Ana içeriğe atla

YORUM: Kırık Kalpler Tamircisi - Melissa Senate

The Reading Ladyy

Bazı mutluluklar yolculuklarla başlar...
Kırık Kalpler Tamircisi'ni aslında en güzel anlatan cümle bu olmuş. Martı Yayınları tarafından incelemem için gönderilen bu kitabı ben çok severek okudum. Sıcak bir aile hikayesi okumak isteyenlere önerebileceğim bu kitapta aile bağları, komşuluk ilişkileri, dostluk ve aşk sıcacık bir şekilde işlenmiş. Her ne kadar benim okumayı sevdiğim türlerin dışında yer alan bir kitap olsa da, gerek yazarın akıcı ve sıkmayan  anlatımı ve gerek çevirmenin başarısı açısından beni bir anda içine alan bir kitap oldu Kırık Kalpler Tamircisi.
The Reading Ladyy

Kitabımızın konusuna gelirsek Rebecca bir avukatlık şirketinde danışman olarak çalışmakta ve aynı evi paylaştığı sevgilisiyle sıradan bir hayat yaşamaktadır. Kanser olan babası ölüm döşeğindeyken Rebecca'ya bir itirafta bulunur. Seneler önce bir kaçamak yaptığını ve bunun sonucunda Rebecca'nın Joy isminde gayrimeşru bir kız kardeşi olduğunu söyler. Tek çocuk olan ve annesini de seneler önce kaybetmiş olan Rebecca, babasının vefatı üzerine onun kız kardeşine yazdığı mektupları da alır ve onun yaşadığı kasabaya Maine'e doğru yola çıkar. 

Hikayemiz buradan sonra başlıyor. Rebecca'nın Maine'e geldiğinde kızkardeşi Joy'la yaşadıkları, geçmişte ve şimdi başına gelenlerle aslında uzun bir yolculuk hikayesi bu. Yolculuk derken Rebecca'nın içsel duygusal yolculuğundan bahsediyorum. Bu kasabaya vardığında tanıştığı insanlar, gördüğü yerler ve yaşadıkları üzerine kendini ve hayatını sorgulamaya başlayan Rebecca aslında kimdir ve nereye aittir? Ev diye adlandırdığımız yer aslında neresidir? Ve bazen gerçekten de yüreğimizin götürdüğü yere gitmeli miyiz? 

Kimi yerlerinde gözlerinizi dolduran, kimi yerlerinde sizi tebessüm ettiren bu sıcacık aile romanını bu tarz kitapları okumayı sevenlere kesinlikle tavsiye ederim. Ayrıca kitabın kapağının orijinal versiyonundan çok daha güzel olduğunu belirtmek isterim.
The Reading Ladyy

Herkese bol okumalı günler dileğimle
Sevgiler :)

The Reading Lady


Yorumlar

tarih84 dedi ki…
facebook kitap blog sayfalarında övgü dolu yorumlar üzerine aldım hala okumaya fırsatım olmadı her adımda yudum yudum okumak isteyeceğim tarzda kitaplardan olduğunu düşünüyorum senin yorumunla anladım ki gözler de dolacak burun direği sızlayacak hayatın her anının sindiği kitaplardan demekki bir an önce listede üst sıraya yerleştirip okumak istedim.
Benim çok etkilendiğim yerler oldu. Kızın tek çocuk olması ve babasını kaybetmesi mesela. Ben de babamı kaybettiğim ve tek çocuk olduğum için çok empati kurdum ve duygulandım kimi yerde...
Adsız dedi ki…
KİTABI OKURKEN YERİ GELDİ DUYGUSALLAŞIYORSUNUZ YERİ GELDİ Mİ GÜLDÜREN BİR KİTAP ÖZELLİKLE BİRBİRİNDEN EĞLENCELİ OLAN KARAKTERLERDE MÜTHİŞTİ....

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…