Ana içeriğe atla

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.

The Reading Lady
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.

The Reading Lady
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim. Tahmin edebileceğiniz üzere nereye baksam Anastasia ve Christian ‘ı görmeye başlamıştım. Neyse ki bende çok fazla bir psikolojik hasar bırakmadı J


The Reading Lady
Halen Paris’te yaşamakta olan dostum Ayça ile hemen her gün yaptığımız skpe görüşmelerinde Yok efendim filmi çekilirse kim oynasın, yok efendim biz olsak ne yapardık, ama da Christian şöyle harika, Anastasia’da böyle şapşal gibi kitapla ilgili edebi (!) içerikli konuşmalar yaptığımız sırada aklıma geldi böyle bir yazı yazmak.
The Reading Lady
Ayça & Ben :)
Henüz üçüncü kitap Özgürlüğün Elli Tonu yayınlanmadığı için burada üçüncü kitaptan bahsedip kimsenin hevesini kaçırmayacağım. Ama ilk iki kitabı okuduğunuzu varsayıyorum o yüzden okumamış ve okumayı düşünenler buradan sonra yazımı okumayı bıraksınlar bak sonra uyarmadı demeyin :)
The Reading Lady

Christian Grey....
Hayallerimizin erkeği olmuş durumda...
Eh sonuçta EL James kesinlikle über süpersonik muhteşem erkeği yaratmış ve bize sunmuş. 
Tamam sapıklığa varan fantazileri olabilir ama öyle bir karakter yaratmış ki bizlere bugün iddia ediyorum hiç bir kadın bunlara hayır diyemez J

The Reading Lady
Ha şöyle de bir gerçek yok değil: Bakkal Ahmet Efendi, işyerinden Murat ya da sınıftan Hakan bize böyle şeyler söylese ya da yapmaya kalksa avazımız çıktığı kadar “PİS SAPIIIIK” diye bağırıp polise gitmez miyiz? Gideriz o ayrı ama Mr.Grey yapınca “Aghhh çok seksi !” diye konuşuruz böyle J

The Reading Lady
Şimdi esas konumuza yani Christian Grey’i Christian Grey yapan unsurlara gelelim:
  • Bir kere adam über yakışıklı. Öyle ki her gören kadının dibi düşüyor. Garsonundan,hostesinden tutun da Anastasia’nın annesi bile kızarıp kalıyor, etkileniyor adamdan. Kitabın her anında karşımızdaki adamın yakışıklılığının farkındayız kısacası. Şöyle güçlü, şöyle boylu poslu, yok yüz hatları, yok saçları, yok gözleri derken cümleten aşık oluyoruz arkadaşa.
The Reading Lady

  • Çok zengin. Öyle böyle değil çok çok zengin. Yatı, katı,uçağı, helikopteri,birsürü evleri herşeyi var adamın. “Ya ben paradan etkilenmem” diyene çok inanmam açıkçası. Dünyanın ennnn yakışıklı adamı gelecek karşınıza ama evsiz bir dilenci olacak. Kimse bakmaz adım gibi  biliyorum. Ama aynı adam gelecek bir de üstüne multimilyarder olacak, en azından bekar tüm kadınlar, onu elde etmeye çalışacaktır bundan eminim. Burada da “money talks” denilen eski bir deyişin doğruluğu ortaya çıkıyor. Misal başka bir şehire gidiyorsun ve adam hooop atlayıp uçağına peşinden geliyor. Yani hadi canım bizbizeyiz şurada tabii ki etkileniriz biz de J
The Reading Lady

  • Çok sahiplenici. Aşırı aşırı aşırı sahiplenici. Kitabı okurken bazı yerlerde “Bana yapılsa çok sinirlenirdim.” diye düşündüğüm durumlarda bile içimde gizli kalmış küçücük bir yerde kendime itiraf edip “Olsun yine de hoşuma giderdi” diye düşündüm. Evet bazen çok bunaltıcı olabilir ama arkadaşlar karşımızdaki adam Mr. Grey. Hem yakışıklı, hem zengin bir de bizi sahipleniyor...Yeme de yanında yat durumu J Açık konuşmak gerekirse (belki de bir itiraf olarak yapabilirim bunu) ne kadar dışarıdan güçlü, kendine yeten, ayakları üstünde durup kimseye muhtaç olmayan bir kadın izlenimi yaratsam da bir erkeğin beni bu denli sahiplenip koruması çok hoşuma gider. Belki kızlardaki baba figürüne olan sevgiden kaynaklanıyor olabilir. Olayın psikolojik detaylarını bilemiyorum ama bu bende böyle.
The Reading Lady


  • Adam sorunlu. Eeee bizler de sorunlu erkeklere bayılmıyor muyuz? Bayılıyoruz. Sorunlarını çözelim, kendimize sonsuza dek aşık edelim durumu bir çok kadında mevcut. Beğendiğim bir çok erkek tipini düşündüğümde “Aslında sorunlu ben miyim acaba ya?” diye de düşünmüyor değilim açıkçası. Nerede bir Bad Boy durumu var, tüm kızlar hasta. Burada bir parantez açıp örnek vermek istiyorum. Okuduğumuz tüm historical romance ları düşünün. Tüm herolarımız sorunlu tipler değil miydi? Judith McNaught kahramanları örneğin. Sonsuza Kadar’ın Jason’u çok mu normaldi? Ya da Clayton, İan, Royce? Hepsine de bayıldık ve hepsi de kendi çaplarında arızalı, problemli tiplerdi. Ama bizim güzel ladylerimiz onların tüm sorunlarını çözüp kendilerine aşık ettiler ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar. Buradan çıkan sonuç şudur ki Türkmüş, İngilizmiş, Japonmuş hiç fark etmiyor tüm kadınlar arızalı tipleri seviyor!

The Reading Lady

  • Sevdiği kadını çok düşünüyor. Çekebileceği sıkıntıları önceden görüp hallediyor. Bir nevi hayatını kolaylaştırmak için elinden gelen herşeyi yapıyor. Ehh böylesi de tadından yenmez bence J

The Reading Lady

Sonuç olarak sanırım bizler böyle destansı aşk hikayelerine bayılıyoruz. Küçükken okuduğumuz masallardaki beyaz atlı prenslerin yerini zamane kahramanları alıyor. Christian Grey’de tüm arızalarına rağmen hayalerimizin erkeği, psikopat beyaz atlı prensimiz oluyor nihayetinde!

Bu arada benim hayallerimdeki Christian için başrolde Ian Somerhalder yer alıyor. Tabii film seçmelerinde adı geçen başka bir yakışıklı da Matt Bomer. Ama kendisi gay olduğu için birçok kişi Matt Bomer'ın oynamasına sıcak bakmıyor. Aşağıda müstakbel Christian Grey adaylarının birkaç nadide pozunu paylaşıyorum ki gözümüz gönlümüz açılsın bayanlar

PS: Sizlerin de düşüncelerini çok merak ediyorum paylaşırsanız çok sevinirim...


Sevgilerimle...


The Reading Lady
The Reading Lady
ian somerhalder
The Reading Lady
The Reading Lady
The Reading Lady



The Reading Lady
Matt Bomer
The Reading LadyThe Reading Lady

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Sevgili Reading Lady, tüm tespitlerine bayıldım, ve kendi kendime kahkaha atarak okudum. Ellerine sağlık!! Kesinlikle!!! katılıyorum sana. Adamı bulsam yapışırım söyleyeyim. =) Ayrıca pek çok kadını riskli durumlar da fazlasıyla çeker. Malum risk = adrenalin. Bad boy, iyi eğitimli, yakışıklı, seksi, sahiplenici, zengin, sorunlu ama çözülmeye müsait, iyi dans eden, uçan, yelken kullanan ve üzerine bir de romantik bir adam. O hediye üzerine yazdığı notlar, o iltifatlar nedir? Tamam kimse sadece sapık bir adam istemez belki. Ama kabul edelim sırf romantiği de bir süre sonra içimizi bayar. Grey ise sapık ve romantik bir adam... Well.. Gerçekten kusursuz bir denge. =)
The Reading Lady dedi ki…
İyi dans eden, piyano çalan, iyi aile çocuğu...bak ben bunları unutmuşum eklemeyi şimdi hatırladım :) Beğenmene çok sevindim :)
tarih84 dedi ki…
Yazın sanki benim düşüncelerimin bloğa dökülmüş hali gibi. Demekki tek değilim:))
Kitabın erotizmine takılı kalanlara judıth önersem ön başlangıç yapsalar belki daha farklı bakabilirlerdi. Böylece bu yansıyan erotizmle adamın duygusal çalkantılarını çözümleme bakış açısına girip rahatsız olmazlardı.
Judıth demişken JASON benim unutamadığım en özel kahramanımdır:)

Bay grey bence matt olmalı başkasını düşünemiyorum. okurken aklıma hep matt ve alekxix gelmişti.

3. kitabın siparişini verdim merakla beklemekteyim.

Edebi yönüne bakılacağına içimize işleyen anlatıma bakılsa daha iyi olurdu dünmyada bu tarz seriler bir çığır açtı.
The Reading Lady dedi ki…
Merhaba tarih84 :) Evet kesinlikle katılıyorum söylediklerine. Bir de şöyle bir gözlemim oldu nacizane. Çevremde bu kitabı çok eleştiren insanlara baktığımda hemen hepsi senede 1-2 kitap okuyan yani okuma alışkanlığı çok olmayan ve Fifty Shades'i de çok duydukları için meraktan okumuş kimseler. Böyle olunca da ilk görünene takılıp kalabiliyorlar. Dediğin gibi bir Jason'la önceden tanışmış olsalardı bu kadar rahatsız olmazlardı :)

Bu arada Jason benim de en sevdiğim karakter ve kaptanın ona victoria'nın öldüğünü söyleme sahnesi en en sevdiğim bölüm...Kızın ölmediğini bilsem de Jason'un acısını hissedip gözlerim yaşarmıştı yemin ederim :)

Mmmm ben Matt'in çok yakışıklı olduğunu düşünsemde Ian'cıyım. (Bir Damon hastası olarak sonuna kadar IAN :))Gerçi ryan gosling olmasında kim olursa olsun!Nolur lütfen ryan gosling olmasınnnnn çok tipsiz o yaa....
tarih84 dedi ki…
Ben IAN ın keskin hatları olduğunu düşünmekteyim bir de çok tehlikeli bakışları. Adama vampirlik yapıştı:)) Kitabı okurken aklıma Matt geldi sonrasında netten bakınca milyonlarca kişinin de aklında hep matt varmış GAY meselesi olmasa rol onundu malesef:( Rayn konusunda yalnız değilsin kesinlikle olmamalı. Bakalım neler neler olacak. Elimde Aşkın Peşinde diye bir kitap var, ünlü bir yazarın hayatı üzerinden bir kurgu. Orada yazarın erkek kardeşinin yaşı büyük bir kadınla aşk macerası vurgusu var. Elli ton serisindeki ANA nın Christian ın eski sevgilisine takma soyası taktığı kadın karaktermiş. Okuyunca hatırladım çok şaşırdım. Kitap bizlere çok şey kattı orada geçen klasikleri de okuyacağım.
The Reading Lady dedi ki…
Vaay bende mrs.robinson neye ithaf diye merak etmiştim açıkçası. Kitabın yazarını da paylaşabilirsen çok sevinirim ben de okumak isterim. Kitapta bir de Tess'den bahsediyorlardı sürekli. Ben onu ortaokulda okumuştum ama unuttuğum için tekrar okunacaklar listeme aldım ve elimdeki kitaplar bitince ben de tess'i tekrar okumayı düşünüyorum.

Matt konusunda haklısın.Kesinlikle adam gay olmasa rol sanki onun için yazılmıştı. yüz hatları,yakışıklılığı vs. ama bence tepkiler çok olduğu için seçilmeyebilir. Bir de özel hayatına ne kadar saygı duysam da sakallı bir amcayla öpüşürken ki resimlerini gördüğüm için sanki christian için çok çok etkili olmazmış gibi geliyor. tabii öyle bir oyunculuk sergileyebilir ki herkes apışıp kalabilir bilemiyorum. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim. Maalesef tüm yakışıklı erkekler gay çıkıyor :) (bknz ricky martin :))
K dedi ki…
Eline saglik The Reading Lady ! Yazdiklarina katilmamak mumkun degil. Eylul gibi basladim okumaya, hala da okuyup/dinliyorum. Hele geceleri mp3 umden dinlerken, uyuyamadigim icin ertesi gune uykusuz baslasamda, dinlemeden duramıyorum. Oyle bir bulasici hastalık haline geldi ki Christian. Audio book u dinlemediyseniz, ingilizcesi olanlar kesinlikle dinlesin. En basta biraz tuaf gelsede, ondan sonra Ana'nin, Christian'in konusmalarina ( seslerine) o kadar alisiyorsunuz ki, acayip zevk aliyorsunuz. Audio book, kesinlikle kitaptan bir adim onde, filmden sadece bir adim geride :)

Kitapla ilgili konusmak, tartismak istiyorum. Ama boyle bir kitap icin cevremden rahatca konusabilecegim kisiler yok. Insan onyargidan korkuyor. Konusmak isteyenler olursa, sevinirim.

Son olarak; beyaz perdede ki Christian icin kesinlikle Ian diyorum.Baskasini da dusunemiyorum. Kitaptan sonra, kim Christian olucak sorusuna cevap ararken, TVD kesfettim ( gec mec, butun sezonlari seyredip, gunceli yakaladim :). Ian, mukemmel bir secim olur. Hem,zaten ChristIAN'nın icinde Ian var:P

Laters Baby !
delikitap dedi ki…
Valla benim hemen ilk aklıma gelen, daha önce de Dorıan Gray ve Vampir Lostad karakterleriyle hayranı olduğum, Stuart Townsend. Bence bu adamdan mükemmel bir Christian Grey olur. ;)
The Reading Lady dedi ki…
Merhabalar,
TVD'ye geç te olsa başladığına çok sevindim bence dünyada ian gibi güzellikleri izlememek olmaz :)Konuşmak istediğin zaman ben buradayım beklerim :)
Sana da Laters Baby :)
The Reading Lady dedi ki…
Noooooooo nayıııır nolamaaaz :) Şaka şaka deli kitap Stuart Towsend'da gayet yakışıklı bir arkadaş ama sanki Christian için birazcık kumral ve kahverengi gözlü gibi değil mi :) Amaaaan çirkin biri olmasın da bir de filmi adam gibi çeksinler de rezil etmeseler bari. Twilight kitaplarını okumuş biri olarak filmden hiç memnun kalmamıştım ben ilk izlediğimde saonra izleye izleye gözüm alıştı umarım bu film kitabın hakkını veririr. Sevgilerimle...
Mistik Kraliçe dedi ki…
Deary Lady ben de bu arada kalan kararsızlardanım kitap için ama incelemeni çok beğendim hatta çoğu yeri sırıtarak okudum. Süper tesbitler olmuş :D Psikolojik yönler ise tam turnayı gözünden vurmuş. Bir çoğuna katılıyorum. JM erkekleri aşktır demeden de geçemeyeceğim ayrıca :D Her ne kadar sorunlu tipler olsalar da dediğin gibi:D evet kadınlar olarak sorunlu tiplere bir ilgimiz olduğu kesin.
Yazımı beğendiğine çok sevindim Mistik Kraliçe :) Teşekkürler :) Aynen katılıyorum JM Boys aşktır <3
Adsız dedi ki…
cok guzel anlatmissin :) ya ben bu adama asik oldumm sanirim artik gercek dunyadan birini sevemicem napicam ben ya kitaplari bitireli saatler oldu surekli aglama nobeti geciriyorum ahhh christiannn.... boyle karakter olusturmak yasaklanmali kitabin sonuna gelip gerceklerle yuzlesince asik oldugum adami elimden kacirmisim onu kaybetmisim gibi hissediyorum cok sulugozum off hayallerimdeki christian in yerine hic bi adami koyamiyorum tamam ian gercekten muthis ama christian awesom !!!
@Adsız teşekkür ederim :) Ahh sorma aynı arıza bende de oldu ama geçiyor bir müddet sonra merak etme :) Dediğim gibi yazar über erkeği yaratmış ki aşık olmamak mümkün değil :) Hadi güzel bir film çekilsin de izleyelim artık onları :)
hayat hayal dedi ki…
alın size bir tane daha elli ton hastası

kitaba bir arkadaş tavsiyesi ile başladım konuyu hiç bilmiyordum(arkadaşımaçok güvenirimde)
kitapları 4 günde bitirdim delilik gibi bir şey bu elinize aldığınız anda hayattan soyutlanıyorsunuz elde değil
bitirdiğimden beri tüm bunalımları aşama aşama yaşadım en sonunda tekrar okudum ve artık sabırsızlıkla filmi bekliyorum
karakter konusunda da ben mat olur diyorum nedense benim gözümde gray o oldu ıan ı çok sevmeme rağmen onu gözümde gray olarak bir türlü canlandıramıyorum
güzel ve neşeli yorumların için teşekkürler layd
@hayat hayal güzel sözlerin için çok teşekkürler yorumumu beğendiğine çok sevindim :) sevgiler
tbaaOz dedi ki…
merhaba, yazınızı cok beğendm :) ben 3 kitabıda okudum ve 6 günde bitrdm hala ara ara okuyorm..aslında kıskanç erkeklrden hoslanmam ama bu okurken çok hosuma gidiyr özellklede "sen benimsin"lafı. benmde aklıma ilk Matt bomer geldi ama gay olduğu için olmıcağını biliyrdm sonra Ian ı düşündm ki kendisine aşığım çarpık gülümsemesi muhteşem mimikleri ve gözleriyle cukk diye oturuyoki E.L J. de Ian hayranı umarım sürpriz yapmazlarda Ian olur :)))
@tbaaOz: teşekkürler :) Ian olsun diye ben de çok istiyorum ama sanki daha az adı sanı duyulmuş birini seçeceklermiş gibi geliyor. Alacakaranlık'ta ya da Ölümcül Oyuncaklar'da, ya da Vampir Akademisi serisinde seçtikleri gibi. Ama Ian bu karaktere çok yakışacak dediğin gibi yan yan gülmesinden, güzel bakışlarından, mimiklerinden herşeyiyle tam Grey bence de. pufff keşke o oynasa bence de :)
tbaaOz dedi ki…
rica ederm :) :( umarım baskası olmaz çünkü okurken hep Ian'ı hayal ettim.. çok üzülrm baskası olursa bence fanların dedikleri dikkate alınmalı ;)
Kübra Akten dedi ki…
Grinin elli tonu gibi güzel bir kitabın baş rol oyuncusu bence Ian olmalı vampir günlüklerindeki rolünden sonra bence hiç şüphe bile duymamıza gerek yok bence
Yaa keşke o olsa bence de...Ama sanırım adı duyulmamış birini seçeceklermiş :(
Geveze Kitap Kurdu dedi ki…
gerçekten böyle bir yazının varlığına inanamıyorum ben yazsam bile düşüncelerimi bu kadar güzel aktaramazdım.. bende üzerine uzun uzun düşündüm gerçek hayatta olsa iki tokat atıp sapık diyeceğim adama bir romanda neden hayran oluyorum diye..
tam olarak ortak yansıtmış yazın cevapları..

ayrıca ian somerhalder candır o matt denen adam bile olurdu ama oyuncular açıklandı ve resmen hayal kırıklığından sürünüyorum çekilmeden bitti benim için film..

böyle hayal etseydim grey'le ana'yı kitabı bile okumazdım zaen kim bulmuşsa bu oyuncuları tebrikler(!) gerçekten..
The Reading Lady dedi ki…
Teşekkürler :) Oyunculara ilk başta ben de çok tepkiliydim ama sanırım göre göre alıştı gözüm. Ben Ian olmasa da izleyeceğim filmi :D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…