Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

YORUM: METRES - Amanda Quick

Geçtiğimiz haftasonu Amanda Quick ‘in Metres’ini bitirdim. Tarihi romans kategorisinde ele alabileceğimiz romanın konusu ve karakterleri genelde okumaya alışık olduğum karakterlerden biraz daha farklıydı. Aslında Amanda Quick’in geçen ay okuduğum Ayışığında Aşk kitabı da benzer şekilde gelenekselin dışında karakterlere sahipti. (Bir hırsız ve bir öğretmenin aşkını anlatıyordu) Yazarın sadece üç kitabını okuduğumdan genel yazımıyla ilgili bir yorum yapamam ama okuduğum kadarıyla beğendiğimi söyleyebilirim. (Diğer kitabı da Kiralık Nişanlı. Sanırım ülkemizde sadece bu üçü basıldı. Yine de yanlış biliyor olabilirim emin değilim.)

Metres, Iphiginia Bright adında kadın karakterimizin halasının şantaj mektubu almasıyla başlıyor. Karakterin isminin hem telaffuzu hem de yazılımı zor olduğundan ben burada kendisine kısaca Iph diyeceğim. (Şansıma mıdır nedir son okuduğum kitaplarda hep böyle garip garip isimler çıkıyor karşıma sinir oluyorum) Iph ilginç bir yaşam hikayesine sahip. Yukarıda da …

YORUM: PERİ ÖLÜSÜ – Charlaine Harris

Sonunda yeni Sookie Stackhouse romanı çıktı ve ben de bu serinin sıkı takipçisi olarak tabii ki bir günde heyecanla okuyup bitirdim. Çok özlemişim güneyli vampirlerimi! Sadece üzüldüğüm tek şey sanırım yeni kitabı Artemis yayınevinin hızına göre ancak bir sene sonra okuyabilecek olmam L





Bu arada Artemis Yayınevi’nden bahsetmişken, kendilerinden çıkan bir sürü seriyi takip etmeme rağmen o kadar uzun sürelerde devam kitaplarını yayınlıyorlar ki, bir sonraki çıkana kadar neredeyse kim kimdir önceki kitapta neler olmuştu unutuyorum. Bir de berbat ötesi bir internet sitesine sahipler. Şöyle ki alıp okuduğum kitap bile henüz sitelerinde yayınlanmamış görünüyor. Günümüz internet dünyasında sitelerini bu kadar ihmal etmeleri ve güncellememelerini şaşkınlıkla karşılıyorum gerçekten.
Neyse konumuza dönecek olursak Peri Ölüsü kitabını az önce bitirdim ve her zamanki gibi tadı damağımda kaldı açıkçası. Okuduğum dokuzuncu kitapla birlikte Sookie, Eric, Bill, Sam ve diğerleri artık benim çok yakı…

Yeni kitaplarım geldi ! vol:1

Sabah okuoku.com 'dan ısmarladığım kitaplarım geldi. Uzun zamandır çıkmasını beklediğim serilerime kavuştum :) O kadar mutlu oldum ki ! Okunma sırasına göre kitaplarımı üst üste koyup bu anı ölümsüzleştirdim ve sizinle paylaşmak istedim. Bugün Amanda Quick'ten Metres'i okuyorum. Biter bitmez paylaşacağım yorumlarımı. Sevgiler ve bol okumalı günler :)

The Reading Lady

YORUM: Öpüsünde Saklı - Julia Quinn

DİKKAT ÇOK FAZLA SPOILER İÇERİR!
Bitirdim ve içimden söyleyecek aslında pek de fazla bir şey gelmiyor. 
Julia Quinn ve özellikle Brigerton Ailesini çok seven biri olarak bu kitapla aramızda çok bir "elektrik" olmadı açıkçası. Belki konunun güzel başlayıp sonra hızla saçmalaması, belki de ilk kitaplardaki karakterlerin çok güçlü olması ve Hyacinth ve Gareth'in onlara nazaran sönük kalması... Gerçekten bilmiyorum ama kitabı okurken hep bir olmamışlık hissi vardı bende. 
Açıkçası kitabın konusu ilginç başlıyor. Yok gizemli bir günlük, yok kayıp elmaslar, yok kimliği meçhul baba falan derken tam meraklanıp heyecanlanmaya başlarken, kitabın ortalarında olay bir baymaya başlıyor ki sormayın...
Bir kere iki karakterimiz de isimden kaybediyor. Hyacinth nedir Allah aşkına ya? Koskoca İngiltere'de H harfiyle başlayan başka isim mi kalmadı? Bir Helen olsun, Holly olsun başka bir şey koysaydı bari. Telaffuzu bile o kadar komik ki kitabın bir bölümünde kızın abisi Gregory bile isimle…

Ah Su Çılgın Balolar....

“Sezonun başlamasıyla Londra' da sabahın ilk ışıklarına kadar süren balolar da başlamıştı...”  
Buna benzer cümleleri o kadar çok kitapta okudum ki kendimi o ışıltılı balolardan en az on tanesine katılmış gibi hissediyorum.
Ama hayalimdeki mükemmel balom şöyle : Bir köşede JM Boylarım Clay, Jason, Ian, Stephan, Jordan (Royce yaşlı kalır artık torunlarının yanında  J) Diğer köşede herbiri birbirinden yakışıklı Brigerton’ larım Dans pistinde vals yapan Stoneville Markisi ve kardeşleri.... Hepimiz büyük bir aile olarak yeri geldi sıcak limonatamızı, yeri geldi şampanyamızı yudumladık Ara sıra hava alma bahanesiyle bahçeye ya da balkona çıkıp yavuklumuzla oynaştık Kızlarla sık sık dedikoduları dinleyip, yorum yaptık ve tabii güzelliğimizle herkesi büyüledik J Ve sabahlara kadar süren balolarımızda hiç mi hiç sıkılmadık.....


Hayalimde o kadar çok baloya katıldım ki bugün biraz o dönemde ki ışıltılı, görkemli balolardan bahsetmek istedim. Bir de araştırma yaparken çok sayıda birbirinde…