Ana içeriğe atla

Christian Grey Anastasia'dan ayrılsın! Bana ne ayrılsın işte!


The Reading Lady

Dün gece yattığımda kitabı okumamın üzerinden aylar geçmesine rağmen, nedense aklıma Christian ve Ana geldi. Sonra kendi kendime ya bu Ana ne salak kızdı, diye düşündüm. Neden über seksi aşık olunası Mr. Grey'imiz şu salak kıza aşık oldu ki? Yani gerçek hayatta Ana gibi biri olsa Mr. Grey'i elde edebilir miydi?
The Reading Lady

Cıkkksss hiç zannetmiyorum. Sonra içimde Ana'ya karşı birden bir sinir belirdi ve oturdum bir liste çıkardım ben de. Katılırsınız katılmazsınız bilemem ama benim şahsen kendisine gıcık olma nedenlerim işte bunlar :





  • Bir kere o kadar salak ki... Salaklık üzerine master derecesi yapmış bu kız, o derece! Kitabın en başlarını düşünün. Bu kız 21 yaşında üniversite son sınıfta okuyor ve de Amerika gibi bir ülkede yaşıyor. Hadi bakire olmasını geçtim, hayatı boyunca hiç kimseyle öpüşmemiş ve çıkmamış! Aksi gibi de nedense çevresindeki tüm erkekler de ona sırılsıklam aşık olmuşlar ama o farkında bile değil ve kendi salak dünyasında yaşayıp gidiyor. Arkadaşı Jose, patronun oğlu gibi birbirinden yakışıklı arkadaşları var ve Ana'yı kim görse dibi düşüyor! Ama o, yok saçım şekle girmiyor, yok gözlerim çok büyük diye ortada geziniyor. Saf, masum ve sözde rahibe hayatı yaşıyor kendisi ama bir gün Christian'la tanışıyor ve ne yapıyor? Hoooop hemencicik birlikte oluyor! Hadi bu yetmiyor, daha dakikasında porn stara dönüşüp neler neler yapıyor ki burada yazmayayım +18 blog olmasın sonra canım blogum. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler adama Anastasia'cığım! 
The Reading Lady
  • Ayrıca otlakçının teki diyebiliriz bu kız için. Hatırlarsınız ne zaman Christian'la buluşmaya gitse Kate'in bir kıyafetini giyiyor. Hele o mürdüm rengi elbiseyi kaç kere giydi ben saymadım. Ya hani ödünç aldın elbiseyi, bari giyince geri ver değil mi? Yok anacım bir de üstüne yatıyor aldıklarının. Annesi bile fark ediyor nihayet ve "Kalk kız gidip sana 3-5 elbise neyin alak gelek," diyor da Allahtan bir kaç kıyafeti oluyor salağın. Valla ben Kate'in yerinde olsam ıslatıp ıslatıp döverdim bu kızı. Haaaa tamam şimdi bak taşlar yerine oturdu kafamda. Aslında Grey'de o kadar gıcık oluyor ki kıza, o da ıslatıp ıslatıp dövüyor. Fantazi falan hikaye yani :)
The Reading Lady

  • Kaç yaşına gelmişsin, üniversiteyi bitiriyorsun hala bir bilgisayarın yok. Yok okuldakini kullanıyordum, yok Kate'den otlanıyordum derken, ohhh ekmek elden su gölden yaşamışsın valla. Ya hadi evde ödev yaparken okul için lazım olmadı, bir Facebook nedir Twitter nedir onları da mı merak etmedin kızım? Kıyafet almıyorsun, makyaj yapmadığın için malzeme falan da almıyorsun, bilgisayarın da yok... Eee sen paranı ne yapıyorsun? Gizli gizli kumar alışkanlığın falan mı var yoksa bankaya koyup repo falan mı alıyorsun? Nerede bu paralar Ana söyle bana!

  • Hem sarsak hem de sakar mı sakar. Dakika bir gol bir zaten Christian'ın ofisine girer girmez patadak yere düşüyor. Hayır dümdüz yer, adımını atacaksın kapıdan içeri gireceksin. O kadar da zor değil, ne düşüyorsun? Neye takıldın salak da yeri öptün birden? Hadi bizim seksi erkeğimiz Christian kaldırdı seni oturttu ve dalga falan da geçmedi seninle, bir kendine çeki düzen ver di mi. Zaten anneannem kılığınla gittin görüşmeye. Röportaja başlayacak bir kağıtları düşürür, bir teybi açamaz tabii sonra da kızarır bozarır. Bir de dünyanın en ünlü adamlarından biri karşındaki ama sen onu tanımıyorsun bile! Adam iyi tükürükle kovmadı seni ofisinden!
  • Ayyy bir de durup durup kızarmıyor mu? Ota boka kızarması sinirimi bozdu kitaplar boyunca. Hem kızarıyor hem de gözlerini deviriyor. Onlar da yetmiyor dudağını ısırıyor, dönüyor abuk suratlı bir hilkat garibesine. Hele o başlattığı "dudak ısırarak seksi görünme" olayını söylemiyorum bile! Aynı durum Gabriel'in Cehennemi'nde ki kızda da vardı. Ben öyle gezsem ortalıkta kocam "Ağzına gözüne nolduuuu? "diye korkarak sorar valla. Çarpıldım falan zanneder herhalde. 
The Reading Lady


The Reading Lady
  • Şimdi en sinirlendiğim şeye, içinde hula dansı yapan tanrıçaya geldik. Bu nedir a dostlar? Hayır benim yok, sizin içinizde hulahop dansı yapan, ip atlayan, seksek oynayan bir yaratık yaşıyor mu? Ben de mi var bir anormallik? Bu şizofrenik bir durum, bir kişilik bölünmesi değildir de nedir? Hayır Ana'da sadece bu tanrıça da yok. Bir de yarım kelebek gözlüklü, mürebbiye kılıklı bir ahlak bekçisi yaşıyor içinde ve bunlar birbirleriyle sürekli savaş halindeler. Nasıl bir manyaksın kızım sen? Belki de tüm bu saçmalaman bundandır. Yazıkkkk hastaymış garibim! Ben de bilip anlamadan yükleniyorum kıza, meğer akli dengesi bozukmuş.
The Reading Lady


 Bakın işte bu yazımla Anastasia'nın şizofren olduğunu ve düşene vurulmaz diyerekten fazla da üstüne gitmemem gerektiğini anlamış oldum. O sebeple kendisine buradan acil şifalar diler Christian bebeğime de selam eder, gözlerinden öperim.

Sevgilerimle

The Reading Lady



Yorumlar

Berfim Aydin dedi ki…
Sen mantaksın :) ve ben senın postlarının hastasıyım :)
ahahaha sen de mantaksın ve ben de senin postlarına bayılıyorum bebeğimmm :)
cangz dedi ki…
Okurken çok güldüm ellerine sağlık :)
Bahsedilen tanrıça herkeste varsa bende neden yok diye düşünmedim değil hani:D
tarih84 dedi ki…
aslında birçok kişinin düşündüğü şeylere tercüman olmuşsun ama ben katılmıyorum.

Mesela ben üniversite 3. sınıfa kadar bilgisayar illet olurdum hayatımda bir kere bile pc oyun oynamadım telefonumdakileri bile bilmem. Hiç ilgim yok, kızın erkek arkadaş mevzusu ise kız bir orda bir burda ezik içe kapanık bir yaşamda o nedenle erkek arkadaş olmaması hatta kendini güzel bile bulmaması doğal bazen insan izin vermezse gerçekler bulanabilir. Zaten üvey babasına o kadar bağlı kalıyor ki biraz erkek gibi içe kapanık kalıyor. Chiristian ilk karşılaştığı rüya erkek, güçlü ne istediğini bilen. Tabi onun istekleri de pek normal değil. elbise konusunda haklısın ama onu da kendine göre açıklıyor kate o elbiseyi hatırlamayack kadar çok giyeceğe sahip ve dolap ona açık neyse haklısın birçok konuda kız içindeki uyanışı adamla yaşayınca çizgi falan kalmadı direk en saplantılı noktaların bağımlısı oldu:)
@cangz valla bende de yok o tanrıça ne yalan söyleyeyim :) Beğendiğine sevindim teşekkürler :)
@tarih84 eğlenmek için yazdım canım ben bunları ama tabii kızın psikolojik olarak çocukluğuna dönersek bir çok gerekçe bulunabilir yaptıklarına :) Ama yani kızımızda bir açıldı pir açıldı maaşallah kabak çiçeği oldu mübarek :)
Benherneysemo dedi ki…
Hahhahah kahkahalarla güldüm okurken... Kitabı okurken ben de sinir olmuştum bu kızın bu tavırlarına. Hele o dudak ısırma bu hatundan önce de vardı ama bunda öyle suyunu çıkarmışlar ki aldı yürüdü ve ben sinir oluyorum! Ama yazı çok keyifli, klavyene sağlık :D
tarih84 dedi ki…
senin yazdıklarını birçok kişi destekliyor bu bakış açısı tabi.

Ben de buna benzer bir yazı yazmayı düşündüğümden yazın dikkatimi çekti:)

Bence çok ince bir çizgi, aslında ilkleri kiminle yaşadığın çok önemli birçok tecrübeli kişi masum kanına girip kendine bağımlı yapmıyor mu?

Kız aşk için tutku için adamın belki de onu bırakmaması için kendini olaya dayanabildiği ölçüde teslim ediyor.

Bir de eğlence kısmına bakarsak okurken hangimiz böyle bir adam istemedi ki? :))))))
@benherneysemo çok teşekkürler canım beğenmene gülmene çok sevindim :)
@tarih84 valla ben çok istedim böyle bir adam :)) ahhhh christian diye az gezmedim ortalıkta :) Senin de görüşlerini anlattığın yazıyı bekliyorum canım. Sevgiler!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)