4 Nis 2013

AHMET KARAYÜN
Bir uçtan öteki uca kadar, adeta cenneti andıran ülkemizin Ordu ilinde dünyaya gözlerini açan Gazeteci-Yazar Ahmet KARAYÜN, gezmeyle bitirilemeyecek derecede büyük, şairlere ilham verecek kadar güzel, yazarların romanlarını süsleyecek kadar çekici olan İstanbul’da yaşamını sürdürmektedir.


Kendisini gören şairleri, yazarları meftun eden İstanbul, KARAYÜN’ü de es geçmemiş ve onu öncelikle dolambaçlı sokaklarında gazete dağıtımıyla oyalamıştır. Lakin, illaki maşukunun yüzünü görmek isteyen yazar, kaleminin yanına bir de fotoğraf makinesi ekler,mizanpaj-montaj yapmaya ve İstanbul’un her semtiyle ilgili haberler kaleme almaya başlar.



Şimdilerde Yerel Haber Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğü’nü yürüten KARAYÜN, buna ilaveten İstanbul Yerel Gazeteciler Derneği(İYGAD) Yönetim Kurulu ve Yerel Basın Birliği Derneği (YBBD) kurucu yönetim kurulu üyeliği görevlerini yerine getirmektedir ki, kendisi aynı zamanda T.C.Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün Sarı Basın Kartı sahibidir.

Yazmak onun hayatında hep var olan bir olguydu.Mıknatıs, demiri nasıl çekiyorsa yazmak da KARAYÜN’ü kendisine öyle çekiyordu.O, tıpkı bambu ağacı misalinde olduğu gibi içindeki yazarı yıllarca besledi,besledi, besledi… Derken beklenen oldu ve ilk romanı “GİZLİ MİRAS” ile siz değerli okuyucuların karşısına çıktı. Yazılarında 7’den 77’ye herkesin istifade edebileceği sade bir dil kullanan yazar, romanlarına “Dokuz” ve “Çakal Kayası” adlı iki eserle devam edecektir.

Kalem Arkası Ayrıntılarla Ahmet KARAYÜN
Sevgi… Elimden geldiğince evrende nefes alan her canlıya sunmaya çalışıyorum.
Saygı… Hak edenden esirgemiyorum.
Yetenek… Evet, doğuştan gelen bir yetenek, deha var… İnkâr etmiyorum. Ama çalışarak, azmederek her yeteneğin geliştirilebileceğine inanıyorum.
Bilgi…Peşinden koşuyorum.
Yenilik…Bayılıyorum.
Yazıyorum…Çünkü yazdıkça var olduğuma, öğrendiğime, geliştiğime inanıyorum.

GİZLİ MİRAS


Miras denince aklınıza hemen para mı geliyor? Peki, size kalan miras bir kasa şarap, bir kütüphane dolusu kitap olsaydı ne yapardınız? Kanı kanla yıkayabilir misiniz? İntikam almanın tek yolu tabanca ve şiddet midir? İhanetsiz aşkı bulmak bu kadar mı zor? İntikam; soğuk yenince mi, sıcak yenince mi lezzetli bir aştır? Tüm bu sorular beynine yıldırım gibi düşen Galip, vardığı yol ayrımında ne karar verecek? İstemediği halde kendini ortasında bulduğu bu savaştan aklı mı, duyguları mı galip çıkacak?

DOKUZ
“Aşkı tek kişi yaşar, diğeriyse kendini ona adarmış.”
“Süveyda, siyah küçük bir noktadır ki insan karşısındaki kişiye gerçekten sevgi duyduğu an kalbine düşer bu kara leke.
 Kandaki siyah bir pıhtıdır Süveyda; hem maddi hem de uhrevi âlemin tümünü kuşatan bir öz ve insanın varlığının bir hakikatidir. 
Nasıl ki bir meyve çekirdeği, özünde ağacını barındırıyorsa, şu ‘Nokta-i Süveyda’ adı verilen kara leke de kâinatın özünü barındırır içinde. 
İnsanlar bilmese de dünya sevgi üzerine kurulmuştur ve bir insan âşık olduğunda kalbine düşen o süveyda, suya damlatılan mürekkep gibi çözülür, yavaş yavaş büyür ve tüm benliğini kaplar. 
İşte insanın bedenine yayılan o kara lekeye, ‘Kara Sevda’ denir ve bu hastalığa tutulan ruh ve beden, savunmasız hale gelir. 
Odur ki sevgide azalma olduğunda bu leke küçülür, küçülür ve zamanla iyiden iyiye yok olur. 
Kara sevda, bu kara lekeden gelir ve Mecnunun körlüğü, kalbini kaplayan o kara süveydadan bilinir. Kalbindeki aşkımdan rengini alan bu siyah güllerin yalnızca bir matem çiçeği oluvermesi, ne acı değil mi? Oysaki senin ellerinden almayı dilediğim bu güllerin aşkımızın nişanesi, mutluluğumuzun mührü olmasını isterdim.”
(9 Nisan'da çıkıyor)

ÇAKAL KAYASI 
(Yakında çıkacak)

ADOM YAYINCILIK

0 yorum:

Blog içi arama