Ana içeriğe atla

TARiHi ROMANS KRALiÇELERiNDEN ELIZABETH HOYT iLE SÖYLESTiK :)

The Reading Lady,yazar röportaj,Elizabeth Hoyt,tarihi romans,Historical Romance,kitap,aşk

Merhabalar! 
Bugün yine bomba gibi bir konukla ve sıcacık bir röportajla karşınızdayım. 
New York Times, USA Today ve Publishers Weekly bestseller yazarı Elizbeth Hoyt ısrarlı tacizlerim sonucunda beni kırmadı ve röportaj teklifimi kabul etti :) 
Hatta kendisi bana müthiş bir süpriz yaparak teeeee Amerika'dan imzalı kitabını ve hayranlarına verilmek üzere şahsen imzaladığı ayraçlarını kargoyla gönderdi. 
Kendisi o kadar muhteşem bir kişilik yani :)
The Reading Lady,yazar röportaj,Elizabeth Hoyt,tarihi romans,Historical Romance,kitap,aşk

The Reading Lady,yazar röportaj,Elizabeth Hoyt,tarihi romans,Historical Romance,kitap,aşk

Sıkı bir historical romance okuyucusu olarak bu mini sohbetler benim için bir hayalin gerçekleşmesi gibi 
adeta...Sevdiğim yazarlara ulaşmak, onlarla mailleşmek ve sohbet etmiş olmak inanılmaz keyifli benim için. Hayranı olduğum bu yazarların çok sempatik çıkması da, bu durumu tadından yenmez hale getiriyor :)

Daha önceden yine çok sevdiğim bestseller tarihi romans yazarları Sabrina Jeffries ve Eloisa James ile yaptığım röportajları yayınlamış ve çok güzel tepkiler almıştım. 
Umarım Elizabeth Hoyt ile gerçekleştirdiğim söyleşiden de siz de benim kadar keyif alır, beğenirsiniz. 
Şimdi sözü fazla uzatmıyorum ve sizleri Elizabeth'le yaptığımız sohbetle başbaşa bırakıyorum.
Keyifli okumalar...
The Reading Lady,yazar röportaj,Elizabeth Hoyt,tarihi romans,Historical Romance,kitap,aşk


The Reading Lady: Merhaba Elizabeth, sizinle röportaj yaptığım için çok mutluyum! Beni kırmadığınız için çok çok teşekkür ederim :) Önce biraz klasik bir soruyla başlamak istiyorum. Bize biraz kendinizden, çocukluğunuzdan ve tarihi romans yazarı olmaya nasıl başladığınızdan bahseder misiniz?
Elizabeth Hoyt: Merhaba Onur! Rica ederim, ben de seninle ve Türk okuyucularımla buluştuğum için çok mutluyum ve bana bu şansı yarattığın için çok naziksin :)
Kışları çok soğuk ve yazları çok sıcak bir yer olan Saint Paul, Minnesota'da büyüdüm. Babam Minnesota Üniversitesinde Biyoloji profesörüydü ve çok fazla seyahat ederdik. Çocukken ve gençken tüm Amerika'yı, İskoçya ve İngiltere'yi, Fransa, Almanya ve Belçika'yı gezmiştim. Daha sonra Madison'da Wiscosin Üniversitesi'ne gittim ve orada arkeolog olarak çalışan Mr.Hoyt ile tanıştım. İki çocuğumuz oldu ve en küçüğü anaokuluna başladığında yazmaya başladım. Beş yıl sonra bu kitabım The Raven Prince (Çirkinin Aşığı) adıyla yayınlandı. 
Daha sonra da tarihi romans türünde yazmaya devam ettim çünkü bu türün hem kendine has bir güzelliği,  bir dili, bir ritmi var, hem de çok maceralı bir dönem olduğunu düşünüyorum.

The Reading Lady: Bir kitap fikrinin kafanızda oluşmaya başlamasıyla, kitabın basılması arasında ne gibi aşamalar geçirirsiniz? Ve şu anda üzerinde çalıştığınız bir roman var mı?
Elizabeth Hoyt: Genellikle yazmak istediğim kitabın konusu ve karakterleri ile ilgili genel bir fikir aklımda şekillenmiş olur. Bazen detaylı bir şekilde tüm bunların planlamasını yaparım ama bazen de yapmam çünkü kitabın ilk birkaç bölümünü yazdıktan sonra sıklıkla bu planın dışına çıkarım. Özellikle sabah saatlerinde yazmaya çalışırım ve bir kahve dükkanına giderim. Bir kitabın ilk taslağını yazıp bitirmem üç-altı ay arasında sürer. Daha sonra defalarca ve defalarca revize etmeye başlarım ;)
İlk kitabım The Raven Prince'ı yazdığımda her yazarın başına gelen standard reddedilme zamanlarını yaşamıştım. Bir çok ajansa mail atmış ama cevap alamamıştım. (o zamanlar çoğu ajans maille başvuru almıyordu) Altı ay sonra ajansımı bulmuştum (halen daha onlarla çalışırım) ve yayınevlerine romanımı göndermeye başladık. O dönemde (2005) historicallar sıkıntılı bir dönemdeydi ve Çirkinin Aşığı, Warner Books (şimdi Hachette oldu) tarafından basılana kadar beş kez büyük yayınevleri tarafından reddedilmişti. 

Bugünlerde historicallara kısa bir ara verdim. 2014 yazında yayınlanmasını umduğum günümüzde geçen üçüncü romance kitabımın yazımıyla uğraşıyorum.
The Reading Lady,yazar röportaj,Elizabeth Hoyt,tarihi romans,Historical Romance,kitap,aşk

The Reading Lady: Ülkemizde yayınlanan yedi romanınız var ve bizler diğer romanlarınızı da okumak için sabırsızlanıyoruz. Ben özellikle çok duyduğum "The Maiden Lane" serisini okumayı çok istiyorum. Bu serinin konusunu bizlere kısaca anlatır mısınız?
Elizabeth Hoyt: Tabii ki! Maiden Lane serisi önceki yedi kitabımdan farklı olarak 1730-1740'lı yıllarda geçiyor. Bu yıllar Londra'da alkolün özellikle de cin içkisinin kötü sosyal sonuçlar doğurduğu bir dönem. Cin  alkolün saf hali ve ilk elden ulaşabildikleri için insanlar bu içkinin bağımlısı olmuş durumda. Ayrıca Londra iş imkanları ve fırsatlar bulmak için İngiltere'nin her yerinden ve hatta Avrupa'dan göç eden insanlarla hızla büyümekte ve kalabalıklaşmaktadır. Çok büyük miktarda fakir insan vardır ve berbat koşullarda yaşamaktadırlar. Ama tam tersine aristokrat soylu kesim inanılmaz bir lüks içinde yaşamaktadır. Bu döneme tarihte Rococo dönemi denmektedir. Mobilyalar kıvrımlı, altın kaplamalı, cilalı, kıyafetler ise bol nakışlı ve mücevher işlidir. 
Bütün bu zemini kullanarak (şimdilik!) altı tane Maiden Lane kitabı yazdım. İlk kitap "Wicked Intentions" Lord Caire adında bir aristokratın hikayesi. Lord Caire'in metresi, St.Giles'ın gecekondu mahallelerinde öldürülünce lordumuz kendini katili bulmaya mecbur hisseder. Ama St.Giles'da kimse bir aristokratla konuşmaya razı gelmez. 
Temperance Dews St.Giles'ta batmak üzere olan bir yetimhane işleten bir duldur. Kira gününü çoktan geçirmiştir ve mülk sahibi yetimhaneyi kapatmakla tehdit ediyordur. Adı çıkmış Lord Caire, St.Giles'ta ona yardımcı olmasını istediğinde karşılığında onun da ondan tek bir istediği vardır: Kadının yetimhanesini destekleyecek zengin birini bulabilmesi için Lord Caire onun yüksek sosyete davetlerine girmesini sağlayacak ve ona eşlik edecektir. 

The Reading Lady: Kitaplarınızı nerede yazıyorsunuz? Özel bir ofisiniz ya da yazma köşeniz var mı? Ve sizin için de sakıncası yoksa bizimle bir fotoğrafını paylaşabilir misiniz? Bir de kitaplarınızı yazarken müzik dinleme, kahve içme gibi olmazsa olmaz ritüelleriniz var mı?
Elizabeth Hoyt: Evimde güneş gören çok güzel bir ofisim var-ama ben genellikle bir arkadaşımla kafede yazmayı tercih ediyorum. Yazarken sürekli müzik dinlerim. Çoğunlukla da aynı parçayı ya da aynı albümü defalarca! Bu yüzden sanırım kulaklık takıyor olmam iyi birşey :) Genelde dinlediğim ve sevdiğim sanatçılar Dido, Florance+The Machine ve Emilie Sande. İşte sizin için çektiğim yazı köşemin fotoğrafı :)
The Reading Lady,yazar röportaj,Elizabeth Hoyt,tarihi romans,Historical Romance,kitap,aşk

The Reading Lady: Prens Serisi'nde her zaman alışık olduğumuz ultra yakışıklı lordlar ya da güzellik kraliçesi ladyler göremedik. Örneğin Çirkinin Aşığı kitabınızda Edward yüzünde çirkin yara izleri olan bir lorddu ve Anna'da bir duldu. Karakterlerinizi böyle mükemmel olmayan şekilde yazmanızın özel bir sebebi var mı? Çünkü her türlü kusurlarına rağmen okuyucularınız onları yine de çok sevdi :)
Elizabeth Hoyt: Çirkinin Aşığı kitabında normal görünüşlü, kesinlikle yakışıklı olmayan ama seksi olan bir karakter yazmayı kendi kendime bir meydan okuma olarak yaptım. Hatta kitapta bir çok kez onu "çirkin" diye de nitelendirdim. Çoğunlukla geleneksel güzelliği sıkıcı bulurum. Adam kadını görür görmez vurulur çünkü kadın çok güzeldir-Bu romans yazarları için destek niteliğindedir. Bense kahramanımın kadına onun sadece güzel olduğu için aşık olmasından ziyade onda kimsenin göremediği, fark edemediği bir özelliğini gördüğü için aşık olmasını isterim. Yani onun dış güzelliğinden çok ruh güzelliğine aşık olmasını isterim.

The Reading Lady: Kitaplarınızda her bölümün başında orijinal hikayeyle bağlantılı bir başka hikaye/masal daha oluyor. Bu hikayeleri siz mi yazıyorsunuz çok merak ediyorum. (Bu arada o mini hikayeleri/masalları çok seviyorum ve itiraf etmem gerekirse onları kitabı okumadan daha önce okuyup bitiriyorum :) )
Elizabeth Hoyt: Masalları sevmene çok sevindim! ;)
Bölümlerin öncesindeki bu masallar ana hikayeyi kapsayan kısa hikayeler gibi. Onların kitaptaki olayların ve temaların yansımaları olarak görüyorum ve ana hikayeye biraz da olsa ayna tutması için ekliyorum. Ayrıca ben de masalları çok severim! ;)
The Reading Lady,yazar röportaj,Elizabeth Hoyt,tarihi romans,Historical Romance,kitap,aşk

The Reading Lady: Şimdi biraz magazinel bir soru geliyor :) Eğer bekar olsaydınız ve tüm karakterleriniz size deli gibi aşık olsaydı ve sizinle evlenmek isteseydi hangisini seçerdiniz? Ve neden? :)
Elizabeth Hoyt: Ahahahahahaha! İlginç bir soru! Hımmmm sanırım espri anlayışı sebebiyleTo Seduce A Sinner (Bana Aşkını Söyle)'nin Jasper'ıyla kaçardım. 

The Reading Lady: Şu sıralar okuduğunuz kitabı öğrenebilir miyim? Ayrıca yaşayan ya da ölmüş ilham aldığınız yazarlar var mı?
Elizabeth Hoyt: Şu anda Deanna Raybourn'un Silent In The Grave kitabını okuyorum. Stephanie Laurens, Christina Dodd, Amanda Quick ve Lisa Kleypas bana ilham veren ve örnek aldığım yazarlardır.

The Reading Lady: Genç yazarlara ya da yazar adaylarına tavsiyelerinizi alabilir miyim?
Elizabeth Hoyt: Yazmaya konsantre olsunlar. Tanıtımı yapmak vs işler kolaydır ama bütün iş aslında yazmakta. Yazmaya devam etmekte...

The Reading Lady: Hiç bir romanınızı okumamış birine çok kısa bir şekilde kitaplarınızı nasıl tarif ederdiniz?
Elizabeth Hoyt: Komplike, duygusal ve güçlü hisler barındıran kitaplar

The Reading Lady: Yazı yazmadığınız zamanlarda yapmaktan en çok hoşlandığınız hobiniz nedir?
Elizabeth Hoyt: Bahçemle ve bahçe işleriyle uğraşmaktan büyük keyif alırım.

The Reading Lady: Ve son sorum : Türk okurlarınıza benim aracılığımla iletmek istediğiniz bir şey var mı?
Elizabeth Hoyt: Türk okuyucularımı gerçekten ÇOK SEVDİĞİMİ söylemek istiyorum! ;) Türkiye'den çok fazla mail, Twitter ve Facebook mesajları alıyorum-bu açık ara en interaktif okurluk bence. Bütün mail ve mesajlarımı (Twitter ve Facebook) ben okuyorum ve mutlaka cevap yazıyorum. Fakat bazen bir kitabı bitirmeye çalıştığım zamanlarda biraz geç cevap dönebilirim- şimdiden bunun için özür dilerim. Ayrıca Türkçe bilmiyorum ve o zamanlar çok ta efektif olmayan Google Translate kullanıyorum. Umarım okuyucularım yanlışlık yaparsam bu durumlarda beni affedebilirler. Lütfen, lütfen bana yazmaya devam edin! ;) Ayrıca bana ulaşıp röportaj yaptığın için de Onur sana çok teşekkür ediyorum! Sevgiler!

Ben de beni kırmayıp sorularıma verdiği içten yanıtlar için ve özellikle de bana ve sizlere yolladığı değerli hediyelerle aklımı başından aldığı için Elizabeth Hoyt'a çok teşekkür ediyorum! 
Thank you very much for your kindness and gifts Elizabeth! We love you!



The Reading Lady,yazar röportaj,Elizabeth Hoyt,tarihi romans,Historical Romance,kitap,aşk
Elizabeth Hoyt'un imzalayıp gönderdiği imzalı ayraçlardan 10 tanesi 10 şanslı izleyicime hediyem olacaktır. 

a Rafflecopter giveaway

Yorumlar

tarih84 dedi ki…
harikaaaaa :))

Ben tesadüfen bağımsız zannederek bana aşkını söçyle kitabını aldım seriyi tamamlamadan okumam o nedenle bekletiyorum. Çok tatlı biriymiş ve yazma köşesine hayran kaldım insanın ömrü uzar doğrusu.
Gerçekten de ne kadar güzel bir manzaraya bakıyor değil mi? Ağaçlar, çiçekler...İnsanın yazdıkça yazası gelir :)
Kitap Karnavalı dedi ki…
Köşeye ba-yıl-dım , bende istiyorum :)
Esra Çetin dedi ki…
Yazarın yazma köşesi beni benden aldı gerçekten.. İnsanın hiç kalkmadan durmadan yazası gelir ;) Röportaj için çok teşekkürler :)
Historical pek okumam ama röportajlarını kaçırmıyorum =D Ellerine sağlık tatlım, yine eğlenceli bir röportaj olmuş =) Özellikle çalışma yerleri fotolarına bayılıyorum <3

Daha nicesine diyerek de bitiriyorum :*
Pınar Şentürk dedi ki…
İlk defa bir çekilişi duyurmak istemedim. Kimse duymasın şansım artsın diye. Ama neyse ki bu kıskançlığı yendim :D
Tanıyanlar Hoyt'u ne kadar çok sevdiğimi bilir ama sevmesem bile şu röportajla severdim. Ne tatlı biri ya. Translatle çeviriyormuş kim yapar ki böyle bir şeyi. Türkçe bilmiyorum der çıkar işin içinden.
Ayrıca sorularına da bayıldım. Jasper ha ben olsam Samuel'i ya da Monroe'yi seçerdim :D Bayıldım, bayıldım. Yeni kitapları ne zaman çıkar, çıkar mı onu bile bilmiyorum. Nasıl yetişeceğiz of of :(
Ellerine sağlık. Umarım bir gün Kleypas ile de röportaj yaparsın kafadan 5 soru benden :P
Sanırım herkes köşeye bayıldı :D Teşekkürler arkadaşlar beğendiğinize çok sevindim :)
Ahahahahah Pınar kıskançlığına yenilmediğine sevindim canım :) Evet bende çok şaşırdım üşenmeden google translateden çeviriyormuş. Bir de maillerini görsen nasıl şeker nasıl şeker bir kadın anlatamam :)
Beyza dedi ki…
Çok tatlı bir söyleşi olmuş. :) Elizabeth Hoyt sevdiğim bir yazardır ve kendi ağzından onunla ilgili bu şeyleri okumak gerçekten harika bir duygu. :)
Lumiere dedi ki…
Mükemmel,
Onur Hanım Elizabeth Hoyt'un Türkçedeki bütün kitaplarını büyük bir zevkle okuyorum. Ve sizin söyleşiniz de harika ve sıcacık bir konuşma gibiydi. Yani elime bir fincan Türk kahvesi alıp sohbetinize katılasım geldi:)))Çok teşekkür ederim...
Neslihan Ozturk dedi ki…
Elizabeth Hoyt ismini gördügüm anda hemen okumaya bağladı röportajı! :) Bayılıyorum onun hikayelerine ve tarzına. Bu yazı için tesekkurler Onur hanım, Hoyt ile aynı karaktere tapındıgımı bilmek beni çok mutlu etti :)) Jasper'a aşığım:)
Damak dedi ki…
Elizabeth Hoyt'un bir kaç kitabını okumuştum.Fakat söyleşinizden sonra gerçekte ne kadar samimi ve sıcak olduğunu anlamış oldum sayenizde,elinize emeğinize sağlık...
Damak dedi ki…
Çok samimi
Hoyt'un bir kaç kitabını okumuş biri olarak yazarlıktaki başarısının hayata ve okuyucularına karşı mütevazi ve alçak gönüllü olmasından kaynaklandığını düşünüyor.Ve bu güzel söyleşi için emeğinize sağlık çok keyifliydi....
Melis dedi ki…
Röportaj için teşekkürler Onur. Kesinlikle bayılıyorum bu kadına. Çirkinin Aşığını kaç kere okuduğumu hatırlamıyorum :) Bu keyifli röportajlarınla bizi yanlız bırakmadığın için tekrar teşekkürler :))
Röportaj çok süper olmuş. :D Ellerine sağlık! Türk okuyucularına mesajına ise tek kelimeyle bayıldım, içime sokasım var hatunu. :D
ahahahaha çok şeker, çok candan di mi :D Benim de içime sokasım, sarılasım öpesim geldi valla :D
handan dedi ki…
Hiç bir kitabını okumamıştım daha önce :)
Asil dedi ki…
Elizabeth'in her hayranının mailine veya twitter üzerinden yazdığı mesajlara cevap verdiğinin kanlı canlı örneklerinden bir tanesiyim. Birkaç kere de ayıp olmasın diye birkaç arkadaşımın başına bela olup onlara sordurmuştum öğrenmek istediğim kafama takılan bazı şeyleri. Uzun ve ayrıntılı cevaplar vermesi de ayrı güzel. Samimi bir röportaj, tatlı bir sohbet olmuş. Teşekkürler Onur :)

"Jasper'la kaçarım." kısmına çok güldüm ayrıca çok mütevazi bir cevap olmuş :))
Fehiman Neşe dedi ki…
Daha önce hiçbir kitabını okumadım yazarın, ama arkadaşlarımdan okuyanlar var ve kitaplarına bayıldıklarını söylüyorlar sürekli :)
Söyleşi için çok teşekkürler; emeğine sağlık, çok güzel olmuş ;)
Ebru Aydin dedi ki…
Dün cepten okudum sonunda bu sabah da yorum atabiliyorum ! :D Şu kadını bana "Bi' kez daha okuyayım yahu.Denemeye değer." dedirtecek kadar samimi bir röportaj olmuş canım. Ellerine sağlık. Çirkinin Aşığı'nı kesin alacağım. Yazara karşı bir sempatim oluştu. Bir Aşk Masalı'nı görmezden gelmeye çalışıyorum XD
Hasibe Emirza dedi ki…
ellerine sağlık çok güzel bir söyleşi olmuş kitaplarını severek okuduğumuz bir yazarla röportaj yaptığın için çok şanslısın
Nihan Kalelioğlu dedi ki…
Keyifle okuduğum historical türünü bambaşka ele yalan bir yazarla röp yaptığın için teşekkürler.
Röp'daki samimiyet ve okuyucularına verdiği değer beni çok etkiledi Google Translate olayını yüzünde kocaman bir gülümsemeyle okudum. Ve şu an yazmakta olduğu kitabı acayip merak etmekteyim historicaldan sonra günümüz Elizabeth Hoyt'unu okumak ilginç olacak..
,.
Nihan Kalelioğlu dedi ki…
Her zaman keyifle okuduğum bir yazarın röportajını okumak da kitaplarını okumak kadar keyifliydi, teşekkürler..

Historicalda bu kadar başarılı olan yazarımızın romans türünde yazacağı kitabı özellikle merak ediyorum.
Kitap Tutkusu dedi ki…
Bayıldım!! Hele de o köşeye! Eline sağlık canım :)
nujin akgül dedi ki…
işte benim yazarım! Bir elizabeth'e bir de judight'e hastayım.historcal'i bana sevdiren kraliçelerim benim!...nasıl da tatlı yahu.ah o köşesine bayıldım! çok harika,iyi ki de bu röportajı yapmışsınız!çok teşekkürler.çok çok güzel olmuş.ellerinize sağlık! :))
Aysu dedi ki…
Bu yazarın kitaplarına bayılıyorum:) Elinize sağlık çok güzel bir röportaj olmuş:)
Nuray Durmuş dedi ki…
Ben yazara hayranım ya. Röportaj çok süper olmuş :)
nuriye sucu dedi ki…
röportajınız için teşekkürler. harika bir sohbet olmuş
sadenaz yılancı dedi ki…
böyle bir köşem olsa banada ilham gelir kesin :) maaşallahh.
sadenaz yılancı dedi ki…
böyle bir köşem olsa banada ilham gelir kesin :) çok güzel
fatih özkan dedi ki…
ço güzel bir röportaj yapmışsınız..bizi yazar hakkında bilgilendirdiniz..tebrik ediyorum sizi
serkan dedi ki…
bu hoş sohbete diyecek söz yok..paylaşım için teşekkürler
Damla Durmuş dedi ki…
Bu yazarın kitaplarına bayılıyorum:)
fatih özkan dedi ki…
yazar şahane,sohbet şahane,köşe şahane,paylaşım şahane..eline ağzına sağlık
Saadet Öz dedi ki…
Ellerine sağlık :))
aygur demi dedi ki…
Böyle bir sürpriz bana yapılsa herhalde kalpten giderdim :) Söyleyişi çok güzel olmuş,eline ve diline sağlık :D
Güzel yorumlarınız için herkese çok çok teşekkürler arkadaşlar :) Beğenmeniz beni çok mutlu etti :)
İrem İvgin dedi ki…
Ama bende istiyorum bundan :( Harika bir röportaj olmuş :=
sineminbahari dedi ki…
röportajınız için teşekkürler.şanslı olmak dileğiyle,sevgiler:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)