Ana içeriğe atla

YAZAR RÖPORTAJI: ÖLÜM PATİKASI YAZARI TIM WEAVER İLE SÖYLEŞİMİZ!

The Reading Lady

Paravan ve Ölüm Patikası romanlarının yazarı Tim Weaver bizleri kırmadı ve sadece Okuyan Kızlar Kulübü'ne özel olarak röportaj yapmayı kabul etti. Kendisine buradan sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz ve sorularımıza başlıyoruz.

OKK: Öncelikle röportaj talebimizi kabul ettiğin için çok teşekkür ederiz Tim. Bize kısaca kendinden ve gazetecilikten kitap yazarlığına geçişinden bahsedebilir misin?
TW: Rica ederim Onur, ben de Türk okurlarımla buluştuğum için sevinçliyim. Çok kısaca bahsedersem ilk gençlik yıllarımdan beri yazar olmak istiyordum. Bu sebeple kendimi gazeteci olarak yetiştirdim ve yirmili yaşlarımın çoğunu gazete ve dergilere yazı yazarak geçirdim. Bu dönemde akşamları ve haftasonları boş kaldığım zamanlarda kısa hikayeler yazardım ve aklımda roman fikirleri geliştirirdim. Yirmi bir yaşımda Paravan kitabımı yazmaya başladım. Fakat kitabı bitirmem beş yıl ve daha sonra yayınlanmaya hazır hale getirip yayınlatmam ise bir beş yıl daha sürdü. Bu uzun, zorlu bir yolculuktu ama kesinlikle her anına değerdi!

OKK: Şu anda okuduğun kitabı öğrenebilir miyim? Ve yaşayan ya da yaşamış ilham aldığın yazarlar var mı?
TW: Şu aralar Stephen King'in son romanı 11.22.63 'ü okumaktayım ve gerçekten çok sevdiğimi söyleyebilirim. En sevdiğim kitaplardan biri Yeşil Yol (The Green Mile) ve 11.22.63'te bana biraz onu anımsattı. İkisi de büyük, tutkulu ve bazı yerlerinde biraz korkunçlar ama ikisinin de içinde sakinlik ve sevgi de var. 
İlham aldığım yazarlara gelince kesinlikle Michael Connelly diyebilirim. Onun kitaplarını okuyarak büyüdüm ve karakterlerini, yazım tarzını çok beğenirim. Ayrıca onun tutarlılığına ve sürekliliğine hayranım.


OKK: Kendin hakkında bizlere neler söyleyebilirsin? Örneğin sevdiklerin, sevmediklerin, hobilerin yani kısaca kafanı boşaltmak için yapmaktan hoşlandığın şeyler nelerdir?
TW: Kafayı boşaltmak çok önemli! Ben film izleyerek rahatlamayı tercih ediyorum. (80'ler aksiyon filmlerinin çok büyük hayranıyım!) Ayrıca televizyon dizileri izlerim. (Son zamanlardaki favori dizilerim 1.Breaking Bad 2.The Shield 3.Deadwood). Bilgisayar oyunları oynamayı ve tabii ki de okumayı çok severim.Genelde polisiye gerilim türünde okurum ama mümkün olduğunca sık diğer türlerde de kitap okumaya çalışırım. Çok fazla tercih etmediğim tek tür fantasy ama buna rağmen Game of Thrones dizisi severek izlediğim dizilerden birisi!

OKK: Bize biraz yazma sürecinden bahseder misin? Ve yeni yazarlara ya da yazar adaylarına tavsiyelerin var mı?
TW: Bu soruyu soran herkese "Her zaman yazdığınız şeyden biraz uzaklaşın" diyerek hep aynı tavsiyeyi veriyorum. Taslağınızın üzerinde gayretle çalışmak kolaydır çünkü bitirebilmek için çok heyecanlısınızdır. Ama bazen en iyi şey yazdıklarınızdan bir adım geri çekilmek ve ona uzaktan bakmaktır. Örneğin ben Paravan kitabını yazarken kızım doğduğu için, tekrar yazmaya altı ay sonra dönebildim ve yazdıklarımı okurken tamamen yeni bir gözle bakıyordum. Ve daha önceden yazdıklarımda o kadar kötü hatalar ve mantıksal yanlışlar gördüm ki, ilk yazdıklarımın ajanslar ve yayınevleri tarafından neden sürekli reddedildiğini anladım. Yazdıklarımın neredeyse yüzde seksenini çıkartıp yeniden yazdım ve önceden reddedildiğim tüm yayınevlerine tekrar gönderdim. Bir ay içinde kendime bir ajans buldum ve üç ay içinde de İngiltere Penguin Yayıneviyle anlaşma imzaladım.

OKK: En unutamadığın yazarlık hatıran nedir?
TW: Kesinlikle dünyanın her tarafından kitaplarımı okuyup beğenen okurlarımdan gelen mesajlar benim için çok değerli. (mesela senden gelen mesaj gibi Onur). İnsanların benim yazdıklarımı beğenmesi ve etkilenip bana mail atması veya beni facebook ya da twitter da bulması, beni halen daha çok şaşırtıyor, etkiliyor ve inanılmaz mutlu ediyor. 
The Reading Lady
OKK: Daha önce hiç bir kitabını okumamış birine Ölüm Patikası kitabını nasıl tarif ederdin?
TW: Bu sırlar hakkında bir roman. On yedi yaşında bir kız öğrenci ortada hiçbir sebep yokken okulunda adeta buhar olup uçmuşçasına kayboluyor. Ama zamanla olaylar geliştikçe kızın, ailesinin, arkadaşlarının ve hatta kızla iletişim halindeki herkesin bazı sırlar sakladıklarını keşfediyoruz. Kitabın kalbi olan Ölüm Patikası ise Londra'nın doğusunda uzun yıllardır unutulmuş ve terk edilmiş ve içinde en kötü sırları barındıran karanlık bir orman!

OKK: Biraz da ana karakter David Raker'dan bahsedelim. Bize biraz David'i ve neden onu seçtiğini anlatır mısın?
TW: Raker kayıp kişileri bulmak konusunda uzmanlaşmış biri ve bir dedektifte arayacağınız tüm özelliklere sahip. Zeki, kararlı, inatçı, önemseyen ve yeri geldiğinde acımasız. Aynı zamanda  ilk kitap Paravan'da duygusal olarak harap halde. Karısı uzun bir süre göğüs kanseriyle mücadele ettikten sonra ölmüş ve David'de hala onun yasını tutuyor ve acısından kurtulmak istiyor. Ölüm Patikası'nın başlarında bütün üzüntüsü ve öfkesini kayıp insanları bularak üzerinden atmaya çalışıyor. Bunu yapmanın karısının mirası ve bir çeşit çağrısı olarak görüyor.

OKK: Peki eğer David gerçek olsaydı ve şu anda tam karşında olsaydı ona ne söylemek isterdin?
TW: Harika bir soru bu Onur! Raker hakkında bilinebilecek her şeyi bildiğim için büyük ihtimalle ona bir içki ısmarlar ve benim hakkımda neler bildiğini öğrenmeye çalışırdım!

OKK: Eğer zamanı geldiğini düşünürsen arkana bakmadan David Raker'ı öldürür müsün? 
TW: Eğer Raker'ı getirebileceğime inandığım son noktaya kadar getirdiysem kesinlikle düşünebilirim. Raker'da dahil hiçbir karakterim kutsal ve ölümsüz değiller.

OKK: Eğer bir kitap kulübün, kitap blogun veya kitap blog turun olsaydı orada ne okumak isterdin? Neden?
TW: Greg Marinovich ve Joao Silva'nın kitabı The Bang Bang Club kitabı olurdu. Bu 1994 yılında seçim döneminde Güney Afrika'da çalışmış iki gazetecinin anılarını yazdığı muhteşem, MUHTEŞEM bir kitap. Hatta benim Raker'ı gazeteci yapmamın sebebi de bu kitaptır.

OKK: Son olarak Türk okuyucularına ve seni sevenlere söylemek istediklerin nelerdir?
TW: Desteğiniz ve kitaplarımı okuduğunuz için sizlere kocaman teşekkürlerimi sunuyorum. Çok, çok mutlu ettiniz beni. Ve özellikle OKUYAN KIZLAR KULÜBÜ olarak sizlere çok teşekkür ediyorum ve en içten sevgilerimi yolluyorum :)

Biz de bizi kırmadığı için ve küçük söyleşimiz için Tim Weaver'a çok teşekkür ediyoruz ve yeni kitabını heyecanla bekliyoruz!
The Reading Lady

OKUYAN KIZLAR KULÜBÜ 1. BLOG TURU
DİĞER BLOGLARIMIZI GEZMEYİ UNUTMAYINIZ :)



The Reading Lady




Yorumlar

Çok güzel bir söyleşi olmuş tatlım *.*

Ellerinize sağlık, çok keyifliydi =D
Çok teşekkürler canım :))
Buse! dedi ki…
Yazar gerçekten çok samimi. Söyleşi için teşekkürler!
Evet çok sempatik gerçekten. Hele bir de yazdığı mailleri görseydin bayılırdın adama :) Asıl ben teşekkür ederim yazımı beğendiğin için :)
Kitap Tutkusu dedi ki…
Yazarımız gerçekten de çok sempatikti :)

Eline sağlık canım :)
Ellerine sağlık Onur, çok fazla söyleşiden bu keyfi almam mümkün olmamıştı okurken. Çok sevindim :) gerçekten sohbet havası - sorgulama gibi olmaması- benim için önemli ve seninkinde bu çok keyifle hissediliyor. Ellerine sağlık!
Çok teşekkürler canım beğendiğine o kadar sevindim ki :) Senden aldığım fikirler çok yardımcı oldu bana biliyorsun ve buradan da herşey için tekrar çok çok teşekkür ediyorum :)
Moda Cambazi dedi ki…
Soru cevap bir röportajdan öte kahvelerinizi içerken yaptığınız bir sohbet gibi, çok sempatik. Kalemine sağlık. :) Yazarı ikna ettiğin için de ayrıca bravo. 2. blog turu ve yeni yazar röportajını heyecanla bekliyoruz. Sevgiler.
Benherneysemo dedi ki…
Hepimizi kendine hayran bıraktı ya, ne tatlı insan :) Söyleşi süper canım :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)