Ana içeriğe atla

YORUM: ASİ - Monica McCarty

The Reading Lady

O kadar güzel bir İskoç romanı okudum ki...Bayıldım, ayıldım tekrar bayıldım...Kitabı neredeyse bir günde, bir solukta yaladım yuttum diyebilirim. Uzun zamandır harika bir historical okumamış bünyeme ilaç gibi geldi roman açıkçası. Gerçi ben bu yazarı çok geç keşfettim çünkü bu kitap ülkemizde 2010 yılında Koridor Yayınevi tarafından çıkartılmış. Üçleme olan bu serinin diğer kitapları da (Maskesiz ve Kır Zincirlerini) yine Koridor'dan ardarda çıkartılmış durumda. Ki bu benim şaşırdığım bir durum çünkü genelde elinde seri olan birçok yayınevi serileri çok uzun sürelerde çıkartıp okuyucuları bıktırma politikası izlerken, hem orijinale yakın çok beğendiğim kapak tasarımıyla hem güzel çevirisiyle, hem de yayınlama hızıyla Koridor bu konuda benden tam puan aldı diyebilirim.
Orijinal Kapak

Orijinal Kapak


















Kitabın konusuna gelirsek, iki yıldır MacDonald ve MacLeod Klanları arasındaki savaşa son vermek üzere Kral James tarafından Rory MacLeod ile nişanlanmak üzere görevlendirilen Isabel'in, bir yıl sürecek olan nişan zamanında kendi klanını kurtarmak gibi gizli bir de görevi vardır. Ancak bu gizli görevini uygulamaya çalışırken karşısında korkusuz, çelik gibi kasları olan, yakışıklı klan reisi Rory MacLeod ve onun karşı konulmaz cazibesini bulacaktır. Kalbi ve klanının geleceği arasında bir seçim yapmak zorunda kalan Isabel, mutluluğa giden yolda karşısına çıkan engelleri aşkıyla yenebilecek midir?

Arka kapak yazısı gibi oldu sanki biraz ama spoiler vermek istemediğimden üstü kapalı ancak böyle yazabildim :) Yazarın dili ve tasvirleri çok hoşuma gitti. Kitabı okurken kimi yerde burnunuza mis gibi tuzlu deniz kokusu gelirken, kimi yerde kendinizi yemyeşil çayırlarda koşarken hayal eder buluyorsunuz. Bu da bence yazarın anlatım başarısından kaynaklı. Hele kitaptaki karakterlere aşık olmamanız işten bile değil. Rory'nin o sert, çelik gibi kaslı, savaşçı hallerinin nasıl tutkulu, koruyucu, sevecen bir aşığa, dönüştüğünü görünce bendeniz ağzımın sularını sile sile okudum kitabı resmen :) Ben ilk İskoç romanımı okuduğumda "Yaa etek giyen adamın neresi seksi olur töbe töbee" demiş ve sonra bazı fotolar bulup sözümü yutmak zorunda kalmıştım. Her zaman ki gibi bir amme hizmeti olarak yayınladığım yakışıklı iskoçlarımızın fotolarını burada bulabilirsiniz:)

Kitapta adı geçen Peri Bayrağı ve Dunvegan Kalesi ve çevresinin resimlerini paylaşarak yazımı bitiriyorum. Historical sevenlere bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyor ve bol okumalı günler diliyorum.
Sevgilerimle
The Reading Lady
Peri Bayrağı
Dunvegan Kalesi ve Deniz Kapısı. Sağdaki kule Peri Kulesi
Deniz kapısına giden merdivenli yol ve Isabel'in Rory''i ilk gördüğü yer :)

Kalenin Bahçesi (Rory ve Isabel kenardaki surların önünde denize bakıp konuşmuşlardı. Hayal edebiliyor musunuz?
Kalenin uzaktan görüntüsü
Fairy Bridge-Peri Köprüsü
Dunvegan Kalesi



Yorumlar

Miss_Nefertiti dedi ki…
Kitabı okuduğuna sevindim.Bende kitabı okuduktan sonra yazarın internet sitesine bakmış ve senin paylaştıklarını görmüştüm. Hayalimde canlandırmak ve konuları yerlerine yerleştirmek daha kolay oldu. Bu yüzden diğer kitapları okurken önce mekan yer resimlerine baktım. Böylece hayalimde canlandırmak daha güzel oldu.

Ahhh Rory Rory diyorum :) Hele o çelikten örülü kasları yokmu euehuehuehee
Kitap Tutkusu dedi ki…
Canım eline sağlık çok güzel olmuş :)

Özellikle de fotolara ve yazdığın küçük notlarla kitaptan sahneler gözümün önünden geçti diyebilirim :))
@Miss_Nefertiti Rory ve çelik kaslarını hayal etmem hiç zor olmasa da mekan resimlerini görmek dediğin gibi bende de gözümde canlandırmada çok yardımcı oldu. Ahh Rory Rory ne kaçırmışım ben bunca zamandır :)
@Kitap Tutkusu çok teşekkürler canım beğendiğine çok sevindim :)
Sevimli Hırsız dedi ki…
Off .. Off... Okuduğum ana geri gittim ya ! Bu ktiabı çok seviyorum. Eşssizler kategorisinde bir kitap. Bunu özel kılansa o tecavüz sahnesi Rory'nin Isabel'i kurtarması hâlâ gözümde canlanıyor. O kadar gerçekçi bir anlatımı vardı ki , okurken kendinden geçiyorsun. Ama devam kitapları şöyle böyle. Maskesiz'i durgun fakat etkileyici buldum. Kır Zincirlerini ise orta derece yani. İyi de değil kötü de. Okura kalmış. İki Ateş Arasında ise tam bir felaketti bence. Asi'yi nasıl yazmış o kitaplarla kıyaslayınca anlahyamıyorum. :D
Ya ben kitaba bayıldım gerçekten :) Tam anlamıyla ağzıma layık bir hist. okudum ve o kadar özlemişim ki iyi hist okumayı :) Diğer kitaplar hakkında ben de senin yorumların gibi yorumlar duydum açıkçası. Maskesiz vasatmış Kır zincirlerini bir tık daha iyiymiş ona göre, ama en güzeli asi imiş diye. Ama ne yapalım okuyacağım ve yine de beğeneceğimi düşünüyorum ben açıkçası :)
yavuz dedi ki…
o kadar güzel anlattınızız ki okumassak olmuyacak artık
Sevimli Hırsız dedi ki…
Okunamaz değiller fakat seriyi tersten alsan inan bana çok etkilenirsin. İlk kitap bu olunca RORY'nin üzerine hiç bir hikâye anlam kazanmıyor. Ben peş peşe okumuştum ve onunda etkisi oldu. Belki aralıklı okusaydım diğer kitaplar için güzeldi derdim. :D
vitrin mankenleri dedi ki…
Bu yazarın romanlarını okumak hiç nasip olmadı ama yorumlara bakılırsa okumamda fayda var..
@yavuz :teşekkürler :) historical romance seviyorsanız kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap.

@sevimli hırsız :roryden sonra ben de alex falan nasıl gidecek diye merak ediyorum aslında. Mesela aynı şekilde Sır'ı okuduysan İain'dan sonra Brodick falan pek etkilememişti beni :)

@vitrin mankenleri :Bu yazarla ben de ilk kez tanıştım ama birçok sitede ve forumda çok övgüyle söz edilen bir yazar olduğunu gördüm. Diğer kitapları hakkında da olumlu yazılar okudum hep. O yüzden ben diğer kitaplarını da okumaya karar verdim. Diğer kitaplarını bilemem ama bu kitabı okuduğum için kesinlikle tavsiye ederim.
Sevgilerimle :)
sayfanız çok güzel takibe aldım benim sayfama da beklerim :)
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
hayat hayal dedi ki…
Bu seriyi bende çok keyif alarak okumuştum.
İşim gereği sık sık yurtdışına giderim ama iskoçyaya evlendiğimden beri gitmemiştim
geçen yaz aslında julie Garwood ve monica Mcmarty kitaplarını okuduktan sonra tekrar gitmek istedim ve yaz tatilinde gittim
Şunu çekincesiz söyleyebilirim gittiğim ülkeler arasında top 10 da sınırlarını hala zorluyor bu ülke
senin bu kitap ile ilgili yorumunu görünce yazmak istedim belki biliyorsundur ama Dunvegan kalesi otel olarak kullanılıyor ve o muhteşem peri bayrağıda orada sergileniyor adalara tur lar düzenleniyor ve kalede konuklar için aynı kitapta okuduğumuz gibi ozanlar hikayeler anlatıyor
monica yı herşeyden çok bu yüzden takdir ettim çünkü gerçeklere çok güzel dokunmuş masal ve gerçeği çok güzel harmanlamış
yorumların her zaman olduğu gibi yine keyifli ve verici teşekkürler layd
O kadar şanslısın ki ve nasıl kıskandım şimdi seni anlatamam :) Ben de İskoçya'ya ilk fırsatta gitmek istiyorum ve açıkçası İskoç romanları okumadan önce aklıma bile gelmemişti gidip görmek! Ama şimdi ilk fırsatta gidilecek yerler sıralamamda en üst sırada:) Dunvegan kalesinin otel olduğunu bilmiyordum ve keşke bir gün gidip orada kalabilsem çok isterim gerçekten. Yorumlarımı beğendiğin için ayrıca çok teşekkürler :) Sevgiler!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)