Ana içeriğe atla

YORUM : SAPLANTI - Jennifer L. Armentrout

Nefes kesici bir macera ve alev alev bir aşk!
Sert, soğuk ve seksi bir erkek
Ve karşısında dik başlı, sıcacık bir kadın.
Arum'ların dünyasına hoşgeldiniz!

"Welcome to the Dark Side, We have cookies"

Bence bu kitabı tek cümleyle anlatın deseler en iyi anlatacak olan cümle bu. Son kitap Köken hariç tüm Lux serisini okumuş ve başından beri Deamon hayranı olmuş biri olarak bugün açıkça söylüyorum: 
Amaaaan yemişim Deamon'unu bana Hunter'ı getirin! 

Evet bildiğiniz satışlardayım ve Tüm Lux serisi boyunca tiksinç, iğrenç, öğğk dediğimiz Arumlar görücüye çıktı ve Luxenlerin hepsini paket yapıp bir kenara koydu :)
The Reading Lady

Öncelikle bu kitabı elinize aldığınızda çok ateşli bir roman okuyacağınızı bilin arkadaşlar. Arumlar yapı itibariyle karanlığı ve soğuğu temsil etseler de karamanlarımız Hunter ve Serena arasında dayanılmaz bir çekim ve alev alev bir tutku var. Yazarımız Jennifer L. Armentrout her kitabıyla beni kendisine bağlamıştı ve Saplantı'da da yanıltmadı ve bu kitabını da bir solukta hunharca okumamı sağladı. Kitaba tam uyumadan önce 'dur bir ilk bölümü okuyayım' diye başlayıp, 180. sayfada zorla elimden bırakabildim ve sabah kahvaltımı yaparken tekrar elime alıp bitirdim. Öyle bir bağımlılık yaptı yani. 

Kitabımızın konusundan kısaca bahsedeyim. Serena ve Mel ilkokul birinci sınıftan beri çok yakın arkadaşlardır. Bir gece Mel, Serena'ya tanık olduğu bir olayı korku ve panik içinde anlatır ve o gece Serena'nın gözleri önünde öldürülür. Mel, Luxenleri görmüştür ve bazı sırlarını duymuştur. Bu sırları Serena'ya da anlattığından şüphelenen Luxenler, Serena'nın peşine düşerler. Bu arada Savunma Dairesi onlarla birlikte çalışan, asi ruhlu, acımasız Arum Hunter'ı Serena'yı koruması için görevlendirir. Hunter bu işten hiç ama hiç memnun değildir.
"Siktir. Bu beni hiç mutlu etmemişti. Benim bedenimde bir tane bile sabırlı kemik yoktu ve bir kadının etrafında yalnızca tek bir sebepten ötürü bulunurdum: ilkel bir açlığı doyurmak. Onlara göz kulak olmazdım. Onları korumazdım. Bu benim doğamda yoktu ve karşımdaki memurlar da bunu biliyorlardı. Aramızdaki iyi adam ben değildim.
Büyük olasılıkla Bayan Cross'u öldürecektim."
Hunter'ın bu mecbur kaldığı görevine bizim asi ve küfürbaz kızımız da hiç mutlu olmaz. Kısacası ateş ve barut bir araya gelir ve tabii patlamalar kaçınılmaz olur. Ve bizim de keyifle okunan eğlenceli bir romanımız ve aşık olunası bir bad boyumuz daha olur :)

Benim Hunter için uygun bulduğum arkadaşın gözleri kitaptaki gibi mavi değil ama o da bir lense bakar :) Yine bir amme hizmeti olarak siz değerli okuyucularımla kendi Hunter'ımı paylaşıyorum ve bu iyiliğimi unutmayın diyorum :)




 Herkese bol okumalı günler diliyorum :)
Sevgilerimle
DexPlus'a katkılarından dolayı teşekkür ederiz.









Yorumlar

Adsız dedi ki…
araştırdım ama bi sonuca ulaşamadım rica etsem yazar mısın bana bu tek kitap mı yoksa devamı gelecek mi?
The Reading Lady dedi ki…
Su an icin tek kitap ama umari. Devami gelir :))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)