Ana içeriğe atla

YORUM: YAKUT KIRMIZI - Kerstin GIER


Okuyan Kızlar Kulübü olarak 8. Blog Turumuzda incelediğimiz "Aşk tüm zamanların içinden geçer" serisinin ilk kitabı Yakut Kırmızı bize gizemli bir dünyanın kapılarını açan serimizdeki ilk kitabımız. Hem fantastik hem de tarihi romansları okumayı çok seven biri olarak bu seriye de bayıldığımı söyleyeceğim. Ayrıca kitapların kapakları, içindeki illüstrasyonlar ve kapak renkleri de kitaba ayrıca aşık olmamı sağladı. Uzun zamandır bu kadar güzel bir fantastik seri okumamıştım. Masal tadında, yer yer gerildiğiniz, heyecanlandığınız, yer yer gözlerinizin dolduğu, sıklıkla kahkaha attıran ve içinde çok naif bir aşk barındıran bu serinin ilk kitabının konusuna bir göz atalım şimdi de...

On altı yaşında lise öğrencisi Gwendolyn yaşıtları gibi normal bir hayat sürmeye çalışsa da ailesi hiç de normal değildir. Gizli geçitler ve koridorlarla dolu bir evi, hiç yaşlanmayan görünen bir uşakları ve sırlarla dolu bir ailesi vardır. Ayrıca kimsenin görmediği hayaletleri de gören Gwen, en azından ailesinin kadınlarında bulunan zaman yolcusu genini taşımadığı için kendini şanslı görmektedir. Teyzesinin kızı Charlotte'da bu zaman yolcusu geni mevcuttur ve bu sebeple küçük yaşlardan itibaren eski çağlarda nasıl davranması ve dikkat çekmemesi gerektiğiyle ilgili dersler almaktadır. Piano, dans dersleri, davranış kuralları, soyluluk ünvanları, reverans yapma gibi...


Günlerden bir gün herkes Charlotte'un artık zamanda sıçrama vaktinin geldiğini düşünürken, yapılan bir hesap hatası sonucu aslında zaman yolcusunun Gwen olduğu ortaya çıkar. Bütün bu zaman yolcularının bağlı olduğu ve 18.yy da yaşamış Saint Germain Kontu'nun kurduğu bir loca vardır ve tüm yüzyıllar boyunca dünyaya gelecek olan 12 zaman yolcusunun kanını toplayarak insanlığa sonsuz bir şifa vereceklerine inanmaktadırlar. Zaman yolculuklarını hangi zamana ineceklerini kontrollü bir şekilde gerçekleştirmelerini sağlayan ve bu kanları topladıkları kronograf isimli bir alet vardır ve bu kronograf çalınmıştır. 

Gwen ve diğer zaman yolcusu olan çook yakışıklı ama bir o kadar da ukala Gideon'un görevi geçmişe giderek hem Kont'un emirlerini şimdiki locaya iletmek, hem de yedek kronografa yeniden diğer zaman yolcularının kanlarını eklemektir. Ancak hiçbir eğitimi ve geçmiş dönemlerle ilgili bilgisi olmayan Gwen, hem bu kendisine hiç güvenmeyen loca üyeleriyle hem de ukala Gideon'la başa çıkmak zorunda kalır. Tabii bu arada ona umutsuzca aşık olmuştur...

Kitabımız akıcı dili ve düzgün çevirisiyle su gibi okunuyor ve bittiğinde yüzünüzde aptal bir gülümsemeyle kalıveriyorsunuz :) Kitapta geçen eski dönemlerdeki kıyafetler, balolar ve özellikle Gwendolyn'in öğrenmekte zorlandığı Manuet dansıyla ilgili kısa bilgileri size bir sonraki yazılarımda paylaşacağım. Turumuzun diğer duraklarını da ziyaret etmeyi ve çekilişimize katılmayı unutmayın arkadaşlar.

Sevgilerimle





Katkılarından dolayı teşekkür ederiz.





Yorumlar

PEMBEMAVİ ❤ dedi ki…
Okumamıştım bu kitabı okunucaklar listesine eklendi :)
sevgiler..
Tavsiye ederim canım çok güzel bir seri ve çok kolay okunuyor :D

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…