resmini bulabildim. Çok ilginç geldi açıkçası bana.
The Reading Lady

 Balolarda ladyler ve lordlar için bir giyim standardı varmış o zamanlarda. Yani kot ve converse ile canımızın istediği gibi gidemiyoruz. Eğer erkek olsaydık durum çok kolaydı. O sıra moda olan renkli ve desenli kumaşlar özgürce kullanılsa da, daha uygun bulunan siyah kuyruklu ceket, beyaz gömlek, beyaz yelek, boyun bağı diyebileceğimiz böyle fiyonk yapılmış eşarp gibi bir papyon, tercihe göre siyah ya da beyaz pantolonla kıyafetimiz tamamlanıyordu. Tabii üzerimize de koyu renk pelerin tarzı paltomuz ve uzun şapkamızın da olması şarttı.

The Reading Lady
Erkek terzisi ilanı
The Reading Lady

 O dönemlerde insanlar ellerine takmış durumdalar. Bunun sebebi kanaatimce manikür pedikür olayı olmadığından eller pek bir çirkin görünüyordu. O yüzden şık beyler ve bayanların kesinlikle eldivenli olmaları şarttı. Aslında şık gece elbiselerinde uzun eldivenlere ben de bayılırım ve mezuniyet balomda da bu yüzden uzun siyah eldivenler takmıştım.

Neyse konumuza dönecek olursak bir lady olduğumuza göre akşam ki baloya giyilecek elbisemizi seçmemiz lazım. Tabii ki bu seçimi yaparken yaşımız, medeni halimiz gibi unsurlara dikkat etmemiz gerekiyor. Bayanların kıyafet olayı çok çok uzun bir konu olduğu için ayrı bir postta yayınlayacağım. O yüzden biz aşağıdaki örnek elbiselerden birini giyeceğimizi farz edelim.
The Reading Lady
1
The Reading Lady
2
The Reading Lady
3  Ben bunu giyiyorum :)
The Reading Lady
4
The Reading Lady
5
The Reading Lady
6
Elbisemizi seçtik ve ona uygun aksesuarlarımızla tamamladık. Hizmetçimiz saçımızı yaptı ve günün modasına uygun mücevher, tüy ya da elbisemizle uyumlu kurdalelerle süsledi. Artık çıkmaya ve geceyi yaşamaya hazırız. Şimdi sabaha kadar dans dans dans...
The Reading Lady
The Reading Lady
The Reading Lady
Balo salonundayız...Her yer ışıl ışıl yanan avizelerin altında masalsı bir parlaklığa bürünmüş. Balo salonuna girerken görevli uşak tüm salona adımızı anons etti.
"The Reading Lady ve eşi Yakışıklı Dük Hazretleri" diye :)
Bir tarafta orkestra parçalar çalıyor, insanlar hem yeni gelenlere bakıyor hem de kendi aralarında toplanmış sohbet ediyorlar. Genç ve bekar ladyler dans kartlarına gelip ismini yazan beylere utangaç bakışlarla cevaplar verirken, yelpazeleriyle serinlemeye çalışıyorlar...

The Reading LadyUmarım sahne biraz gözünüzün önünde canlanmıştır. Burada araya girip yine kısa bir bilgi vermek istiyorum. Bu dönemlerde balolarda bayanlar elbiselerine tutturulmuş küçük dans kartları taşırlardı. Bu kartların üzerinde o geceki dans sayısı kadar boşluk olur, gecenin başlangıcında beyler gelip dans sırası için isimlerini bu kartlara yazarlardı. Bir beyle bir kere dans etmek adettendi. Eğer ikinci bir dans ediliyorsa bu çevreye karşı o beyle özel olarak ilgilendiğinin belirtisi sayılır ve anında dedikodu malzemesi olacak bir konu olurdu. Aynı kişiyle bir gecede üç kez dans etmek ise söz konusu bile değildi. Ayrıca dans teklifi    eden herkesi kabul etmek durumundaydı bayanlar. 

O dönemlere ait bazı dans kartı örnekleri buldum.
The Reading Lady

The Reading Lady

The Reading Lady

The Reading Lady

The Reading Lady

Yukarıdaki örneklerde görüldüğü üzere bazı dans kartları balo sahipleri tarafından bastırılıp dağıtılırken, bazıları da bayanların aksesuarı olarak özel olarak dizayn edilmiş.


The Reading Lady


The Reading Lady



Balomuza dönelim o halde...Dans ettik, eğlendik, güldük, dedikodularımızı da yaptık ve artık sabah olmakta ve evimize döneceğiz. Balo bittikten sonra uygun olanı balo sahiplerini rahatsız etmeden oradan ayrılmaktı. Yani "Hadi Kont ve Kontes Drakula'cığım biz kaçıyoruz. Çok güzel bir baloydu bizim baloya da bekleriz."gibi şeyler söylenmez, vedalaşmadan ayrılmak gerekirdi.

Eh artık o kadar danstan sonra eve gidip dinlenme zamanı geldi. Bir sonraki baloda görüşmek üzere...

İyi eğlendik ama değil mi?

Sevgilerimle.......

The Reading Lady
The Reading Lady

Yorumlar

delikitap dedi ki…
Merhaba canım, ben de senin bloğuna bayıldım. Vintage nerde ben orda :)) Aynı kalemdeniz anlaşılan. Şu anda saat geçenin üçü, o yüzden okuyamıyorum postlarını ama en kısa zamanda okuyacağım. Resimler bile yeterince cezbedici zaten. :))
Berfim Aydin dedi ki…
Wauw işte bu ciddi bir emektir. Kelimeler yetersiz, mükemmel bir çalışma:) Ellerine sağlık...
The Reading Lady dedi ki…
Beğendiğine çok sevindim :)Çaylak bir blogger olduğumdan her türlü yorumlarını duymak beni çok memnun edecektir. Sevgilerimle :))
The Reading Lady dedi ki…
Valla bloglamaya başladığımdan beri bana yazdığın şeyler o kadar hoşuma gidiyor ki, yorumlarını eşime ve İzmir'de ki anneme bile okuyorum :) Çünkü gerçekten bir post çok fazla araştırma yapmamı gerektiriyor, orjinal fotolar bulmak, en doğru bilgileri bulabilmek için bir sürü sitedeki bilgileri okumak...Ama yayınladıktan sonra bu şekilde beğenildiğinde de gerçekten sanki emeğimin karşılığını almışım gibi geliyor. O yüzden hiç tanışmamış olsak ta manevi desteğin için çok çok teşekkürler :) Sevgiler :)
Yazıyı okuduktan sonra, yüzümde aptal bir gülümsemeyle kendimi tekrar ofiste masamda çalışıyor buldum. Çok büyük hayalkırıklığı. Balodan yeni geldim üzerimde tatlı bir yorgunluk, daha ipek geceliğimi giyip, cibinlikli bir yatakta prenses uykumu uyuyacaktım oysa. :) Ellerine sağlık, şahane olmuş.
The Reading Lady dedi ki…
Çok şekersin Moda Cambazı :)Teşekkürler :)
Benherneysemo dedi ki…
Şöyle güzel bir historical romance'den sonra hangimiz kurmadık ki bu hayalleri, ah ah:) Ben de bir köşede JM erkekleri olsun isterdim, Royce da gelsin, onu çok severim ben :) Çok güzel bir çalışma olmuş, severek okudum, eline sağlık...
The Reading Lady dedi ki…
Teşekkürler :D
Gerçekten büyük araştırmalar yaparak bu yazıyı hazırlamışsınız. Resimler tam o zamanı yansıtıyor. hepsi çook güzel. emeklerinize sağlık. renkli güzel bir blogunuz var. sevgilerimle
Teşekkürler beğendiğinize çok sevindim :)
Mistik Kraliçe dedi ki…
Çok güzel bir çalışma olmuş gerçekten ellerine sağlık resimlere filan bittim ama yazıyı okuduktan sonra gerçek hayata dönmek kötü oldu :D
Mistik Kraliçe çok teşekkürler :D Keşke bu dönemlerde de böyle balolar, elbiseler falan olsa da giysek gitsek diyor insan gerçekten :)
gülşen dedi ki…
merhaba yeni katıldım ve bayıldım bende deli gibi bu tür şeyleri merak eder dururdum ...
Merhaba hoşgeldin :)İyi olmuş o zaman aramıza katılman :)
Esra Çetin dedi ki…
O kadar güzel anlatmışsınız ki kendimi öyle bir baloda hayal edememem imkansızdı :) Özellikle de yazınızın başında belirttiğiniz gibi JM ve JQ erkekleri işin içine girince değmeyin keyfime :D
DiziKitapKolik dedi ki…
Çok hoş ya :D özellikle elbiseler ve centilmenler. bridgerton ların biriyle bir dans kaparsam şanslıyım :) güzel bir araştırma yazısıydı gülümseyerek okudum
Elif Genç dedi ki…
Bloğunuzu 1 senedir face den takip eder gibi yapıp aslen yeni takip etmeye başladım ve takipte geç kaldığım için çok pişmanım. Her bir yorumunu ayrı bir zevkle okudum, bundan sonra da okumaya devam edeceğim. Roman tercihlerime farklı bir bakış açısı kattığın için ayrıca tskr ederim:)Kendimi Anna Karenina filminde gibi hissettim. Yine muhteşem bir yazı olmuş bebeğim :)
@Elif Genç: Elifçim çok teşekkürler canım beğendiğine sevindim :) Demek ki neymiş takip eder gibi yapmayıp takip edecekmişiz :D Şaka bir yana hoşgeldin canım :D
kont dracula dedi ki…
Harika bir blog olmuş özellikle yazarlarla söyleşilerinize bayıldım fenomen olmanız dileğiyle:)
Ne güzel bir dilek bu :D Çok teşekkürler :D
nurefşan batmaz dedi ki…
balolarla ilgili aklımdaki soruların çoğuna yanıt buldum burada. aklımda kalan son soru ise sezonların hangi aylarda olduğuydu. gerçekten çok çok güzel olmuş. ellerinize sağlık :)
Teşekkürler beğendiğinize ve sorularınızın cevaplarınızı bulmanıza çok sevindim :)
Joey Potter dedi ki…
Baloya gitmiş kadar oldum. Şahane. Emeğine sağlık :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)