Ana içeriğe atla

Çocuklara okumayı sevdirmek nasıl olmalı?



The Reading Lady

Merhaba arkadaşlar,
Aklıma takılan bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Geçenlerde çok sevdiğimiz bir aile dostumuzun evinde oturuyoruz laf döndü dolaştı kitaplara geldi. Dostlarımızın biri 7 diğeri 10 yaşında iki kızı var. Bana 'sen ne güzel okuyorsun bizim kızlar hiç okumuyorlar' dediler. Çocuklarının kitap okumasını çok istiyorlar ama malum artık çocukların dikkatini dağıtacak çok fazla dış etken olduğundan kızlar bir türlü okumaya yanaşmıyorlarmış. Ben de çok üzüldüm tabii ve odalarına gittim. Karşılıklı konuşurken neden kitap okumayı sevmediklerini sordum. Sıkıldıklarını söylediler. Zaten okulda ödev olarak veriyorlar başka okumak istemiyoruz dediler. Ödev olarak verdikleri kitapları incelediğimde çocukların çok ta ilgisini çekmeyecek kitaplar olduğunu gördüm.


Sonra kendi ortaokul zamanlarımı hatırladım. Bize de Türkçe derslerinde bir çok kitap okuma ödevi olarak verilirdi. Benim en nefret ettiğim de bu kitaplar olurdu.Okumayı deli gibi seven ben nasıl sıkılırdım o kitapları okurken anlatamam.Özellikle Sait Faik’ten hayatım boyunca kaçmama sebep oldu bu zoraki okumalar. Yanlış anlaşma olmasın diye eklemek isterim ki Sait Faik’in ne kadar iyi bir yazar olduğunu biliyorum ama benim söylemek istediğim, onun bize okutulduğu yaşlarda bizim ilgimizi çekebilecek bir yazar olmadığı. Haliyle okumaya ilgisi olan ben bile okumak istemediysem ve sıkıldıysam, zaten okuma alışkanlığı olmayan bir çocuğun kitaplardan hepten uzaklaşmasını sağlamış olabilir bence.

Bir de hatırlarım İngilizce derslerimizde bize okuttukları kitaplar vardı ki aman allahım dillere destan! Hiç unutmam O Henry’den Son Yaprak diye bir hikaye okumuştuk öğretmenin zoruyla. Bir de yine aynı yazarın Armağan isimli başka bir acıklı hikayesini okutmuşlardı. Ağlamaktan içim çıkmıştı yemin ederim. Bilenler bilir hikayenin konusu kabaca şöyleydi: Son Yaprak’ta hasta bir kız penceresinden gördüğü ağaçtaki yaprakların hepsi kuruyup düştüğünde öleceğine inanır. Ama bir yaprak düşmez, kız da bu umutla iyileşir. Ama aslında o yaprağı yaşlı ressam komşusu yağmurlu bir günde çizmiştir. Yaşlı komşu bu yüzden hastalanıp ölür. Hayır hikaye çok güzel, çok anlamlı ve dokunaklı. Burada O Henry’nin ustalığına ya da hikayelere laf etmiyorum. Benim anlamadığım şey  10-12 yaşlarında bir çocuğa bu kadar acıklı hikayeler okutmanın sebebi nedir. Diyorum size hala içimi kanırtır bu hikayeleri her anışım. Bu yüzdendir ki okuldan sonra ben bu mecbur tutulduğum yazarların kitaplarını hiç okumadım.

Kendi çocukluğumda okuduğum kitapları, neleri sevdiğimi düşündüm. Blogumdaki ilk yazımda bahsettiğim gibi okumayı öğrendiğim ilk zamanlardan beri annem beni her yaz kitapçıya götürür ve bana seri halinde kitaplar alırdı. En sevdiklerim kapakları parlak resimli olan Altın Kitaplar yayınevinin çocuk kitaplarıydı. Sonra bir de içi mavi kaplı minik milliyet yayınları kitapları vardı seri halinde. Çok keyif alırdım bu kitapları okumaktan. En çok sevdiklerim ve yine bulsam yine okurum dediklerim ise Uzun Çoraplı Kız Pippi ve arkadaşlarının maceralarının anlatıldığı kitaplardı. Bir de Enid Blyton’un Maceracı Beşler, Yaramaz Yediler vs. gibi bir grup arkadaşın paylaşmak, arkadaşlık, dostluk, doğruluk gibi değerlerin ince ince işlendiği ama okurken hiç sıkmayan ve hayal gücümü geliştiren kitaplarını defalarca okumuştum.
The Reading Lady
The Reading Lady

The Reading Lady

Benim eşim de çok kitap okur. Okuduğumuz türler farklı olsa da onun kadar çok kitap okuyan bir erkeğe küçükken okuduklarını sorduğumda inanır mısınız aynı cevapları aldım. Altın kitaplar, milliyet yayınları vs. hemen hemen aynı kitapları okumuşuz onunla. Demek ki benim bundan çıkardığım ders şu : Okumak küçük yaşlarda edinilecek bir alışkanlık ve bu alışkanlığı kazandırmak için çocuklara öncelikle seveceği, zevk alabileceği kitaplardan başlatmalıyız ve kız olsun oğlan olsun çocukların seveceği konular belli.  Zaten yaş ilerledikçe kişilikle birlikte okuma alışkanlığı ve beğeniler oturuyor. O zaman kimsenin zorlamasına gerek kalmadan keyif alarak Sait Faik’te okunuyor, Yaşar Kemal’de, Nazım Hikmet’te...
The Reading Lady

The Reading Lady


The Reading Lady
Neyse konumuza dönersek ben kendi kendime görev edindim ve bu iki cimcimeye kitap sevgisini bir şekilde aşılayacağım. Bunun için o yaşlardayken benim çok severek okuduğum kitapları düşündüm ve kısaca bir liste yaptım. Onlardan aldığım tepkilere göre de liste güncellenerek devam edecek. Ve gerekirse hergün onlarla birlikte okuma saatleri düzenleyeceğim, okuduklarıyla ilgili küçük yarışmalar yapıp minik hediyeler vereceğim ya da birlikte okuduğumuz bir kitabın kahramanının resmini çizdireceğim vs. vs. Yani onlara okumanın görev olmadığını ve eğlenceli olabileceğini öğretmeye çalışacağım elimden geldiğince. Umarım başarabilirim. Bu arada çocuk gelişimi konusunda bir şey bilmediğim için bunlar benim kafamdan uydurduğum şeyler. Daha iyi fikirleriniz olursa şunu yap bunu yapma diye lütfen söyleyin.
Sevgilerimle
The Reading Lady

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Onur'cum,iyi düşünmüşsün,Önce ilgi ve merak ...Ben bir edebiyat öğretmeni olarak,okumayı sevmeyen öğrencilerimin velilerine çocuklarını heyecanlandıracak,devamını merak ettirecek nevarsa okutmalarını önerirdım,edebi değeri olmasa da olur,yeter ki çocuk kitabı sevmeye,sayfalarını çevirirken mutlu olmaya başlasın...Benim okuma alışkanlığımı kazandığım kitaplar,çizgi romanlardı.TOM VE JERRY,TOMMİX TEKSAS,KIZIL MASKE,ZAGOR,TEN TEN .......
Merhabalar, Öncelikle belirtmek isterim ki benim annem de emekli edebiyat öğretmeni meslektaşınız yani ve o da tommiks teksas okumuş küçükken:)
Yorumuma katıldığınıza çok sevindim çünkü yazımda da belirttiğim gibi ben eğitimci değilim, anne değilim yani henüz çocuk gelişimi konusunda bilgim sıfır ama kendi çocukluğumu düşünerek nelerden zevk alabileceklerini bulmak istiyorum ve belki böylece kitap okumayı derste verilen bir ödev gibi değil de keyifle eğlenerek yapacakları bir hobi hatta ihtiyaç haline gelmesini sağlamak istiyorum. Çünkü ben hiç bir zaman hobilerim arasında kitap okumayı saymam. aklıma bile gelmez. Çünkü okumak benim için artık bir yaşam biçimi. yemek yemeyi nasıl hobi olarak adlandırmıyorsam kitap okumak ta böyle bir şey. Keşke daha çok insan okusa, anlasa ve hayata insanlara farklı pencerelerden bakabilmeyi öğrense...
cyrstalll dedi ki…
Ökkeş serisi çok güzeldir :)
Bunu başarabilirsiniz :)
Sevgiler..
Ben de ökkeş serisini çok sever ve deli gibi gülerdim okurken :) O yüzden özellikle resmini bulup yazıya ekledim. Teşekkürler
Sevgiler :D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…