Ana içeriğe atla

NYT Bestseller Yazarı ve Tarihi Romansların En Sevilen İsimlerinden Sabrina Jeffries ile Sıcacık Bir Sohbet


Bugün blogumda bomba gibi bir konuğum var! 
Dünya gözüyle kendisiyle tanışmış ve sohbet etmiş olmaktan o kadar mutluyum ki! 

Tarihi romans okuyucularının -başta ben olmak üzere- kalplerinde sağlam bir yere sahip Sabrina Jeffries, romanları kadar tatlı bir insan olduğunu gösterdi ve benim ricamı kırmayıp Türk hayranları için sorularımı cevaplamayı kabul etti. (Gerçi kabul etme kararında benim kendisini mümkün olan her mecradan taciz etmemin, uzun uzun peşinden koşmamın da etkisi olmuş olabilir. Yani "Aman yapayım da kurtulayım şu manyaktan" da demiş olabilir bilemiyorum :) Hafif bir stalker olmuş olabilirim ancak ne yaptıysam inanın siz değerli okuyucularım için yaptım ve pişman değilim. Yine olsa yine yaparım yani :) )

O zaman sözü uzatmayayım ve sizi Sabrina ile yaptığımız söyleşiyle başbaşa bırakayım. 
Herkese keyifli okumalar...

The Reading Lady: Merhaba Sabrina. Sizinle bir söyleşi gerçekleştirdiğim için çok mutluyum ve beni kırmayıp söyleşi talebimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Başta ben olmak üzere eminim ki bir çok hayranınız sizden birşeyler duymaktan çok mutlu olacaklar.
Sabrina Jeffries: Merhaba Onur. Geri dönüşüm bu kadar geç olduğu için kusura bakma ama Kansas'ta Romantic Times Convention'a katılmamdan dolayı biraz geç yanıtlayabildim sorularını. Ama inan bu benim sizlerle buluşma heyecanımı daha da arttırdı. Ben de Türk okurlarımla buluşmanın mutluluğu içerisindeyim!

The Reading Lady: Bize kısaca kendinizden ve yazma hikayenizden bahseder misiniz? Romance yazmaya nasıl başladınız?
Sabrina Jeffries: En kısa haliyle anlatmaya çalışayım o zaman. Bir gün Tulane Üniversitesinde İngiliz Dili üzerine doktoramı yaparken James Joyce üzerine tezimi hazırlıyordum. Ancak yaptığım işten o kadar sıkılmıştım ki bir anda yapmak istediğim işin bu olmadığını anladım ve roman yazmaya karar verdim. Yazmaya başladıktan sonra bir baktım ki Romans türünde yazıyorum ama bu hayatı boyunca hep romans okumuş biri için gayet doğal bir süreçti. O günden bu güne kadar 35 roman, 5 kısa roman ve 3 kısa hikaye yazdım (ki bazılarını Deborah Martin ve Deborah Nicholas isimleriyle yayınladım) ve New York Times bestselling author oldum (NYT en çok satan yazar). 26 yıldır romans yazıyorum ve yazdıklarım 21 yıldır yayınlanıyor. Aynı zamanda cafein bağımlısı, çikolata hastası ve yap-boz çözme meraklısı biriyim.
The Reading Lady: Bestseller bir yazar olarak sizi en çok etkileyen yazarları ve neler okuduğunuzu çok merak ediyorum. Örneğin şu anda elinizden düşmeyen kitap hangisi?
Sabrina Jeffries: Açık söylemek gerekirse bir çok kitap ve birçok yazar beni çok etkiler. Ama bir romans yazarı olarak  Judith McNaught, Johanna Lindsey, Amanda Quick, Rexanne Becnel ve Meagan McKinney en çok ilham aldığım ve sevdiğim yazarlardır. Judith çok sevdiğim Alfa-Erkekler yaratır ve kitaplarındaki cinsel gerginlik çok yüksektir. Johanna Lindsey'in ise sevdiğim daha gamsız, tasasız bir yazımı vardır ancak bazı hikayelerinde bundan sıkılabiliyorum. Amanda Quick'in cesur, atılgan kadın karakterleri bana dönem romanlarında gerçekten ne düşünüyorsa onu söyleyebilen başarılı kadın karakterler de olduğunu gösteriyor. Ve Meagan ve Rexanne bana tüm kusurlarıyla, defolarıyla bir karakter yaratıp sonra onu nasıl sevdirebileceğimi öğreten yazarlar. Ayrıca cinsel çekimleri de çok iyi anlatırlar. İkisi de benim arkadaşım ve Romance Writers of America konferanslarında bölüm arkadaşlarımdı ve beni eleştirme şanslarını yaşadığım için çok talihliydim. Çünkü arkadaşım olmalarının yanı sıra beni daha iyi bir yazar yapmak için çok emek veriyorlar. Özellikle Rexanne halen daha benim eleştirme-değerlendirme grubumda partnerlerimden biri.

Bugünlerde kurgu olmayan eserler okuyorum-Jonah Bergen'in yazdığı Contagious ve Deidre Le Faye'nin yazdığı Jane Austen's 'Outlandish Cousin': The Life and Letters of Eliza de Feuillide. Ayrıca Grinin Elli Tonu'nu da okumaya çalışıyorum ama yoğunluğumdan ötürü çok ilerleyemedim!

The Reading Lady: Bu kadar yoğunluğunuzun arasında yazmaktan uzaklaşmak istediğiniz zamanlarda neler yaparsınız?
Sabrina Jeffries: Yap-boz puzzle çözmekten çok hoşlanıyorum. Ayrıca takı yapıyorum, seyahat ediyorum, televizyon ve sinema izlerim. Ama seyahat etmek ve yap-boz çözmek beni gerçekten çok rahatlatıyor.

The Reading Lady: Biraz da yazım sürecinizi sormak isterim. Kafanızda bir roman fikrinin şekillenmesinden kitabın basılma aşamasına kadar olan süreci bizlerle paylaşabilir misiniz? Ve şu anda ne üzerinde çalışıyorsunuz?
Sabrina Jeffries: İlk önce hikayenin konusunu çıkartırım. Aynı zamanda karakterlerimi belirlerim ve birbiriyle bir şekilde bağlılarsa (Sharpe Kardeşlerde olduğu gibi), hikaye içinde uyum sağlayabilecekleri şekilde yerleştirdiğimden emin olurum. Bildiğim ve olmasını istediğim olaylar önceden kafamda bellidir. Ancak karakterlerimi kitabı yazmaya başlayana kadar TANIMAM! Onları tam anlamıyla tanıyabilmem birkaç bölüm sonra olur ve o zaman tekrar kontrolü elime alır ve gidişata göre ana planımı değiştiririm. Her zaman ama her zaman ilk planladığım hikaye ile ortaya çıkan hikaye birbirinden değişik olmuştur. :)

Benim ilk kitabımı bastırmam 3 yıl sürmüştü. Üç yıl boyunca sürekli reddedilmiştim ama yılmadım ve bastırdım. Neyse bu çok seneler önceydi. Şimdi de Regency döneminde geçen, kayıp insanları bulma ajansı gibi  çalışan dedektifleri anlatan Duke's Men serisinin üçüncü kitabına başlıyorum.

The Reading Lady: Ülkemizde basılmış sadece sekiz romanınız var. Kraliyet Kardeşleri serisi, Bir Çapkına Vuruldum ve Sharpe Kardeşler serisinin dört kitabı. Sharpe Kardeşler serisinin son kitabı "A Lady Never Surrenders" henüz ülkemizde yayınlanmadı ama bizler sabırsızlıkla bekliyoruz bu son kitabı. Bize bu son kitap hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Okuyucularınız Celia ve Jackson'dan neler beklesin ve büyük gizem çözülecek mi?

Sabrina Jeffries: Bu hikayede Celia evlenmek zorunda olduğunu zor da olsa kabullenmeye çalışıyor. Böylece büyükannenin tüm kardeşler evlenmeden mirastan pay vermeme ültimatomu da geçersiz olacak. Aynı zamanda büyükanneye de evlenebilecek kapasitede biri olduğunu kanıtlayacak. Eğer Celia'nın planı işe yaramazsa en azından potansiyel bir koca bulmuş olacak. Bu yüzden taliplerini araştırması için Jackson'ı kiralıyor. Tabii ki Jackson hiçbirinden hoşlanmıyor çünkü kızı kendisine istiyor! Ayrıca ailelerinin ölümüne dair olan ve dört kitaptır süren büyük gizem de bu kitapta çözülüyor ve okuyucular Sharpe anne babaya ne olduğunu öğreniyor.
Celia ve Jackson baskı altında tuttukları buram buram bir çekime sahipler ve bu en sonunda patlıyor! İkisinin çok seksi bir çift olduklarını düşünüyorum :) Ayrıca bu kitabım Romance Writers of America Rita Award finalisti oldu.

The Reading Lady: Kitaplarınızın filmlerini izlemeyi çok isterim ve buna da çok uygunlar bence. Bu tarzda çalışmalar var mı? Ve eğer Kraliyet Kardeşleri serisi filme çekiliyor ve cast çalışmasını siz yapıyor olsaydınız Marcus, Alec ve Gavin için kimlerin oynamasını hayal ederdiniz?
Sabrina Jeffries: Teşekkürler! Ama maalesef Hollywood Jane Austen gibi çok ünlü bir yazar olmadıkça ya da önemli tarihsel kişilikler hakkında olmadıkça tarihi romansları film yapmakla ilgilenmiyor. Ama yapmalarını çok isterdim! Eğer böyle bir şansım olsaydı Marcus'un Jeffrey Dean Morgan gibi iri yarı ve yakışıklı bir aktör tarafından, Gavin'in Toby Stephens ve Alec'in de Nathan Fillion tarafından canlandırılmasını isterdim. Ama sanırım benim bu hayalimdeki adamlar bu roller için çok yaşlı kalıyorlar!
Sabrina'nın hayalindeki dream boys cast. Marcus, Gavin ve Alec için bence de biraz yaşlılar :)

The Reading Lady: Kitaplarınızı nerede yazıyorsunuz? Bir offisiniz ya da özel bir çalışma köşeniz var mı? Bu köşenin bize bir resmini gönderebilir misiniz?

Sabrina Jeffries: Evde yazma ofisi olarak kullandığım bir odam var. Ayrıca sıklıkla evimin yakınındaki Starbucks'ta da yazıyorum. (ki şu anda da oradayım). İşte size yazma odamın bir resmi:


The Reading Lady: Tüm romanlarınız tarihi dönemlerde geçiyor. Bu dönemlerdeki davranış biçimlerini, sosyal kuralları, toplum davranışlarını öğrenmek için ne gibi araştırmalar yapıyorsunuz?
Sabrina Jeffries: Bu dönemle ilgili yıllar süren yazım deneyimimden sonra çok büyük bilgi sahibi oldum. Tabii bu bilgilere sahip olabilmek için o dönemki dökümanları çok okudum, internetten çok faydalandım. Ama halen daha bir kitaba başladığımda o yılda olmuş olan tüm önemli olayları araştırırım. Bölgenin ayrıntılı haritasını incelerim, bitki örtüsünü ve hayvanları araştırırım. Ayrıca bir Regency eş anlamlılar sözlüğü kullanıyorum. Kitaba başladığımda çok fazla bir araştırmaya ihtiyaç duymuyorum ancak yazmaya başladığımda aklıma gelen fikirleri araştırmaya başlıyorum ve bu beni çok değişik yerlere götürüyor. Web sitemde ilgilenecek okurlar için böyle bir bölüm var.

The Reading Lady: Yeni yazarlara ve yazar adaylarına tavsiyeleriniz ne olurdu?
Sabrina Jeffries: Azim anahtar kelime! Yazmaya devam edin, eserlerinizi ortaya çıkartın ve eserleriniz basılmadan ÖNCE ve SONRAsında dahi öğrenmeye, araştırmaya devam edin. Öğrenmenin sınırı yoktur ve ben yazdığım bu kadar romandan sonra bile hala yazmak hakkında öğreniyorum.

 The Reading Lady: Bir röportajınızda "Bütün karakterlerimi çok seviyorum. İçlerinden şunu en çok seviyorum diye seçim yapamam."demişsiniz. Bu sefer size tam tesini sormak istiyorum. Kitaplarınızda sevmediğiniz ya da yazmakta zorlandığınız bir karakter var mı?
Sabrina Jeffries: Sevmediğim biri hakkında yazamam o yüzden cevabım hayır :) Ama bazı karakterlerim var ki yazımı çok zordu (aklıma Gabe geliyor). Ama bu onları sevmediğimden değil sadece oldukları kişiyi anlatmakta zorlanmıştım. Örneğin Gabe riskleri seven, adrenalin bağımlısı biri ve benim bunlarla uzaktan yakından ilgim yoktur. Haliyle de neler hissettiğini bilmediğim bir karakteri yazmak güç oluyor.
Gabe'in hikayesinin yer aldığı kitap
The Reading Lady: Ve son soruma gelirsem Türk okurlarınıza neler söylemek istersiniz?
Sabrina Jeffries: Kitaplarımı okuduğunuz ve desteklediğiniz için çok çok teşekkürler! Denizaşırı ülkelerde büyümüş biri olarak, kitaplarımın başka dillere çevrildiğini ve oralarda da okunduğunu bilmek beni her zaman çok mutlu etmiştir. Sevgilerimle


Ben de yoğun programı içinde sorularıma içtenlikle cevap verdiği için Sabrina Jeffries'e ve iletişimimizi çok nazik bir biçimde sağladığı için menajeri Kim Miller'a çok teşekkür ediyorum.

Thank you very much for your kindness Sabrina and Kim! I love both of you!

The Reading Lady

PS: Sabrina Jeffries kitapları ülkemizde Epsilon Yayınevi tarafından basılmaktadır.


Yorumlar

Ebru Aydin dedi ki…
Mükemmel bi' söyleşi olmuş canım.Eline emeğine sağlık. Çok keyif alarak okudum. Ya ama benim Alec'im bambaşkaydı hayallerimde :)
Sağol canım :) Ya sorma benimkiler de farklıydı bunlar çok yaşlı kaçmış :)
Pınar Şentürk dedi ki…
Bir kere daha sevdim Jeffries'i. 5. kitapla ilgili ipucuna ve yeni başladığı seriye bayıldım. Gerçi biz bu hızla ne zaman görürüz Allah bilir :(
Aynen yaa 5 kitabı bile kimbilir ne zaman yayınlanacak. Baksana 35 roman yazmış bizde basılan roman sayısı 8! Sanırım torunlar falan okur geri kalanları :)
Historical Romance okumam pek. Ama söyleşi bir önceki gibi çok güzel ve samimi olmuş tatlım =) Ellerine sağlık :* Hem yazara hem de sana teşekkürler diyorum ;)
Çok sağol canım beğendiğine çok sevindim :)
tarih84 dedi ki…
offf çok acayip bir duygu, yazar çok içten bayıldımmm doğrusu.
Zamska dedi ki…
en sevdiğim yazarlardan biridir ki çıkan her kitabını okudum. röportaj yaptığınızı görünce altın bulmuş hint fakiri gibi sevindim.merak ettiğim etmediğim bi çok şey sormuşsun bayıldım. ama bi gerçek varki yazarın hayalindeki adamlar gerçekten yazşlı. yazı çook güzel olmuş tebrkler
Lumiere dedi ki…
Onur Hanım,
Sabrina Jeffries favori yazarlarımdan değildir, ama o kadar sıcak ve samimi bir sohbet olmuş ki artık okumadığım kitaplarını da okurum. Siz ise yazara takdir edildiğini hissettirmişsiniz ki röportajın başarısı buradan kaynaklanıyor bence
Teşekkürler...
@Lumiere: Güzel sözleriniz için çok teşekkürler. Böyle yorumları okudukça inanın çok mutlu oluyorum :) Sabrina'nın kitapları çok güzeldir tavsiye ederim :)
Berfim Aydin dedi ki…
Ahhh bu kadını seviyrum ya ne kdr içten yazmış ne güzel sorular sormussun cnmm ellerine sağlık :))
Teşekkürler canım:) Evet bu kadın yazarlığı kadar içtenliğiyle de çok tatlı ve ben bir kez daha çok sevdim kendisini.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…