Ana içeriğe atla

YORUM: Gabriel'in Cehennemi - Gabriel Arafta - Ben bunalımda :)


İçim çıktı sıkıntıdan yeminle...
Hayır bu kadar güzel başlayan bir kitap nasıl bu kadar bayık bir şeye dönüşür ki? Yazarı kutlamak lazım bu da bir yetenek gerçekten! Tamamen uzatmak için uzatılmış, iki kitap boyunca bayım bayım bayan, yapış yapış bir aşka dönüşmüş bir hikaye.

Kısaca bahsetmek gerekirse erkek kahramanımız Gabriel yakışıklı, seksi, zengin, sorunlu bir profesör. Kitabın arka kapağını okuduğunuzda yeni bir Grey vakasıyla karşılaşacağınızı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Adamcağızın Christian gibi fantazileri yok. Kendi halinde çapkın bir erkek sadece. Neymiş efendim günahın, şeytanın kendisiymiş falan diye anlatılıyor ama yok öyle birşey canlarım. Sadece her yakışıklı, zengin, sorunlu ve bekar erkeğin yapacağı gibi her gece ayrı bir kadınla birlikte oluyor:) Başka bir numara yok yani. Bir de adam Dante uzmanı ya kafayı yemiş onunla...


Neyse efendim hanım kızımız güzeller güzeli, melek görünümlü tavşan Julia ise ilk başlarda sümsük, korkak, ensesine vur lokmasını al tarzında bir kız. Habire birşeyler düşürüyor, kırıyor, saçmalıyor, kızarıyor falan en sonunda "kızım salak mısın nesin bir doğru dur!" diyesi geliyor insanın. Tabii bugün her seksi(!) kadının yapması gerektiğini öğrendiğimiz alt dudak dişleme tikinin de yılmaz bir uygulayıcısı kendisi. 

Kitap çok güzel başlıyor aslında. İlk kitap 250 sayfa keyifle okunuyor. Çekişmeler, laf sokmalar, kıskançlıklar, flörtler, ilk yakınlaşmalar...Ama ne zaman ilişkileri başlıyor ondan sonra bizim vahşi, ukala Gabriel'imiz bir anda süt dökmüş kediye dönüyor. Sevgili arkadaşım YORUMBAZ süper bir benzetme yapmış kendi yorumunda. Adam resmen Sezen Cumhur Önal'a bağlıyor diye :)) Kesinlikle çok doğru bir benzetme olmuş çünkü böyle bir şiir okumalar, Beatrice aşağı Beatrice yukarılar, yok sen meleksin ben sana dokunamamlar...

Öpüşmekten soğutur insanı bunlar mıç mıç mıç! Ya ilk kitapta 600 sayfa boyunca öpüştüler başka da bir şey yapmadılar. Ha birde uzun uzun Dante okudum sayfalar boyunca. Sırf Dante olsa iyi. Hayır sanki kitap okuyan herkes Edebiyat profesorüymüş gibi böyle entel entel alıntılar yapmalar, araya iki Shakespeare attırayım, üç beş şiir sokuşturayım çabası...Ne bu şimdi?

İkinci kitap birinciden beter. Türk filmi olsa beğenmez burun kıvırır izlemeyiz. Tamamen ajitasyondan ibaret olmuş bence. Sebepsiz ayrılıklar, iki kelime konuşmadan acıların adamı havalarına girmeler...Gabriel Arafta ben bunalımdaydım yani...

Hikayeyi burada anlatmayacağım okumak isteyen olursa diye ama dediğim gibi sırf uzatmak için 1100 sayfa boyunca yazılacak bir hikaye değil. Ve maalesef kitabın üçüncüsünü de yazıyor yazar ve huyum kurusun ben de bir seriye başladığımda sonuna kadar okurum. Yani bir kitaplık daha eziyet yazılmış kaderime...

Bunlar yüzündan aşktan soğudum şu sıralar gelmeyin üstüme...

PS: Gözünü sevdiğimin Christian Grey'i...Ben senin kıymetini bilememişim valla. Öyle hani arkandan sayko falan dediydim ya valla geri aldım şimdi sözlerimi. En azından bu kadar içimi şişirmedin be adam. Hani sende tavşan stayla her gördüğün yerde aksiyon halindeydin, sapıktın, arızaydın falan ama yine de çekilir tarafın vardı. Ana'nla mutluluklar size şekerler. Öpüyorum :)

PS 2 : Kitapların filmi çekilirse yazarın ve fanların oynamasını istediği yakışıklı bir arkadaş var. Ben kendisini tanımıyordum. Bu kitaptan tek iyi kazanımım onu tanımak oldu. İsmi David Gandy bayanlar ve bendeniz yine bir amme hizmeti olarak size bu arkadaşın fotolarını paylaşıyorum. Gözümüz gönlümüz açılsın biraz da :)

Sevgilerimle
The Reading Lady
Burada tam Gabriel olmuş gözlükler falan :)













Yorumlar

Büşra Bal dedi ki…
Haha harika bir yorum olmuş :D Evet Christian sorunluydu ama, yer yer aramadım değil. Gabriel başlarda ne harikaydı halbuki,seksi,cool,umursamaz, wuhuu bu adama nasıl millet laf ediyor diyordum,anladım sonunda. -.-
tarih84 dedi ki…
Gabrile hakkında ilk defa böyle bir yorum okudum inan çok güldüm:)) kiştabı okuyacağım 3. çıksın diye bekliyorum. Gabrielciler greyi sapık ilan ederdi şimdi seni greyci diye düşünürsek greyci olarak gabrilei ergen olarak ilan ediyorsun öpücükkolik bir ergen::))
:) Ya yine de kitabı çok beğenen çok kişi var ama yazdığım gibi ben çok baydım okurken şeker :)
:) öpücükkolik ergen :))) Ya ben Grey'ci de değilim ama Grey Gabriel'in yanında daha iyi gibi duruyor bence. Tabii bu benim fikrim sen bana bakma :) Kitabı beğenen çok insan var bence de oku. Üçüncüyü beklemene gerek yok öyle greydeki gibi can alıcı noktasında kesilmiyor kitaplar. Yani 3. kitap olmasa da olur şeklinde bitmiş. Anladığım kadarıyla yazar satışlara göre 3. yü yazmaya karar vermiş gibi. Okuduktan sonra yorumunu bekliyorum ama :))
Kitap Tutkusu dedi ki…
Onur, yorumuna çok güldüm sen çok yaşa emi! Grey taraftarı değilim ama Gabriel taraftarıyım. Buna karşın ikinci kitabı okumama kararı aldım. Bu konuda yazara çok kızgınım. Kardeşim sen güzel, bol acılı, duygusal bir hikaye yazdın mı yazdın. Kahramanlarımız bolca acı çekip göz yaşı döktü mü döktü. Araya entirikalar, kıskançlıklar da koydun mu koydun. Eee bir de mutlu son yazdın mı (ilk kitap için konuşuyorum) yazdın. Daha ne uğraşıyorsun çiftimizle? Mutluluğu yaşamışken ikinci kitapta niye millete ve karakterlere eziyet ediyorsun? Haa bi de bunla da yetinmeyim 3. kitabı çıkarıyorsun. Pes valla sana. İlla seri mi yaratmak istiyorsun? Bul Gabriel'e üvey bir kardeş yaz onun hikayesini araya da koy G ve J'yi işlem tamam!
Bence 2. kitap sırf bir çok beğenildi diye yazılan birşey. Şu an benim kafamda G ve J mutlu mutlu yaşıyorlar. 2. kitabı okumamakla birşey kaybetmedım. Sonuç: Ohh bee! :)
:)) Kesinlikle çok doğru bir karar vermişsin Burçin ve hiç de birşey kaybetmiyorsun. Birinci kitaptan ben de hoşlanmıştım ama hemen ardından ikinci kitabı okuyunca resmen soğudum hepsinden. Bıybıybıy acı çekme halleri ömrümü yediler valla:) Sanırım benim bu kadar sıkılmam 4 günde iki kitabı birden ardarda okumam ve ikinci kitabın daha bunalım olması olabilir.
Kitap Tutkusu dedi ki…
Ben aslında iki kitabı bir alıcaktım ama DR'da yoktu. O zaman çok üzülmüştüm, şimdi ise şansıma iyiki yokmuş diyorum :))

Yorumları okumuştum da ikinci kitaptan öyle vazgeçmiştim.

Kitapları, hoşça vakit geçirmek, kafamızı dinlemek, hoş ve güzel dünyalara kapı açmak için okuyoruz. Niye kendimizi strese sokan kitapları tercih edelim ki? Hem de okunacak bir dolu kitap varken :))
tarih84 dedi ki…
aaa ben de 3. kilit olur diye düşünmüştüm öyleyse beklememeli. elimdekiler bitsin de bir dahaki kitap alışverişimde alayım. valla merak ediyor insan ama ben tam bir greyciyim:)
Benherneysemo dedi ki…
Ben ilk kitabı beğenmiştim ama 2. nin konusuyla ilgili daha önce de bir şeyler duyup moral bozukluğu yaşamıştım, ama şimdi tamamen yıkıldım :(
Berfin Kanat dedi ki…
Liebster Blog Award'a seni aday gösterdim. :) http://buyuluayrac.blogspot.com/2013/01/liebster-blog-award.html#more
Teşekkürler Berfin hemen bakıyorum :)
Neslihan Ozturk dedi ki…
Onur hanım, yorumunuza bayıldım, özellikle Christian için yazdıgınız notu okurken kahkahalara boguldum diyebilirim:)
Bende şuan Gabriel Arafta'nın son sayfalarındayım, Gabriel niye susup kaçtıgını anlatıyor, boğdu beni de :/
Teşekkürler Neslihan Hanım :) Ben ilk kitabı beğenmiştim ama ardarda okuyunca artık sonlara doğru benim de içim bayıldı. Zaten sanırım yazımdan da belli oluyor ne kadar sıkıldığım :)
Geveze Kitap Kurdu dedi ki…
ben kitabı çok beğenmiş adeta hayran olmuştum, bayılmıştım hala da söylüyorum gabriel candır diye sanırım bu entel dantel akademi takımı beni etkiliyor:):)
ama senin bu eleştirilerini de kahkahalar atarak okudum inanamıyorum gerçekten çok çok iyi noktalara değinmişsin "alt dudak dişleme tikinin de yılmaz bir uygulayıcısı kendisi." yıkıldım gülmekten allahım:):) ama gabriel'i seviyorum ben elimde değil.. gerçi grey'i de seviyorum ben ikisi tamamen farklı adamlar zaten:)
ama evet gabriel arafta gerçekten birinci kitaba göre gölgede kalmıştı :)
Adsız dedi ki…
Ya yemin ederim şu yorumunuzu okuyunca rahatladım :) kitabı okuyan kiminle konuşsam hepsi gayet hoş bulmuş, ''bir tek ben mi tiksindim bunlardan?'' diye düşündüm her seferinde :) yorumunun da başından sonuna kadar her kelimesine katılıyorum :) ellerine sağlık vallahi :) şükür ya! :)
The Reading Lady dedi ki…
:))) rahatladığına çok sevindim o zaman :D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…