Ana içeriğe atla

YORUM - Karanlık Kalp - Lee MONROE

Merhaba Arkadaşlar,
Bu turumuzda incelediğimiz Artemis Yayınları'ndan çıkan Karanlık Kalp genç yetişkin türünde fantastik bir kitap. İçinde kurt adamlar, vampirler, cadılar, melekler ve bilumum bildiğimiz tüm doğaüstü yaratıklar var. Ben bu tarz kitapları çok sevdiğim halde Karanlık Kalp bende biraz olmamışlık hissi yarattı. Belki ana karakterimizin 16 yaşında olması, belki olayların çok hızlı ilerlemesi bilemiyorum ama özellikle sonlara doğru iyi bir çizgi yakalayan kitabı ben pek sevemedim. Sebebini ise aşağıda açıklıyorum Az sonraaa...

Jane Jonas on altı yaşında, içine kapanık ve insanlardan uzak kalmayı tercih eden bir kızdır. Okulda yaşadığı kötü tecrübeler dolayısıyla okulunu bırakmış ve evde eğitim görmektedir. Evleri ücra bir kasabanın en uzaktaki evidir ve diğer insanlarla iletişimi de en az seviyededir. Bir süredir değişik rüyalar gören ve uykusunda yürümeye başlayan Jane başına neler geldiğini anlayamıyordur. Bir gün rüyasında esrarengiz bir erkekle karşılaşır. Daha önce hiç görmediği bu çocuğu sanki çok uzun zamandır tanıyor gibidir ve ismini bile biliyordur. Değişik bir dünyadan gelen Luca ile yaşadıklarına anlam vermeye çalışırken, bir de kasabaya yeni taşınan gizemli ve yakışıklı Evan ile tanışır. Tanıştıkları andan itibaren kendisiyle flört eden bu gizemli genç, geçmişindeki sırlarıyla birlikte Jane'in hayatına giriverir. 

Jane hem Evan'la çıkmaya başlar, hem de Luca ile ölümüne kankayız ayağıyla flört eder. Ben kitapları karakter bazlı okumayı çok sevdiğim için önceleri bu kadar içe kapanık, okulda ezilmiş, insanlardan kaçan, çok kötü giyinen bir kız olarak tarif edilen bir karakterin birden bire daldan dala konan, ay onu da seviyorum bunu da seviyorum havalarına girmesine gıcık oldum açıkçası. Çok gerçekçi gelmediği gibi, kızın yaşadığı gelgitler de çok yüzeysel işlenmiş geldi bana. Hele diğer dünya diye geçen ve tüm fantastik yaratıkların yaşadığı Nissilum o kadar detaysız anlatılmıştı ki hiçbir şekilde gözümün önüne getiremedim. 

Çok fazla anlatıp da spoiler vermek istemediğim için kitapta takıldığım noktaları bu kadarla bırakıyorum. Kısaca yazar güzel bir konu bulmuş ama bence ne yazacağına tam karar verememiş. Fantastik bir hikaye gibi giderken, sonlara doğru gerilim hatta polisiyeye dönüşüyor. Romantizm yaratmak istemiş ama o da tam olmamış. Kitabın ortalarından itibaren sonucun tahmin edebilir olması ve kötü adamın gözünüze gözünüze sokulması da olayın heyecanını bitirmiş. Yani kısa kesmem gerekirse ben bu kitabı çok sevmedim arkadaşlar.

Artemis Yayınları çok güzel fantastik serileri yayınlıyor ve bir önceki yazımda bunları sizinle paylaşmıştım. Belki onları okuyup sevdiğim için bu kitap bana hafif geldi :) Ama fantastik tutkunu olmayan arkadaşlarım (bakınız Pudra Tozu ve Fighting) bu kitabı çok sevdiler. O yüzden alıp almama kararı tamamen size kalmış :)

Turumuzun diğer duraklarını ziyaret etmeyi ve çekilişimize katılmayı unutmayın arkadaşlar.
Herkese bol okumalı günler dileğimle
Sevgiler

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)