Ana içeriğe atla

YORUM: TATLI BELA - Jamie McGuire


Yemin ederim iki gündür şu yorumu yazmak için bekliyorum ama ne yazacağımın da çok bilincinde değilim açıkçası :) Yani Travis Maddox'un etkisiyle bilincimin yanı sıra kelimelerimi de kaybettim :) Kitabı bir solukta, bir günde yaladım yuttum ve hem BA-YIL-DIMMMM hem de yer yer GICIK OLDUM !!!! Öyle bir etkiledi yani beni anlayın :)

Kitabın konusunu çok kısa anlatmak gerekirse Abby ve kankası America hayatlarına taze bir başlangıç yapmak üzere Eastern Üniversitesi'ne başlamışlardır. Hangi ara bir derede olduğunu anlayamadığım bir süre içerisinde America, Shepley isimli bir çocukla çok büyük bir aşk yaşamaya başlamış ve Abby'nin kolundan tuttuğu gibi onu Shep'in kuzeni Travis Maddox'un dövüştüğü bir dövüş gecesine götürmüştür. Abby burada sarsak sarsak dolaşırken bir şekilde üstüne kan sıçrar ve Travis ona aşık olur:) Valla bak ilk böyle tanışırlar ve tüm kızların dibinin düştüğü, kendilerini ayaklarına fırlattıkları, kucağına oturabilmek için cat fight yaptıkları über seksi, yakışıklı ötesi, tehlikeli ve bla bla bla muhteşem herşeyin vücuda gelmiş hali olan Travis, üzerinde pembe kaşmir yeleği ve inci küpeleriyle boş boş bakan Abby'i görür ve BAM! çarpılır. Ertesi günden itibaren Abby'nin peşinden koşturmaya başlar. Daha sonra bunlar bir iddiaya girerler ve kaybeden Abby 1 ay süresince Travis'in evinde kalmaya başlar. Ve kitabımız bundan sonra inişlerle, çıkışlarla, bir daha inişlerle ve yine çıkışlarla devam edip gider. Ama su gibi akıcı bir şekilde ve elinizden bırakamayacağınız bir bağımlılık yaparak okutur kendini size.

Kitabın baş karakterleri Abby ve Travis geçmişleri yaralı tipler ve bu durum da kimi arızalı hareketlerine tahammül etmemizi kolaylaştırıyor açıkçası. Ancak ben Abby'e çoğu zaman gıcık olmadım desem yalan söylerim. Özellikle kalbinin sesini dinlememekte ısrarcı olduğu zamanlarda ve söylenecekleri söylemediği zamanlarda. Bir de kitapta eleştirmek istediğim içime sinmeyen bazı noktalar var. Örneğin Travis'in Abby'e olan aşkı çok yalapşap başladı bence. Dakika bir gol bir hoooop aşık oluverdi ve bizim bad boyun dibi Travisimiz, aşkından mecnuna dönmüş bir halde dolaşmaya başladı. Yani şu birbirini tanıma, hoşlaşma dönemi biraz üstünkörü geldi bana. 


Bunun dışında ben kitabı gerçekten çok beğendim. New Adult yani yeni yetişkin diye adlandırılan bu türün çok iyi bir örneği ve yazarın resmi sitesinden açıklandığı üzere kendisi Warner Bros'la kitabın film hakları için sözleşme yapmış bile! Umarım oyuncu kadrosu iyi olur çünkü Ölümcül Oyuncaklar serisinin filminde oynayan tiplerden tam anlamıyla nefret ettim. Şimdi kalkıp Travis'ime sırsıl, tipsiz birini bulurlarsa kendimi stüdyonun önüne zincirlerim bu sefer! Yetti ama sınırlarımı zorlama Hollywood!!

Neyse şimdi hayalimdeki Travis'ime geçmek istiyorum. İtiraf ediyorum yaptığım yorumlarda en keyif aldığım bölüm bu oluyor :) Google amcada bir sürü yakışıklı resmine bakıyorum ve hayalimdeki tipi bulmaya çalışıyorum. Travis için de bir sürü güzel resim buldum ama maalesef bu yakışıklı Trav adaylarımın isimlerini bilmiyorum. Amaaaan ismi de ne yapacağız nüfüsumuza mı geçireceğiz yani? Yine bir amme hizmeti olarak sizlere Travis adaylarımı sunuyorum efendim. Doya doya bakınız :) 







Burada da beğendiğim bir hayran yapımı kitap videosu var. İzlemenizi öneririm. Video da oynayan arkadaş severek izlediğim hoş ama boş dizi 90210'da oynayan Matt Lanter isimli afet-i devran. Ki kendisi de orada bad boy bir karakteri canlandırıyor.

Yorumumu Ebru Gündeş ablamızın bir şarkısıyla bitirmek istiyorum. Pislik olsun, gıcıklık olsun, kitabın soundtrack'i bu olsun :) 
Öyle çapkın bakma banaaağğğ,
Cilveyle naz yapma banaaağğğ,
Çarpar Kalbim yana yanaaaaaaaaağğğ,
Tatlı tatlı talı belaaaaaaaaaaaaaa.....

ıyyggggkkk tiksindim bir an kendimden :)



Herkese bol okumalı günler dileğimle












Yorumlar

Berfim Aydin dedi ki…
Aahahha bebeğim aramıza hoş geldin :) ellerine yorumuna sağlık mükemmel olmuş :) bütün travis adaylarını alabilirm :) koynuma alıp sevebilirm :) i
Deni daha çok seviyorum ama biliyrsun :)
Hoşbuldum canımmmmm :) Boşuna Travis Travis diye sayıklamıyormuşsun sen onu anladım :) Ben de seni çok seviyorum biliyosun sen onu :)
hayat hayal dedi ki…

Merhaba canım yorum şahane olmuş benimde geçenlerde okudum bir kitap okurken aynı duyguları yaşamışız bende baş hatuna arada kıl oldum aby e ama travis ahhhh ahhhhh çok şekerdi çokkkk ellerine sağlık lady

ha unutmadan ben travis için 3. resim diyomm arka fon harika
tarih84 dedi ki…
son anda Ebruya bağladın ya koptummmm

bu kitabı istiyorummmmm
@hayat hayal: Ahahahah arka fon derken :))) Bir Travis bin Travis bunlar hepimiz için :) Beğendiğine sevindim canım :)
@tarih84: Arabamın arka camına "Kıroysam günahım ne" yazdırıp doya doya dinleyeceğim bu şarkıyı :) Oku bu kitabı canım çok seveceksin hatta dur alma blog günü listende verirsin bize biz alırız sana :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…