Ana içeriğe atla

Ve JULIE GARWOOD Röportajımı iftiharla Sunarım :)


Merhaba arkadaşlar,
Yine yeni yeniden bomba gibi bir röportajla karşınızdayım! 
Aşık olunası İskoç herolarımızın yaratıcısı, 
bizleri hiç görmediğimiz Highlands topraklarına (ve tabii ki erkeklerine) hayran bırakan, 
her birimize bir gün İskoçya'ya gitme hayalleri kurduran 
muhteşem yazarımız Julie Garwood
 ısrarlı tacizlerim sonucunda beni kırmadı ve röportaj teklifimi kabul etti :)

Bir şeye ne kadar özenirsen üst üste o kadar aksilik çıkarmış ya, bu röportajın da başına bir sürü aksilik geldi ama nihayet binbir maceradan sonra bugün yayınlayabiliyorum!
Bunu ben dahil çok fazla bekleyen kişi olduğunu biliyorum ve darısı Judith'imizin de başına diyerek sizlere Julie Garwood röportajımı iftiharla sunuyorum efendim :)
The Reading Lady : Merhaba Julie, öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğiniz için çok çok çok çok teşekkür ederim :) Beni ve ülkemizdeki Garwood hayranlarını çok sevindirdiğinizi söyleyebilirim. Öncelikle bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? Dünyaca ünlü bir bestseller yazarın çocukluğu, gençliği ve yazarlığa nasıl başladığını çok merak ediyorum açıkçası :)
Julie Garwood: Merhaba Onur, ben de senin aracılığınla Türk okurlarımla buluşmanın sevinci içerisindeyim ve bu fırsat için sana çok teşekkür ediyorum.

Kısaca bahsetmem gerekirse Missouri, Kansas City'de yedi çocuklu bir ailede dünyaya geldim. Çok çok aktif ve gürültülü bir evdi ve dolayısıyla eğer sesimin duyulmasını istiyorsam yaratıcı olmam gerektiğini fark etmiştim. Hikayeler uydurmaya bayılıyordum o zamanlar ama yetişkin olana kadar yazar olmak aklıma bile gelmemişti. Üniversitede tarih okumaya başladım ve içine girdikçe Orta Çağ dönemine aşık oldum. Sadece eğlence amacıyla bu dönemde geçen hikayeler yazmaya başladım ve bir gün bir yazarın konferansından sonra bir menajerle tanıştım. Bana yazdıklarımı görmek istediğini söylediğinde ona hikayelerimi yolladım ve kısa bir süre sonra beni arayıp bir yayıncının bu hikayeleri almak istediğini söyledi. Yazarlık kariyerime o gün böyle tesadüf eseri başladım ve o zamandan bugüne kadar da roman yazmaya devam ediyorum.
The Reading Lady : Yazma sürecinizi biraz anlatır mısınız? Hikayeleriniz aklınızda nasıl şekilleniyor ve yayınlanana kadar geçirdiği aşamalar nelerdir? Ve şu anda üzerinde çalıştığınız bir kitap var mı?
Julie Garwood: Sabah erken saatlerde yazmaya başlarım. Bu çocuklarım küçükken edindiğim bir alışkanlık. Gün içinde kendi kendime kalabildiğim tek zamanlar onların uyuduğu sabah erken saatler olurdu. Çoğu hikayem sadece bir tek sahneden aklıma gelir, şekillenir. Gördüğüm ya da duyduğum bir görüntü ya da sahne bana ilham verir-özellikle film izlediğim zamanlarda çok olur bu. Bu fikirden yola çıkarak karakterleri ve kitabın taslağını yazmaya başlarım. İlk kitabınızı yayınlatmak zor bir dönemdir ama ben doğru zamanda doğru yerde kendi menajerimle tanışarak ve onun hikayelerimi beğenmesiyle ilk kitabımı yayınlatabilmiştim ve bu açıdan çok şanslıydım.

Şu sıralar modern zamanlarda geçen bir kitap yazıyorum. Murder List ve Fire and Ice kitaplarımdan tanıdığınız Cordelia Kane ile ilgili.
 The Reading Lady : Kitaplarınız sayesinde bizler İskoçya'ya ve İskoç erkeklerine aşık olduk! Çoğumuz hayatımızda bir kere bile olsa mutlaka İskoçya'ya gitmeyi istiyoruz. Şimdi sorum şu, İskoçya'ya gittiğimizde sizin yazdıklarınız gibi erkekler bulabilir miyiz? Ya da en önemlisi bu erkekleri nerede bulabiliriz? (Bu soruyu okuyucularınız size özellikle iletmemi söylediler ve herkes nefesini tutmuş sizin cevabınızı bekliyor şu anda :) )

Julie Garwood: Ahahaha :) İskoçya çok muhteşem, harika bir yerdir ve imkanı olan herkese gidip görmelerini tavsiye ederim. Ama oraya gittiğinizde benim herolarımı bulup bulamayacağınızı bilemem ama size harika insanlarla tanışacağınızın garantisini verebilirim :)

The Reading Lady : Hazır herolardan açılmışken konu oradan devam edeyim. Tüm kitaplarınızda güçlü karakterli, sert yapılı, karakteristik özellikleri olan ve hepimizi kendilerine aşık eden herolar yazıyorsunuz. Merak ettiğim(iz) bu karakterleri hayalinizden mi yaratıyorsunuz yoksa ilham aldığınız gerçek kişiler var mı? Ve eğer bunlar gerçek kişilerse bize telefon numaralarını verebilir misiniz? (şaka yapıyorum :))
Julie Garwood: Ahahaha Onur, çok güldüm :) Karakterlerim tamamen kurgusal maalesef ama bazen zaman içinde tanıdığım insanların bazı karakteristik özelliklerini de ekleyebiliyorum onları yaratırken. Üzgünüm yani :)
The Reading Lady : Hem tarihi romanslar hem de günümüz romansları yazıyorsunuz. Hangi türü yazmak daha zor ve neden?
Julie Garwood: İki türü de yazmanın kendi içlerinde zor tarafları var. Tarihi romanslarda belli bir çerçevenin içinde kısıtlı kalıyorum. Diğer taraftan eğer büyük araştırmalar sonucunda hikayenin zeminini sağlam oturtabilirsem, çok eğlenceli mekanlar ve karakterler yaratabiliyorum. Günümüz romanslarında ise merak unsurunu ya da endişe hissini vermekte zorlanıyorum. Örneğin kahramanlarınızı tehlikeli durumlarda bırakmak istiyorsunuz ama karşınıza modern teknoloji çıkıyor. Okuyucunuzun "Cep telefonunu kaldır ve yardım iste!" diye düşüneceğinizden endişelenebiliyorsunuz.

The Reading Lady : Tarihi romans yazmak için çok fazla araştırma gerektiğini düşünüyorum. Siz de o dönemin toplumsal alışkanlıklarını, kurallarını öğrenmek için araştırmalar yapıyor musunuz? Bu araştırmalar sırasında bir kitabın tüm seyrini değiştirebilecek özellikte bir bilgi öğrendiğiniz oldu mu? Ve bugüne kadar öğrendiğiniz en şaşırtıcı bilgi ne oldu?
Julie Garwood: Tarihi romanslarımın çoğunu yazarken yakınımızdaki üniversitenin tarih departmanında araştırmalar yapardım. Bugünlerde artık çoğunu online yapabiliyorum. Günümüz romanlarında ise yine interneti kullanıyorum ya da tanıdığım birini arayıp soruyorum. Örneğin eğer tıbbi bir bilgiye ihtiyacım varsa doktor olan kızımı arıyorum.
Bulduğum en ilginç bilgi Saving Grace kitabımı yazarken oldu. Araştırmalarım sırasında çok eski Latince bir kitap elime geçti. Kitapta kilisenin öğretilerini ve yaratılış hiyerarşisini anlatıyor ve kadınların bu hiyerarşide sonuncu olduğunu söylüyordu. Bu dökümanı tercüme ettirdim ve kitabımın önsöz kısmına koydum.
The Reading Lady : En özel yazarlık anınızı paylaşabilir misiniz?
Julie Garwood: O kadar fazla var ki ama en özelleri bana okuyucularımdan kalan anılar... Bir keresinde bir bayan bana hikayelerimin onun en zor zamanlarında yanında olduğunu ve bu zamanları atlatabilmesine yardımcı olduğunu söylemişti. Beni çok minnettar ve alçakgönüllü hissettirmişti ve çok mutlu olmuştum.

The Reading Lady : Kitaplarınızı nerede yazıyorsunuz? Özel bir ofisiniz ya da yazma köşeniz var mı? Ve sizin için de uygunsa bizimle fotoğrafını paylaşabilir misiniz? Çalışırken müzik dinleme,kahve içme gibi olmazsa olmazlarınız var mıdır?
Julie Garwood: Evimde bir ofisim var ve orada yazıyorum kitaplarımı. Ofisimin fotoğrafını gönderemiyorum ama web siteme giderseniz orada sanal ofisimi görebilirsiniz. Benim ofisimin bir benzerini yaptık orada -sadece pencereden görünen manzara aynı değil. Benim penceremden kocaman ağaçlar ve bir golf sahası görünüyor.

Çalışırken genellikle televizyonum açık olur. Dışarıdan gelen bir ses olduğunda onu bloke edip daha iyi konsantre olabildiğimi gördüm. Sanırım beş kız kardeş ve bir erkek kardeşle büyümenin bir sonucu olarak gürültü içinde çalışabilmeyi öğrendim.
The Reading Lady : Şu sıralar okuduğunuz kitabı öğrenebilir miyim? Ve bir de en sevdiğiniz ya da ilham aldığınız yazarları.
Julie Garwood: Keyif yapmak için zamanımın olmasını isterdim açıkçası ama bu aralar o kadar yoğunum ki. Bir kitabın yazımını bitirmeye çalışıyorum ve başka hiç bir şey yapmaya fırsatım yok maalesef. 
Bana ilham veren çok fazla yazar vardır. İlk aklıma gelenler genç yaşta okuduğum Harper Lee ve John Steinbeck.

The Reading Lady : Yazar adaylarına ya da genç yazarlara tavsiyelerinizi alabilir miyim?
Julie Garwood: Tek tavsiyem çalışmaya devam etmeleri olacak. Her gün yeni bir şeyler yaratmaktan sıkılmak çok kolay olacaktır ama vazgeçmesinler. Eğer takıldıkları bir yer olursa yeni projelerle devam etmelerini öneririm.

The Reading Lady : Rahatlamak ve yazmaktan uzaklaşmak istediğiniz zamanlarda neler yapmaktan hoşlanırsınız?
Julie Garwood: Yapabildiğim her fırsatta seyahat etmeyi çok severim. Aynı zamanda çok geniş bir aileden geldiğim için hemen her zaman düğün, doğum günü gibi etkinlikler oluyor ve onlara katılmayı da çok seviyorum.

The Reading Lady : Ve geldik bu güzel sohbetimizin son sorusuna. Türk okuyucularınıza benim aracılığımla iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?
Julie Garwood: Kitaplarımın Türkiye'de okunduğunu ve sevildiğini bilmek beni çok heyecanlandırıyor. Sizlerden çok fazla haber alıyorum ve güzel sözleriniz ve desteğiniz için ne kadar minnettar olduğumu bilmenizi isterim. Bu güzel sorular için de sana çok teşekkür ediyorum. Hepinize sevgi ve selamlarımı gönderiyorum. Teşekkürler!

Ben de beni kırmayıp sorularıma içtenlikle yanıt verdiği için kendisine çok teşekkür ediyorum!

Thank you very much for your kindness Julie! We love you!


(Maalesef bu sefer yazarımızdan ofis fotoğrafı alamadım ama bahsettiği sanal ofisi görmek isterseniz tık tık!)

PS: Julie Garwood kitapları Epsilon Yayınevi tarafından basılmaktadır.



Yorumlar

Hafize Ozaslan dedi ki…
bayıldım.... ellerinize emeğinize sağlık :)
Ebru Aydin dedi ki…
Seni yazar avcısı seni :D Dehşet olmuş yine !
Adsız dedi ki…
teşekkürler ONUR,zevkle okudum:)
Zamska dedi ki…
Harika olmuş.. ne zamandır bekliyodum merakla...bi harikasın çok teşekkürler ellerine sağlık =)
Zamska dedi ki…
harika olmuş... ne zamandır merakla bekliyodum... tek harf atlamadan okudum resmen.. bi harikasın ellerine sağlık.. Çok teşekkürler =)
j.d. dedi ki…
Çok harika bir röportaj olmuş, çok teşekkür ederiz yapmak için verdiğiniz uğraşlar için :)
duygu keles dedi ki…
Eline sağlık çok güzel olmuş. ♥
duygu keles dedi ki…
Onur abla, bu güzel röportaj için hem sana hemde yazarımıza çok teşekkür ederim.Okurken çok keyif aldım.♥
Başak Kırmacı dedi ki…
Elinize sağlık çok güzel olmuş. En sevdiğim yazarlardan biriyle keyifli bir röportaj yapmışsınız. Teşekkürler...
super reading lady! ellerine saglik!
Pınar Şentürk dedi ki…
Garwood olurda beğenilmez mi :D Ellerine sağlık, harika olmuş :D
inci pyn dedi ki…
Ahh benim mütevazi, sevecen yazarım... Adının bulunduğu her kitap ayrı değerli... Bu röp. için teşekkürler böylece yazarımızı biraz daha yakından tanıdık. Ellerine sağlık :)
Arkadaşlar hepinize çok teşekkür ediyorum :) Yorumlarınız beni çok mutlu ediyor ve beğenmenize de çok çok sevindim :) Teşekkürler ve sevgiler :)
tarih84 dedi ki…
inanılmazzzz
Sünen Şm dedi ki…
Şimdi okuma fırsatı buldum. Harika olmuş :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…