Ana içeriğe atla

OKK &DR.OETKER ile BES CAYI DAVETIMIZ: Kitabımın Satırlarından Tariflerin Kesfi

OKK & DR.Oetker ile Beş Çayı Davetimize Hoşgeldiniz Arkadaşlar,
Benim konuğum Julia Quinn'in Brigerton Serisi'nden En Çok Beni Sev kitabı.
Julia Quinn'in Brigerton serisi en sevdiğim serilerden biridir. Birbirine çok bağlı sekiz kardeşin hayatlarının aşkını bulmalarını Quinn'in nüktadan anlatımıyla okuruz. Her kitapta ayrı bir kardeşin hikayesi anlatılırken, diğer kitaplardan tanıştığımız kardeşler zaman zaman hikayelere dahil olup bizlere uzaktan el sallarlar. Eski bir tanıdığı görmenin mutluluğuyla hoş bir tebessüm bırakırlar yüzümde. Tarihi romans okumayı sevenlere kesinlikle tavsiye edeceğim serilerden biri olan Brigertonlar'da tabii ki benim de favori kahramanlarım var. Okumaktan en keyif aldığım ve en çok sevdiğim ailenin reisi, büyük ağabeyimiz Vikont Anthony Brigerton'un hikayesinin anlatıldığı "En Çok Beni Sev" kitabı.
Kitabın konusuna geçmeden neden Beş Çayı Davetimiz için bu kitabı seçtiğimi anlatayım. Öncelikle bu fikrimizi oluşturduğumuz aşamalarda aklıma ilk gelen seri bu oldu. Brigerton ailesinde çay sohbetlerinin ayrı bir yeri vardır. Tüm çocuklarının aşk evlilikleri yapmasını isteyen anneleri Violet genellikle tüm problemleri bu çay sohbetlerinde çözer, müstakbel gelinlerini bu sofralarda ağırlardı. Serinin her kitabında mutlaka oturma odalarında kurulmuş bir beş çayı sofrasında kahramanlarımız çaylarını içip, tatlılarını yediler.Yeri geldi anneleriyle sevdikleri kadını konuştular, yeri geldi dedikodu yaptılar. Benim incelediğim kitapta ise Anthony sevdiceğiyle yakınlaşmak için hain planlar kurdu :) 

Benim kitabım için seçtiğim tatlar kitapta açık açık belirtilmese de karakterlerimin özelliklerine uygun olduğunu düşündüğüm tatlar oldu. Örneğin Vikont Anthony'ni biraz tanırsak, Londra'nın gözde bekarı, zampara, genç yaşta öleceğini düşünen, sadece yaşı geldiği ve annesini mutlu etmek için evlenmeyi planlayan biri. Ama sert ve kibirli görüntüsünün altında annesine ve kardeşlerine çok düşkün ve mükemmel bir aşık! Tıpkı dış görünüşü gösterişli, havalı duran koca bir muffinin ısırdığınızda ağzınızda dağılan yumuşacık keki gibi. Ve arada ağzınıza gelen sürpriz çikolata parçaları, hiç beklemediğiniz anda mükemmel bir aşığa dönüşen Anthony. İçinde saklı lezzetleri keşfetmek için onu yakından tanımalısınız :)

Evlenmeyi planladığı kadının ablası Kate, kardeşini Anthony'den korumak için elinden geleni yapan, zeki, esprili ve her şeyden önemlisi o devirlerde fazla rastlanmayacak şekilde sivri dilli ve açık sözlü. Güzel görüntüsünün altında kararlı ve iradeli bir kadın. Yani tatlı bir çayın içindeki hafif ekşilikteki limon aroması gibi...
Dr.Oetker yetkilileriyle (ki ürünleri gibi inanılmaz şekerler), ben karakterleri anlattığımda bu tatların kitap için en uygun seçimler olduğuna karar verdik. Ve bir sonraki yazımda anlatacağım yapım aşamalarını geçtikten sonra işte benim "Beş Çayı Sofram" kuruldu. Tabii baş misafirlerim Anthony ve Kate oldu :)

Diğer OKK kızlarının da çay sofralarını ziyaret edip, onların da öykülerini okumanızı tavsiye ederim. 
Çok keyif aldığımız bu çalışmamız için Dr.Oetker'e de kocaman teşekkürler!

EN ÇOK BENI SEV - JULIA QUINN

Yazarınız 1814'ün olaylarla dolu bir sezon olacağına inanıyor, özellikle de bugüne kadar evlenmeyi düşündüğüne dair hiçbir işarette bulunmayan, Londra'nın en gözde bekârı Anthony Bridgerton için. 
Aslında neden evlensin ki? Söz konusu eksiksiz bir zampara gibi davranmak olduğunda, ondan daha iyisi bulunamaz  
LEYDİ WHISTLEDOWN'IN 
CEMİYET GAZETESİ, NİSAN 1814 
Ne var ki dedikoducu yazarımız bu defa yanılıyordu. Anthony Bridgerton sadece evlilik kararı kalmamış, bir eş adayı da seçmişti! Önündeki tek engel ise seçtiği kişinin ablası Kate Sheffield'dı - kendisi Londra balolarının o güne dek gördüğü en baş belası kişiydi. Nüktedan ve entrikacı Kate, bir yandan bu izdivacı engellemek konusundaki kararlılığıyla Anthony'yi deli ederken, diğer yandan çapkın vikontun erotik rüyalarının başmisafiri oluyordu. 
Genel inancın aksine Kate, zampara beylerin zamanla ıslah olup iyi birer koca olabileceklerine inanmıyordu ve Anthony Bridgerton da bu zamparaların arasında en ahlaksız olanıydı. Kate kız kardeşini korumaya kesin kararlıydı fakat kendi kalbinin korunmasızlığı yüzünden de endişe içerisindeydi. Ve Anthony'nin dudakları kendi dudaklarına değdiği anda, Kate ona karşı koyamayacağını anlayıp korkuya kapılmıştı.

Sevgilerimle





Yorumlar

Nalı McKinnon dedi ki…
Harika bir yazı olmuş. Görseller şahane.:))
Esra Çetin dedi ki…
Muffinleriniz de sofranız da harika görünüyor elinize sağlık :) Kitaba ise söyleyecek kelime bulamıyorum.. En çok severek okuduğum seri Bridgerton serisi.. Her bir karakterine ayrı ayrı bağlıyor insanı.. Bu ilk davetinizde Kate ve Anthony ile size keyifli sohbetler diliyorum o zaman :)
The Reading Lady dedi ki…
@Naı McKinnon: Çok teşekkürler :))
The Reading Lady dedi ki…
@Esra Çetin: Çok teşekkür ederim :)) O dönem sofralarına benzesin diye çok uğraştım ama değdi gerçekten :))
Ama sert ve kibirli görüntüsünün altında annesine ve kardeşlerine çok düşkün ve mükemmel bir aşık! Tıpkı dış görünüşü gösterişli, havalı duran koca bir muffinin ısırdığınızda ağzınızda dağılan yumuşacık keki gibi. Ve arada ağzınıza gelen sürpriz çikolata parçaları, hiç beklemediğiniz anda mükemmel bir aşığa dönüşen Anthony. İçinde saklı lezzetleri keşfetmek için onu yakından tanımalısınız :)....

Harika bir yazı olmuş ve bu benzetmene bayıldım :)... Bunu biryere not etmeliyim..
delikitap dedi ki…
Severek takip ettiğim bir blogsunuz. Bunun nedeni de leydiler konusunda aynı frekansta olmamız. Bu çay partisi etkinliğinizi de çok sevdim; fikrinize sağlık. Ben bayılırım çay saatlerine, eşim eski hayatımda İngiliz leydisi olduğumdan şüpheleniyordu artık emin. :)))
İngiltere'ki arkadaşlarıma bol bol istekte bulunuyorum bana çay sofrası kartpostalları gönderin diye.

Kekleriniz harika, ellerinize sağlık ve pek tabii çay sofranız için fazla söz söylemeye gerek yok. Çay zili bile koymuşsunuz. :)) Harika!

Ben şu an Jennifer Donnelly'nin Solmayan Güller adlı kitabını okuyorum. Orjinal adı "Tea Rose". İngiltere'nin Karındeşen Jack döneminin Whitechapel sokaklarından, New York'a, sonra tekrar Londra'ya uzanan, çay yolunda heyecan dolu bir serüven.

Çay sofraları sanal da olsa böyle çekiveriyor işte kendine insanı. Başka kimler katıldı bilmiyorum ama mümkün olduğunca her birinizi takip etmeye çalışacağım. Dediğim gibi... Çay sofralarına dayanamam! :))
Adsız dedi ki…
harika ,kitaba da ;benzetmelere de ;muffinlere de;fotolara da bayıldım.Teşekkürler :))



The Reading Lady dedi ki…
@kitap esintileri: Ya ben de bu benzetmeme bayıldım ve kendimi tebrik ettim :)) Çok teşekkürler :D
The Reading Lady dedi ki…
@deli kitap: Çay zili detayına dikkat etmişsiniz!!! Süpersiniz!! Ben de kimse dikkat etmedi diye üzülmüştüm :) Evet eski hayatınızda bir lady olduğunuz buradan da anlaşılıyor :))Diğer Beş Çayı sofraları hazırlayan arkadaşlarımın linklerini bu linkte vermiştim: http://www.thereadingladyy.com/2013/10/okk-droetkerle-bes-cay-davetimiz.html Onların da sofralarını ziyaret etmenizi tavsiye ederim :) Tekrar teşekkürler ilginize. Sevgilerimle :)
Sule Senturk dedi ki…
o kadar hoş olmuş ki bir an kendimi o zamana ait hissettim.. fotoğraflar harika.. :)) emeğinize sağlık :))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)