Ana içeriğe atla

Görülesi Kitap Mekanları

Uzun zamandır sağlık sorunları sebebiyle şehir dışındayım ve blogumu maalesef elde olmayan sebeplerle çok ihmal ettim. Bulunduğum yerlerde internet olmaması, ya da olsa da ben de yazacak hal kalmamasından dolayı  ayrı kaldığım bu zamanlarda elimden geldiğince diğer blogger arkadaşlarımı takip etmeye çalıştım. Geçen hafta çok eğlenceli etkinlikler düzenlendi ve bugün ben de sevgili Saklanma Kabı blogunun sahibi Eren'in başlattığı "Görülesi Kitap Mekanları" etkinliğini yapmaya karar verdim. 
Ve işte benim görmeyi istediğim on kitap mekanı :
  1. Tabii ki İSKOÇYA :) Bu ilk tercihim sanırım kimseyi şaşırtmamıştır. Tarihi Romans hastası biri olarak Orta Çağ'da geçen historicalların baş mekanı İskoçya görmeyi istediğim yerlerin başında geliyor. Özellikle Highlands Bölgesi, Skye Adası ve Dunvegan Kalesi! Ahhh İskoçya bekle beni geleceğim bir gün yanına :)
    Highlands
    Skye Adası
    Dunvegan Kalesi
  2. Historical manyağı olan bir okuyucunun tabii ki de görmek istediği ikinci yer Londra olacaktır. Ama mümkünse Victorian dönemi Londra'sı olsun. Hyde Park'ta dolaşan lordlar ve ladyler, kupa arabaları olsun. 

  3. Historical kadar sevdiğim belki daha bile çok sevdiğim paranormal kitaplara gelirsem Güneyli Vampirler Serisi nam-ı diğer True Blood serisinden kütür kütür yenilesi Eric'imin işlettiği Fangtasia mümkün olsa gidip bir şişe A Rh Pozitif True Blood deneyeceğim yer olacaktır :)


  4. The Vampire Diaries yani Vampir Günlükleri serisi kitaplarından daha çok hastası olduğum dizisiyle ve beni tekrar ergenus kıvamına sokan Damon Salvatore (Ian Somerhalder) aşkımla Mystic Falls kasabası mümkün olsa koşa koşa gideceğim ve evini bulup "Isır beni Damon!!!" diye bağıracağım bir mekan olduğundan listede 4. sırada yerini buluyor :)

    Damongilin Evi :)
    Konumuzla alakası yok ama onu koymazsam olmaz :) Aghhh Damon :)
  5. Tabii ki bu kadar vampirlerden bahsetmişken vampir kralımız Dracula'nın Transilvanya'daki şatosunu görmeden olmaz. Ki kendisi ilk göz ağrımdır benim. Canımmmmm :)


  6. Ahhhh unuttum sanmayın kızlar. Christian Grey bebeğimin ikametgahı Escala binası daha doğrusu binayı ne yapayım ben Cristian'ın dairesi benim görmek istediğim mekanlardan biri. Özellikle de Red Room of Pain :) Kih kih kih çok kötüyüm :)

  7. Ölümcül Oyuncaklar serisinin yakında filmi çıkacak ve İdris'i muhtemelen yönetmenin hayal gücüyle izleyeceğiz. Ama ben kendi hayalimdeki İdris'i görmeyi çok isterdim doğrusu.

    Bayıldım bu tabelaya :)
  8. Vampir Akademisi serisi en sevdiğim serilerden biridir. Oradaki Rose ve Dimitri aşkı beni benden alır. Tabii ki kitapları okurken Rose ben oluyorum ve hayalimdeki Dimitri ile St.Vladimir Akademisinde maceradan maceraya koşuyorum. :)


  9. Taht Oyunları kitaplarını -itiraf ediyorum dizinin ilk sezonunu izleyince- bir koşu gidip almıştım. Khal Drago öldü mi ıssız acun kaldı mi diyerekten bir solukta okumuş bitirmiştim. Khal Drago'nun yasını hala tutsam da, onsuz oraların tadı tuzu kalmasa da, King's Landing hala en çok görmek istediğim yerlerden biri. 

  10. Listemin sonuna geldiğimde daha önce de blogumda tanıttığım Gretna Green kasabasını yazmak istiyorum. Bunu İskoçya'dan ayrı yazıyorum çünkü İskoçya'yı 1500'lü yıllarda, Gretna Green'i ise 1800'lü yıllarda görmek istiyorum. Hatta kaçak bir çiftin nikahına şahitlik etmek, nikahtan sonra onlarla halay çekip, çeyrek altınımı takmak ve onlara Türk örf ve adetlerini tanıtmak istiyorum.              

Yaparken çok keyif aldığım bu etkinliği düzenlediği için Eren'e teşekkürler! 
Peki elinizde olsa sizlerin görmek istediği yerler nereler? 
Paylaşın hadi benimle :)
Sevgilerimle
The Reading Lady

Yorumlar

Ellerine sağlık ablam :) ahahaha damon'in sırıtık haline çok güldüm ya :) Birleşik Krallık'ta en çok görmek istediğim yer İrlanda olsada Skye Adası' nın yeri ayrıdır. Katıldığın için çok teşekkür ederim. :D
Ben de çok eğlendim canım :) Asıl ben teşekkür ederim ve devamını bekliyorum böyle etkinliklerin :)
tarih84 dedi ki…
Bir Monica Mc Carty etkisi ve 50 ton esintisi gördüm seçilen mekanlarda ben de deli gibi merak ediyorum:)
Onur ellerine sağlık, insan yazarken çok düşünüyor, ama her yer aklına maalesef gelmiyor, sonra da bir başkasının görülesi yerlerinde görünce hay allah diyor heheeh :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…