5 Tem 2013


Bir serinin daha sonuna geldik...
( ohhhh nihayet! )
Julia Quinn'in birbirine çok bağlı ve birbirini çok seven bir ailenin sekiz kardeşinin de aşık olup mutluluğu bulmalarının hikayelerini yazdığı The Brigertons serisi nihayet Biz Evleniyoruz kitabıyla sona geldi. (şükürler olsun!)

Ama yurt dışında yayınlanmış "The Brigertons : Happilly Ever After" isimli son bir kitap daha bulunmakta. Bu kitapta da  kardeşlerimize evlendikten sonra neler olduğunu anlatıyor yazarımız. (Ama bence yeter ve tadında bırak Julia.) Anladık çok sevildi bu seri ama keşke beş kardeş falan olsalarmış. Çünkü ilk kitapların aksine sonlara gelindikçe hem tempo çok düştü hem de ilk kardeşlerin yaşadığı aşklardaki derinlikleri çok hissetmedim ben. 


Hele ki serinin sondan bir önceki kitabı "Öpüşünde Saklı" yok mu? Allahım sinirlerimi tavan yaptıran bir kitap olmuş ve tüm kinimi nefretimi şu yazımda kusmuştum resmen. Ama Biz Evleniyoruz bu kitap gibi sinirlerimi oynatmadı aksine bir günde okuyup bitirdiğim çerezlik bir kitap oldu. Ha sevmedim mi? Yoo sevdim tabii ki ama dediğim gibi Anthony, Benedict, Colin ve Daphne'nin hikayelerini okuduktan sonra diğer kardeşlerin ki pek yavan geldi bana. Hayır küçüklüklerini bildiğim için karakterlerin, sanki kardeşimin aşk hikayesini dinliyormuş gibi bir his vardı bende. (Daha düne kadar çoluk çocuktunuz oğlum siz. Ne zaman büyüdünüz de aşık oldunuz? Bakınız yukarıdaki aile resmi) 


Gelelim kitabımızın konusuna. Gregory Brigerton ailede evlenmemiş kalmış tek kardeştir ve zamanı gelince diğer kardeşleri gibi gerçek aşkı bulacağına ve evleneceğine adı gibi emindir. Bu sebeple de günlerini gün eder,gezer, tozar, para yer, hayatını yaşar. Taa ki bir gün abisinin evinde bir partiye katılana kadar. O gün ensesinden gördüğü bir kadına ilk görüşte aşık olur. Onu elde etme telaşına düşen Gregory başarısız oldukça,  kızın en yakın arkadaşı Lucy ona acır ve yardım etmeye başlar. Ne yazık ki Gregory'nin aşık olduğu Hermoine başkasına aşıktır ve bu yüzden işi oldukça zordur. Gregory'nin gözü Hermoine'den başkasını görmezken, vay efendim ensesi ne kadan güzel, saçları da bir başka sarı, sesi de pek melodik diye dolanıp dururken, bizim (yazarın tabiriyle) sade güzellikteki kızımız Lucy, Gregory'e aşık olur. Ama Lucy'de uzun zaman önce amcasının uygun gördüğü bir kontla nişanlıdır ve kısa süre içinde evlenmesi beklenmektedir. Neyse efendim bu parti günlerce sürdüğünden bir gece maskeli balo düzenlenir. Ve o maskeli baloda meydana gelen bir skandal hepsinin hayatlarının akışını değiştirir...

Kitabımızın konusu kısaca böyle. Anlatım tarzımın sıkıcılığından da anladığınız gibi beni çok heyecanlandıran ya da tam tersi kızdıran bir kitap olmadığı gibi, serinin sonunu getirmek için ya da şu sıcak yaz günlerinde eğer tatildeyseniz sahilde vakit geçirmek için okuyabileceğiniz hoş bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Buradan bir kıssadan hisse çıkartmak gerekirse, demek ki neymiş efendim, her şeyi tadında bırakmak gerekiyormuş. 

Herkese bol okumalı günler dileğimle...
Sevgiler



2 yorum:

tarih84 dedi ki...

The Brigertons sersini duydum okumayı da istiyorum doğrusu. Öpüşünde saklı yorumlarını hatırlıyorum baya tepki çekmişti ama sonuna gelinmiş artık okuyabilirim. seri beklemek çok zor.

The Reading Lady (Onur Kınacı Birler) dedi ki...

Brigerton serisinin ilk 4-5 kitabı çok güzel canım mutlaka tavsiye ederim. Ancak seri uzadıkça artık tempo düşüyor ama yine de sevdiğim bir seri bu :)

Blog içi arama