Ana içeriğe atla

YORUM: BEATRICE Kötü Tohum - Philippa GREGORY

The Reading Lady

Hayatımda okuduğum en sinir bozucu kitaptı desem yalan söylememiş olurum sanırım. Daha önce Philippa Gregory kitapları hiç okumadığım için bu kitabı D&R 'da indirimde görünce hemen almıştım. Yazarın kitapçılarda gördüğüm sıra sıra kitapları içinde seçe seçe bunu seçmiş olmam da benim başarım sanırım :) Bu kitaptan sonra da kolay kolay bu yazarı okumam gibi geliyor açıkçası. Okumaktan keyif aldığım onca yazar varken bir daha bu sinir bozukluğunu çekmek istemem.
DİKKAT! YAZININ BUNDAN SONRASI AĞIR SPOILER İÇERİR!

Kitabın konusuna gelirsek tahmin edeceğiniz üzere Beatrice isimli bir kadın ve başından geçenler anlatılıyor. Beatrice'in küçük bir kız olduğu dönemlerde babasının sahibi olduğu Wideacre arazisine tutkuyla bağlanması ve bu uğurda akla hayale gelmeyecek planlar ve kötülükler yapması yaklaşık 800 sayfa boyunca anlatılıyor. 

O dönemlerde kadınların hiçbir şekilde hukuki miras hakkı olmadığı için babasının ölümünden sonra arazinin abisi Harry'nin eline geçeceğini ve kendisinin de evlendirilip tutkuyla bağlı olduğu Wideacre'den gönderileceğini düşünen Beatrice başlıyor psikopat planlarına. İlk önce aşığı Ralph'la bir olup onun babasını öldürmesini sağlıyor. Daha sonra pişman olup "Vay Ralph benim babamı nasıl öldürür" diye sinirleniyor ve onu öldürmek için tuzak kuruyor. Kurduğu tuzakta Ralph ölmüyor ama sakatlanıp bacaklarını kaybediyor ve ortadan yok oluyor. Bu arada abisi Harry bazı gariplikleri yüzünden yatılı okuldan uzaklaştırılıp eve dönüyor. Abisinde de sado-mazo bazı eğilimler var. Bunu fark eden Beatrice onu evden gönderemesin diye abisiyle ensest bir ilişkiye başlıyor. Abisinin evlendiği kız Celia hiç bir şeyden şüphelenmiyor nedense .Üçü birlikte balayına falan çıkıyorlar. Bu arada Beatrice Harry'den hamile kalıyor yine şeytani bir planla bunu kimse öğrenmeden Celia'nın bebeği diye yutturuyorlar. Yazarken bile midem bulanıyor yemin ederim...

Neyse aradan bir sene geçiyor yakışıklı Doktor John, Beatrice'e aşık oluyor. Bu arada yine abisinden hamile kaldığını anlayan Beatrice doktorun teklifini kabul ediyor ve Wideacre'de yaşama şartıyla evleniyorlar. Çocuk doğduğunda John çocuğun ondan olmadığını anlıyor ve kendini içkiye vuruyor. Bu arada anneleri bir gün Harry ile Beatrice'i basıyor ve kadın şoka giriyor. John'un verdiği ilacı fazla dozlarda vererek annesinin de ölmesini sağlayan Beatrice, John'u iyice alkolik olmasını sağlıyor ve hastaneye yatırıp servetinin vekaletini alıyor. Abisini de kandırıp tüm paralarını, John'un tüm servetini harcayıp arazinin haklarını iki çocuğu üzerine geçiren Beatrice, bu arada aldığı acımasız kararlarla tüm köylülerin aç kalmasına, ölmesine, intihar etmesine sebep oluyor. Tüm bu süreçler olurken acımasız toprak ağalarına karşı ayaklanan bir çetenin lideri olan Ralph'in  kendisini sakat bıraktığı için intikam alacağını düşünen Beatrice sürekli korku içinde yaşıyor. 

Kitabın sonunda Ralph geliyor Beatrice'i öldürüp konağı yakıyor, Harry, John, Celia kaçarak kurtuluyorlar. Tabii bütün bu kötülükleri okurken gereksiz dünya kadar da tarım bilgisi okuyoruz. Yok buğday nasıl dikilir, nasıl toplanır bla bla. Balkondaki saksıda tarım yapabilecek seviyeye geldim neredeyse bu kadar bilgiden sonra :)

Beatrice Kötü Tohum bir üçlemenin ilk kitabı. Diğerleri ülkemizde yayınlanmamış ama yabancı kaynaklarda diğer iki kitabın özetlerini okuduğumda onlarında bu kitaptan hiçbir farkının olmadığını aynı iğrençlikte geçtiğini gördüm. Yine ensest ilişkiler, tecavüz, cinayet vs.

Kitabı sürekli elimden bırakmak istedim ama sadece şu Wideacre Cadısı Beatrice ve gerizekalı Harry ölsün gebersin ben de dünya gözüyle bir göreyim diye inat edip sonuna kadar okudum. ama dediğim gibi insanın psikolojisini bozan, midesini bulandıran bir romandı ve çok uzun bir süre daha Philippa Gregory okuyabileceğimi sanmıyorum.

Sevgilerimle

The Reading Lady


Yorumlar

Benherneysemo dedi ki…
Ben yazarın şu meşhur serisinden Boleyn Kızı ve Kraliçenin Soytarısını okumuştum, fena değillerdi. Kraliçenin Soytarısını biraz daha fazla beğenmiştim. Yazar rahatsız edici ayrıntılara fazla yer veriyor bence, Boleyn Kızının sonunu okurken şoka uğramıştım. Ama bu kitap daha da fenaymış sanırım. Şuan elimde Mahkum Prenses var ama okunacaklar listemde biraz sonlarda...
The Reading Lady dedi ki…
Bu kitap beni gerçekten çok rahatsız etti, baydı ,fenalıklar geçirtti :) Okunacak daha güzel onlarca kitap varken vaktini bununla hiç harcama bence. Mahkum Prenses nasıldır bilmiyorum ama ben bir müddet bu yazarın yanına bile yaklaşmayacağım :D
vmpr_princess dedi ki…
Ay çok güldüm çatlayacağım :D Bu kadar açık sözlü bir yorumu ilk kez okuyorum ve bayıldım :D Her ne kadar biraz spoiler versen de ben de okuduğum için problem yaratmadı pek :D Tebrik ediyorum ve yorumuna 10 üstünde 100 veriyorum :D
Teşekkürler beğendiğine çok sevindim :D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)