Ana içeriğe atla

YORUM: Beklediğim Sendin - Amor Towles



"Nereye gideceğimden emin değilim, ama nereye gidersem gideyim her yeni güne senin adını söyleyerek başlayacağım.."
AMOR TOWLES / BEKLEDİĞİM SENDİN
syf:386

Hani bazen bir şarkı dinlersiniz ve o sizi alır çooook uzaklara, belki de hiç yaşamadığınız anılara götürür... 
Hani bazen bir film izlersiniz, hayatınızla en ufak alakası yoktur ama gelir taa içinize yüreğinize bir yere dokunur ya...
Bu kitap da bende böyle bir etki bıraktı. 
Nedendir bilinmez geldi taa yüreğime dokundu ve gitti...
Etkileyici ve büyüleyici...
Kitap eski bir siyah beyaz film tadında...Adeta film izler gibi her sahne gözünüzün önünde beliriyor. Karakterlerin yaşadıklarını, hissettiklerini siz de onlarla birlikte yaşayıp hissediyorsunuz. Yazar öyle naif bir dil kullanmış ki ipek bir şal gibi hissettirmeden sarmaya başlıyor kitap sizi...


Hikayemiz 1966 senesinde bir sergide tesadüfen eski bir tanıdığının fotoğrafını gören Kate'in geçmişine yaptığımız bir yolculuk aslında. 1938 yılbaşı gecesi bir Jazz kulübüne giden Kate ve en yakın arkadaşı Eve, tesadüf eseri Tinker Grey'le tanışırlar. Yirmili yaşlarında olmalarının getirdiği canlılık ve neşe onları birbirine yakınlaştırır ve korkunç bir kaza olana kadar birlikte vakit geçirmeye başlarlar. Bu kazadan sonra üçünün de hayatları bir şekilde değişir...

Kitapta çok etkileyici karakterler karşımıza çıkıyor. Kate, Eve ve Tinker başrollerde olsa da en az onlar kadar etkileyici Wallace, Anne, Dicky ve Hank hikayeye çok sağlam katkı yapıyorlar. Sanki hepsinin hayat hikayeleri üzerine ayrı kitaplar yazılacakmış gibi derinliği olan yan karakterler yaratmış yazar.

Hikayede ufak tefek aklıma takılan noktalar olmadı değil. Örneğin Kate'in arkadaş çevresi hep o dönemin en zengin kişilerinden oluşuyor ve Kate sadece sekreter maaşıyla onlara nasıl ayak uyduruyor? Hadi yediğini içtiğini ısmarladılar diyelim, insan giyecek yetiştiremez öyle ortamlara. Ama belki o dönemlerde bu kadar marka vs takıntısı yoktu diyeyim. Bu ufak ayrıntıyı kafanıza takmazsanız bir problem olmuyor. Bir de kitapta daha fazla yer verilse iyi olurmuş diyebileceğim tek bir nokta var. Bence romantik sahneler biraz daha yoğun yazılabilirmiş. Belki de ben romance türü okumayı çok sevdiğimden biraz daha yoğunluk beklemiş olabilirim, bilmiyorum. Ama dediğim gibi bu ufak noktalar kitabı okurken sizi hiç rahatsız etmiyor.
Kitabı okuyan kişiler benim gibi otuzlu yaşlarına geldilerse, biraz daha fazla etkilenecekler gibi geliyor. Çünkü artık kendi geçmişime dönüp baktığımda, yani yirmili yaşlarımdaki kayıtsız ve hayata tüm dünya beni bekliyormuş gibi gözlerle baktığım yaşları düşündüğümde, gerçeğin aslında hiç de öyle olmadığını, kayıp gidenin sadece yaş ve yıllar olmadığını da görebiliyorum. Bu yaşıma kadar belli dönemlerde hayatıma giren, beni etkileyen ve bugünkü karakterimin oluşmasına farkında olmadan katkıda bulunan bir sürü insanı düşünüyorum. Özlediklerim oluyor, özlemediklerim de oluyor tabii. Ama günlük hayatın telaşesi içinde, bir an durup geçmişe dönüp bakma arzusu hissediyorsunuz kitabı okurken. Aşağıdaki sözü kitabı okurken çok beğenmiş ve kitap çizme alışkanlığım olmadığı halde kitapta işaretlemiştim. Yukarıda anlattıklarımı aslında çok iyi özetleyen bir söz bence...
Son olarak alın, okuyun bu kitabı. İnanın pişman olmayacaksınız.
Bol okumalı günler dileklerimle
Sevgiler....
The Reading Lady


Yorumlar

kampet dedi ki…
Nereye gideceğimden emin değilim, ama nereye gidersem gideyim her yeni güne senin adını söyleyerek başlayacağım.."
çok güzel bir söz..
Kitap Tutkusu dedi ki…
Merhaba canım nasılsın? Sana birşey sorucaktım ama mail adresini göremediğimden vikitaptan mesaj attım. Bakabilir misin bi? :))
Evet çok güzel bir söz gerçekten....
Burçin selam mesaj attım sana vikitap'ta :D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…