28 Kas 2012

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?


The Reading Lady


Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.

The Reading Lady
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!”durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.

The Reading Lady
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim. Tahmin edebileceğiniz üzere nereye baksam Anastasia ve Christian ‘ı görmeye başlamıştım. Neyse ki bende çok fazla bir psikolojik hasar bırakmadı J


The Reading Lady
Halen Paris’te yaşamakta olan dostum Ayça ile hemen her gün yaptığımız skpe görüşmelerinde Yok efendim filmi çekilirse kim oynasın, yok efendim biz olsak ne yapardık, ama da Christian şöyle harika, Anastasia’da böyle şapşal gibi kitapla ilgili edebi (!) içerikli konuşmalar yaptığımız sırada aklıma geldi böyle bir yazı yazmak.
The Reading Lady
Ayça & Ben :)
Henüz üçüncü kitap Özgürlüğün Elli Tonu yayınlanmadığı için burada üçüncü kitaptan bahsedip kimsenin hevesini kaçırmayacağım. Ama ilk iki kitabı okuduğunuzu varsayıyorum o yüzden okumamış ve okumayı düşünenler buradan sonra yazımı okumayı bıraksınlar bak sonra uyarmadı demeyin :)
The Reading Lady

Christian Grey....
Hayallerimizin erkeği olmuş durumda...
Eh sonuçta EL James kesinlikle über süpersonik muhteşem erkeği yaratmış ve bize sunmuş. Tamam sapıklığa varan fantazileri olabilir ama öyle bir karakter yaratmış ki bizlere bugün iddia ediyorum hiç bir kadın bunlara hayır diyemez J

The Reading Lady
Ha şöyle de bir gerçek yok değil: Bakkal Ahmet Efendi, işyerinden Murat ya da sınıftan Hakan bize böyle şeyler söylese ya da yapmaya kalksa avazımız çıktığı kadar “PİS SAPIIIIK” diye bağırıp polise gitmez miyiz? Gideriz o ayrı ama Mr.Grey yapınca “Aghhh çok seksi !” diye konuşuruz böyle J

The Reading Lady
Şimdi esas konumuza yani Christian Grey’i Christian Grey yapan unsurlara gelelim:


  • Bir kere adam über yakışıklı. Öyle ki her gören kadının dibi düşüyor. Garsonundan,hostesinden tutun da Anastasia’nın annesi bile kızarıp kalıyor, etkileniyor adamdan. Kitabın her anında karşımızdaki adamın yakışıklılığının farkındayız kısacası. Şöyle güçlü, şöyle boylu poslu, yok yüz hatları, yok saçları, yok gözleri derken cümleten aşık oluyoruz arkadaşa.
The Reading Lady

  • Çok zengin. Öyle böyle değil çok çok zengin. Yatı, katı,uçağı, helikopteri,birsürü evleri herşeyi var adamın. “Ya ben paradan etkilenmem” diyene çok inanmam açıkçası. Dünyanın ennnn yakışıklı adamı gelecek karşınıza ama evsiz bir dilenci olacak. Kimse bakmaz adım gibi  biliyorum. Ama aynı adam gelecek bir de üstüne multimilyarder olacak, en azından bekar tüm kadınlar, onu elde etmeye çalışacaktır bundan eminim. Burada da “money talks” denilen eski bir deyişin doğruluğu ortaya çıkıyor. Misal başka bir şehire gidiyorsun ve adam hooop atlayıp uçağına peşinden geliyor. Yani hadi canım bizbizeyiz şurada tabii ki etkileniriz biz de J
The Reading Lady

  • Çok sahiplenici. Aşırı aşırı aşırı sahiplenici. Kitabı okurken bazı yerlerde “Bana yapılsa çok sinirlenirdim.” diye düşündüğüm durumlarda bile içimde gizli kalmış küçücük bir yerde kendime itiraf edip “Olsun yine de hoşuma giderdi” diye düşündüm. Evet bazen çok bunaltıcı olabilir ama arkadaşlar karşımızdaki adam Mr. Grey. Hem yakışıklı, hem zengin bir de bizi sahipleniyor...Yeme de yanında yat durumu JAçık konuşmak gerekirse (belki de bir itiraf olarak yapabilirim bunu) ne kadar dışarıdan güçlü, kendine yeten, ayakları üstünde durup kimseye muhtaç olmayan bir kadın izlenimi yaratsam da bir erkeğin beni bu denli sahiplenip koruması çok hoşuma gider. Belki kızlardaki baba figürüne olan sevgiden kaynaklanıyor olabilir. Olayın psikolojik detaylarını bilemiyorum ama bu bende böyle.
The Reading Lady


  • Adam sorunlu. Eeee bizler de sorunlu erkeklere bayılmıyor muyuz? Bayılıyoruz. Sorunlarını çözelim, kendimize sonsuza dek aşık edelim durumu bir çok kadında mevcut. Beğendiğim bir çok erkek tipini düşündüğümde “Aslında sorunlu ben miyim acaba ya?” diye de düşünmüyor değilim açıkçası. Nerede bir Bad Boy durumu var, tüm kızlar hasta. Burada bir parantez açıp örnek vermek istiyorum. Okuduğumuz tüm historical romance ları düşünün. Tüm herolarımız sorunlu tipler değil miydi? Judith McNaught kahramanları örneğin. Sonsuza Kadar’ın Jason’u çok mu normaldi? Ya da Clayton, İan, Royce? Hepsine de bayıldık ve hepsi de kendi çaplarında arızalı, problemli tiplerdi. Ama bizim güzel ladylerimiz onların tüm sorunlarını çözüp kendilerine aşık ettiler ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar. Buradan çıkan sonuç şudur ki Türkmüş, İngilizmiş, Japonmuş hiç fark etmiyor tüm kadınlar arızalı tipleri seviyor!

The Reading Lady

  • Sevdiği kadını çok düşünüyor. Çekebileceği sıkıntıları önceden görüp hallediyor. Bir nevi hayatını kolaylaştırmak için elinden gelen herşeyi yapıyor. Ehh böylesi de tadından yenmez bence J

The Reading Lady

Sonuç olarak sanırım bizler böyle destansı aşk hikayelerine bayılıyoruz. Küçükken okuduğumuz masallardaki beyaz atlı prenslerin yerini zamane kahramanları alıyor. Christian Grey’de tüm arızalarına rağmen hayalerimizin erkeği, psikopat beyaz atlı prensimiz oluyor nihayetinde!

Bu arada benim hayallerimdeki Christian için başrolde Ian Somerhalder yer alıyor. Tabii film seçmelerinde adı geçen başka bir yakışıklı da Matt Bomer. Ama kendisi gay olduğu için birçok kişi Matt Bomer'ın oynamasına sıcak bakmıyor. Aşağıda müstakbel Christian Grey adaylarının birkaç nadide pozunu paylaşıyorum ki gözümüz gönlümüz açılsın bayanlar

PS: Sizlerin de düşüncelerini çok merak ediyorum paylaşırsanız çok sevinirim...


The Reading Lady
Sevgilerimle...

The Reading Lady


The Reading Lady
ian somerhalder

The Reading Lady
The Reading Lady
The Reading Lady



The Reading Lady
Matt Bomer




The Reading LadyThe Reading Lady




Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.

The Reading Lady
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.

The Reading Lady
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim. Tahmin edebileceğiniz üzere nereye baksam Anastasia ve Christian ‘ı görmeye başlamıştım. Neyse ki bende çok fazla bir psikolojik hasar bırakmadı J


The Reading Lady
Halen Paris’te yaşamakta olan dostum Ayça ile hemen her gün yaptığımız skpe görüşmelerinde Yok efendim filmi çekilirse kim oynasın, yok efendim biz olsak ne yapardık, ama da Christian şöyle harika, Anastasia’da böyle şapşal gibi kitapla ilgili edebi (!) içerikli konuşmalar yaptığımız sırada aklıma geldi böyle bir yazı yazmak.
The Reading Lady
Ayça & Ben :)
Henüz üçüncü kitap Özgürlüğün Elli Tonu yayınlanmadığı için burada üçüncü kitaptan bahsedip kimsenin hevesini kaçırmayacağım. Ama ilk iki kitabı okuduğunuzu varsayıyorum o yüzden okumamış ve okumayı düşünenler buradan sonra yazımı okumayı bıraksınlar bak sonra uyarmadı demeyin :)
The Reading Lady

Christian Grey....
Hayallerimizin erkeği olmuş durumda...
Eh sonuçta EL James kesinlikle über süpersonik muhteşem erkeği yaratmış ve bize sunmuş. 
Tamam sapıklığa varan fantazileri olabilir ama öyle bir karakter yaratmış ki bizlere bugün iddia ediyorum hiç bir kadın bunlara hayır diyemez J

The Reading Lady
Ha şöyle de bir gerçek yok değil: Bakkal Ahmet Efendi, işyerinden Murat ya da sınıftan Hakan bize böyle şeyler söylese ya da yapmaya kalksa avazımız çıktığı kadar “PİS SAPIIIIK” diye bağırıp polise gitmez miyiz? Gideriz o ayrı ama Mr.Grey yapınca “Aghhh çok seksi !” diye konuşuruz böyle J

The Reading Lady
Şimdi esas konumuza yani Christian Grey’i Christian Grey yapan unsurlara gelelim:
  • Bir kere adam über yakışıklı. Öyle ki her gören kadının dibi düşüyor. Garsonundan,hostesinden tutun da Anastasia’nın annesi bile kızarıp kalıyor, etkileniyor adamdan. Kitabın her anında karşımızdaki adamın yakışıklılığının farkındayız kısacası. Şöyle güçlü, şöyle boylu poslu, yok yüz hatları, yok saçları, yok gözleri derken cümleten aşık oluyoruz arkadaşa.
The Reading Lady

  • Çok zengin. Öyle böyle değil çok çok zengin. Yatı, katı,uçağı, helikopteri,birsürü evleri herşeyi var adamın. “Ya ben paradan etkilenmem” diyene çok inanmam açıkçası. Dünyanın ennnn yakışıklı adamı gelecek karşınıza ama evsiz bir dilenci olacak. Kimse bakmaz adım gibi  biliyorum. Ama aynı adam gelecek bir de üstüne multimilyarder olacak, en azından bekar tüm kadınlar, onu elde etmeye çalışacaktır bundan eminim. Burada da “money talks” denilen eski bir deyişin doğruluğu ortaya çıkıyor. Misal başka bir şehire gidiyorsun ve adam hooop atlayıp uçağına peşinden geliyor. Yani hadi canım bizbizeyiz şurada tabii ki etkileniriz biz de J
The Reading Lady

  • Çok sahiplenici. Aşırı aşırı aşırı sahiplenici. Kitabı okurken bazı yerlerde “Bana yapılsa çok sinirlenirdim.” diye düşündüğüm durumlarda bile içimde gizli kalmış küçücük bir yerde kendime itiraf edip “Olsun yine de hoşuma giderdi” diye düşündüm. Evet bazen çok bunaltıcı olabilir ama arkadaşlar karşımızdaki adam Mr. Grey. Hem yakışıklı, hem zengin bir de bizi sahipleniyor...Yeme de yanında yat durumu J Açık konuşmak gerekirse (belki de bir itiraf olarak yapabilirim bunu) ne kadar dışarıdan güçlü, kendine yeten, ayakları üstünde durup kimseye muhtaç olmayan bir kadın izlenimi yaratsam da bir erkeğin beni bu denli sahiplenip koruması çok hoşuma gider. Belki kızlardaki baba figürüne olan sevgiden kaynaklanıyor olabilir. Olayın psikolojik detaylarını bilemiyorum ama bu bende böyle.
The Reading Lady


  • Adam sorunlu. Eeee bizler de sorunlu erkeklere bayılmıyor muyuz? Bayılıyoruz. Sorunlarını çözelim, kendimize sonsuza dek aşık edelim durumu bir çok kadında mevcut. Beğendiğim bir çok erkek tipini düşündüğümde “Aslında sorunlu ben miyim acaba ya?” diye de düşünmüyor değilim açıkçası. Nerede bir Bad Boy durumu var, tüm kızlar hasta. Burada bir parantez açıp örnek vermek istiyorum. Okuduğumuz tüm historical romance ları düşünün. Tüm herolarımız sorunlu tipler değil miydi? Judith McNaught kahramanları örneğin. Sonsuza Kadar’ın Jason’u çok mu normaldi? Ya da Clayton, İan, Royce? Hepsine de bayıldık ve hepsi de kendi çaplarında arızalı, problemli tiplerdi. Ama bizim güzel ladylerimiz onların tüm sorunlarını çözüp kendilerine aşık ettiler ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar. Buradan çıkan sonuç şudur ki Türkmüş, İngilizmiş, Japonmuş hiç fark etmiyor tüm kadınlar arızalı tipleri seviyor!

The Reading Lady

  • Sevdiği kadını çok düşünüyor. Çekebileceği sıkıntıları önceden görüp hallediyor. Bir nevi hayatını kolaylaştırmak için elinden gelen herşeyi yapıyor. Ehh böylesi de tadından yenmez bence J

The Reading Lady

Sonuç olarak sanırım bizler böyle destansı aşk hikayelerine bayılıyoruz. Küçükken okuduğumuz masallardaki beyaz atlı prenslerin yerini zamane kahramanları alıyor. Christian Grey’de tüm arızalarına rağmen hayalerimizin erkeği, psikopat beyaz atlı prensimiz oluyor nihayetinde!

Bu arada benim hayallerimdeki Christian için başrolde Ian Somerhalder yer alıyor. Tabii film seçmelerinde adı geçen başka bir yakışıklı da Matt Bomer. Ama kendisi gay olduğu için birçok kişi Matt Bomer'ın oynamasına sıcak bakmıyor. Aşağıda müstakbel Christian Grey adaylarının birkaç nadide pozunu paylaşıyorum ki gözümüz gönlümüz açılsın bayanlar

PS: Sizlerin de düşüncelerini çok merak ediyorum paylaşırsanız çok sevinirim...


Sevgilerimle...


The Reading Lady
The Reading Lady
ian somerhalder
The Reading Lady
The Reading Lady
The Reading Lady



The Reading Lady
Matt Bomer
The Reading LadyThe Reading Lady

26 Kas 2012

YORUM: METRES - Amanda Quick


The Reading Lady
Geçtiğimiz haftasonu Amanda Quick ‘in Metres’ini bitirdim. Tarihi romans kategorisinde ele alabileceğimiz romanın konusu ve karakterleri genelde okumaya alışık olduğum karakterlerden biraz daha farklıydı. Aslında Amanda Quick’in geçen ay okuduğum Ayışığında Aşk kitabı da benzer şekilde gelenekselin dışında karakterlere sahipti. (Bir hırsız ve bir öğretmenin aşkını anlatıyordu) Yazarın sadece üç kitabını okuduğumdan genel yazımıyla ilgili bir yorum yapamam ama okuduğum kadarıyla beğendiğimi söyleyebilirim. (Diğer kitabı da Kiralık Nişanlı. Sanırım ülkemizde sadece bu üçü basıldı. Yine de yanlış biliyor olabilirim emin değilim.)
The Reading Lady


Metres, Iphiginia Bright adında kadın karakterimizin halasının şantaj mektubu almasıyla başlıyor. Karakterin isminin hem telaffuzu hem de yazılımı zor olduğundan ben burada kendisine kısaca Iph diyeceğim. (Şansıma mıdır nedir son okuduğum kitaplarda hep böyle garip garip isimler çıkıyor karşıma sinir oluyorum) Iph ilginç bir yaşam hikayesine sahip. Yukarıda da bahsettiğim gibi diğer kitaplardan farklı olan kısım da aslında bana göre bu. Kızımız sanatçı bir anne babanın büyük kızı olarak küçük bir köyde doğmuş ve anne babası ölünce kızkardeşine bakmak durumunda kalmış. Bunun için anne babasından kalan resimleri satıp borç alarak bir kızlar okulu açmış ve öğretmenlik-müdirelik yapmış. Daha sonra okulu satıp Londra’ya gelmiş ve bir arsa alıp mimarlığını da kendi yapıp bir site kurmuş. (Zamanının Ali Ağaoğlu maşallah J) Sitedeki evlerden çok büyük paralar kazanıp zengin olmuş ve yeni siteler yapmaya devam etmiş.
The Reading Lady

 Sanırım tarihi romans okuyucuları buradaki ilginçliğin ne olduğunu hemen anlamışlardır. Öncelikle o dönemlerde kadınların öğretmenlik, şaperonluk ve benzeri işler dışında çalışmadığını hele hele mütehatlik mimarlık falan yapmadığını biliyoruz.  Ama olsun bizim kızımız yapıyor. Hem de evde böyle merdiven resmi falan çiziyor, pencere kapı çiziyor hooop hemen evin taslağı ortaya çıkıyor ve yapılıyor J Tamam konumuz bu değil ama ayaklarının üzerinde duran bağımsız kadın fikri o dönem için biraz hayal ürünü olsa da içimdeki feminist ladynin bundan çok hoşlandığını söyleyebilirim.
Erkek kahramanımız Masters Kontu Marcus yakışıklı, güçlü ve biraz da egzantirik biri. O da boş zamanlarında teleskopla yıldızları seyrediyor ve kıyafet giydirip yüz göz çizdiği robot uşaklar falan yapıyor J
The Reading Lady

Dediğim gibi hikayemiz Iph’in halasına bir şantaj mektubu gelmesiyle başlıyor. Masters Kontu’nu öldürdüğünü ve dediğini yapmazlarsa onlarında başına kötü şeyler geleceğini ima eden notun üzerine Iph, sosyeteye kendini Masters Kontu’ nun metresi olarak tanıtıp giriş yapıyor ve şantajcıyı araştırmaya başlıyor. O sıralarda şehir dışında inzivaya çekilmiş olan kontta bu gizemli metresinin haberlerini aldığında onu merak edip şehre dönüyor ve olaylar başlıyor.

Kitap bazı yerlerinde saçma olsa da bazı diyaloglar o kadar komik yazılmış ki kahkaha atmamak elde değil. Kısacası ben beğendim ve okumamış olanlara da tavsiye ederim.
Bu arada kitabın fiyatını D&R ‘da 22 TL’den 9,90 TL ye düşürmüşlerdi. Hala o fiyatta ise bence kaçırmayın.

Sevgilerimle
Bol romanslı günler...
The Reading Lady

YORUM: METRES - Amanda Quick


The Reading Lady
Geçtiğimiz haftasonu Amanda Quick ‘in Metres’ini bitirdim. Tarihi romans kategorisinde ele alabileceğimiz romanın konusu ve karakterleri genelde okumaya alışık olduğum karakterlerden biraz daha farklıydı. Aslında Amanda Quick’in geçen ay okuduğum Ayışığında Aşk kitabı da benzer şekilde gelenekselin dışında karakterlere sahipti. (Bir hırsız ve bir öğretmenin aşkını anlatıyordu) Yazarın sadece üç kitabını okuduğumdan genel yazımıyla ilgili bir yorum yapamam ama okuduğum kadarıyla beğendiğimi söyleyebilirim. (Diğer kitabı da Kiralık Nişanlı. Sanırım ülkemizde sadece bu üçü basıldı. Yine de yanlış biliyor olabilirim emin değilim.)
The Reading Lady


Metres, Iphiginia Bright adında kadın karakterimizin halasının şantaj mektubu almasıyla başlıyor. Karakterin isminin hem telaffuzu hem de yazılımı zor olduğundan ben burada kendisine kısaca Iph diyeceğim. (Şansıma mıdır nedir son okuduğum kitaplarda hep böyle garip garip isimler çıkıyor karşıma sinir oluyorum) Iph ilginç bir yaşam hikayesine sahip. Yukarıda da bahsettiğim gibi diğer kitaplardan farklı olan kısım da aslında bana göre bu. Kızımız sanatçı bir anne babanın büyük kızı olarak küçük bir köyde doğmuş ve anne babası ölünce kızkardeşine bakmak durumunda kalmış. Bunun için anne babasından kalan resimleri satıp borç alarak bir kızlar okulu açmış ve öğretmenlik-müdirelik yapmış. Daha sonra okulu satıp Londra’ya gelmiş ve bir arsa alıp mimarlığını da kendi yapıp bir site kurmuş. (Zamanının Ali Ağaoğlu maşallah J) Sitedeki evlerden çok büyük paralar kazanıp zengin olmuş ve yeni siteler yapmaya devam etmiş.
The Reading Lady

 Sanırım tarihi romans okuyucuları buradaki ilginçliğin ne olduğunu hemen anlamışlardır. Öncelikle o dönemlerde kadınların öğretmenlik, şaperonluk ve benzeri işler dışında çalışmadığını hele hele mütehatlik mimarlık falan yapmadığını biliyoruz.  Ama olsun bizim kızımız yapıyor. Hem de evde böyle merdiven resmi falan çiziyor, pencere kapı çiziyor hooop hemen evin taslağı ortaya çıkıyor ve yapılıyor J Tamam konumuz bu değil ama ayaklarının üzerinde duran bağımsız kadın fikri o dönem için biraz hayal ürünü olsa da içimdeki feminist ladynin bundan çok hoşlandığını söyleyebilirim.
Erkek kahramanımız Masters Kontu Marcus yakışıklı, güçlü ve biraz da egzantirik biri. O da boş zamanlarında teleskopla yıldızları seyrediyor ve kıyafet giydirip yüz göz çizdiği robot uşaklar falan yapıyor J
The Reading Lady

Dediğim gibi hikayemiz Iph’in halasına bir şantaj mektubu gelmesiyle başlıyor. Masters Kontu’nu öldürdüğünü ve dediğini yapmazlarsa onlarında başına kötü şeyler geleceğini ima eden notun üzerine Iph, sosyeteye kendini Masters Kontu’ nun metresi olarak tanıtıp giriş yapıyor ve şantajcıyı araştırmaya başlıyor. O sıralarda şehir dışında inzivaya çekilmiş olan kontta bu gizemli metresinin haberlerini aldığında onu merak edip şehre dönüyor ve olaylar başlıyor.

Kitap bazı yerlerinde saçma olsa da bazı diyaloglar o kadar komik yazılmış ki kahkaha atmamak elde değil. Kısacası ben beğendim ve okumamış olanlara da tavsiye ederim.
Bu arada kitabın fiyatını D&R ‘da 22 TL’den 9,90 TL ye düşürmüşlerdi. Hala o fiyatta ise bence kaçırmayın.

Sevgilerimle
Bol romanslı günler...
The Reading Lady

Yeni Video! Aliexpress Alışverişim ve Planner Yapmaca

Herkese Merhaba Arkadaşlar! Yeni bir video ile karşınızdayım :) Bu sefer kitap dışında bir video çekmek istedim ve yeni hobim plann...