Ana içeriğe atla

YAZAR RÖPORTAJI :Kaçığın Kızı Romanının Yazarı Megan Shepherd ile Söyleşimiz


Okuyan Kızlar Kulübü olarak ikinci blog turumuzu geçen hafta Dex Yayınlarından çıkan Kaçığın Kızı romanıyla yapmıştık hatırlarsanız. Kitabımızın yazarı Megan Shepherd bizleri kırmadı ve söyleşi teklifimizi kabul etti. Gotik korku türünde yazılmış roman hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz buradan yorumumu ve buradan turumuzun diğer duraklarını ziyaret edip keyifli vakit geçirebilirsiniz. Şimdi yazarımızla yaptığımız sıcak sohbetimize başlayalım ne dersiniz?

The Reading Lady: Merhabalar Megan ve söyleşi talebimizi kırmadığınız için çok teşekkür ederim. Sizi daha yakından tanıyabilmemiz için bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Megan Shepherd: Merhaba Onur ve merhaba Türkiye! Kitabımın Türkiye'de yayınlandığını duyunca çok heyecanlanmıştım! Size de benim kitabımı okuduğunuz ve blog tur yaptığınız için çok teşekkür ederim. Kısaca kendimden bahsetmem gerekirse büyürken ailem bir kitap dükkanı sahibiydi ve ben orayı kendi özel kütüphanem gibi kullanırdım. Her türde kitabı alır okur ve bitince yerine koyardım. Bu şekilde okuma sevdalısı olmuştum. Daha sonra üniversitede Uluslararası ilişkiler okudum ve dış işlerinde çalışmak istiyordum. İşim sebebiyle birçok değişik ülkede yaşadım ama eşimle tanıştığımda Amerika'da temelli kalmaya karar verdim. Şimdi iki kedimizle birlikte küçük bir dağ kasabasında yaşıyoruz. 

The Reading Lady: Yazarlığa yeni başlayan biri olarak en unutamadığınız anınız neydi?
Megan Shepherd: O kadar çok hatırlanmaya değer, muhteşem anlar yaşadım ki! Ama sanırım en unutulmaz olanı ajansımın araması ve bana kitabımı kabul edip teklif yaptıkları andı. O zamanlar tam zamanlı bir günlük işte çalışıyordum ve telefonu kapatır kapatmaz ofisime girip iş arkadaşlarım beni görmeden sevinçten ağlamıştım. İlk kez o zaman gerçekten yazar olabileceğime inanmıştım.

The Reading Lady: Kitabınızı "Dr.Morou'nun Adası" isimli kült romandan esinlenerek yazdığınızı biliyoruz. Sizi bu romandan esinlenerek yeni bir roman yazmaya iten şey neydi?
Megan Shepherd: LOST isimli TV dizisini çok seviyordum ve gizemli bir adada geçen bir hikaye yazmak istiyordum. Sonra birgün HG Wells'in yazdığı Dr.Morou'nun Adası kitabı aklıma geldi. Kitabı yeniden okuduğumda kitapta hiç kadın karakter olmadığı dikkatimi çekti. Kitaptaki hikaye bugün dahi okuyucuyu etkileyebildiği için ben de hikayeyi bir de kadın bir karakterin ağzından, onun bakış açısından yazmaya karar verdim.

The Reading Lady: Kitabınızı henüz okumamış kişilere Kaçığın Kızı'nı nasıl tarif ederdiniz?
Megan Shepherd: Kaçığın Kızı Victoria İngiltere'sinde kısıtlayıcı, baskıcı bir toplumun ve geçmişindeki büyük skandalın gölgesinde yaşayan bir genç kızı anlatan romantik-gerilim türünde bir kitap. Her zaman ölmüş olduğunu düşündüğü babasının aslında yaşadığını ve çalışmalarını ıssız bir adada sürdürdüğünü öğrenmesiyle, onun gerçekte kim olduğunu merak etmesiyle başlıyor. Babasının yaşadığı adaya gidiyor ve onun yaptığı korkunç ama dahice çalışmalarını görüyor ve babasının asistanına karşı romantik hisleri oluşuyor. Sanırım buradan sonrasını da kitaptan okumanız gerekecek :)

The Reading Lady: Peki ana karakterinizi sizin bakış açınızdan bir analiz etmenizi istesem?
Megan Shepherd: Ana karakterim Juliet topluma hiç bir şekilde uyum sağlayamayan bir genç kız. Victorian dönemi İngilteresinde genç kızların erdemli, gösterişsiz, sessiz ve erkeklere karşı itaatkar olması bekleniyor. Juliet ise bunun tersine bilime ve diğer erkeksi alanlara büyük ilgi duyuyor. Ve böyle sıradışı ilgilerinin olmasını babasına çekmiş olduğundan kaynakladığını düşünüyor ve kafasında hep babası gibi kaçık olabileceği düşüncesi var.

The Reading Lady: Kitabın karanlık gotik bir havası var ve okurken her saniye bu havayı hissedebiliyoruz. Peki kitabı yazarken siz nasıl bir atmosferde yazdınız? Örneğin nerede yazdınız, ne tür müzikler dinlediniz?
Megan Shepherd: Seninde söylediğin gibi karanlık bir atmosferi olan bir kitap bu ve bu yüzden bu havaya girebilmem biraz zama aldı. Genelde geceleri ve yalnızken yazdım ve bu havaları veren müzikler dinledim. Örneğin Florence + The Machine ve Radiohead gibi. Ayrıca bazı gizemli ada fotoğrafları buldum ve ilham vermesi için masamın tam karşıma astım :)

The Reading Lady: Kitabınızın en çok hangi bölümünü beğeniyorsunuz? Ve eğer siz Juliet'in yerinde olsaydınız erkek karakterlerden hangisini seçerdiniz? Montgomery mi Edward mı? :)
Megan Shepherd: Juliet'in babasıyla ilgili içsel çatışmalar yaşamasını gerçekten çok seviyorum. Hayatı boyunca çok yalnız kalmış ve aile sevgisine çaresizce ihtiyaç duyuyor. Ancak babası iyi bir adam mı değil mi konusunda yaşadığı ahlaki çatışmaları gerçekten çok sevdim.
Eğer Juliet'in yerinde olsaydım kesinlikle Montgomery'i seçerdim. Bir çok yanlış yapmasına rağmen çok iyi bir kalbi var ve biraz karmaşık bir karakter. 

The Reading Lady: Bu serinin bir üçleme olacağını biliyoruz. Kaçığın Kızı çok heyecanlı ve bize neredeyse tırnaklarımızı yediren bir yerde bitti. İkinci kitabınızın yazım süreci bitti mi? Bittiyse ne zaman yayınlanacağı hakkında tarih verebilir misiniz?
Megan Shepherd: İkinci kitabın yazım süreci bitti ve 2014 Ocak ayında yayınlanacak. Bu kitabın konusu yine aynı hikayenin devamı olacak. Bu sefer Juliet'i Londra'ya dönmüş olarak bulacağız. Bu kitabı ise The Strange Case of Dr.Jekyll and Mr.Hyde kitabından ilham alarak yazdım. Üçüncü kitapta da Frankenstein 'ı temel alarak yazıyorum :)

The Reading Lady: Kitabınızı yazarken hiç  yabancı ülkelerde yayınlanacağı, okunacağı ve sevileceği aklınıza gelmiş miydi? Bununla ilgili duygularınızı öğrenebilir miyim?
Megan Shepherd: Kitabımın Türkiye'de ve diğer ülkelerde basılacağını ilk duyduğumda inanılmaz heyecanlanmıştım! Türkiye'yi ziyaret etmeyi her zaman çok istemişimdir ve yazdığım ikinci bir seride (The Cage) Türk bir karakterim var! Bu yüzden Türkiye'yi çok araştırdım ve açıkçası büyülendim ve ilk fırsatta gelmek istiyorum.

The Reading Lady: Biz de sizi davet ediyoruz o zaman :) Peki son olarak Türk okuyucularınıza neler söylemek istersiniz?
Megan Shepherd: Bu güzel sohbet için çok teşekkürler Onur! Ve umarım okuyan herkes kitabımı beğenir :) Her zaman hayranlarımla konuşmaktan memnuniyet duyuyorum bu yüzden benimle Facebook, Twitter ve internet sitem üzerinden iletişime geçebilirsiniz. Çok sevgilerimle

Ben de kendisine tekrar teşekkür ediyorum ve gerilim, korku türünde kitap okumayı seven herkese bu kitabı tavsiye ediyorum.
Ayrıca turumuza verdiği destekten dolayı Dex Yayınları'na da teşekkürler :)

Sevgilerimle

The Reading Lady













Yorumlar

Benherneysemo dedi ki…
Çok tatlı bir insanmış kendisiii :) Serinin devamında ne yaapacağını çok merak ediyordum ve gothic edebiyattan devam ediyor kendisi süper bence! :)

Ayrıca ben de Montgomery'i seçiyorum tabi ki <3

Eline sağlık canım
ben edward'a da takıldım accık aslında itiraf etmem gerekirse :) tamam neidüğü belirsiz bi tip ama olsun ya onu da öle kabul etmek gerek di mi :D Evet yaa geç cevap verebildi diye kaç kez özür dilemiş yazar çok tatlı biri :)
Megan ne şirin bir kadınmış öyle :) kedi seviyor, Florence seviyor <3 florence candır. Kaçığın Kızı okunacaklar listeme girmisti ama biraz beklesemmi diyordum. Şimdi yazarı biraz daha yakından tanıyınca öne almayı düşünmeye başladım
Erencim şansıma mıdır nedir hep çok sempatik çıkıyor yazarlar:) Oku bence ben çok beğendim kitabı ilginç bir roman olmuş.
Moda Cambazi dedi ki…
Ellerine sağlık Onur! Çok keyifli bir röportaj olmuş. Sayende hakkında internette çok da fazla bilgi olmayan yazarları daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Devam lütfen. :)
tarih84 dedi ki…
normalde bu türe ilgim yok ama kitap sürükleyiciydi sonunda hayırrrr burada bitemez diye isyan etmiştim doğrusu.

Enteresan üçleme 3 ayrı uyarlama.

Emeğine sağlık doğrusu.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…