Ana içeriğe atla

Ask&Çikolata&Harlequin

YORUM: TEK DOKUNUS - Lynne GRAHAM

"Seni istemekten asla vazgeçmedim."

Tally ve Sander bir trajediyle yıkılan evliliklerinin ardından, tekrar bir araya geldiklerinde aralarındaki aşk ve ihtiras eskisinden çok daha güçlüydü. Ancak, ikisinin de sırları vardı...
Bu sırlar onları nasıl etkileyecekti?
Aşkları tüm sorunlara karşı koyacak kadar güçlü müydü?
Onları yeni bir ayrılık mı bekliyordu?
Birbirlerine duydukları aşk sorunlarını çözmelerine yardım edebilecek miydi?
Her şeyi zaman gösterecekti...
Beyaz dizileri oldum olası severim ve annemden kalan ve benim de üzerine eklediğim geniş bir arşivim var. Hatta bizim OKK kızlarıyla daha önceden Beyaz Cumartesi adında bir etkinlik yapmaya karar vermiştik ama düzenli olarak sürdüremediğimizden kaldı. Bu yüzden Aşk & Çikolata & Harlequin konseptini duyunca çok sevdim. Hem Harlequin okuyacak hem de çikolata yiyeceğiz daha ne olsun :)

Benim okuduğum kitap evli ama çeşitli problemler ve yanlış anlaşılmalar yüzünden ayrı yaşayan bir çiftin hikayesiydi. Ben de bizim adetlerimizde kız isterken erkek tarafının gümüş tepsiyle kız evine hediye ettiği yaprak çikolatalarla yukarıdaki gibi bir konsept hazırladım. Hani Sander Tally'i annesigilden istemeye geldiğinde getirmiş gibi olsun istedim :) Tabii kitabımı okurken de yanında bol bol yedim :)
Gelelim yorumuma:
Beyaz Diziler içinde herhalde en sevmediğim konu bana denk geldi. Ben daha çok sıfır km ilişkileri seven, ex'ten next olmaz görüşünde biri olduğum için yıkılmış evliliklerin olduğu hikayeler çok açmıyor beni. Bunda da öyle oldu. Hikaye çok güzel ve çok akıcı. Zaten Lynne Graham'ın kalemini bilen biliyordur eminim. Kendisi dünyada en çok okunan yazarlar arasında. Ama dediğim gibi ben bu konudaki hikayelerden hoşlanmıyorum ve tamamen Pudra Tozu'nun oyununa geldiğimi düşünüyorum :)

Kitaptaki erkek kahramanımız Sander'a bayıldım resmen. Adam Yunanlı olmasının dışında (dikkatinizi çekerim Yunanlı diyorum! OMG!) hem çok yakışıklı hem de çok zengin. Ve karısına deli gibi aşık. Yeme de yanında yat durumu...

Ama kadın karakterimiz Tally tam ıslak banyo terliğiyle ağzına vurulası, karnından konuşan, ne istediğini bilmeyen bir tip. Resmen kitap boyunca sinirimden deli oldum. Sander bebeğimi anlamaması, bencilliği sinir etti beni. Neyse Allahtan beyaz diziler hep mutlu sonla bittiğinden Sander'cığım da sonunda mutlu oldu ama ben yazarın başka bir kadın karakter yazıp, Sander'ı da o kadına aşık edip, salak Tally'i dımdızlak ortada bırakmasını daha çok tercih ederdim açıkçası :)
Uzun lafın kısası beyaz diziler candır, ilk göz ağrılarımızdandır. 
Okuyunuz, okutunuz efendim. 
İçlerinde mutlaka seveceğiniz hikayeler bulacaksınız...

Herkese aşk ve çikolata dolu günler dilerim.
Sevgilerimle
Katkılarından dolayı Harlequin'e teşekkür ederiz. Siz de bu romantik dünyaya adım atmak istiyorsanız tık tık!
Çekilişimize katılmak için tık tık!
Turumuzun diğer duraklarını gezmeyi, yeni aşkları okumayı unutmayın!
Tur Takvimimiz

26.09.2013

Saat: 12:00

Tanıtım ve Duyuru

The Reading Lady –Historical Romance/Classics
Pudra Tozu - Romance
Kitap Tutkusu – Highlife 1/2
Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Desire/Mystery
Fighting!! – Stars of Romance/Special
Çekiliş: Fighting

19:00

The Reading Lady – Lynne Graham/Tek Dokunuş

Pudra Tozu – Kim Lawrence/Tehlikeli Oyun

Kitap Tutkusu – Lynne Graham/Büyük Fedakarlık

Kütüphanemden Kitap Manzaraları – Maya Banks/Geçmişin Ayak İzleri

Fighting!! – Debbie Macomber/Bir Melek Gibi

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)