Ana içeriğe atla

YORUM: Düsmüs Melekler Sehri- Cassandra Clare


Cassandra Clare'in Ölümcül Oyuncaklar serisi çok severek takip ettiğim bir seridir. Ama serinin yayınlanma araları o kadar uzun tutuluyor ki serinin son kitabı 'Kayıp Ruhlar Şehri' bir aydır elimde olduğu halde bir türlü okumaya başlayamadım. Çünkü serinin bir önceki kitabı 'Düşmüş Melekler Şehri' bir sene kadar önce okumuştum ve bütün kitaplar birbiriyle bağlantılı olduğu için ve benim de hafızam çok güçlü olmadığı için her şeyi unutmuşum inanır mısınız?
Tamam ana karakterleri hatırlıyorum, kabaca ne olmuştu hatırlıyorum ama yok annem kitabı elime aldım tamamen boşluk var kafamda... Bir de son kitap diğer kitabın tam bittiği yerde başlıyor. Hayır ben dün ne yediğimi unutan bir insanım, kaldı ki senede ortalama 100 den fazla kitap okurum, mümkün değil benim bir kitabın en son nerede kaldığını hatırlamam. Eee ben de ne yaptım? Son kitabı bir daha okudum tabii. Ve Allah sizi inandırsın sanki ilk defa okumuş gibi aynı heyecanla, merakla okudum. Kitapsız ya da dizisiz kaldığım zamanlarda balık hafızalı olmak çok işe yarıyor. Her şeyi ilk günkü heyecanla yaşıyorsunuz :)


Bu arada son aldığım duyuma göre Ölümcül Oyuncaklar serisi filme çekiliyormuş. Heyyooo :)) Bu yüzden film 2013 yaz aylarında gösterime girecek ve çıkmadan önce kitapları okumamış olanlar varsa acele edip hemen okusunlar derim. Filmin trailerından anladığım kadarıyla gayet güzel bir film olacağa benziyor. Hadi bakalım bekleyip görelim. Bu arada filmin yayınlanan ilk trailerını izlemek isterseniz tık tık!!!  

Eğer siz de benim gibi Paranormal kitapları seviyorsanız Ölümcül Oyuncaklar serisi mutlaka ama mutlaka okunması gereken kitaplar arasında baştan söyleyeyim. Önüne gelen herkesin paranormal kitap yazdığı ve artık fantastik çöplüğe dönen kitaplar arasında bu seri insana bambaşka bir dünyanın kapılarını açıyor ve 600 sayfalık kitapları nefes almadan okuyup bitiriyorsunuz. 

Kitapların konusunu genel olarak anlatmak gerekirse Clary isimli hanım kızımız ve kankası Simon bir gece bir cinayete şahit olurlar. Tam polise gidelim ne yapalım ne edelim diye düşünürken ceset gözlerinin önünde ortadan kaybolur. Onları öldüren üç kişi Clary'nin kendilerini görmelerine çok şaşırırlar. Çünkü bu üç kişi Gölge Avcılarıdır ve üstlerinde normal insanlar tarafından görülmeme büyüsü vardır. Gölge Avcıları Melek'in kanından olan güçlü avcılardır ve Aşağı Dünyalılar'dan (ki bunlar vampir, iblis, kurtadam, peri vs. oluyor) normal insanları korumakla görevli Nefilimlerdir. Clary'nin de annesi bir gölge avcısıdır ve Clary'de avcı olduğunu öğrenir. Jace, Isabelle ve Alec Gölge Avcısı bir ailedendirler ve Clary'e avcı olmayı öğretirler ve bu arada Jace ile Clary arasında bir aşk doğar. Melekler, periler, vampirler, kurtadamlar, iblisler ve hepsinden kötüsü Valentine ile olan maceraları beş kitap boyunca soluksuz devam eder.

Şu anda elimde serinin beşinci kitabı olan Kayıp Ruhlar Şehri var ve okumak için sabırsızlanıyorum. O yüzden yazımı burada bitiriyorum ve bu güzel pazar gününde kahvemi elime alıp kitabımı okumaya gidiyorum efendim.

Bol okumalı günler dileklerimle
Sevgiler :)

The Reading Lady

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)