8 Nis 2013

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen



Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki. 
42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir.
Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabiliyor. Peki Jane bunu nasıl başarmış? Bu sihiri anlamamızda belki onun yaşantısını bilmemizin faydası olur diye düşünüyorum. Yeteneğin yanı sıra hırs, tutku, adanmışlık, umut ve hayal kırıklıkları bugün Jane Austin’i en sevilen yazarlar arasına sokan etkenlerden bazıları belki de...

1775 yılının soğuk ve karlı bir 16 Aralık günü İngiltere Hampshire Steventon’da sekiz çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Altı erkek kardeşi ve hayatı boyunca en yakın arkadaşı ve sırdaşı olan kız kardeşi Cassandra ile birlikte mutlu neşeli bir aile ortamında büyüdü. Babası köy papazıydı ve aynı zamanda ailesinin geçimini sağlamak amacıyla tarımla da uğraşırdı. Zamanına göre çok modern ve ileri görüşlü bir insan olan babası Cassandra ve Jane sekiz yaşına geldiklerinde onları eğitimleri için Oxford’da bir yatılı okula gönderir. Mrs.Ann Cawley’in okulunda dikiş dikmenin yanısıra Fransızca, müzik ve dans eğitimleri alır iki kız kardeş. İki sene sonra okulu yarım bırakıp ayrılmak zorunda kalırlar. Bu konuda çeşitli rivayetler vardır. Kimi kaynaklarda ailenin kızları okutacak maddi gücünün olmaması sebebiyle okuldan ayrıldıkları yazarken, kimi yerlerde de iki kızın da çok şiddetli hastalandıkları ve Jane neredeyse ölüm döşeğine geldiği için eve döndükleri yazar. Sebebi ne olursa olsun Jane ve Cassandra artık babaları ve erkek kardeşlerinin verdiği eğitimlerle devam ederler. 
Jane Austen'in doğduğu ev
Baba Austen zamanın erkeklerine göre çok ileri görüşlü ve aydın yapılı olduğu bilinen biridir ve çocuklarının yaratıcılığını destekleyen, öğrenmeye ve öğretmeye açık, herkesin eşit söz hakkı bulunan bir aile yapısı kurmuştur. Kızlara kendi geniş kütüphanesinden yararlanmalarını sağlar. Hatta iki kızının da yazı çalışmalarını rahatça yapabilmesi için o zamanlar hayli pahalı olan yazı setlerini kullanmalarına bile izin verir. 
Yine diğer zamane ailelerinden farklı olarak yaz aylarında evlerinin ahırını küçük bir sahne haline getirirler ve orada kendilerini eğlendirmek için çeşitli tiyatro oyunları düzenlerler. Zaten Jane Austen’in ilk yazım denemeleri de ailesini eğlendirmek amaçlı yazdığı kısa öyküler,şiirler ve oyunlarla başlar. (Yıllar sonra 1787-1793 yılları arasında yazdığı yirmi dokuz eseri Juvenilia olarak üç kitapta toplamıştır)
Jane Austen'ın kendi el yazmaları
On sekiz yaşına geldiğinde Jane Austen yaşıtı tüm kızlar gibi piyano çalıyor, annesine yardım ediyor, köydeki yaşlılara bakıyor ve mutlu mesut yaşıyordu. Ancak diğer yaşıtlarından farklı olarak “Lady Susan” isimli mektuplardan oluşan eserini de yazmaya başlamıştı. 1793-1795 yılları arasında yazdığı bu eserini bitirince “Elinor and Marienne” isimli romanını yazmaya başladı.  Bu roman 1811 yılında basılan “Sense and Sensibility” yani bizim bildiğimiz adıyla “Akıl ve Tutku” isimli ilk başyapıtıydı. 

Jane yirmi yaşına geldiğinde gittiği bir baloda, komşularının yeğeni olan ve kısa süre için Steventon’u ziyarete gelen İrlandalı bir gençle tanıştı. Tom Lefroy adındaki bu yakışıklı genç Londra’da avukat olmak için derslere giriyor ve amcası gibi bir sulh yargıcı olmak istiyordu. Kısa süre içinde birbirlerine aşık olan Tom Lefroy ve Jane evlenmeye karar verdiler. Ancak bu Tom’un ailesi ve hamisi olan amcası tarafından şiddetle reddedildi. Tom’un derhal Londra’ya geri dönmesi ve eğitimine devam etmesi bildirildi. Eğer daha sonraları Hapshire Steventon’a gitmesi gerekirse bile Jane ve Austen ailesiyle görüşmesi de kesinlikle yasaklanmıştı. Maddi anlamda amcasına bağımlı olan ve parasız olan Tom’un bu söylenileni kabul etmekten başka çaresi yoktu. Genç çift bir aydan biraz süren ilişkilerinin ardından ayrıldılar ve Tom Lefroy Londra’ya geri döndü.  Jane Austen’ın bu aşktan ve ayrılıktan dolayı çok acı çektiği kızkardeşi Cassandra’ya yazdığı mektuplarda açıkça görülmektedir. Belki de bu hayatının ilk ve tek aşkına kavuşamaması yüzünden hiç evlenmemiş ve yazdığı her romanı mutlu bir evlilikle bitirerek kendi yaşayamadığı mutluluğu kahramanlarına yaşatmıştır. 
Tom Lefroy
Yılllar yıllar sonra İrlanda Yüksek Hakimi olan Tom Lefroy, yeğeninin kendisinin Jane Austen ile ilişkisini sorduğunda kabul etmiş ama ‘Sadece çocukça bir aşktı‘ demiştir. Ancak Jane Austen’ın öldüğünü duyduğunda İrlanda’dan İngiltere’ye gelmiş ve Jane’e saygılarını sunmak için mezarını ziyarete gitmiştir. Tom Lefroy evlendiğinde ilk doğan kızına Jane adını vermiştir. Bu durum akademisyenler arasında tartışma konusudur. Jane ismini Jane Austen’a olan imkansız aşkı sebebiyle verdiğini söyleyenler olduğu gibi, Tom’un kayınvalidesinin ismi olarak kızına Jane ismini verdiğini de söylerler. Benim romantik tarafım Jane’e olan aşkını unutamadığı için kızının adını Jane koyduğundan yana açıkçası. 

1796 yılında Tom Lefroy’la ayrılmaları üzerine Jane ikinci romanını yazmaya başlamıştır. “First Impressions” adını verdiği romanı bizim bugün bildiğimiz “Pride and Prejudice” yani Aşk ve Gurur adını almıştır. Bu hikayede geçen meşhur Bay Darcy’nin Tom Lefroy olduğu rivayet edilmektedir. Sadece bir yılda ve yirmi bir yaşında yazdığı bu roman yine bir şaheser olmuştur. Ailesine romanın taslağını okuduğu zaman babası bir karar alıp Jane’den habersiz romanın bir taslağını Londra’daki bir yayıncıya göndermiştir. Ancak red cevabı çok hızlı olmuş hatta gönderdiği dosya açılmadan geri gelmiştir. 

Aşk ve Gurur’un yazımını tamamladığı zaman Jane ilk romanı üzerinde çalışmaya geri dönmüş ve bir çok yerini değiştirerek bugün okuduğumuz haliyle Akıl ve Tutku (Sense and Sensibility) olarak 1798 yılında tamamlamıştır. Daha sonra üçüncü romanı Northanger Abbey (Northanger Manastırı) yazmaya başlamış ve bir yıl içinde tamamlamıştır. 

1803 yılına geldiğimizde ağabey Henry, Jane’in Susan isimli romanının yayın haklarını Londra’lı bir yayıncıya 10 Pound karşılığında satar. Şartları ise romanı en hızlı şekilde basılıp, gerekli yerlerde duyurularını yapmaktır. Ancak yayıncı söz verdiklerinin hiç birisini yerine getirmez. Taa 1816 yılında bu kadar beklemekten sıkılan ve sinirlenen Jane, yayıncıya sert bir mektup yazar ve “Susan” romanının haklarını yayıncıdan yine aynı fiyata geri satın alır. 

Jane’in bilinen ilk resmi evlilik teklifi çocukluğundan beri tanıdığı Harris Bigg-Wither isimli beyden gelir. Harris varlıklı bir adam ve bir varistir. Ailesinin maddi durumunu düzeltebileceğini düşünen Jane bu teklifi hiç düşünmeden kabul eder. Ancak bir sonraki gün verdiği karardan pişman olur ve az konuşan, iri yarı ve hiç bir çekiciliği olmayan Harris ile evlenmekten vazgeçtiğini bildirir. Daha sonra aşk hakkında tavsiye isteyen bir yeğenine yazdığı mektupta aşık olmadan kesinlikle evlenmemesini tavsiye etmiştir. Aslında buradaki durum kitaplarındaki hiç bir kadın karakteri para, statü ya da güç için değil sadece ve sadece aşk için evlendirmesini açıklar bizlere.
Chawton Cottage
1804 yılında The Watsons isimli romanını yazmaya başlar. Ancak babasının hastalığı ve aniden ölümü üzerine uzun bir süre yazmaya ara verir. Aile büyük bir maddi sıkıntı içine girdiği bu yıllarda erkek kardeşler annelerini ve iki kız kardeşlerini desteklemeye karar verirler ve 1809 yılında onları alıp oturdukları evden Chawton Cottage diye anılan ve şimdi Jane Austen müzesi haline getirilen eve taşırlar. Chawton evinde sessiz sakin bir hayat vardır ve Jane yazmaya geri döner.

İlk romanı Sense and Sensibility 1811 yılında Londra’lı bir yayıncı tarafından basılır. O zamanlarda kadınların kitap yazmasına ayıp gözüyle bakıldığı için Jane itibarını korumak amacıyla kendi romanını “A Lady” (bir hanım) imzasıyla bastırır. Roman büyük sükse yapar ve iki yıl içinde tüm baskıları tükenir. Yayıncı 1813 yılında Pride and Prejudice (Aşk ve Gurur) basımını yapar ve yine çok başarılı olan bu romandan bir sene sonra Mansfield Park’ı yayınlar. Altı ay içinde tüm baskıları tükenen bu romanla Jane diğer iki romanından kazandığı paradan çok daha fazlasını kazanmış ve hem maddi hem de manevi olarak çok rahatlamıştır. Hatta romanları o kadar başarılı olmuştur ki dönemin prensinin kütüphanecisi Jane’i ziyaret eder. Prensin tüm evlerinde romanlarının setlerinin bulunduğunu, prensin kitaplarının büyük hayranı olduğunu belirtir. Bir sonraki basılacak olan romanı “Emma”’yı prensin adına ithaf etmesini söyler. Ancak bizim dik kafalı kızımız prensten hiç hoşlanmamaktadır ve korkarak ta olsa bu öneriyi reddeder. 1815 Aralık ayında Emma piyasaya çıkar ve yine iyi satışlar yakalar. Ancak Emma, Jane’nin hayattayken yayınlanan son romanı olacaktır. Çünkü sağlığı gün geçtikçe kötüye gitmektedir ve dinlenmesi için yapılan tüm itirazlara rağmen yazmaya devam etmektedir. The Eliotts isimli romanının sonunu beğenmez ve son iki bölümünü tekrar yazar. The Brothers isimli yeni romanına başlar ama maalesef bitiremez. 

18 Temmuz 1817 yılında 42 yaşındaki Jane hayata gözlerini yumar. Hastalığı kimi yerlerde göğüs kanseri, kimi yerlerde başka hastalıklar olarak belirtilse de kimse gerçekten neden öldüğünü net olarak bilmemektedir. Cenazesi Winchester Katedralinde gömülüdür. Ağabeyinin yaptırdığı mezar taşında Jane Austen’ın kişisel özellikleri, yüce nitelikleri gibi sözler yazılmış ama yapıtlarından hiç bahsedilmemiştir. Çünkü Jane tüm kitaplarını gizli bir mahlasla “A Lady” olarak yayınlamıştır ve ağabeysi de onun bu durumuna saygı amacıyla böyle bir karar almıştır.
Jane Austen'ın mezar taşı
İlginç bir detay belirtmek isterim burada. Jane’nin ölümünden 150 yıldan fazla bir süre sonra sadece on iki bölümünü yazabildiği “Sandition” romanını Austen’ın tüm romanlarını okuyup, yazım tarzını, uslubunu herşeyini iyice araştıran bir bayan yazar tarafından bitirilmiş ve 1975 yılında basılmıştır. Bunun en güzel tarafı ise Jane Austen’ın hatırasına saygı amacıyla yazarın kendi ismini kullanmayıp ve ona minnet borcunu ödemek amacıyla kitabı “Another Lady” (Başka bir hanım) olarak yayınlatmasıdır.

Jane Austen’ın tüm kitapları çeşitli dönemlerde sinema filmi ve dizi olarak çekilmiştir. 2007 yılı yapımı “Becoming Jane” (Aşkın Kitabı) ise Austen’ın kendi hayatının anlatıldığı bir filmdir. 

Jane Austen Eserleri:
Romanları:
Sense and Sensibility (1811) Akıl ve Tutku, Aşk ve Yaşam
Pride and Prejudice (1813) Aşk ve Gurur, Gurur ve Önyargı
Mansfield Park (1814)  Umut Parkı
Emma (1815)
Northanger Abbey (1818) - Ölümünden sonra yayınlandı
Persuasion (1818) - Ölümünden sonra yayınlandı
Lady Susan (1794 – 1805)
The Watsons (1804) – Yarım kalmıştır
Sandition (1817) – Yarım kalmış ancak 1975 yılında başka bir yazar tarafından bitirilip yayınlanmıştır.
Jane'in mezarının bulunduğu Winchester Katedrali
Kızkardeşi Cassandra'nın yaptığı Jane Austen portresi
Jane Austen'ın hayatının anlatıldığı film

Bu yazımı Blogum Dergisi Nisan sayısında okuyabilirsiniz. Blogum Dergisi Nisan sayısı için tık tık!
Herkese bol okumalı günler dileğimle




6 yorum:

Tugcenin Kitaplığı dedi ki...

Ellerine sağlık nefi olmuş, aah ah... o dönemlerde olmak vardı :D

The Reading Lady (Onur Kınacı Birler) dedi ki...

Teşekkürler canım :) Evet ahhh o dönemlerde olmak vardı bence de :D

Pudra dedi ki...

Eski kitap baskılarını görünce içim gitti.

6 kitap dünyaya malolmuş bir bakış

The Reading Lady (Onur Kınacı Birler) dedi ki...

@pudra: aynen öyle...6 kitap ve efsane...

Işık Erten dedi ki...

Ellerine sağlık ..ne guzel olmus...ask ve gurur okudugum icin postun bircok yerinde uzun bir hıııı cektim.:)) Roman gibi bir hayat ve hayat gibi bir roman :) Nasi ilginc bir tesaduftur ki tv de bugun bahsettigin film var.izlemesitim ustelik izlicem bu aksam 20eylul 2013 tv2 Becoming Jane var.digi de 54.kanal.. Sevgiler ve trkrar bu emege tesekkurler

The Reading Lady dedi ki...

Güzel sözlerin için çok teşekkürler :) Bu yazıyı okuduktan sonra filmi başka bir gözle izleyeceğini tahmin ediyorum. Bana öyle olmuştu çünkü :)

Yeni Video! Aliexpress Alışverişim ve Planner Yapmaca

Herkese Merhaba Arkadaşlar! Yeni bir video ile karşınızdayım :) Bu sefer kitap dışında bir video çekmek istedim ve yeni hobim plann...