Ana içeriğe atla

YORUM: Fallen Too Far - Abby Glines

Şu soğuk ve karlı günlerde içimi ısıtan çok güzel bir kitap okudum. Ne zamandır okuma listemdeydi ve bir türlü fırsat olmamıştı okumaya ama kısmet bugüneymiş. Kitabı orijinal dilinde okudum ama kısa bir süre sonra ülkemizde de yayınlanacağını biliyorum ve mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.

Sırlar, yalanlar ve baştan çıkarıcı bir aşk...
Kitabımızın konusuna gelirsek acıların kadını modundaki Blaire, gencecik yaşına rağmen bir sürü dertten muzdarip olmuştur. Önce ikiz kardeşini babasının yaptığı bir araba kazasında kaybeder, sonra babası evi terk eder ve en son annesi kanserden ölür ve on dokuz yaşındaki güzeller güzeli kızımız evsiz ve parasız olarak ortada kalakalır. Onları terk eden babasını arar ve onun yanına gider. Ama babası yeni karısıyla tatile çıkmıştır ve karısının bir rock yıldızından olma oğlu Rush Finley onu karşılar. Karşılar dediğime bakmayın önce kızı kapı dışarı eder ama sonra haline acır ve bir ay süreyle evde kalmasına izin verir. Hayatta çektiği onca acıya rağmen pes etmeyen Blaire şehir kulübünde işe başlar ve bu arada parti çocuğu, playboy Rush'ı da kendine aşık eder :)
Ama Rush'ın sakladığı bir sır vardır ve bu sırrı Blaire dışında herkes bilmektedir. 
Peki bu sır nedir ve Blair bunu öğrenince tepkisi ne olacaktır? 
Artık orasını da okuyuverin gari :) 
Bu türde yazılmış kitaplardaki kadın karakterlere genelde sinir olurum. Hep böyle ezik büzük tipler olurlar ama Blaire'i çok sevdim ben. Yılmayan, kendine acıyıp durmayan ve hayata karşı savaşan duruşu çok hoşuma gitti. Kaldı ki yaşadığı şeyler çok acı ve aslında herkesin başına gelebilecek olaylar. Bir gün güzel bir ailen var ve mutlusun ama bir sonraki gün elindeki her şey yok olmuş olabilir. Ama Blaire'in küllerinden doğmaya çalışırken ki azmi benim çok hoşuma gitti.

İlk kitap çok ters köşeye getiren bir şekilde bitti bana göre ve heyecanla serinin ikinci kitabı Never Too Far'ı okumaya başladım. Eğer sizler de sağlam aşk hikayeleri okumaktan hoşlanıyorsanız, gözü kapalı tavsiye ediyorum bu kitabı. Yakında ülkemizde de bu kitabın çıkacağının müjdesini başta da vermiştim zaten. 
Çıkar çıkmaz alın, okuyun.
Benden söylemesi :)
Herkese bol okumalı günler dilerim.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…