24 Oca 2013

YORUM: Gabriel'in Cehennemi - Gabriel Arafta - Ben bunalımda :)


İçim çıktı sıkıntıdan yeminle...
Hayır bu kadar güzel başlayan bir kitap nasıl bu kadar bayık bir şeye dönüşür ki? Yazarı kutlamak lazım bu da bir yetenek gerçekten! Tamamen uzatmak için uzatılmış, iki kitap boyunca bayım bayım bayan, yapış yapış bir aşka dönüşmüş bir hikaye.

Kısaca bahsetmek gerekirse erkek kahramanımız Gabriel yakışıklı, seksi, zengin, sorunlu bir profesör. Kitabın arka kapağını okuduğunuzda yeni bir Grey vakasıyla karşılaşacağınızı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Adamcağızın Christian gibi fantazileri yok. Kendi halinde çapkın bir erkek sadece. Neymiş efendim günahın, şeytanın kendisiymiş falan diye anlatılıyor ama yok öyle birşey canlarım. Sadece her yakışıklı, zengin, sorunlu ve bekar erkeğin yapacağı gibi her gece ayrı bir kadınla birlikte oluyor:) Başka bir numara yok yani. Bir de adam Dante uzmanı ya kafayı yemiş onunla...


Neyse efendim hanım kızımız güzeller güzeli, melek görünümlü tavşan Julia ise ilk başlarda sümsük, korkak, ensesine vur lokmasını al tarzında bir kız. Habire birşeyler düşürüyor, kırıyor, saçmalıyor, kızarıyor falan en sonunda "kızım salak mısın nesin bir doğru dur!" diyesi geliyor insanın. Tabii bugün her seksi(!) kadının yapması gerektiğini öğrendiğimiz alt dudak dişleme tikinin de yılmaz bir uygulayıcısı kendisi. 

Kitap çok güzel başlıyor aslında. İlk kitap 250 sayfa keyifle okunuyor. Çekişmeler, laf sokmalar, kıskançlıklar, flörtler, ilk yakınlaşmalar...Ama ne zaman ilişkileri başlıyor ondan sonra bizim vahşi, ukala Gabriel'imiz bir anda süt dökmüş kediye dönüyor. Sevgili arkadaşım YORUMBAZ süper bir benzetme yapmış kendi yorumunda. Adam resmen Sezen Cumhur Önal'a bağlıyor diye :)) Kesinlikle çok doğru bir benzetme olmuş çünkü böyle bir şiir okumalar, Beatrice aşağı Beatrice yukarılar, yok sen meleksin ben sana dokunamamlar...

Öpüşmekten soğutur insanı bunlar mıç mıç mıç! Ya ilk kitapta 600 sayfa boyunca öpüştüler başka da bir şey yapmadılar. Ha birde uzun uzun Dante okudum sayfalar boyunca. Sırf Dante olsa iyi. Hayır sanki kitap okuyan herkes Edebiyat profesorüymüş gibi böyle entel entel alıntılar yapmalar, araya iki Shakespeare attırayım, üç beş şiir sokuşturayım çabası...Ne bu şimdi?

İkinci kitap birinciden beter. Türk filmi olsa beğenmez burun kıvırır izlemeyiz. Tamamen ajitasyondan ibaret olmuş bence. Sebepsiz ayrılıklar, iki kelime konuşmadan acıların adamı havalarına girmeler...Gabriel Arafta ben bunalımdaydım yani...

Hikayeyi burada anlatmayacağım okumak isteyen olursa diye ama dediğim gibi sırf uzatmak için 1100 sayfa boyunca yazılacak bir hikaye değil. Ve maalesef kitabın üçüncüsünü de yazıyor yazar ve huyum kurusun ben de bir seriye başladığımda sonuna kadar okurum. Yani bir kitaplık daha eziyet yazılmış kaderime...

Bunlar yüzündan aşktan soğudum şu sıralar gelmeyin üstüme...

PS: Gözünü sevdiğimin Christian Grey'i...Ben senin kıymetini bilememişim valla. Öyle hani arkandan sayko falan dediydim ya valla geri aldım şimdi sözlerimi. En azından bu kadar içimi şişirmedin be adam. Hani sende tavşan stayla her gördüğün yerde aksiyon halindeydin, sapıktın, arızaydın falan ama yine de çekilir tarafın vardı. Ana'nla mutluluklar size şekerler. Öpüyorum :)

PS 2 : Kitapların filmi çekilirse yazarın ve fanların oynamasını istediği yakışıklı bir arkadaş var. Ben kendisini tanımıyordum. Bu kitaptan tek iyi kazanımım onu tanımak oldu. İsmi David Gandy bayanlar ve bendeniz yine bir amme hizmeti olarak size bu arkadaşın fotolarını paylaşıyorum. Gözümüz gönlümüz açılsın biraz da :)

Sevgilerimle
The Reading Lady
Burada tam Gabriel olmuş gözlükler falan :)













YORUM: Gabriel'in Cehennemi - Gabriel Arafta - Ben bunalımda :)


İçim çıktı sıkıntıdan yeminle...
Hayır bu kadar güzel başlayan bir kitap nasıl bu kadar bayık bir şeye dönüşür ki? Yazarı kutlamak lazım bu da bir yetenek gerçekten! Tamamen uzatmak için uzatılmış, iki kitap boyunca bayım bayım bayan, yapış yapış bir aşka dönüşmüş bir hikaye.

Kısaca bahsetmek gerekirse erkek kahramanımız Gabriel yakışıklı, seksi, zengin, sorunlu bir profesör. Kitabın arka kapağını okuduğunuzda yeni bir Grey vakasıyla karşılaşacağınızı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Adamcağızın Christian gibi fantazileri yok. Kendi halinde çapkın bir erkek sadece. Neymiş efendim günahın, şeytanın kendisiymiş falan diye anlatılıyor ama yok öyle birşey canlarım. Sadece her yakışıklı, zengin, sorunlu ve bekar erkeğin yapacağı gibi her gece ayrı bir kadınla birlikte oluyor:) Başka bir numara yok yani. Bir de adam Dante uzmanı ya kafayı yemiş onunla...

21 Oca 2013

Fifty Shades of Tedious f.ckery :)



Hayatımda okuduğum en komik kitap eleştirisi herhalde :)

Dublin'li blogger Red Lemonade öyle bir yazmış ki bazı yerlerini okurken gözümden yaş geldi inanın :)


Fifty Shades of Grey okumuş herkesin bence görüşlere katılsa da katılmasa da okuması lazım. Ben çok beğendim paylaşmak istedim.  (Bu arada yazı 12 part sonuna kadar okuyun derim ben)

İşte ödüllere bile aday olmuş Fifty Shades of Tedious F.ckery yazısı : tık tık!!!

Sevgilerimle


The Reading Lady

Fifty Shades of Tedious f.ckery :)



Hayatımda okuduğum en komik kitap eleştirisi herhalde :)

Dublin'li blogger Red Lemonade öyle bir yazmış ki bazı yerlerini okurken gözümden yaş geldi inanın :)


Fifty Shades of Grey okumuş herkesin bence görüşlere katılsa da katılmasa da okuması lazım. Ben çok beğendim paylaşmak istedim.  (Bu arada yazı 12 part sonuna kadar okuyun derim ben)

İşte ödüllere bile aday olmuş Fifty Shades of Tedious F.ckery yazısı : tık tık!!!

Sevgilerimle


The Reading Lady

18 Oca 2013

YORUM: Beklediğim Sendin - Amor Towles



"Nereye gideceğimden emin değilim, ama nereye gidersem gideyim her yeni güne senin adını söyleyerek başlayacağım.."
AMOR TOWLES / BEKLEDİĞİM SENDİN
syf:386

Hani bazen bir şarkı dinlersiniz ve o sizi alır çooook uzaklara, belki de hiç yaşamadığınız anılara götürür... 
Hani bazen bir film izlersiniz, hayatınızla en ufak alakası yoktur ama gelir taa içinize yüreğinize bir yere dokunur ya...
Bu kitap da bende böyle bir etki bıraktı. 
Nedendir bilinmez geldi taa yüreğime dokundu ve gitti...
Etkileyici ve büyüleyici...
Kitap eski bir siyah beyaz film tadında...Adeta film izler gibi her sahne gözünüzün önünde beliriyor. Karakterlerin yaşadıklarını, hissettiklerini siz de onlarla birlikte yaşayıp hissediyorsunuz. Yazar öyle naif bir dil kullanmış ki ipek bir şal gibi hissettirmeden sarmaya başlıyor kitap sizi...


Hikayemiz 1966 senesinde bir sergide tesadüfen eski bir tanıdığının fotoğrafını gören Kate'in geçmişine yaptığımız bir yolculuk aslında. 1938 yılbaşı gecesi bir Jazz kulübüne giden Kate ve en yakın arkadaşı Eve, tesadüf eseri Tinker Grey'le tanışırlar. Yirmili yaşlarında olmalarının getirdiği canlılık ve neşe onları birbirine yakınlaştırır ve korkunç bir kaza olana kadar birlikte vakit geçirmeye başlarlar. Bu kazadan sonra üçünün de hayatları bir şekilde değişir...

Kitapta çok etkileyici karakterler karşımıza çıkıyor. Kate, Eve ve Tinker başrollerde olsa da en az onlar kadar etkileyici Wallace, Anne, Dicky ve Hank hikayeye çok sağlam katkı yapıyorlar. Sanki hepsinin hayat hikayeleri üzerine ayrı kitaplar yazılacakmış gibi derinliği olan yan karakterler yaratmış yazar.

Hikayede ufak tefek aklıma takılan noktalar olmadı değil. Örneğin Kate'in arkadaş çevresi hep o dönemin en zengin kişilerinden oluşuyor ve Kate sadece sekreter maaşıyla onlara nasıl ayak uyduruyor? Hadi yediğini içtiğini ısmarladılar diyelim, insan giyecek yetiştiremez öyle ortamlara. Ama belki o dönemlerde bu kadar marka vs takıntısı yoktu diyeyim. Bu ufak ayrıntıyı kafanıza takmazsanız bir problem olmuyor. Bir de kitapta daha fazla yer verilse iyi olurmuş diyebileceğim tek bir nokta var. Bence romantik sahneler biraz daha yoğun yazılabilirmiş. Belki de ben romance türü okumayı çok sevdiğimden biraz daha yoğunluk beklemiş olabilirim, bilmiyorum. Ama dediğim gibi bu ufak noktalar kitabı okurken sizi hiç rahatsız etmiyor.
Kitabı okuyan kişiler benim gibi otuzlu yaşlarına geldilerse, biraz daha fazla etkilenecekler gibi geliyor. Çünkü artık kendi geçmişime dönüp baktığımda, yani yirmili yaşlarımdaki kayıtsız ve hayata tüm dünya beni bekliyormuş gibi gözlerle baktığım yaşları düşündüğümde, gerçeğin aslında hiç de öyle olmadığını, kayıp gidenin sadece yaş ve yıllar olmadığını da görebiliyorum. Bu yaşıma kadar belli dönemlerde hayatıma giren, beni etkileyen ve bugünkü karakterimin oluşmasına farkında olmadan katkıda bulunan bir sürü insanı düşünüyorum. Özlediklerim oluyor, özlemediklerim de oluyor tabii. Ama günlük hayatın telaşesi içinde, bir an durup geçmişe dönüp bakma arzusu hissediyorsunuz kitabı okurken. Aşağıdaki sözü kitabı okurken çok beğenmiş ve kitap çizme alışkanlığım olmadığı halde kitapta işaretlemiştim. Yukarıda anlattıklarımı aslında çok iyi özetleyen bir söz bence...
Son olarak alın, okuyun bu kitabı. İnanın pişman olmayacaksınız.
Bol okumalı günler dileklerimle
Sevgiler....
The Reading Lady


YORUM: Beklediğim Sendin - Amor Towles



"Nereye gideceğimden emin değilim, ama nereye gidersem gideyim her yeni güne senin adını söyleyerek başlayacağım.."
AMOR TOWLES / BEKLEDİĞİM SENDİN
syf:386

Hani bazen bir şarkı dinlersiniz ve o sizi alır çooook uzaklara, belki de hiç yaşamadığınız anılara götürür... 
Hani bazen bir film izlersiniz, hayatınızla en ufak alakası yoktur ama gelir taa içinize yüreğinize bir yere dokunur ya...
Bu kitap da bende böyle bir etki bıraktı. 
Nedendir bilinmez geldi taa yüreğime dokundu ve gitti...
Etkileyici ve büyüleyici...
Kitap eski bir siyah beyaz film tadında...Adeta film izler gibi her sahne gözünüzün önünde beliriyor. Karakterlerin yaşadıklarını, hissettiklerini siz de onlarla birlikte yaşayıp hissediyorsunuz. Yazar öyle naif bir dil kullanmış ki ipek bir şal gibi hissettirmeden sarmaya başlıyor kitap sizi...

Romance Türlerini Tanıyalım by Romancekolik :)


Yazılarını çok severek takip ettiğim Romancekolik blogunun sahibesi Hanife çok bilgilendirici bir yazı hazırlamış. Gerçekten çok emek verilerek hazırlanmış bu bilgileri ben de onun izniyle burada paylaşmak istedim. Romance okumayı çok seven bendenizin bile bilmediği bir sürü tür varmış ve sevgili Hanife sayesinde okumuş öğrenmiş oldum. Kendisine buradan kocaman öpücükler ve sevgiler gönderiyorum. Hadi bakalım okuyalım öğrenelim. Romancekolik sayfasına buradan  ulaşabilirsiniz. Teşekkürler Hanife :))


İşte Romancekolik'in yazısı :


Bunca zamandır hep okudum, yorumladım, açıklamadığım için kendimi de tuhaf hissettim. Yerinizde olsam bende “Çok biliyorsun ama nedir bunlar kardeşim bir söyle?” derdim. Bu sebeple ki sizler için Romance’in 17 alt türünü bir araya getirdim. Bunlar alt tür olmasına rağmen ana başlıklar. Birkaç merak edilen konu etiketlerini de koyacağım. Konuyu uzatmadan alt türlere geçelim.

&&&
Historical Romance

Romance’in en büyük besleyici alt türlerinden biri Historical Romance. Ülkemizde ki deyişiyle “Tarihi Aşk Romanı”.  Tarihte geçen her romana aşk romanı diyemeyeceğimiz gibi her aşk romanına da tarihi aşk romanı diyemiyoruz. Öncelikle birçok insan bu türü Tarihi Kurgu ile karıştırmakta. Ayırt etmek çok kolay aslında. Tarihi Aşk Romanı çoğunlukla tamamen kurgu üzerinedir. Romance ön plandadır. Ama Tarihi Kurgularda baya bir gerçeklik payı bulunmaktadır. Ön planda olan dönemsel olaylar ve entrikadır. Tarihi Aşk Romanları kendi içinde de dönemsel olarak bölümlere ayırtılmaktadır.

&&& 
Western – Amerika’da geçen kitaplar için kullanılan bir terimdir. Bu kitaplarda çoğunlukla erkek karakterlerimiz kovboydur, kızıl derilidir ya da askerdir.

&&&
Regency – Historical Romance’in en yoğun yazıldığı dönemlerden.  1795’ten 1837’e kadar süren Regency, kralın görevini yapamayıp yerine bir vekil seçilmesi anlamına gelir. Yani naiplik süresidir. Gözlemime göre şu aralar bu dönem kitapların çoğu kurgusal olarak birbirine benzemekte.

&&&
Medieval – 1600 yılları öncesinde geçen tüm kitaplar orta çağ kitabı adlandırılır. Bu dönem kitapların bir çoğunda kraliyet entrikaları bulunmaktadır. Bulunmasa bile döneme ilişkin bir çok bilgi bulmak mümkündür. 2000 yılı öncesinde ki orta çağ kitapları oldukça sert ve herkesin seveceği unsurlar bulundurmamaktadır. 

&&&
Industrial Revolution – 1850’den itibaren 1900lere kadar geçen dönemde ki kitaplar bu başlık altında toplanır. Sanayileşme ve buluşların çoğaldığı dönemdir. Bu dönem kitapları daha çok modernize edilmiştir. Diğer zamanda leydilerimizin yapamayacağı bir çok şeyi bu dönem kitaplarda yaparken bulabilirsiniz. 

Georgian, Edwardian, Victorian vb etiketler ise dönemin İngiliz hükümdarına göre adlandırılmıştır.

&&&
Paranormal Romance

Romance’in bir diğer büyük besleyicilerinden Paranormal Romance. En azından dünyada durum böyle. Ülkemizde Paranormal Romance çok az örneği olan bir tür. Historical Romance’te de olduğu gibi her içinde aşk geçen kitabı da Paranormal Romance diye adlandıramayız. Türün gereği fantastik öğeler barındırsa da çiftlerimizin ön planda olmasını gerektirir. Bu şartlarda olan her kitabı Paranormal Romance etiketi altında toplayabiliriz.

&&&
Fantasy Romance

Bu tür daha yeni yeni gelişmeye başladı. Farklı diyarların, farklı türlerin anlatıldığı, aşkında ön planda bulunduğu türe Fantasy Romance diyoruz. Çok fazla bu türden okumadım ama bir nevi Fantastik Edebiyat’ın bayanlara yönelik versiyonu desem yanlış olmaz sanırım. Fantastik öğeler çok olsun, Romance’imde eksik olmasın diyorsanız bu tür size göre. 

&&&
Erotic Romance

 Dünyada ve ülkemizde de olduğu gibi son akımdan sonra elini atsan mutlaka bir tane gelecek türdür Erotic Romance. “Erotika” ile bolca karıştırılır. Farkı ise basit aslında. Erotic Romance sadece kitabın cinsellik yönünü çok detaylı anlatılmasına denilebilirken, Erotika aşktan daha çok cinsellik üzerine yazılan, çiftlerimizin ilişkilerin daha çok yüzeysel olduğu kitaplara denir. 

&&&
Young Adult Romance

Genç Yetişkin yani 16-25 yaşları arasındakilere hitap eden aşk ön planda olan kitaplara Young Adult Romance denir. Çoğunlukla günümüzde geçen kitaplardır. Fantastik içerikli olanları genellikle bu türe girmez. Çoğunlukla aşk sadece çeşni görevi görür o kitaplarda.

&&&
New Adult

Daha tür dünyasına gireli birkaç ay olmuş bu türün hedefi 17 yaş üstündekiler. İçerikte düzeyli bir cinsellik bulundurmukta. Kitaplar genellikle karakterlerimiz üniversitedeyken veya üniversite yaşlarında ki zamanlarda geçer.

&&&
Adult Sci-Fi veya Sci-Fi Romance 

 Yazın keşfettiğim bir tür oldu. Normalde Bilim Kurgu severim ama işin içine Romance girince pek bir güzel oluyormuş bunu deneyimledim. Okuduklarıma göre söylersek bolca entrika bulunmakta. Karakterlerimizin uzaylı olduğu kitapları daha ilginç buldum. Okuduğum örnekler pek tanınmamış kitaplar değildi ama genelinde kadın karakterimiz insan olan taraf olarak yazılmakta.

&&&
Interracial Romance

Çiftlerimizden birinin siyahi olduğu romance kitaplara Interracial Romance diyorlar. Çoğu bu tip kitaplarda siyahiler toplum tarafından hor görülmeye maruz kalır veya karakterlerimiz bu konuda oldukça hassastır. Yazarlarınında siyahi olduğunu düşünürsek empati kurarak yazdıklarını düşünüyorum.

&&&
Western Romance

Günümüz kovboylarının geçtiği kitaplara Western Romance diyoruz. Bu kitapların çoğu çiftlikte geçer. Çiftlerimizden biri ve ikisi mutlaka çiftlik sahibidir. Ya komşudurlar ya aynı kasabada oturuyor ya da tesadüfen taraflardan biri kendini o çiftlikte bulmuştur. İlişkileri bu ortamlarda doğar.

&&&
Time Travel Romance

Ülkemizde çıkan Yabancı serisinden aldığım bolca spoilerla okumamaya kararlı olduğum bir türdü Zaman Yolculuğu kitapları. Ama güzelini bulmaktaymış keramet. Bu tür kitaplar saç yoldurucu, kurdeşen döktürücü, boğazını düğümleyen kitaplardır. Çiftlerimizden biri ya geleceğe ya da geçmişe ışınlanmıştır. Zaman Yolculuğu yapan taraf nadir olarak bu işi bilinçli yapar. Yolculuğu yapan kişi döneme alışmakta zorluk mutlaka çeker ve yolculuğunu mutlaka ama mutlaka gizler. O zamanda yaşayanlar tarafından mutlaka itilip, kakılır, dövülür ve hatta ileriye giderek tecavüze bile uğrayabilir.

&&&
Romantic Suspense

Ülkemizde Polisiye Aşk diyoruz bu tür kitaplara. İşin içinde gizemin, gerilimin, cinayetin katıldığı ve aynı zamanda ön veya arka planda da bir aşkın anlatıldığı kitaplara Romantic Suspense denir. Bu tür kitaplarda kızlarımız veya oğlanlarımız genellikle bir FBI, CIA – hatırlayamayacağım bir sürü tim – üyeleriyle aşk yaşar. Tabii bu bir zorunluluk değil. Çiftlerimizden hiç biri bu tür organizasyonlara mensup olmasa da mutlaka bir cinayete tanık olur veyahut bu konuda suçlu bulunurlar.

&&&
M M Romance

M M, Male to Male yani Gay Romance’te adlandırılan bu tür anlayacağınız gibi tercihleri farklı olan iki insanın yaşadığı aşk hikayeleri konu alıyor. Daha önce M M içeren kitaplar okuduysam da sadece bu konuyu içeren bir kitap okumadım. Ama genellikle çiftler kolay sevebilecek birini bulamadıklarından genellikle özgüvensiz, kıskanç, sahiplenici olduklarını diğer okuduğum kitaplardan gözlemledim.

&&&
Lesbian Romance

Bu türe dair hiçbir kitap okumadım. İsminden de anlayacağınız üzere bir bayanı tercih eden bayanların yaşadığı aşk ilişkileri bu tür altında toplanıyor. Yine direkt bu tür içerikte olmasa da lezbiyen ilişkiler yaşayan kitaplarda gördüğümü göre genellikle ilişkilerinde oldukça açık olan, paylaşmaya açık bayanlar anlatıyorlar.

&&&
Contemporary Romance

 Kitabın yazıldığı zamanlarda geçen tüm romance kitapları bu başlık altında toplanmaktadır. Yani 1970’te filan geçen bir kitabı Contemporary diye sınıflandırıldığını görürseniz aman ha şaşırmayınız. Bu türün Romantic Comedy ve Chick-Lit adı altında iki yan türü vardır. Romantik komedi güldürmeyi amaçlasa da Chick-Lit daha çok 30 yaş bunalımına girmiş işkolik bayanların aşk hayatlarının konu aldığı kitaplara deniyor.

&&&
Christian Romance

 Benim historical türünde okuduğum bir tür Christian Romance. İçeriğinde dinine – Hristiyanlığa – oldukça bağlı bayan veya erkek karakterlerimizin olduğu kitaplara denir. Genellikle kitap boyunca iç düşüncelerinde hep bir Tanrıyla konuşma durumu bulunur. Mutlaka inancıyla sınanır.

&&&
Gothic Romance

18. Yüzyılların sonlarında 19. Yüzyılın başında ortaya çıkan bu tür içerisinde korku, gerilim ve oldukça gizem barındırır. Çoğunlukla içerikte orta çağın karanlık hikayeleri ya da rahatsız edici kaleler bulunur.  Büyük bir kısmı da doğaüstü olaylar içermektedir. Ben hakkını verecek bir kitabını okumadım. Çoğunlukla ucuz bir imitasyonuydu okuduklarım.  Daha çok detay için burası iyi bir kaynak olacaktır; Gotik Romantik

&&&
Harlequin

Yıllardır bayanlara sunduğu kitaplarla kendi tarzını ve türünü oluşturmuş bir yapıdır Harlequin. Her yaştan kişiye ve istediğiniz konulara uygun şeyler bulabilirsiniz. Ön planda olan türleri ise Historical, High Life – Zengin iş adamı hayatının aşkını bulur tarzı kitaplar – Desire – Tutku ön planda olan kitaplar –. Bir ufak bilgi ise dünyada  her üç dakikada bir Harlequin satılmaktadır. :)

&&&&&
Şimdi sıra yabancı sitelerde göreceğiniz kitap terimlerine geldi. Şu anlık aklıma gelenler bunlar. Eğer unuttuğum bir şey ya da öğrenmemi istediğiniz varsa lütfen beni haberdar edin.

Bodice-Ripper 
 1980’lerde ki çıkan kitaplarda karakterlerin tecavüze uğraması furyasıyla ortayan çıkan bir isimdir. Kadın karakterlerimiz kitapta erkek kahraman ya da başkası tarafından tecavüze uğrar. Kitap boyunca başına gelmedik kalmaz. Mutlaka bu kadar şeye rağmen hala erkek kahramana aşıktır. 

&&&
Non-PC

Non PC, Non Politicaly Corected demek yani bu terimi görürseniz anlayın ki bahsedilen kitap her kesime yönelik değildir. İçeriğinde ki bazı konular belirli kesimleri gücendirecek şekildedir. Ya erkek karakterimiz çok ama çok acımasızdır ya da kızımızın başına gelen bazı durumlar okuyucuyu zorlayacak cinstendir.

&&&
Anti- Hero / Anti-Heroine

Erkek veya kadın karakterinin boğulası, dövülesi, öldürülesi olduğu durumlarda kullanılır. Anti-hero erkek kahraman karşıtı, Anti-Heroine ise kadın karakter karşıtı anlamına gelir.


&&&&&
Türlere Örnekler

Historical Romance; Sonsuza Kadar – Judith McNaught
Western; Comanche Moon – Catherine Anderson
Regency; Yüreğe Söz Geçmiyor – Julia Quinn
Medieval; Kalbimin Tek Sahibi – Virginia Henley
Industrial Revolution; Teklif – Judith Ivory
Georgian; Çirkinin Aşığı – Elizabeth Hoyt
Victorian; O Yaz – Lisa Kleypas
Edwardian; Çirkin – Judith Ivory
Paranormal Romance; Meleklerin Kanı – Nalini Singh
Fantasy Romance; Lord of the Fading Lands – C.L. Wilson
Erotic Romance; Grinin Elli Tonu – E.L. James
Young Adult Romance; Pushing the Limits - Katie McGarry
New Adult; Losing It – Cora Carmack
Adult Sci-Fi, Sci-Fi Romance; No Words Alone – Autumn Dawn
Interracial Romance; Dimitry’s Closet – Latrivia S. Nelson
Western Romance; Against The Wind – Kat Martin
Time Travel Romance; Yabancı – Diana Gabaldon
Romantic Suspense; Ölümcül Hata – Linda Howard
M M Romance; Quid Pro Quo - Aleksandr Voinov - L.A. Witt
Lesbian Romance; Fierce Overture - Gun Brooke
Contemporary Romance; Aşkta İlk Çeyrek – Susan Elizabeth Phillips
Christian Romance; Fırtına Çiçekleri – Laura Kinsale
Gothic Romance; Snare of Serpents – Victoria Holt

Harlequin’e örnek göstermeye gerekli bulmadım. Hepimiz mutlaka biliyor veya rast gelmişizdir. :)

İngilizce öneriler için çok özür diliyorum. Türkçeye çevirilen, en azından benim bildiğim benzerleri yoktu. Umalım da olsun!  :)

Yazımı yararlı bulmanız ve sevmeniz dileğiyle. :) Yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen!

Sevgilerimle

Romance Türlerini Tanıyalım by Romancekolik :)


Yazılarını çok severek takip ettiğim Romancekolik blogunun sahibesi Hanife çok bilgilendirici bir yazı hazırlamış. Gerçekten çok emek verilerek hazırlanmış bu bilgileri ben de onun izniyle burada paylaşmak istedim. Romance okumayı çok seven bendenizin bile bilmediği bir sürü tür varmış ve sevgili Hanife sayesinde okumuş öğrenmiş oldum. Kendisine buradan kocaman öpücükler ve sevgiler gönderiyorum. Hadi bakalım okuyalım öğrenelim. Romancekolik sayfasına buradan  ulaşabilirsiniz. Teşekkürler Hanife :))

17 Oca 2013

Çocuklara okumayı sevdirmek nasıl olmalı?



The Reading Lady

Merhaba arkadaşlar,
Aklıma takılan bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Geçenlerde çok sevdiğimiz bir aile dostumuzun evinde oturuyoruz laf döndü dolaştı kitaplara geldi. Dostlarımızın biri 7 diğeri 10 yaşında iki kızı var. Bana 'sen ne güzel okuyorsun bizim kızlar hiç okumuyorlar' dediler. Çocuklarının kitap okumasını çok istiyorlar ama malum artık çocukların dikkatini dağıtacak çok fazla dış etken olduğundan kızlar bir türlü okumaya yanaşmıyorlarmış. Ben de çok üzüldüm tabii ve odalarına gittim. Karşılıklı konuşurken neden kitap okumayı sevmediklerini sordum. Sıkıldıklarını söylediler. Zaten okulda ödev olarak veriyorlar başka okumak istemiyoruz dediler. Ödev olarak verdikleri kitapları incelediğimde çocukların çok ta ilgisini çekmeyecek kitaplar olduğunu gördüm.


Sonra kendi ortaokul zamanlarımı hatırladım. Bize de Türkçe derslerinde bir çok kitap okuma ödevi olarak verilirdi. Benim en nefret ettiğim de bu kitaplar olurdu.Okumayı deli gibi seven ben nasıl sıkılırdım o kitapları okurken anlatamam.Özellikle Sait Faik’ten hayatım boyunca kaçmama sebep oldu bu zoraki okumalar. Yanlış anlaşma olmasın diye eklemek isterim ki Sait Faik’in ne kadar iyi bir yazar olduğunu biliyorum ama benim söylemek istediğim, onun bize okutulduğu yaşlarda bizim ilgimizi çekebilecek bir yazar olmadığı. Haliyle okumaya ilgisi olan ben bile okumak istemediysem ve sıkıldıysam, zaten okuma alışkanlığı olmayan bir çocuğun kitaplardan hepten uzaklaşmasını sağlamış olabilir bence.

Bir de hatırlarım İngilizce derslerimizde bize okuttukları kitaplar vardı ki aman allahım dillere destan! Hiç unutmam O Henry’den Son Yaprak diye bir hikaye okumuştuk öğretmenin zoruyla. Bir de yine aynı yazarın Armağan isimli başka bir acıklı hikayesini okutmuşlardı. Ağlamaktan içim çıkmıştı yemin ederim. Bilenler bilir hikayenin konusu kabaca şöyleydi: Son Yaprak’ta hasta bir kız penceresinden gördüğü ağaçtaki yaprakların hepsi kuruyup düştüğünde öleceğine inanır. Ama bir yaprak düşmez, kız da bu umutla iyileşir. Ama aslında o yaprağı yaşlı ressam komşusu yağmurlu bir günde çizmiştir. Yaşlı komşu bu yüzden hastalanıp ölür. Hayır hikaye çok güzel, çok anlamlı ve dokunaklı. Burada O Henry’nin ustalığına ya da hikayelere laf etmiyorum. Benim anlamadığım şey  10-12 yaşlarında bir çocuğa bu kadar acıklı hikayeler okutmanın sebebi nedir. Diyorum size hala içimi kanırtır bu hikayeleri her anışım. Bu yüzdendir ki okuldan sonra ben bu mecbur tutulduğum yazarların kitaplarını hiç okumadım.

Kendi çocukluğumda okuduğum kitapları, neleri sevdiğimi düşündüm. Blogumdaki ilk yazımda bahsettiğim gibi okumayı öğrendiğim ilk zamanlardan beri annem beni her yaz kitapçıya götürür ve bana seri halinde kitaplar alırdı. En sevdiklerim kapakları parlak resimli olan Altın Kitaplar yayınevinin çocuk kitaplarıydı. Sonra bir de içi mavi kaplı minik milliyet yayınları kitapları vardı seri halinde. Çok keyif alırdım bu kitapları okumaktan. En çok sevdiklerim ve yine bulsam yine okurum dediklerim ise Uzun Çoraplı Kız Pippi ve arkadaşlarının maceralarının anlatıldığı kitaplardı. Bir de Enid Blyton’un Maceracı Beşler, Yaramaz Yediler vs. gibi bir grup arkadaşın paylaşmak, arkadaşlık, dostluk, doğruluk gibi değerlerin ince ince işlendiği ama okurken hiç sıkmayan ve hayal gücümü geliştiren kitaplarını defalarca okumuştum.
The Reading Lady
The Reading Lady

The Reading Lady

Benim eşim de çok kitap okur. Okuduğumuz türler farklı olsa da onun kadar çok kitap okuyan bir erkeğe küçükken okuduklarını sorduğumda inanır mısınız aynı cevapları aldım. Altın kitaplar, milliyet yayınları vs. hemen hemen aynı kitapları okumuşuz onunla. Demek ki benim bundan çıkardığım ders şu : Okumak küçük yaşlarda edinilecek bir alışkanlık ve bu alışkanlığı kazandırmak için çocuklara öncelikle seveceği, zevk alabileceği kitaplardan başlatmalıyız ve kız olsun oğlan olsun çocukların seveceği konular belli.  Zaten yaş ilerledikçe kişilikle birlikte okuma alışkanlığı ve beğeniler oturuyor. O zaman kimsenin zorlamasına gerek kalmadan keyif alarak Sait Faik’te okunuyor, Yaşar Kemal’de, Nazım Hikmet’te...
The Reading Lady

The Reading Lady


The Reading Lady
Neyse konumuza dönersek ben kendi kendime görev edindim ve bu iki cimcimeye kitap sevgisini bir şekilde aşılayacağım. Bunun için o yaşlardayken benim çok severek okuduğum kitapları düşündüm ve kısaca bir liste yaptım. Onlardan aldığım tepkilere göre de liste güncellenerek devam edecek. Ve gerekirse hergün onlarla birlikte okuma saatleri düzenleyeceğim, okuduklarıyla ilgili küçük yarışmalar yapıp minik hediyeler vereceğim ya da birlikte okuduğumuz bir kitabın kahramanının resmini çizdireceğim vs. vs. Yani onlara okumanın görev olmadığını ve eğlenceli olabileceğini öğretmeye çalışacağım elimden geldiğince. Umarım başarabilirim. Bu arada çocuk gelişimi konusunda bir şey bilmediğim için bunlar benim kafamdan uydurduğum şeyler. Daha iyi fikirleriniz olursa şunu yap bunu yapma diye lütfen söyleyin.
Sevgilerimle
The Reading Lady

Çocuklara okumayı sevdirmek nasıl olmalı?



The Reading Lady

Merhaba arkadaşlar,
Aklıma takılan bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Geçenlerde çok sevdiğimiz bir aile dostumuzun evinde oturuyoruz laf döndü dolaştı kitaplara geldi. Dostlarımızın biri 7 diğeri 10 yaşında iki kızı var. Bana 'sen ne güzel okuyorsun bizim kızlar hiç okumuyorlar' dediler. Çocuklarının kitap okumasını çok istiyorlar ama malum artık çocukların dikkatini dağıtacak çok fazla dış etken olduğundan kızlar bir türlü okumaya yanaşmıyorlarmış. Ben de çok üzüldüm tabii ve odalarına gittim. Karşılıklı konuşurken neden kitap okumayı sevmediklerini sordum. Sıkıldıklarını söylediler. Zaten okulda ödev olarak veriyorlar başka okumak istemiyoruz dediler. Ödev olarak verdikleri kitapları incelediğimde çocukların çok ta ilgisini çekmeyecek kitaplar olduğunu gördüm.

16 Oca 2013

YORUM: Kayıp Ruhlar Sehri - Cassandra Clare

The Reading Lady

Seviyorum ben bu seriyi gerçekten. Sıkmıyor, yormuyor, baymıyor, heyecanla okurken bir bakıyorsunuz 600 sayfalık kitap pıt diye bitivermiş. 

Seriyle ilgili tek sorunumu Ölümcül Oyuncaklarla ilgili şu yazımda da anlatmıştım. Serinin kitaplarının yayınlanma araları bir seneyi buluyor ve ben de unutuyorum diye. Bir sonraki kitap "City of Heavenly Fire" Mart 2014 de yurtdışında yayınlanacak ama sanırım bize gelmesi yine bir seneyi bulur gibi. O zamana kadar unutmam inşallah bu kitabın nerede bittiğini çünkü her kitap bir öncekinin bittiği yerde başlıyor. Belki de üşenmezsem İngilizcesinden okurum kim bilir?

Bu arada ben bu yazarın hayal gücüne ve kurgulamadaki başarısına da hayranım. Harry Potter'dan sonra bu kadar başarılı bir şekilde kitaplarında ayrı bir dünya kurgulayan yazar yok bence. Ve o kadar başarılı anlatıyor ki gözümün önüne Alicante, İdris sanki daha önce gördüğüm yerler gibi canlanıyor.

Kitabın konusuna gelirsek -şimdi burada ciddi şekilde spoiler vereceğim kitabı okumak isteyenler buradan sonrasını okumasınlar! Sonra uyarmadı demeyin bak...- bir önceki kitapta dirilen Sebastian, Jace'e büyü yapmış ve ikisi birden ortadan kaybolmuşlardı. Kitap tam burada başlıyor zaten. Jace ve Sebastian ikizleme büyüsünün sonucunda artık birbirleriyle arkadaş olmuşlar, ruhen ve bedenen bağlanmışlardır. Şöyle ki Jace'i yaralanırsa Sebastian'da kanamaya başlıyordur artık. Haliyle Jace'e zarar vermeden Sebastian'ı yok etmek mümkün değildir. Valentine'nın oğlunun yine her zaman ki gibi dünyayı yok etmek gibi hain planları vardır ve Gölge Avcıları onların hakkında ölüm kararı çıkartmıştır. Jace'in kaybolmasıyla deliye dönen Clary kendini yine tehlikenin kucağına atar ve dostları Simon, Isabelle, Alec, Magnus ve kurtadamlar Jordan ve Maia ile birlikte Jace'i kurtarmaya çalışırlar. 

Dediğim gibi yine nefes kesen ve bir solukta okunan bir kitap olmuş. Paranormal kitapları seviyorsanız ve bu seriye henüz başlamadıysanız şiddetle tavsiye ederim.

Bu arada ilk kitabın filminin çekildiğini ve bu yaz gösterime gireceğini söylemiştim. Aşağıda filmdeki oyuncuların resimlerini paylaşıyorum. Bakın bakalım hayalinizdeki karakterlerle örtüşmüş mü oyuncular? Benim için pek örtüştüğü söylenemez bir tek Valentine rolündeki Jonathan Rhys Meyers'e bayıldım çünkü kendisini Tudors dizisinden de çok beğenirdim ve ne kadar psycho oynayabildiğini biliyorum. Eminim ki Valentine karakterini de başarıyla canlandırmıştır. Clary rolündeki kızı pek bir çirkin buldum yine. Jace içinse yorum yapmayacağım çünkü aktör bazı karelerde gayet yakışıklı çıkmışken, bazılarında tam embesil gibi poz vermiş. O yüzden yorumumu filmi izledikten sonra yapacağım.
Şimdilik benden bu kadar.
Sevgilerimle

The Reading Lady
The Reading Lady
Clary- cıksss beğenmedim ben
The Reading Lady
cıksssss!!! beğenmedim sizi!!!
The Reading Lady
Jonathan Rhys Meyers a.k.a Valentine
The Reading Lady
Clary & Jace
The Reading Lady
Simon
The Reading Lady
Filmden bir kare
The Reading Lady
Oh My Valentine!!!
The Reading Lady
Clary & Simon
The Reading Lady
ya ben ikisini de beğenmedim ben de mi bir sorun var??
The Reading Lady
magnus bane
The Reading Lady
Clary & Jace
The Reading Lady
Çekimden bir kare

YORUM: Kayıp Ruhlar Sehri - Cassandra Clare

The Reading Lady

Seviyorum ben bu seriyi gerçekten. Sıkmıyor, yormuyor, baymıyor, heyecanla okurken bir bakıyorsunuz 600 sayfalık kitap pıt diye bitivermiş. 

Seriyle ilgili tek sorunumu Ölümcül Oyuncaklarla ilgili şu yazımda da anlatmıştım. Serinin kitaplarının yayınlanma araları bir seneyi buluyor ve ben de unutuyorum diye. Bir sonraki kitap "City of Heavenly Fire" Mart 2014 de yurtdışında yayınlanacak ama sanırım bize gelmesi yine bir seneyi bulur gibi. O zamana kadar unutmam inşallah bu kitabın nerede bittiğini çünkü her kitap bir öncekinin bittiği yerde başlıyor. Belki de üşenmezsem İngilizcesinden okurum kim bilir?

Bu arada ben bu yazarın hayal gücüne ve kurgulamadaki başarısına da hayranım. Harry Potter'dan sonra bu kadar başarılı bir şekilde kitaplarında ayrı bir dünya kurgulayan yazar yok bence. Ve o kadar başarılı anlatıyor ki gözümün önüne Alicante, İdris sanki daha önce gördüğüm yerler gibi canlanıyor.

15 Oca 2013

Liebster Blog Award

The Reading Lady


Merhabalar,
Bugün mailime baktığımda Lost To Books blogunun sahibesinin beni bu ödüle aday gösterdiğini öğrendim. Kendisiyle bookblogs isimli üye olduğum bir blogda tanışmıştık. Gerçi yazılarımı pek anladığını düşünmüyorum ama sağolsun beni de eklemiş aday listesine :)

Birazcık bu Liebster Blog Award hakkında bilgi vereyim. Bu ödül benim de anladığım kadarıyla yeni ya da henüz duyulmamış ama sevilen favori bloglarınızı aday gösterdiğiniz bir sistemle işliyor. Liebster'da zaten Almanca favori demekmiş. Yani Favorite Book Blog Award diye de çevirebiliriz sanırım.

The Reading Lady
Bu ödül için bazı kurallar koymuşlar. Beni aday gösteren blog sahibesinin sorduğu 11 soruya cevap vereceğim, kendimle ilgili 11 şey açıklayacağım ve izleyici sayısı 200'den az 11 bloga 11 soru soracağım. (Bunu yaparken bizi aday gösteren bloga da teşekkür etmek şart :) )

Bu hani bir zamanlar posta kutumuza bazı mektuplar gelirdi. Bu mektubu 7 gün içinde 7 kişiye gönderirsen zengin olursun. Göndermezsen ölürsün, fakir düşersin, kolun kırılır, dibin düşer gibi korkutucu şeyler yazardı. Ben böyle mektuplardan kaç tanesini yazıp apartman komşularımızın posta kutularına attığımı hatırlamıyorum bile. O kadar korkardım yani :) Bu biraz da ona benzemiş bir sistem. Ama ne yapalım madem ilk kez bir ödüle aday gösterilmişim yapmamak olmaz değil mi?

Şimdi gelelim kendimle ilgili söyleyebileceğim 11 maddeye:
  1. Türküm, doğruyum, çalışkanım ve İzmir'liyim.
  2. Kitap okumayı anlaşıldığı üzere çok severim
  3. 1,5 senelik evliyim kocamı pek çok severim. Canım o benim :)
  4. Dora isimli bir golden annesiyim
  5. En sevdiğim renk pembedir. Pembe olan her şey en sevdiğimdir
  6. Kokoşumdur. Artist olsaydım Banu Alkan gibi olurdum kesin otrişli, boncuklu falan :)
  7. Kitap yazıyorum
  8. 16 senede 14 kere ev değiştirdim. Uzman taşımacı sayılırım artık. (ps: yine taşınıyoruz)
  9. 34 yaşındayım ama gönlüm genç benim :) Bir de ayıptır söylemesi küçük gösteririm (züğürt tesellisi)
  10. Acı yediğimde hıçkırırım, noktalı birşey gördüğümde midem bulanır.
  11. Bir senelik ev hanımıyım ama yemek pişirmeyi bilmem. 
Bakalım Lost to Books bana neler sormuş? Kendisi İngilizce sormuş ama bendeniz Türkçe yanıtlayacağım burada. Bir ara ben kendisine İngilizce cevaplarımı gönderirim.
  1. What is your favourite book? : Aslında o kadar çok ki...Ama en çok sevdiklerimin başında Mario Puzo- Baba gelir. 
  2. How old is your blog? : Bebiş daha o ablası. Haziran başlangıç görünse de aslında Kasım'da başladık. 2 aylık kendisi.
  3. What do you do in your spare time? : Bloglarım, kitap okurum, dizi izlerim bir sürü şey bulurum yapacak.
  4. What's the best indie book you've read/reviewed? Şimdi indie book derken? Anlamadım bu soruyu geçelim. Demiştim ama Romancekolik bana Indie'nin yazarın bastırdığı romanlar olduğunu anlattı. Teşekkürler Hanife :) O zaman en sevdiğim indie book rahmetli babamın yazdığı PAYLAŞMAK isimli kitap. 
  5. How many books do you read a week? : Kalınlığına bağlı olarak değişmekle birlikte 3 ya da 4 kitap biter haftada.
  6. Favourite author? : Uff o kadar çok ki... Hadi Judith McNaught yazayım diğerleri görmeden.
  7. Dream place to go on holiday? : Comic Con Convention'a gitmeden ölürsem yeminle gözüm açık gidecek. Tatil matil değil sadece Comic Con en çok görmek istediğim. Allaaaaaam noolur elim ayağım tutarken bir gideyim göreyim amin.
  8. Do you write as well as blog? : Ayıptır söylemesi evet biraz yazarım. Üşenmez bitirebilirsem bir kitap yazıyorum.
  9. What's your favourite thing about blogging? : Paylaşmak, paylaşmak, paylaşmak
  10. What supernatural creature would you be and why? : Tabii ki si de VAMPİR!!! Kendileri en çirkininden en yakışıklısına güneşte parlayanından dampir olanına kadar ortaokuldan beri aşık olduğum tiplerdir. Oyy dişleklerim benimmm :)
  11. Would you pick a stable romance or a dangerous romance with your star crossed lover? Tehlikeli olsun ama romantikte olsun, herşey olsun...

Evet benim söyleyeceklerim bunlar. Şimdi gelelim benim adaylarımın sorularına
  1. Nerelisin?
  2. Yaş kaç?
  3. Blogunun adı nereden geliyor?
  4. En sevdiğin kitap?
  5. En sevdiğin yazar?
  6. Okumaktan en çok hoşlandığın tür?
  7. Hobilerin nelerdir? (okumak dışında tabii :) )
  8. Blogunu yazmaya neden karar verdin?
  9. En çok etkilendiğin roman karakteri kim? Neden?
  10. En sevdiğin aktör?
  11. Sorulara cevap verirken sıkıldın mı? (sıkıldıysan kusura bakma :))
Şimdi de aday gösterdiğim blogların listesi



Liebster Blog Award

The Reading Lady


Merhabalar,
Bugün mailime baktığımda Lost To Books blogunun sahibesinin beni bu ödüle aday gösterdiğini öğrendim. Kendisiyle bookblogs isimli üye olduğum bir blogda tanışmıştık. Gerçi yazılarımı pek anladığını düşünmüyorum ama sağolsun beni de eklemiş aday listesine :)

Birazcık bu Liebster Blog Award hakkında bilgi vereyim. Bu ödül benim de anladığım kadarıyla yeni ya da henüz duyulmamış ama sevilen favori bloglarınızı aday gösterdiğiniz bir sistemle işliyor. Liebster'da zaten Almanca favori demekmiş. Yani Favorite Book Blog Award diye de çevirebiliriz sanırım.

13 Oca 2013

YORUM: Düsmüs Melekler Sehri- Cassandra Clare


Cassandra Clare'in Ölümcül Oyuncaklar serisi çok severek takip ettiğim bir seridir. Ama serinin yayınlanma araları o kadar uzun tutuluyor ki serinin son kitabı 'Kayıp Ruhlar Şehri' bir aydır elimde olduğu halde bir türlü okumaya başlayamadım. Çünkü serinin bir önceki kitabı 'Düşmüş Melekler Şehri' bir sene kadar önce okumuştum ve bütün kitaplar birbiriyle bağlantılı olduğu için ve benim de hafızam çok güçlü olmadığı için her şeyi unutmuşum inanır mısınız?
Tamam ana karakterleri hatırlıyorum, kabaca ne olmuştu hatırlıyorum ama yok annem kitabı elime aldım tamamen boşluk var kafamda... Bir de son kitap diğer kitabın tam bittiği yerde başlıyor. Hayır ben dün ne yediğimi unutan bir insanım, kaldı ki senede ortalama 100 den fazla kitap okurum, mümkün değil benim bir kitabın en son nerede kaldığını hatırlamam. Eee ben de ne yaptım? Son kitabı bir daha okudum tabii. Ve Allah sizi inandırsın sanki ilk defa okumuş gibi aynı heyecanla, merakla okudum. Kitapsız ya da dizisiz kaldığım zamanlarda balık hafızalı olmak çok işe yarıyor. Her şeyi ilk günkü heyecanla yaşıyorsunuz :)


Bu arada son aldığım duyuma göre Ölümcül Oyuncaklar serisi filme çekiliyormuş. Heyyooo :)) Bu yüzden film 2013 yaz aylarında gösterime girecek ve çıkmadan önce kitapları okumamış olanlar varsa acele edip hemen okusunlar derim. Filmin trailerından anladığım kadarıyla gayet güzel bir film olacağa benziyor. Hadi bakalım bekleyip görelim. Bu arada filmin yayınlanan ilk trailerını izlemek isterseniz tık tık!!!  

Eğer siz de benim gibi Paranormal kitapları seviyorsanız Ölümcül Oyuncaklar serisi mutlaka ama mutlaka okunması gereken kitaplar arasında baştan söyleyeyim. Önüne gelen herkesin paranormal kitap yazdığı ve artık fantastik çöplüğe dönen kitaplar arasında bu seri insana bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor ve 600 sayfalık kitapları nefes almadan okuyup bitiriyorsunuz. 

Kitapların konusunu genel olarak anlatmak gerekirse Clary isimli hanım kızımız ve kankası Simon bir gece bir cinayete şahit olurlar. Tam polise gidelim ne yapalım ne edelim diye düşünürken ceset gözlerinin önünde ortadan kaybolur. Onları öldüren üç kişi Clary'nin kendilerini görmelerine çok şaşırırlar. Çünkü bu üç kişi Gölge Avcılarıdır ve üstlerinde normal insanlar tarafından görülmeme büyüsü vardır. Gölge Avcıları Melek'in kanından olan güçlü avcılardır ve Aşağı Dünyalılar'dan (ki bunlar vampir, iblis, kurtadam, peri vs. oluyor) normal insanları korumakla görevli Nefilimlerdir. Clary'nin de annesi bir gölge avcısıdır ve Clary'de avcı olduğunu öğrenir. Jace, Isabelle ve Alec Gölge Avcısı bir ailedendirler ve Clary'e avcı olmayı öğretirler ve bu arada Jace ile Clary arasında bir aşk doğar. Melekler, periler, vampirler, kurtadamlar, iblisler ve hepsinden kötüsü Valentine ile olan maceraları beş kitap boyunca soluksuz devam eder.

Şu anda elimde serinin beşinci kitabı olan Kayıp Ruhlar Şehri var ve okumak için sabırsızlanıyorum. O yüzden yazımı burada bitiriyorum ve bu güzel pazar gününde kahvemi elime alıp kitabımı okumaya gidiyorum efendim.

Bol okumalı günler dileklerimle
Sevgiler :)

The Reading Lady

Yeni Video! Aliexpress Alışverişim ve Planner Yapmaca

Herkese Merhaba Arkadaşlar! Yeni bir video ile karşınızdayım :) Bu sefer kitap dışında bir video çekmek istedim ve yeni hobim plann...