Ana içeriğe atla

OKK & Dr.Oetker'le Bes Çayı Davetimiz: Tarif Yapım Asamaları


Dopdolu geçirdiğimiz bir günün sonundan herkese tekrar merhaba arkadaşlar :)

Özene bezene kurduğum soframı umarım beğenmişsinizdir. Sofrayı kurduk, kitabımızı hatırladık ve limonlu çayımızla muffinlerimizi hapur hupur yedik. Şimdi sıra geldi o enfes muffinlerle olan macerama :)

Başta eşimin olmak üzere tüm yakın arkadaşlarımın bildiği üzere bendenizin mutfakla arası hiç iyi değildir. İyi değil derken kibarca söylüyorum. Yemek yapmaktan nefret ederim ve çok da çeşit bilmem. Hele hele tatlı, börek, çörek yapmakla uzaktan yakından alakam yoktur. En son geçen sene eve yufka alıp börek yapasım gelmişti. Yufkayı serdim tepsiye, peynir serptim böyle kat kat. Koydum fırına pişirdim. Eşime de akşam yemeğinde mis gibi börek yiyeceğiz dedim. Eee akıllı lady, hayatında börek yapmamışsın bir aç interneti oku di mi nasıl yapılır diye. Ya da anneni, teyzeni bilen birini ara. Yoook çok biliyormuş gibi yaptığım o börek fırından çıktığında börek olarak değil, ev yapımı kaya olarak çıktı :) (böreği süt, soda bir şeylerle ıslatmak gerekiyormuş da...) Hadi bizi geçtim biz ısıramadık bile, ya Dora'ya ne demeli? Her yediğimize aç gözlerle bakan köpeğimiz, önüne koyduğum bir tepsi börekten bir parça bile yemedi! İşte böyle hüzün dolu anılarım vardır arkadaşlar mutfakla ilgili...

Bu yüzden bu Beş Çayı projemizi planlarken ben sürekli "Yaaa ben nasıl yaparım, beceremem, bana yapıp yollasanızaaa..." diye bizim kızların başının etini yedim. Bir gün telefonum çalıp Dr.Oetker'den A.Hanım arayınca da ne diyeceğimi bilemedim açıkçası. Ama şunu mu yapsak, bu mu olsa diye konuşurken, A.Hanımın dünya şekeri bir insan olduğunu görünce itiraf ettim. "Ben...Ben...Yapamam! Hayatımda hiç kek yapmadım ya beceremezsem?"

Güler yüzlü sempatik kişi, bu itirafım üzerine benimle dalga geçmeden (ki ben olsam geçerdim) "Siz merak etmeyin Onur Hanım. İnanın çok basit yapımı size göndereceğimiz ürünlerin" diyerek bir nebze de olsa rahatlamamı sağladı.
Kapı çalıp kargocu kocaman bir Dr.Oetker kutusunu elime tutuşturduğunda şaşkınlığım arttı. Kutudan her üründen 3 er adet ve yanında da yemek tarifi kitapçıkları çıkınca çok duygulandım. Az biraz gözlerim yaşarmış bile olabilir tam emin değilim geçmiş gün tabii...Beni düşünüp, 'şimdi bu beceremez falan, bol bol yollayalım da biri tutmazsa biri tutar mutlaka' diye düşündüler sanarak sevgiyle kutularıma sarıldım. Ancak diğer arkadaşlarıma da bolca ürün gönderdiklerini görünce cömertliklerinin sadece bana karşı olmadığını gördüm ve içten içe bir kırıldım tabii...

İlk gün hevesle ilk kutu muffinimi yapmak istedim. Kutunun üzerini okumamla şok yaşadım. O kadar kolay bir tarif vardı ki neredeyse ilkokul çocuğu bile yapabilirdi. Benim için bir cennet,  adeta Cooking For Dummies gibi bir şeydi :)
Paketten çıkan karışımı çırpma kabına dökün yazıyordu. Daha önce bir şey çırpmadığım için evde neye döksem ki diye düşünürken, annemin bana evlenirken aldığı (marka vermeyeyim ama hani küçücük plastik kutularının bile bir dünya para olduğu, yok lens bilmemnesinden yapılan, yok içine koyulan sebzeleri 172873 yıl bozulmadan sakladığı söylenen ama benim bir türlü kullanmayı beceremediğim dandirik şeyler var ya, hah işte ondan) kaselerden birinin içine döktüm. 

Bir yumurtayı kabuklarını içine düşürmeden kırmayı becererek (aferin bana), yarım bardak su ve 7 kaşık sıvı yağ koydum. Zamanında sadece pembe olduğu için aldığım ama hiç kullanmadığım çırpma telimle karıştırdım.
Zaten kutunun içinden muffin kapları hazır çıkmıştı onları fırın tepsime dizip karışımı içine döktüm. Bir de minik poşetten çikolata parçacıkları çıktı. Onu da muffinlerin üzerine dökerek fırına verdim. 20 Dakika geçti...

Veeee....
Tataaaaa!!!

İşte karşınızda The Reading Lady'nin hayatında yaptığı ilk tatlı olma ünvanını taşıyan muhteşem muffinlerim!
Eşimle neredeyse birbirimize sarılıp ağlayacaktık ki olgun kişilikler olduğumuz için kendimizi tuttuk yapmadık.
İlk denemem başarıyla sonuçlanınca birkaç gün sonra diğerlerini de pişirip bir önceki yazımda gördüğünüz ladylere layık Beş Çayı soframı kurup fotoğrafladım.
Haa bu arada ilk denememden birkaç gün sonra Dr.Oetker'den A.Hanım tekrar aradı. Nasıl yapabildiniz mi? Bir şeye ihtiyacınız var mı diye sormak için aradığında büyük başarımı ona da anlattım ve ürünlerinin bu kadar kolay yapıldığını bilmediğimi, mutlaka diğer ürünlerinden de satın alacağımı ve yeni bir müşteri kazandıklarını ilettim. 
Arkadaşlarımın bana taktıkları lakapla "Eline Un Değmemiş Lady" olarak son sözümü söylemem gerekirse, bu çalışmanın bana ve evimizin mutfağına çok katkısı oldu :)

Dr.Oetker firmasına ve bize içtenlikle ve tüm şekerliğiyle yaklaşan A.Hanım'a buradan teşekkürlerimi ve sevgilerimi gönderiyorum

Bol okumalı ve kekli börekli günler dileğimle




Yorumlar

Esra Ercan dedi ki…
Ablaaa sen beni güldürdün Allah'da seni güldürsün :D süper bir yazı yaa çok beğendim :)
Mutfak becerilerin süpermiş:) Bir gün sana gelirsem bir kaç şey öğretirim diyor muşum :D Ellerine sağlık, muffinden kesinlikle alıp yapacağım ;)
The Reading Lady dedi ki…
Ahahaha gelin kuzum ikiniz de ama nice yiğitler bana mutfakta bir şeyler öğretmeye çalışırken sinirden delirdi bir bilsen :)) Başta annem tabii :) Ama dene bunu çok basit gerçekten :)
Duygu Pınar dedi ki…
Ahahah evlere servis var mı :)
Cooking For Dummies ♥♥♥ bayıldım
Bir çayda bana ayırın davetsiz misafir olmaya geliyorum :)
Syhn dedi ki…
öuhteşem görünüyor!!
sofraya da bayıldım ama muffinların cazibesine bittim ;)
bu yapamayan halin mi yani?!
ellerinize sağlık, tüm ekibin!
The Reading Lady dedi ki…
@Duygu Pınar:Bekleriz Duygu bekleriz her zaman buyur gel :))
The Reading Lady dedi ki…
@Syhn: Valla tüm marifet Dr.Oetkerde ben de değil :)) Ama güzel sofra kurarım :) Ekipçe teşekkür ediyoruz :)
La Luna dedi ki…
Sofra çok cezbedici :) O kadar çok özendim ki sana, saat beşe geliyor ve ben de kendime bir fincan çay koydum yanında da anne eli değmiş kekim. Ama seninkiler yazıyla birlikte muhteşem olmuş, yemiş kadar oldum. Keyfiniz bol olsun...
Merve Özcan dedi ki…
Çok güldüm ama ya!!! :D Masaya bayıldım, yemeklerden gözüm döndü. :D Gece gece hiç iyi olmadı. Yazı da çok komik olmuş. Ellerine Sağlık!!!! :D
The Reading Lady dedi ki…
@Merve: Çok sağol canım :D
ahahaha dev guldum tatlimmmm :)))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)