Ana içeriğe atla

Zaman Yolculuklarında Ne Giysem?


Merhaba arkadaşlar,
OKK olarak Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer serisini çok severek okuduğumuzu ve turumuzdan da çok keyif aldığımızı biliyorsunuz. İlk kitabımız Yakut Kırmızı'nın yorumuna buradan, Safir Mavi'nin yorumuna da buradan ulaşabilirsiniz. Kitaplarımızın baş karakteri Gwendolyn ve Gideon'un son iki zaman yolcusu olduğunu ve 12 kişiden oluşan zaman yolcusu çemberini tamamlamak için her gün geçmişe gitmek zorunda olduklarını anlatmıştım. Ayrıca karakterlerimiz her gün belli saatlerde de zaman sıçramalarını yapmak zorunda olduklarından, sıçradıkları dönemin modasına uygun giyinmeleri gerekmektedir. Zaman yolcularını koruyan Muhafızlar Çemberi'nin içinde bir de kıyafetlerden sorumlu şeker bir hanım vardır. Madam Rossini isimli bu Fransız hanım Gwen ve Gideon hangi döneme sıçrayacaksa o dönemin modasına uygun kıyafetleri hazırlar. (Nedense bizim OKK kızları bu kadını bana benzetmişler: Hayır, o korseyle bu peruğu bu yüzyılda takamazsın ma petite! )


Bu yazımda da Gwen ile Gideon'un maceraları sırasında sıçradıkları yılları ve o yıllardaki moda olan kıyafetleri çok kısa bir şekilde size tanıtacağım. Çok kısa diyorum çünkü zaten uzun uzun  tüm detaylarıyla anlattığım/anlatacağım dönem postları hazırlıyorum. Daha çok detay öğrenmek isteyenler o yazılarımı beklemek zorunda kalacaklar :)

Şimdi gelelim çiftimizin yaptığı ilk zaman yolculuğuna. Kont'la tanışmak için 1782 yılına sıçrayan Gwen, o dönemin modasına uygun olarak kocaman çerçeveli ve kuş kafesine benzeyen bir iç etekliğin ve sımsıkı bir korsenin üzerine ipek brokar kumaştan bir elbise giymişti. O dönemlerde öğleden sonra elbiselerinde dekolte çok fazla olmaz (ki yine de derin dekolte var), peruk yerine şapka takılırdı. Ama gece davetleri, balolarda kocaman peruklar ve "aç açabildiğin kadar" mottosuyla hazırlanmış davetkar elbiseler giyilirdi. Bu arada şapka dediğime bakmayın siz, o dönemki şapkalar da kafanızda kabarmış bir tavus kuşu oturuyormuş havasını veren devasa modeller olurdu çoğunlukla. Özellikle de meşhur Marie Antoinette'in şaşaalı Fransız modası hem erkek hem de kadın giysilerinde kendini belli etmektedir.





Madame Charles-Pierre Pécoul,  1784
Madame Molée-Reymond , 1786


Erkekler ise önden kısa arkadan kuyruklu ve genellikle renkli işlemeleri ya da parlak detayları olan ceketler giyer, içlerine yakaları ve kolları bol dantelli gömleklerle bu garip görüntülerini tamamlarlardı. Altlarında dizlerinde biten pantolonlar ve uzun mus çorap görünümlü çoraplar ve kocaman tokalı ayakkabıları olurdu. Tabii ki o komik beyaz pudralı perukları da (asla bu erkek peruk modasını anlayamayacağım) olmazsa olmaz unsurlardandı. 




 Gwen ve Gideon sıklıkla 1940'lı ve 50'li yıllara da seyahat ettiler. II.Dünya Savaşı ve sonrası dönemlerin modasını ben pek sevmesem de sizleri o dönemin kıyafetleriyle baş başa bırakıyorum. Önce 1940'lı yıllara bir bakalım:










1940larda kadın kıyafetleri çok sıkıcı ve basit olurken erkekler çok daha şıklaşmış :)




Ayhh bunu koymazsam olmazdı :) 1940 model paten :)
Şimdi de 1950'li yıllarda sıra. Bu dönem 1940'lardan daha çok hoşuma gidiyor. Belden kemerli bol etekler insana eteklerini uçuştura uçuştura dönme hissi yaratıyor :) 














Erkekler yine artık standard giysilerdeler sadece fötr şapka eklenmiş kafalara. Değişik pek bir numara yok yani :)


Bir yazımın daha sonuna geldik!
Umarım hoşunuza gitmiştir arkadaşlar :) 
Kitap bloggerı olup da bu kadar çok moda postu yapan yoktur herhalde! 
Amaaaan ne yapayım seviyorum bu dönemleri ve kıyafetlerini. 
O yüzden sürç-i lisan ettiysem affola diyorum ve yazımı bitiriyorum :)
Turumuzun diğer duraklarını ziyaret etmeyi ve çekilişimize katılmayı unutmayın arkadaşlar.
Hepinize bol okumalı günler dileğimle
Sevgiler



Yorumlar

tarih84 dedi ki…
görsellerde kayboldum bayıldımmmm

seriyi okurken en keyifli anlar yeni kıyafet seçimleriydi.

yelpaze olayı süperdi ve haklısın ben de asla peruk olayını anlayamayacağım. Peruğu anlasam bu sefer de yüz ve saç pudralamayı anlayamayacağım.
Esra Ercan dedi ki…
Süper biz yazı olmuş ablacım :) Ne gülmüştüm Gwen'in elbiseler için söylediklerine ama ilk giydiği kostüm de peruktan çok elbisesi çok güzeldir bence, çünkü gelinlik gibi kabarık elbiselere bayılırım ;) Son resimlerde fırfırlı elbiselere de bittim ;) Ellerine sağlık, çok güzeldi ;)
Benherneysemo dedi ki…
Yine harika bir post olmuş ma petite :D 50ler cidden çok güzel hele o siyah puantiyeli elbisenin bir benzerinin resmini arşivimde tutuyorum, hayalim bir gün onu giymek :D
Kitap Tutkusu dedi ki…
Yine harika bir yazı!!

Şimdi peruk olayı şöyle oluyormuş; aslında o dönem avrupası pismiş. yanı oyle kitaplardaki gibi çok temiz değillermiş. Ondan saçlarının kirli olduğu belli olmasın diye herkes peruk takarmış diye bir yerde okumuştum.

Ama pudra olayını bılmıyorum :)))
gamzedeniz dedi ki…
bayıldım bu posta kıyafetler konusunda bende takıldım. kıyafeti daha iyi canlandırabilmek için dönüp dönüp okudum kitaplar da bu yazı harika oldu.
Teşekkürler arkadaşlar beğendiğinize sevindim :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)