19 Ağu 2013

Yazan: The Reading Lady Etiketler: , , , | 19.8.13

"Benim için insan ırkında iki çeşit insan var. 
Zenginler ve fakirler değil, 
Beyazlar ve siyahlar da değil, 
biz bu ayrımı yaparken yanılıyoruz. 
Benim iki çeşidimin biri ilgi ve sevgiyle dolup taşanlar, 
diğeri de sırf hayatta oldukları için ilgilenilenler. 
Bir kere bu beş para etmezlerden ayrıldınız mı, daha sonra istediğiniz kişi için özgür olursunuz. "
The Reading Lady, Gündüz Erkek Gece Kadın, Travesti, Arunas

Domuz çiftliğinde zor geçen bir çocukluk ve domuzdan farksız bir baba,
Kendini ve çevresini bulmaya çalışan bir çocuk,
Erkek bedeninde sıkışıp kalmış bir kadın...
Ve zamanla şiiri ve kelimelerin gücünü keşfetmesiyle, kendi tarzıyla hayata meydan okumasının hikayesi...

Arunas Yayıncılık'tan Mayıs ayında çıkan Gündüz Erkek Gece Kadın, bir günde okuyup bitirdiğim ve beni biraz sarsan bir kitap oldu. Haberlerde izlediğimiz, çoğu zaman yolda gördüğümüzde yanından uzaklaştığımız ya da arkasından dalga geçtiğimiz travestileri birinci ağızdan anlatıyor bu kısa ama çarpıcı kitap.

Çoğu zaman insan yerine bile koyulmayan, ailelerinden ve çevrelerinden dışlanan bu insanların gizli dünyasına açılan bir pencere, bir anı ve itiraf romanı bu.
Sarsılıyorsunuz,
sorguluyorsunuz,
şaşırıyorsunuz...
The Reading Lady, Gündüz Erkek Gece Kadın, Travesti, Arunas
Yazarın cesareti ve yaşadıkları beni şoktan şoka sokarken, insanların özellikle de erkeklerin ikiyüzlülükleri insanı kendini sorgulamaya teşvik ediyor. Kitaptan çok etkilendiğim bir cümleyi paylaşmak istiyorum:

"Sizler Travesti mi Müşteri mi diye sorulduğunda hep müşteriyi seçer, korursunuz. Her ne kadar travestiye tıpış tıpış gelen O olsa da. ''
David Dumortier

Kitabın arka kapak yazısını da paylaşıyorum

Babamın şiddetini, anneme ettiği küfürleri, hayvanlarımıza attığı tekmeleri ve alet edevatını sert bir şekilde kullanışını asla unutamadım. Bu benim için bir yük. Her seferinde bir nehir kenarında durup bunlardan kurtulabilmeyi denedim ama hep ellerimin arasında kaldılar. Yükü sırtımda hissettim, sırtımı duvara yaslayıp sürttüm, ayaklarımın altına alıp ezmeyi denedim; ama babam beni bir gülle gibi izlemeye devam etti. Yıpranıyorum. Üstüme dikenden bir yelek geçirip, yavaşça, gelinciklerle bürünmüş çiftlik evine giden yola giriyorum. Bu çiftlik yalnızca domuz ve mısır üretmedi, aynı zamanda şehre, gündüzleri erkek ve geceleri kadın olan bir kişilik de gönderdi.

Herkese bol okumalı günler dileğimle


0 yorum:

Blog içi arama