Ana içeriğe atla

YORUM: Bazı Kızlar Isırır - Chloe Neill


Yine çok beğendiğim bir seri ile karşınızdayım çok sevgili sayın seyircilerim. Ocak ayının son günlerinde okuyup bitirdiğim ancak yoğunluktan yorumlamaya yeni fırsat bulabildiğim bu yeni vampirik paranormal serimizin ilk kitabı Bazı Kızlar Isırır, gerçekten son zamanlarda okuduğum en eğlenceli kitaplardan biriydi. 

Kitabın başrolünde Merit isimli esmer, güzeller güzeli bir kızımız ve Ethan isimli bir başvampirimiz var. Ama maalesef Ethan sarışın ve ben sarışınları hiç sevmem :( O yüzden kendisi aşık olunan kahramanlar listeme giremese de (ki bu onun kaybı) yine de sevdiğim bir vampir oldu kendileri.

Kitabımız yüksek lisans öğrencisi Merit'in bir gece okul yolunda saldırıya uğramasıyla başlıyor. Bu saldırıdan onu Ethan kurtarıyor ve ölmemesi için vampire dönüştürüyor. Ve tabii maceramızda bundan sonra başlıyor...

Kitapla ilgili spoiler vermeyeceğim çünkü gerçekten benim gibi paranormal sevenlerin çok beğeneceğini düşünüyorum ve konusunu anlatıp kitabın tadını kaçırmayayım buradan. Ama biraz ortamdan bahsedebilirim sanırım yoksa dayanamaz çatlarım şuracıkta :)

Hikayemiz Şikago'da günümüzde geçiyor. Vampirler sekiz ay önce varlıklarını insanlara açıklamışlar ve ortaya çıkmışlardır. Bu durum aynen Güneyli Vampirler Serisinde de vardı. (Nam-ı diğer True Blood) Ama o seride yapay kan bulunmuş, bu yüzden de vampirler "Heyyoo artık insan kanı içmemize gerek yok!!" diye Büyük İfşaat'ı gerçekleştirmişlerdi. Şikago vampirlerimizde ise henüz yapay kan olayı yok. Bildiğiniz normal insan kanı içiyorlar. Hatta sırf zevk için başka vampirlerin de kanını içiyorlar falan. Neyse ortama dönecek olursak vampirler bu seride de "Biz de buradayız!" demişler ve insan dünyasında açık açık dolaşmaya başlamışlardır. Ama burada diğerlerinden farklı olarak vampirler toplu halde evlerde yaşamaktadırlar. Amerika'da toplam on iki ev, Şikago'da ise üç ev vardır. Tabii tüm vampirler bu evlere kayıtlı olmak zorundadır. Her evin bir baş vampiri (hükümdarı) ve ona bağlı halkını yöneten kolluk kuvvetleri mevcuttur. Bizim Ethan Sullivan'ımız da Cadogan Evi'nin baş vampiridir. Her evin senede kaç vampiri dönüştüreceği kotalıdır:) Mesela Cadogan Evi'nin yıllık kotası on iki idi yanlış hatırlamıyorsam. Vampire dönüştürme işlemi ise sadece baş vampirin kanıyla gerçekleşir. Bu serideki vampirler tüm yiyecek ve içecekleri insan hallerindeki gibi zevk alarak yiyebilir yani illa sadece kan içmek zorunda değiller. Tabii ki kan ihtiyaçları çok ve içmezlerse ölüyorlar falan ama iki üç günde bir içmek yetiyor onlara. 

Mesela bu seride ilginç olan bir detay daha vardı. Tüm vampir kitaplarında geçen ev sahibinin daveti olmaksızın eve girememe olayı burada farklı. Vampirlerin tüm yaşantılarını düzenleyen ve sıkı sıkı uydukları kanunları var ve bu kanunlarda yazana göre sadece nezaket icabı ev sahibinin daveti gerekli eve girebilmeleri için. Kabalık yapmamak için davet bekliyorlar yani nazik vampirler :)

Dediğim gibi kitabın konusunu anlatmayacağım (gerçi çok zor tutuyorum kendimi), ama içinde vampirlerin yanı sıra büyücüler, şekil değiştirenler, periler ve bilimum paranormal yaratığın olduğu bu seriyi okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Gelelim gereksiz detaylarıma. Kitabın Türkiye baskısını Optimum Kitap yapmış ve bence çok ta başarılı olmuş. Kitap kapağındaki kıza ayrıca bayıldım. Hele orijinal kapaklardaki kızı görünce bizim kızı daha çok beğendim. Bir tek kahkül olayını tutturamamış olsalar da gayet güzel bir kız seçmişler bence :) Aşağıdaki resimlerde orijinal kitap kapaklarını görebilirsiniz. Bu arada fan yapımı trailer tarzı birşey buldum. Kitaptaki karakterleri yapmışlar ne de güzel yapmışlar :)

Herkese bol okumalı güzel günler 
Sevgilerimle

The Reading Lady






Yorumlar

Sevimli Hırsız dedi ki…
Bende çok severek okumuştum ama ikincisi bu kadar iyi değil. Hâlâ elimde dolanıyor ne yazık ki. :(
Selam! Ben ikincisini de bitirdim ve dediğin gibi biraz yavaş olmuş sanki. Aksiyonu ya da romantizmi az kalmış bence. Ama yine de güzel vampir serilerine hasret kalmışım o yüzden ilaç gibi geldi açıkçası :))
Sevimli Hırsız dedi ki…
Ahahha! Benim hâlâ elimde dolanıyor. Ona yöneleyim o zaman da bitsin bari. :))
Adsız dedi ki…
bnce 1.2.3. kitaplrı gyet iyi bn 4.cüsünü merk ediyorm çktı mı acba:D
The Reading Lady dedi ki…
Merhaba, dördüncü kitap henüz çıkmadı ve na zaman çıkar bilmiyorum :)
Adsız dedi ki…
teşekkürler tatlım (kız demi):D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)