Ana içeriğe atla

YORUM: Biz Evleniyoruz - Julia Quinn


Bir serinin daha sonuna geldik...
( ohhhh nihayet! )
Julia Quinn'in birbirine çok bağlı ve birbirini çok seven bir ailenin sekiz kardeşinin de aşık olup mutluluğu bulmalarının hikayelerini yazdığı The Brigertons serisi nihayet Biz Evleniyoruz kitabıyla sona geldi. (şükürler olsun!)

Ama yurt dışında yayınlanmış "The Brigertons : Happilly Ever After" isimli son bir kitap daha bulunmakta. Bu kitapta da  kardeşlerimize evlendikten sonra neler olduğunu anlatıyor yazarımız. (Ama bence yeter ve tadında bırak Julia.) Anladık çok sevildi bu seri ama keşke beş kardeş falan olsalarmış. Çünkü ilk kitapların aksine sonlara gelindikçe hem tempo çok düştü hem de ilk kardeşlerin yaşadığı aşklardaki derinlikleri çok hissetmedim ben. 


Hele ki serinin sondan bir önceki kitabı "Öpüşünde Saklı" yok mu? Allahım sinirlerimi tavan yaptıran bir kitap olmuş ve tüm kinimi nefretimi şu yazımda kusmuştum resmen. Ama Biz Evleniyoruz bu kitap gibi sinirlerimi oynatmadı aksine bir günde okuyup bitirdiğim çerezlik bir kitap oldu. Ha sevmedim mi? Yoo sevdim tabii ki ama dediğim gibi Anthony, Benedict, Colin ve Daphne'nin hikayelerini okuduktan sonra diğer kardeşlerin ki pek yavan geldi bana. Hayır küçüklüklerini bildiğim için karakterlerin, sanki kardeşimin aşk hikayesini dinliyormuş gibi bir his vardı bende. (Daha düne kadar çoluk çocuktunuz oğlum siz. Ne zaman büyüdünüz de aşık oldunuz? Bakınız yukarıdaki aile resmi) 


Gelelim kitabımızın konusuna. Gregory Brigerton ailede evlenmemiş kalmış tek kardeştir ve zamanı gelince diğer kardeşleri gibi gerçek aşkı bulacağına ve evleneceğine adı gibi emindir. Bu sebeple de günlerini gün eder,gezer, tozar, para yer, hayatını yaşar. Taa ki bir gün abisinin evinde bir partiye katılana kadar. O gün ensesinden gördüğü bir kadına ilk görüşte aşık olur. Onu elde etme telaşına düşen Gregory başarısız oldukça,  kızın en yakın arkadaşı Lucy ona acır ve yardım etmeye başlar. Ne yazık ki Gregory'nin aşık olduğu Hermoine başkasına aşıktır ve bu yüzden işi oldukça zordur. Gregory'nin gözü Hermoine'den başkasını görmezken, vay efendim ensesi ne kadan güzel, saçları da bir başka sarı, sesi de pek melodik diye dolanıp dururken, bizim (yazarın tabiriyle) sade güzellikteki kızımız Lucy, Gregory'e aşık olur. Ama Lucy'de uzun zaman önce amcasının uygun gördüğü bir kontla nişanlıdır ve kısa süre içinde evlenmesi beklenmektedir. Neyse efendim bu parti günlerce sürdüğünden bir gece maskeli balo düzenlenir. Ve o maskeli baloda meydana gelen bir skandal hepsinin hayatlarının akışını değiştirir...

Kitabımızın konusu kısaca böyle. Anlatım tarzımın sıkıcılığından da anladığınız gibi beni çok heyecanlandıran ya da tam tersi kızdıran bir kitap olmadığı gibi, serinin sonunu getirmek için ya da şu sıcak yaz günlerinde eğer tatildeyseniz sahilde vakit geçirmek için okuyabileceğiniz hoş bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Buradan bir kıssadan hisse çıkartmak gerekirse, demek ki neymiş efendim, her şeyi tadında bırakmak gerekiyormuş. 

Herkese bol okumalı günler dileğimle...
Sevgiler



Yorumlar

tarih84 dedi ki…
The Brigertons sersini duydum okumayı da istiyorum doğrusu. Öpüşünde saklı yorumlarını hatırlıyorum baya tepki çekmişti ama sonuna gelinmiş artık okuyabilirim. seri beklemek çok zor.
Brigerton serisinin ilk 4-5 kitabı çok güzel canım mutlaka tavsiye ederim. Ancak seri uzadıkça artık tempo düşüyor ama yine de sevdiğim bir seri bu :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…