Ana içeriğe atla

YORUM: PERİ ÖLÜSÜ – Charlaine Harris


The Reading Lady

Sonunda yeni Sookie Stackhouse romanı çıktı ve ben de bu serinin sıkı takipçisi olarak tabii ki bir günde heyecanla okuyup bitirdim. Çok özlemişim güneyli vampirlerimi! Sadece üzüldüğüm tek şey sanırım yeni kitabı Artemis yayınevinin hızına göre ancak bir sene sonra okuyabilecek olmam L


The Reading Lady




Bu arada Artemis Yayınevi’nden bahsetmişken, kendilerinden çıkan bir sürü seriyi takip etmeme rağmen o kadar uzun sürelerde devam kitaplarını yayınlıyorlar ki, bir sonraki çıkana kadar neredeyse kim kimdir önceki kitapta neler olmuştu unutuyorum. Bir de berbat ötesi bir internet sitesine sahipler. Şöyle ki alıp okuduğum kitap bile henüz sitelerinde yayınlanmamış görünüyor. Günümüz internet dünyasında sitelerini bu kadar ihmal etmeleri ve güncellememelerini şaşkınlıkla karşılıyorum gerçekten.

Neyse konumuza dönecek olursak Peri Ölüsü kitabını az önce bitirdim ve her zamanki gibi tadı damağımda kaldı açıkçası. Okuduğum dokuzuncu kitapla birlikte Sookie, Eric, Bill, Sam ve diğerleri artık benim çok yakından tanıdığım kankiştolarım olmuş durumda J

Bu kitapları okurken tek dezavantajım yayınlanmış televizyon dizilerini de izlediğim için artık kahramanlarımızı kafamda hayal ettiğim şekliyle değil, dizide gördüğüm şekliyle hayal ediyorum. Yani diziyi izlemeden önce Sookie bana göre güzel, minyon, sarışın bir kız iken, şimdi ayrık dişli, çirkin ve hiç bir şekilde seksapelitesi olmayan bir kız. Keşke hayallerimdeki gibi kalsaydın Sookiecan...
The Reading Lady
Sookie
Bill olayına hiç girmeyeyim. Zaten bazı vampir dizi ve filmlerinde kitaptakilerin aksine o kadar çirkin tipler seçiyorlar ki ilk gördüğümde “Nayıııır !!!” diye bağırmak istiyorum. Bir de Vampir Bill’i canlandırması için seçtikleri aktör o kadar hayallerimden uzak ki kendisini her gördüğümde tüylerim dikeliyor yeminle.
The Reading Lady
Sookie & Bill
Ama efendime söyleyeyim Eric denilince aklıma kütür kütür yenilesi Alexander Skarsgard’ın gelmesi pek te itiraz ettiğim bir durum değil ne yalan söyleyeyim. Sarışınlardan hoşlanmamama rağmen can eriği tadındaki Alexander için bir kereliğe mahsus istisna yapıyorum J
The Reading Lady
Eric the Taş :)
 Kitabımızın konusuna dönecek olursak yarı peri yarı insan olduğunu artık bildiğimiz Sookie, geçen kitapta büyük büyükbabası Prens Niall ‘la tanışmış ve peri diyarı hakkında bilgiler öğrenmişti. Bu kitapta Prens Niall’a karşı çıkan başka bir peri grubunun Sookie’ yi öldürerek peri iktidarına geçme planları olduğunu öğreniyoruz ve yine bol kanlı, işkenceli, cinayetli ve azıcık ta olsa aşklı bir serüvene dalıyoruz.

Serinin diğer kitapları gibi kolay okunan ve sürükleyiciliği olan bir kitap olmuş Peri Ölüsü ‘de. Ben başladığım gibi bitirdim açıkçası ve beğendiğimi de söyleyebilirim.
Şimdilik benden bu kadar.
The Reading LadyBol okumalı günler dileğimle...


The Reading Lady

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…