Ana içeriğe atla

YORUM: MASKESİZ - Monica McCarty


Yine çok güzel bir kitap ve yine tarihi romans okuma zevkimi tavana vurduran bir hikaye! Nasıl güzel bir seridir bu, nasıl güzel bir yazardır bu! İlk kitap Asi'de Rory Mor reisimizin hikayesini okumuştuk, Maskesiz'de ise onun güççük kardeşi şımarık, çapkın Alex'i okuyoruz. Ama bu Alex'in bizim tanıdığımız o uçarı adamla alakası bile yok. Aradan üç sene geçmiş ve yaşanılan üzücü bir olaydan sonra kendini dağlara vurup, manyak gibi savaşıp adeta bir savaş tanrısına dönüşen yani bir nevi update edilmiş Alex'le tanışıyoruz. Eh tabii MacLoad ailesinin geleneksel "çelik kaslar ve tehlikeli yakışıklılık" genleri kendisinde de mevcut olduğundan, bir de üstüne bu savaş tanrısı yaftası oturunca dadından yenmez bir İskoç yakışıklımız daha oluyor. Cümleten gözümüz aydın bayanlar :)


Hikayemiz Alex'in hanım kızımız Meg Mackinnon'u bir saldırıdan kurtarmasıyla başlıyor. Tabii ilk görüşte birbirinden etkilenen çiftimizi kitap boyunca nice yanlış anlamalar, kötü insanlar ve tehlikeli maceraların beklediğinizden kuşkunuz olmasın. Kitap genel olarak sarayda geçse ve bizi Higland'in doğal güzelliklerinden mahrum bıraksa da, saray entrikaları, cafcaflı elbiseler ve balolar bu açığı fazlasıyla kapatıyor bence. 

İlk kitaba göre kıyaslamak istemem hiç bir şekilde Maskesiz'i. Yoğun duyguların ve içsel çatışmaların çok güzel yansıtıldığı bir hikaye bu ve ben bu aileyi sevdim arkadaş. Kitapta Rory Reis ve Isabelle ile de hafiften bir selamlaşmamız ayrı bir güzellik olmuş ayrıca. 

Sonuç olarak historical sevenlere gözü kapalı tavsiye edebileceğim bir kitap ve seri bu. Alın, okuyun, okutun diyor ve kitabımızın çoğunun geçtiği Holyrood Sarayı fotoğraflarıyla sizleri başbaşa bırakıyorum. Bakalım siz de benim gibi kendinizi o sarayın içinde hayal edebilecek misiniz?
Sevgilerimle

The Reading Lady



sarayın içinden bir oda

Kralın Yatakodası
Sarayın eski bir fotoğrafı
Kraliçenin Odası
Kitapta da geçen Arthur's Seat bölgesinin 1544 yılında bir İngiliz tarafından yapılmış çizimi
1649 yılında birressam tarafından yapılmış resim sarayın bir açısını gösteriyor
Holyrood Sarayı
Büyük yemek odası
Sarayın merdiven boşluğu
sarayda bir oda
Holyrood Sarayı
Kralın dinlenme odası
Sarayın ana giriş kapısı
Holyrood Sarayı





Yorumlar

Berfim Aydin dedi ki…
Wohoo bebeğim mükemmel bir post olmuşşş ellerine sağlık ne emek ama resimler harikaaa
Ordaaaa bir İskoçya var uzaktaa, gitmesek de görmesek de o İskoçya bizim İskoçyamızdır Berfim bebeğim :)
Berfim Aydin dedi ki…
Valla kuzum gidicez ya (: Hatta mümkünse senle beraber uçalım ama dönermiyiz bilmem (: ahahahah
tarih84 dedi ki…
Ben de çok sevmiştim doğrusu, Asi'yi okurken bu kardeş nasıl bir aşk ateşi yakacak dedim. Görevi uğruna kendini sakladı ve neredeyse kızı kaybedecekti Allahtan kız inatçı çıktı ve peşine düştü. Kıza hasta olan centilmen de süperdi kızı sevdiği adama götürme sahneleri yeniden başlayan çatışmalar çok ateşli diyorum:)) Sarayda geçen onca zamanı unutturdu.

Bu yazara bayılıyorum
@tarih84 ben de ben de bayılıyorum! Üçüncü kitap çok daha güzel diyorlar merak ediyorum :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…