Ana içeriğe atla

YORUM: ALDIGIM HER NEFESTE - Judith Mc Naught

The Reading Lady
Kitabın kapağında güzel bir balo elbiseli bir kadın ve kitabın arkasında "Tarihi Aşk Romanı" yazıyorsa buradan ne anlarsınız? Valla ben en sevdiğim yazarlardan biri olan JM'in yine döktürdüğü bir tarihi romans okuyacağımı sanarak başladım kitaba.

Şok şok şok!
Kitabın giriş cümlelerinde malikaneyi ve etrafı anlatıyor yazar, ben de tabii 18.yy malikanesi hayal ediyorum. Konuklar arabalarıyla partiye geliyorlar diyor, ben faytonlarıyla baloya gelen lordlar ladyler düşlüyorum. Taa ki Range Rover Jeep kelimesini görene kadar. Nasıl yani??
The Reading Lady
Şok Şok Şok!!!
Yayınevinin özensizliği mi desem, okuyucuya karşı yaptığı bir ayıp mı desem artık bilemiyorum ama kitap tarihi romans değil, günümüzde geçen bir aşk romanı. Ben hepsini sevdiğim için çok da önemli değildi ama  çok daha özenli olunmalı diye düşünüyorum.

Kitaba dönecek olursam Judith Mc Naught'un henüz okuma fırsatı bulamadığım kalan üç romanından biriydi. Şimdi kaldı son iki kitap Gece Fısıltıları ve Sana İhtiyacım Var. Tümünü birden okumama sebebim ise belki biraz saçma ama yazarı çok sevdiğimden dolayı tüm kitaplarını bir an önce okuyup bitirmek istememem. Sindire sindire okuyorum yani :) Ama üzülerek belirtmek isterim ki şu ana kadar okumaktan en az hoşlandığım JM kitabı oldu benim için.

Aslında takıldıklarım küçük şeyler ama en önemlisi aşklarına çok inanmamış olmam açıkçası. Yani üç günde otel odalarında şekillenen ve tamamen cinsel çekim üzerine kurulan bir aşk anlatılmış bu kitapta. JM'in diğer kitaplarında tüm kahramanlarımız bir şekilde tanışır, kavga dövüş bir çok zaman geçirirler,bir sürü şey paylaşırlar ve aralarındaki aşk zamanla olgunlaşır, birbirlerinin kıymetini anlarlar ve finalde müthiş buluşma gerçekleşir. Aynı diğer güzel romans kitaplarında okuduğum gibi... Çay gibi yavaş yavaş demlenince güzel olur bence aşklar. Böyle üç günlük otel macerasıyla deli gibi aşık olunamayacağını bilecek kadar büyüdüm belki de :) Gerçekçi gelmedi kısacası.

Sevmeme nedenlerimden bir diğeri de hadi tamam öldün bittin üç günde aşık oldun ben de buna inandım, ama cep telefonlarının olduğu bir dönemde birbirlerini aramayıp abuk subuk bir nedenden ayrılıp üç sene- tekrar ediyorum üç sene!!- neden ayrı kaldınız? Bir buluşun, bir konuşun. Hiç olmadı mesaj atın kardeşim madem bu kadar çok sevdiniz birbirinizi. Bu gibi sahneler eski Türk filmlerinde (ki ben ölürüm biterim bayılırım onlara) çokça olur. Ediz Hun kötü adamın bayılttığı Hülya Koçyiğit'i yatakta basar, kadıncağıza etmediği hakaret kalmaz, çocuğunu da alır gider.  Taaaaa yıllar sonra artık ikisi de saçlarına aklar düşmüş haldeyken ya da ölüm döşeğindeyken "Vay ben seni yanlış anlamışım Nalan!" ya da "Senin annen bir melekti yavrum!" diyerek kavuşurlar. Bu arada bir arkadaş olsun, bir aile büyüğü olsun kimse de onları barıştırmaya çalışmaz nedense.
The Reading Lady

The Reading Lady

İşte kitabı okurken de bütün bu sahneler gözümün önünde canlandı ve çok etkilenmedim bu sebeple. Ama yine de bu türü sevenlere, tüm anlattığım sebeplere rağmen, kesinlikle okumalarını tavsiye edebileceğim bir roman. Son olarak eklemek isterim ki Judith Mc Naught açık ara benim en sevdiğim romans yazarı ve böyle de kalmaya devam edecek!
Sevgilerimle






Yorumlar

tarih84 dedi ki…
Bu kitap da yeri ayrı olanlardan benim için. Jm hayeranıyım ve çevrili tüm kitaplarını okudum. Ama güncel seriyi siz farklı sırada okumuşsunuz. Cennet- kusursuz- gece fısıltıları ve aldığım her nefeste şeklinde devam edecekti. Benim takılı kaldığım erkek karakterlerden birisi oldu doğrusu. Belki de bayan karakterin tutumunu kendime daha yakın buldum karar verişi ve vaz geçmeyişi gibi bilemedim. Ben yeşil bir kapak üzerinde yasemin olan kitaptan okudum. Yeni basım kapağı görünce yuh artık dedim. Düşler krallığında da bayan karakterle kel alakalı bir fotoğraf var. Malesef yayın evleri bu konuda çok saçmalıyor saygısızlık. Epsilion bunu çokça yapmakta. Koridor yayın evini ise takdir ediyorum.
Benherneysemo dedi ki…
Epsilon özellikle de Judith'in kitap kapakları konusunda çok özensiz ve kötü iş çıkarıyor. Bunu elimdeki Judith kitaplarına baktığım her seferde tekrar ediyorum... Belki biraz Düşler Krallığıyla İçinde Aşk Saklı idare eder diyebilirim... Judith bir başkadır gerçekten, onun sihrinin sadece aşk ve tutku değil, her türlü duyguyu hissettirebilmesi ve dolu dolu bir kitap sunması olduğunu düşünüyorum. Çünkü sadece esas kız esas oğlan etrafında dönen ve sadece tutkuyla sınırlı kalan bir sürü kitap var... Ve Yeşilçam benzetmesine kesinlikle katılıyorum :)
Doğrusunu söylemek gerekirse ben güncel seride sıra olduğunu bilmiyordum :) Zaten Jm'in kitap sayısı az olduğu için kitaplarını dönüp dönüp baştan okuyabiliyorum. Sonsuza Kadar, Mutluluk ve İçinde Aşk Saklı tekrar tekrar okuduklarım. Ama dediğim gibi bu kitabı her ne kadar sevmiş olsam da bir şeyler eksik kaldı bende maalesef :( Yayınevleri özellikle Epsilon çok özensiz gerçekten. Bu kitabın arkasında "Tarihi Aşk Romanı" ibaresi var şaka gibi :)
Yurtdışı basımlarına baktığımda çok güzel kapaklar görüyorum özellikle İspanyol basım kapakları adamlar müthiş yapıyorlar. Biz de roman karakterleriyle alakasız tipler koymuyorlar mı bir de deli oluyorum. Kitaptaki kızı kızıl saçlı anlatır, kapaktaki kız sarışındır :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)