Ana içeriğe atla

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

JM
Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 

Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi 
Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri önyargılarını bir kenara koyar ve bu dünyaya adımını atar. Kimbilir?

Her kız çocuğu büyüyünce hayallerindeki beyaz atlı prensle bir masal şatosunda evlenmek ister. Bu yakışıklı kahraman prens bizlerin masumiyet hayalleridir o yaşlarda. Büyüdükçe değişir düşlerimiz, isteklerimiz. Beyaz atlı prenslerin gerçekte varolmadığını öğrenince yıkılır hayallerimiz ve gerçek dünyada savaşımız sürerken, aslında farkında bile olmadan içimizdeki küçük kızla birlikte o prensi gizli gizli aramaya devam ederiz. Eskiden ayıla bayıla izleyip suluzırtlak ağladığımız, kıkır kıkır güldüğümüz Türkan Şoray’lı, Filiz Akın’lı, Hülya Koçyiğit’li Türk filmlerini belki de aynı etkiyi bizlerde bıraktığı için çok severdik. İşte bu romanslar da, Sindirella, Pamuk Prenses masallarıyla hayaller kuran bizlerin, hayallerimizi canlı tuttuğumuz, arasıra kaçıp sığındığımız büyülü bir dünyadır aslında...

Bu türe yeni başlayacaklar için Romans dünyasının tartışılmaz en iyi yazarlarından birini ve kitaplarını kısaca tanıtmaya çalışacağım. Eğer aşk romanlarını hiç okumadıysanız Judith McNaught (JM) bu türe başlamak için en doğru seçim olacaktır kuşkusuz.

14 Mayıs 1944 doğumlu yazarımız, yurtdışında yayınlanmış on beş romanıyla otuz milyondan fazla satış yapmış, defalarca New York Times Bestseller listesine girmiş, çıkan her romanı uluslararası bestseller olmuş ve kendisine “Yüreğin Kraliçesi” ünvanı verilmiştir. Yazarlığa başlamadan önce medya sektöründe çeşitli pozisyonlarda çalışmış, CBS kanalının ilk kadın yapımcısı olmuştur. İlk kitabı “Whitney My Love (İçinde Aşk Saklı)” 1978-1982 yılları arasında yazmış ama bastıramamıştır. İkinci evliliğini yaptığı eşi ona yazarlık konusunda çok destek olmuş, kitapları her reddedildiğinde yanında durmuştur. 1982 yılında ikinci romanını “Tender Triumph (Sana İhtiyacım Var)” nihayet yayınevi tarafından kabul edilmiş ve basılmıştır. Ne yazık ki kitap tasarımının yapılmasının bir gün öncesinde Judith’in eşi bir kazada ölmüştür ve bu kadar desteklediği eşinin başarılarını görememiştir.


JM’in 1984’te “Double Standards(Kalbim Sende Kaldı)” kitabı basılmış ve elde ettiği başarıdan sonra ilk yazmış olduğu ve 1800’lü yılların başlarında geçen “Whitney My Love” 1985’te raflardaki yerini almıştır. Bu kitapla Judith farkında olmadan tarihi romanslar arasında yeni bir çığır açmıştır. Şöyle ki daha önceleri yazılan tarihi romanslarda yaşanılan aşklar erotizm olmadan, daha üstü kapalı yaşanırken, JM’in bu romanında aşk tutkulu bir şekilde anlatılmıştır. Bastırılması uzun zaman alan bu kitap çok büyük başarı kazanmış, bunun üzerine Judith’ten sonra onun akımını izleyen birçok yazar olmuştur. 1985 yılına kadar tarihi romans türünde yazar sayısı çok azken, romanın başarısından sonra her ay elliye yakın yeni yazar ve kitap çıkmaya başlamıştır. Ancak bu kadar çok yazarın arasında Judith milyon dolarlık kitap anlaşmaları yapan tek yazardır. (Burada bir de gereksiz bilgi vereyim. İçinde Aşk Saklı kitabının ana karakterleri Whitney ve Clayton yazarın kendi çocuklarının adlarıdır aynı zamanda.)
















Judith’in kitaplarını Günümüz Aşk Romanları ve Tarihi Aşk Romanları olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Ancak her iki türün Judithvari ortak özellikleri mevcuttur. İster bir dük olsun, ister çok başarılı bir işadamı olsun JM’in bütün erkek kahramanları yukarıda da bahsettiğim bir nevi beyaz atlı prenslerdir. Hepsi ister esmer olsun ister sarışın,çok yakışıklıdır bir kere. Kitabı okurken hemen aşık olursunuz sizde. Ama onlar aşka kesinlikle inanmazlar ve aşkı zor kabullenirler. Bu da hemen hepsinin geçmişlerinde bir yara almış ve hafif arıza yapmış olmalarından kaynaklıdır. Ama bunun yanında gururlu, güçlü, otoriter, karakter sahibi bir yapıları vardır. Ve tamamı çok zengindir. Haliyle bu durum tüm kadınların peşinden koştuğu çapkın bir yapılarının da olduğunu gösterir bize. Ama bu kadar çapkın olmalarının yanında bir kere sevdiler mi çok ama çok sadıktırlar. Bu kahramanları okurken kaba tabiriyle dibiniz düşer, hayaller kurarsınız.

Kadın kahramanlarımız da yine hemen her JM romanında belirgin karakter yapılarına sahiptir. Güzeller güzeli kahramanlarımız sevecen, merhametli, zeki, nüktedan ama aynı zamanda güçlü bir karakter sahibidir. Bizim kitabın başlarında okuduğumuz kibirli beylerimizi kitabın sonunda süt dökmüş kediye çevirirler ve mutlu mesut hayatlarına devam ederler.















JM kitaplarında sadece mutlu sonla biten basit bir aşk hikayesi okumazsınız. Her kitabında ustalıkla kurguladığı bir çok olay yaşanır. Kimi zaman bir cinayet zanlısı olur kahramanlarımız ve siz o cinayeti kimin işlediğini merak edersiniz, kimi zaman üstüne atılan bir iftiradan kurtulmaya çalışır ve siz onun masumiyetini kanıtlayabilmesi için beklersiniz. Tüm bu olaylar olurken JM bunları o kadar akıcı bir dille anlatır ki gözlerinizin yaşardığı bazı sayfalarda yaptığı espriyle kahkaha atabilirsiniz. Yazarın bu kadar başarılı olmasının da sanırım en büyük sebebi bu ustalığı olsa gerek.
Judith McNaught kitapları birbirinden bağımsız serilerdir. Kitaplar bu sırayla okunduğunda daha keyifli olur. Çünkü her kitabında diğer bir kitapta tanıdığımız karakterler de yer alır. Ana konudan bağımsız olarak karşımıza çıkıverirler ve sanki eski bir dosta yolda rastlamış gibi seviniveririz onları görünce. Arkadaş olurlar genelde hepsi ve biz de kendimizi bu kocaman ailede dostlar arasında hissederiz. Bu yüzden ülkemizde de çok geniş bir hayran kitlesi bulunan yazarımız için bizler “Judith Ailem” deriz birbirimize. Eğer bu yazarın kitaplarını okursanız ne demek istediğimi çok iyi anlayacağınızdan eminim :)

Bu yazımı okuduktan sonra gidip bir Judith kitabı alın ve kendinizi onun büyülü dünyasına bırakın. İnanın bana kendinizi çok iyi hissedeceksiniz....

Bol okumalı günler dileğimle

The Reading Lady


Yazarın ülkemizde yayınlanmış kitapları ve serileri :

WESTMORELAND SERİSİ:
1.       Düşler Krallığı
2.       İçinde Aşk Saklı
3.       Sen Gelmeden Önce
SEQUEL SERİSİ :
1.       Sonsuza kadar
2.       Seni Beklerken
3.       Mutluluk
GÜNÜMÜZ AŞK ROMANLARI :
1.       Cennet
2.       Kusursuz
3.       Gece Fısıltıları
4.       Aldığım Her Nefeste
5.       Sana İhtiyacım Var
6.       Kalbim Sende Kaldı

Yorumlar

Bugün bloguna takılı kaldım :) iki dakika yorum yapıp gidicem :P Judith benim tartışmasız en sevdiğim yazardır dili o kadar güzeldir ki ögh aşk romanı mı diyen bir çok arkadaşıma bile bağımlılık yapmıştır, fakat uzun süredir yeni romanı yayımlanmıyor bu konu hakkında bir bilgin var mı? Yada Epsilon sanırım yemin falan etti yayımlamamaya :)
:D Ne güzel her zaman beklerim :D Judith benim de en sevdiğim yazar ve dediğin gibi maalesef yeni kitabı yayınlanmıyor :( Halbuki o kadar seveni ve bekleyeni var ki eminim çıkar çıkmaz yok satacaktır. İnan hiç bir bilgim yok ne zaman yayınlanır ya da bir daha hiç yayınlarlar mı? Ama keşke çıksa da okusak :)
Hayal@ dedi ki…
Merhaba. Ne yalan söyleyeyim Judith Mc Naught' ı hiç okumadım. Ama Blogum Dergisi' ndeki yazınla beraber bütün kitaplarını okuma kararı aldım. Küçük bir teşekkür etmek istedim:)
Asıl ben teşekkür ederim :)Sana tavsiyem içinde aşk saklı ile başlaman olacaktır inan bana çok seveceksin :) İlk Judith kitabını okuduğunda yorumunu çok merak ediyorum benimle paylaşırsan çok sevinirim :)
Miss_Nefertiti dedi ki…
Bende büyük bir Judith McNaught hayranıyım. İlk okuduğum kitabı Düşler Krallığını çıktığı ilk hafta migrostan satın almıştım. Kitabı elime aldığım ilk an bile şu an aklımda.

Düşler Krallığı okunmaktan neredeyse dağılmak üzere. Tekrar tekrar okumaktan asla bıkmıyorum. Zira diğer kitapları da öyle. JM hayatımı değiştiren yazardır diyebilirim bende :)

Daha önce Harlequin aşk romanları okuyordum. JM hem historical romance hemde kalın ve uzun aşk romanı olarak okuduğum ilk aşk romanı oldu benim için. Birçok kitabını okurken sabahladığımı bilirim.

Öyle severim öyle benimserim ki sevdiğim herkes okusun herkes sevsin isterim :) Ama senin de dediğin gibi bu büyük yazarın yeni kitaplarının basılmaması beni de çok üzüyor. Gerçi 2013 yılında JM kitabının yayınlanacağı yönünde dedikodular var ama ne kadar doğrudur bilemiyorum.

Yazın çok güzel ve düşüncelerimize duygularımıza tercüman olmuş. En kısa zamanda JM kitabı yayınlanır ve bizler balo salonunun kuytu köşelerinden kahramanlarımızı izlemeye devam ederiz.

Sevgiler.
Merhabalar Miss Nefertiti :) Yazımı beğendiğine çok sevindim çünkü ben de bu kadar sevdiğim bir yazarı güzel anlatabilmek, okumayanları JM okumaya teşvik etmek için yazdım. Ahhh keşke yeni kitabı yayınlansa. Dediğin gibi tekrar tekrar okumaktan kurtuluruz bizde :) Sevgilerimle
Büşra Bal dedi ki…
Eline sağlık abla,çok zevkli olmuş.Judith benim 1 numaralı yazarımdır kendi dalında. Aşkı en güzel hissettirenlerdendir. Sen de onun bizdeki yerini çok güzel açıklamışsın :)
Sağol canım beğendiğine çok sevindim :)
kampet dedi ki…
bu denli ilgi çekici yazarları bizlerle paylaştınız için teşekkürler. )
Rica ederim :) ben de yazdıklarımı okuduğunuz için teşekkür ederim :)
ilknur AKPINAR dedi ki…
Merhaba bende geldim bloguna,
Seni beklerken isimli kitapda çok sıkılmıştım sonra da diğer kitaplarını almak bile istemedim :)
Sevgiler.
Merhaba İlknur hoşgeldin :) Eğer historical romance okumaktan hoşlanıyorsan sana İçinde Aşk Saklı ile başlamanı öneririm. Çünkü en iyi hist. arasında sayılan bir kitaptır. Ama tabii hist. okumayı sevmeyenler sıkılabilir bilemedim şimdi :))
Hulya yılmaz dedi ki…
Müthiş bir yazar.Okuma şevkini bana tekrar kazandıran yazar.Hiç bir yazarda onun satırlarının tadını bulamıyorum.Biraz Brenda Joyce anımsatıyor..
Fakat Judith Mcnaught okumamış olan bence historical okudum kesinlikle demesin..
@Hülya Yılmaz: Kesinlikle katılıyorum! Benim için de tartışmasız açık ara en sevdiğim yazardır. Boşuna yüreğin kraliçesi demiyorlar. Keşke yeni kitaplarını okusak!
Betül Ahıskalı dedi ki…
çok güzel olmuş. ben de aşk kitabını küçümseyenlerdendim. hatta 400 sayfaya çok dedim aşk kitabı için. sonra bir okudum ki kadına hayran kaldım. şu ana kadar 3 kitabını okudum. cennet, kusursuz, gece fısıltısı. hepsi de birbirinden güzel. bir de tarihi aşk romanlarına başlamak istiyorum. onun da aynı derecede güzel olduğundan eminim. ancak düşler krallığı 1989 yılında, içinde aşk saklı 1985 yılında çıkmış yazıyor.burada ve başka yerlerde de ilk kitap düşler krallığı yazıyor. nasıl oluyor anlamadım. kitaplar birbiri ile bağlantılı olduğu için yanlış olandan da başlamak istemiyorum. tarihi aşk romanlarında da o bağlantı var mı emin değilim gerçi.yardımcı olabilirsen çok sevinirim :)
@Betül Ahıskalı: Merhaba :)Judith'in tarihi aşk romanlarını ben günümüz romanlarından daha çok severim ki kendisi birçok kişiye tarihi aşk romanlarını sevdirmiş kişidir :) Mutlaka ama mutlaka okumanı öneririm. Dediğin seri Düşler Krallığıyla başlıyor. Westmoreland serisi diye geçen bu serinin ilk kitabı. Aslında JM İçinde Aşk Saklı'yı önce yazmış. Düşler Krallığı'nda geçen karakterler İçinde Aşk Saklı'daki karakterlerin büyük büyük ataları. O ortaçağda geçiyor. Ben ilk İçimde Aşk Saklı'yı okumuştum sonra Düşler Krallığını ve en son Sen Gelmeden Önce okudum. Böyle de okuyabilirsin. Birbiriyle bağlantılı konular değil. Hangisini önce okursan oku ama MUTLAKA oku :D Sevgiler :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…