Ana içeriğe atla

YORUM: Gündüz Erkek Gece Kadın - David Dumortier


"Benim için insan ırkında iki çeşit insan var. 
Zenginler ve fakirler değil, 
Beyazlar ve siyahlar da değil, 
biz bu ayrımı yaparken yanılıyoruz. 
Benim iki çeşidimin biri ilgi ve sevgiyle dolup taşanlar, 
diğeri de sırf hayatta oldukları için ilgilenilenler. 
Bir kere bu beş para etmezlerden ayrıldınız mı, daha sonra istediğiniz kişi için özgür olursunuz. "
The Reading Lady, Gündüz Erkek Gece Kadın, Travesti, Arunas

Domuz çiftliğinde zor geçen bir çocukluk ve domuzdan farksız bir baba,
Kendini ve çevresini bulmaya çalışan bir çocuk,
Erkek bedeninde sıkışıp kalmış bir kadın...
Ve zamanla şiiri ve kelimelerin gücünü keşfetmesiyle, kendi tarzıyla hayata meydan okumasının hikayesi...

Arunas Yayıncılık'tan Mayıs ayında çıkan Gündüz Erkek Gece Kadın, bir günde okuyup bitirdiğim ve beni biraz sarsan bir kitap oldu. Haberlerde izlediğimiz, çoğu zaman yolda gördüğümüzde yanından uzaklaştığımız ya da arkasından dalga geçtiğimiz travestileri birinci ağızdan anlatıyor bu kısa ama çarpıcı kitap.

Çoğu zaman insan yerine bile koyulmayan, ailelerinden ve çevrelerinden dışlanan bu insanların gizli dünyasına açılan bir pencere, bir anı ve itiraf romanı bu.
Sarsılıyorsunuz,
sorguluyorsunuz,
şaşırıyorsunuz...
The Reading Lady, Gündüz Erkek Gece Kadın, Travesti, Arunas
Yazarın cesareti ve yaşadıkları beni şoktan şoka sokarken, insanların özellikle de erkeklerin ikiyüzlülükleri insanı kendini sorgulamaya teşvik ediyor. Kitaptan çok etkilendiğim bir cümleyi paylaşmak istiyorum:

"Sizler Travesti mi Müşteri mi diye sorulduğunda hep müşteriyi seçer, korursunuz. Her ne kadar travestiye tıpış tıpış gelen O olsa da. ''
David Dumortier

Kitabın arka kapak yazısını da paylaşıyorum

Babamın şiddetini, anneme ettiği küfürleri, hayvanlarımıza attığı tekmeleri ve alet edevatını sert bir şekilde kullanışını asla unutamadım. Bu benim için bir yük. Her seferinde bir nehir kenarında durup bunlardan kurtulabilmeyi denedim ama hep ellerimin arasında kaldılar. Yükü sırtımda hissettim, sırtımı duvara yaslayıp sürttüm, ayaklarımın altına alıp ezmeyi denedim; ama babam beni bir gülle gibi izlemeye devam etti. Yıpranıyorum. Üstüme dikenden bir yelek geçirip, yavaşça, gelinciklerle bürünmüş çiftlik evine giden yola giriyorum. Bu çiftlik yalnızca domuz ve mısır üretmedi, aynı zamanda şehre, gündüzleri erkek ve geceleri kadın olan bir kişilik de gönderdi.

Herkese bol okumalı günler dileğimle


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…