Ana içeriğe atla

YORUM : Atesböcegi Yolu - Kristin HANNAH

İşte beni hönkür hönkür ağlatan bir kitap! 
Tur arkadaşlarıma defalarca "Bak bana acıklı kitap okutmayın, tüm sinir sistemim yıpranıyor, ağlamaktan helâk oluyorum," dememe rağmen beni dinlemediler ve Türkiye'de ve dünyada milyonlarca hayranı olan bu yazarı bana zorla okuttular :)
Pişman mıyım? 
Kesinlikle hayır :)
Tek sorunum aile dram türünde yazılmış kitaplar bana çok dokunuyor. Belki de gerçek hayata çok yakın oldukları için okuduklarım gerçekten yaşanmış gibi geliyor ve ben de zaten karşımda biri ağlasa dayanamayıp ağlayan biri olduğum için başlıyorum ağlamaya. Onların dertleriyle dertleniyorum ve dertsiz başıma dert alıyorum :)

Buradan tüm Okuyan Kızlar Kulübüne sesleniyorum: Bana aşkla, fantastik romanlarla gelin arkadaşım! Stres oldum şurada kitap karakterlerinin dertlerine üzüleceğim diye :)
Bu kadar içimi dökmek yeter. Gelelim serimizin ilk kitabının konusuna. 

Bu bir arkadaşlık, dostluk hikâyesi aslında. 
İnsanın içine dokunan ve yazarın usta kalemiyle sizi içine çeken hayatların hikâyesi.
Tully'nin annesi uyuşturucu bağımlısı eski bir hippidir ve onu yaşaması için büyükannesinin yanına bırakmıştır. Zaman zaman kızının hayatına girer ve aynı hızla çıkar. Tully 13 yaşına geldiğinde sevgiye aç, aile şefkatine muhtaç ve ona göre tüm bu zayıflıklarını gizlemek için kendini okulda popülerleşmeye adamış bir kızdır.
Kate ise onunla yaşıt ama tamamen Tully'nin zıttı bir karakterdedir. Mutlu ve sevgi dolu bir ailesi olan Kate içine kapanık ve arkadaşı olmayan bir kızdır.
Günün birinde Tully annesiyle yaşamak için taşındığı yeni evinin yakınında oturan Kate ile tanışır. Birbirinden çok farklı bu iki kızın arkadaşlıkları,
Ateşböceği Yolu denilen bir yerde filizlenir ve bir ömür boyu sürecek bir dostluğa dönüşür.

Hayat bizlere çok farklı yollar çiziyor. 
Küçük birer kızken kurduğumuz hayallerden, yaşımız ilerledikçe ne kadar da uzaklaştığımızı, kaderimizin bizi nasıl da farklı yönlere götürdüğünü görebiliyoruz.
Kate ve Tully'e de aynı şeyler oluyor.
Büyüyorlar.
Yaşıyorlar.
Mutlu olup, üzülüyorlar.
Ama yaşanan her şeye rağmen tek bir şey değişmiyor.
Dostlukları...

Kitabı burada uzun uzun anlatmayacağım. Aile dram türünde kitap okumayı sevenlere, hayata dokunan, kalbine dokunan hikâyeler okumayı sevenlere bu yazarı ve bu seriyi kesinlikle tavsiye ediyorum.

Herkese bol okumalı günler dileğimle
Sevgiler...








Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)