24 Oca 2013


İçim çıktı sıkıntıdan yeminle...
Hayır bu kadar güzel başlayan bir kitap nasıl bu kadar bayık bir şeye dönüşür ki? Yazarı kutlamak lazım bu da bir yetenek gerçekten! Tamamen uzatmak için uzatılmış, iki kitap boyunca bayım bayım bayan, yapış yapış bir aşka dönüşmüş bir hikaye.

Kısaca bahsetmek gerekirse erkek kahramanımız Gabriel yakışıklı, seksi, zengin, sorunlu bir profesör. Kitabın arka kapağını okuduğunuzda yeni bir Grey vakasıyla karşılaşacağınızı sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz. Adamcağızın Christian gibi fantazileri yok. Kendi halinde çapkın bir erkek sadece. Neymiş efendim günahın, şeytanın kendisiymiş falan diye anlatılıyor ama yok öyle birşey canlarım. Sadece her yakışıklı, zengin, sorunlu ve bekar erkeğin yapacağı gibi her gece ayrı bir kadınla birlikte oluyor:) Başka bir numara yok yani. Bir de adam Dante uzmanı ya kafayı yemiş onunla...

21 Oca 2013



Hayatımda okuduğum en komik kitap eleştirisi herhalde :)

Dublin'li blogger Red Lemonade öyle bir yazmış ki bazı yerlerini okurken gözümden yaş geldi inanın :)


Fifty Shades of Grey okumuş herkesin bence görüşlere katılsa da katılmasa da okuması lazım. Ben çok beğendim paylaşmak istedim.  (Bu arada yazı 12 part sonuna kadar okuyun derim ben)

İşte ödüllere bile aday olmuş Fifty Shades of Tedious F.ckery yazısı : tık tık!!!

Sevgilerimle


The Reading Lady

18 Oca 2013



"Nereye gideceğimden emin değilim, ama nereye gidersem gideyim her yeni güne senin adını söyleyerek başlayacağım.."
AMOR TOWLES / BEKLEDİĞİM SENDİN
syf:386

Hani bazen bir şarkı dinlersiniz ve o sizi alır çooook uzaklara, belki de hiç yaşamadığınız anılara götürür... 
Hani bazen bir film izlersiniz, hayatınızla en ufak alakası yoktur ama gelir taa içinize yüreğinize bir yere dokunur ya...
Bu kitap da bende böyle bir etki bıraktı. 
Nedendir bilinmez geldi taa yüreğime dokundu ve gitti...
Etkileyici ve büyüleyici...
Kitap eski bir siyah beyaz film tadında...Adeta film izler gibi her sahne gözünüzün önünde beliriyor. Karakterlerin yaşadıklarını, hissettiklerini siz de onlarla birlikte yaşayıp hissediyorsunuz. Yazar öyle naif bir dil kullanmış ki ipek bir şal gibi hissettirmeden sarmaya başlıyor kitap sizi...
Yazan: The Reading Lady Etiketler: , , , , , | 18.1.13

Yazılarını çok severek takip ettiğim Romancekolik blogunun sahibesi Hanife çok bilgilendirici bir yazı hazırlamış. Gerçekten çok emek verilerek hazırlanmış bu bilgileri ben de onun izniyle burada paylaşmak istedim. Romance okumayı çok seven bendenizin bile bilmediği bir sürü tür varmış ve sevgili Hanife sayesinde okumuş öğrenmiş oldum. Kendisine buradan kocaman öpücükler ve sevgiler gönderiyorum. Hadi bakalım okuyalım öğrenelim. Romancekolik sayfasına buradan  ulaşabilirsiniz. Teşekkürler Hanife :))

17 Oca 2013

Yazan: The Reading Lady Etiketler: , , , , | 17.1.13 4 Yorum


The Reading Lady

Merhaba arkadaşlar,
Aklıma takılan bir konuyu sizlerle paylaşmak istedim. Geçenlerde çok sevdiğimiz bir aile dostumuzun evinde oturuyoruz laf döndü dolaştı kitaplara geldi. Dostlarımızın biri 7 diğeri 10 yaşında iki kızı var. Bana 'sen ne güzel okuyorsun bizim kızlar hiç okumuyorlar' dediler. Çocuklarının kitap okumasını çok istiyorlar ama malum artık çocukların dikkatini dağıtacak çok fazla dış etken olduğundan kızlar bir türlü okumaya yanaşmıyorlarmış. Ben de çok üzüldüm tabii ve odalarına gittim. Karşılıklı konuşurken neden kitap okumayı sevmediklerini sordum. Sıkıldıklarını söylediler. Zaten okulda ödev olarak veriyorlar başka okumak istemiyoruz dediler. Ödev olarak verdikleri kitapları incelediğimde çocukların çok ta ilgisini çekmeyecek kitaplar olduğunu gördüm.

16 Oca 2013

The Reading Lady

Seviyorum ben bu seriyi gerçekten. Sıkmıyor, yormuyor, baymıyor, heyecanla okurken bir bakıyorsunuz 600 sayfalık kitap pıt diye bitivermiş. 

Seriyle ilgili tek sorunumu Ölümcül Oyuncaklarla ilgili şu yazımda da anlatmıştım. Serinin kitaplarının yayınlanma araları bir seneyi buluyor ve ben de unutuyorum diye. Bir sonraki kitap "City of Heavenly Fire" Mart 2014 de yurtdışında yayınlanacak ama sanırım bize gelmesi yine bir seneyi bulur gibi. O zamana kadar unutmam inşallah bu kitabın nerede bittiğini çünkü her kitap bir öncekinin bittiği yerde başlıyor. Belki de üşenmezsem İngilizcesinden okurum kim bilir?

Bu arada ben bu yazarın hayal gücüne ve kurgulamadaki başarısına da hayranım. Harry Potter'dan sonra bu kadar başarılı bir şekilde kitaplarında ayrı bir dünya kurgulayan yazar yok bence. Ve o kadar başarılı anlatıyor ki gözümün önüne Alicante, İdris sanki daha önce gördüğüm yerler gibi canlanıyor.

15 Oca 2013

Yazan: The Reading Lady Etiketler: | 15.1.13 22 Yorum
The Reading Lady


Merhabalar,
Bugün mailime baktığımda Lost To Books blogunun sahibesinin beni bu ödüle aday gösterdiğini öğrendim. Kendisiyle bookblogs isimli üye olduğum bir blogda tanışmıştık. Gerçi yazılarımı pek anladığını düşünmüyorum ama sağolsun beni de eklemiş aday listesine :)

Birazcık bu Liebster Blog Award hakkında bilgi vereyim. Bu ödül benim de anladığım kadarıyla yeni ya da henüz duyulmamış ama sevilen favori bloglarınızı aday gösterdiğiniz bir sistemle işliyor. Liebster'da zaten Almanca favori demekmiş. Yani Favorite Book Blog Award diye de çevirebiliriz sanırım.

13 Oca 2013


Cassandra Clare'in Ölümcül Oyuncaklar serisi çok severek takip ettiğim bir seridir. Ama serinin yayınlanma araları o kadar uzun tutuluyor ki serinin son kitabı 'Kayıp Ruhlar Şehri' bir aydır elimde olduğu halde bir türlü okumaya başlayamadım. Çünkü serinin bir önceki kitabı 'Düşmüş Melekler Şehri' bir sene kadar önce okumuştum ve bütün kitaplar birbiriyle bağlantılı olduğu için ve benim de hafızam çok güçlü olmadığı için her şeyi unutmuşum inanır mısınız?
Tamam ana karakterleri hatırlıyorum, kabaca ne olmuştu hatırlıyorum ama yok annem kitabı elime aldım tamamen boşluk var kafamda... Bir de son kitap diğer kitabın tam bittiği yerde başlıyor. Hayır ben dün ne yediğimi unutan bir insanım, kaldı ki senede ortalama 100 den fazla kitap okurum, mümkün değil benim bir kitabın en son nerede kaldığını hatırlamam. Eee ben de ne yaptım? Son kitabı bir daha okudum tabii. Ve Allah sizi inandırsın sanki ilk defa okumuş gibi aynı heyecanla, merakla okudum. Kitapsız ya da dizisiz kaldığım zamanlarda balık hafızalı olmak çok işe yarıyor. Her şeyi ilk günkü heyecanla yaşıyorsunuz :)

12 Oca 2013

Yazan: The Reading Lady Etiketler: , , , , | 12.1.13 7 Yorum


The Reading Lady

Çok sevinçliyim aha da suratım şu anda üstteki resimdeki gibi :) 
İki gün önce okuoku.com 'dan sipariş verdiğim kitaplarıma kavuştum. 
Hepsini biran önce okuyup bitirmek istiyorum. 
Canım kitaplarım! Hepiniz benim bebeklerimsiniz :)
The Reading Lady

The Reading LadyThe Reading Lady

11 Oca 2013

Yazan: The Reading Lady Etiketler: , , , , , | 11.1.13

The Reading Lady


Uzun zamandır beklediğim ve hakkında çok şey duyduğum Amor Towles'in romanı Beklediğim Sendin nihayet raflarda yerini aldı. Bizi çok fazla bekletmeden bu kitabı yayınladığı için Ephesus Yayınlarına bu konuda teşekkür etmek gerek sanırım. Hele bir de -ülkemizde pek rastlanmayan- kitap kapağına gösterilen özen inanın gözlerimi yaşarttı. Orijinalinden çok daha özenli ve güzel bir kapak seçmiş Ephesus'çular. Kendilerine buradan yıldızlı pekiyi veriyorum ve kısaca kitaptan bahsetmek istiyorum. Kitabı okuyup bitirdikten sonra da yorumlarımı burada paylaşacağım.
The Reading Lady
Bu arada belirtmek isterim ki "Beklediğim Sendin" 2011 yılının en iyi 10 romanı arasında gösterildi ve on beş farklı dilde basıldı. Bir çok ödül aldı ve  The New York Times, The Boston Globe ve  Los Angeles Times en çok satanlar listelerinde yer aldı. Haliyle bana da beklentimin yüksek olduğu bu kitabı okumak düştü.

Okuyup bitirir bitirmez söz ilk önce burada paylaşacağım. şimdilik kitap arka kapak yazısıyla idare ediverin.

Bol okumalı günler dileğimle

The Reading Lady
The Reading Lady
Yirmi beş yaşındaki Kate Kontent 1937 yılının son gecesini oda arkadaşıyla beraber Greenwich Villagedaki ikinci sınıf bir caz kulübünde geçirmektedir ve ikisi, ceplerindeki toplam üç doları mümkün olduğunca idareli kullanmak zorundadırlar. Masmavi gözlere ve etkileyici bir gülüşe sahip yakışıklı bankacı Tinker Grey kulübe gelir ve yanlarındaki masaya oturur. Bu tesadüfi tanışma ve şaşırtıcı sonuçları, Kateyyi Wall Street firmasının sekreter odasından New York sosyetesinin üst basamaklarına ve Condé Nastın yönetici ofislerine; kıvrak zekâsı ve kendine özgü soğukkanlılığından başka dayanak bulamayacağı seçkin ortamlara taşıyan bir yıllık yolculuğun başlangıcı olur.

"Mükemmel! Zekice, nüktedan ve büyüleyici."
David Nicholls

"Büyük Buhran döneminde Manhattanda mücadele etmek ve hayatta kalabilmek üzerine yazılmış, ilgiyi hak eden, çok başarılı bir ilk roman…"
Wall Street Journal

"Bu hareketli dönem hikâyesiyle Towles filmlerden aşina olduğumuz siyah-beyaz Manhattanı, garip komiklikleri, kadın-erkek arkadaşlıkları ve romantik fesatlıklarıyla yeniden canlandırıyor. Towlesun karakterleri karışık bir dönemde yaşayan, kendilerine gerçek yaşamlar kurmaya çalışan genç Amerikalılar."
The New York Times

"En ilginç olan, Towlesun hikâyeyi anlatma, günümüz kültüründe nadiren tasvir edilen bir yeri ve zamanı resmetme şekli. Erkek yazarın, bir kadının ağzından anlatılan öyküye bu kadar hâkim olması da etkileyici."
USA Today

"İçinde kaybolmanın çok kolay olduğu, büyüleyici bir hikâye."
The Observer

"Belli ki yazar, kitapta anlattığı seçkin yaşamlara sahip, hayat dolu ve bazen pervasız karakterleri çok iyi tanıyor."
People

"Tarz sahibi."
The Boston Globe

"Olağanüstü bir ilk kitap..."
Publishers Weekly

"Yazar zarif ve güçlü bir anlatıma sahip."
Kirkus Reviews

"Elden bırakmanın mümkün olmadığı bir roman."
O, The Oprah Magazine
The Reading Lady

Yine çok severek okuduğum bir kitapla daha karşınızdayım arkadaşlar. Bir önceki yazımda bu kısa serinin ilk kitabı olan SIR 'ı tanıtmış ve çok beğendiğimi belirtmiştim. Sır biter bitmez serinin ikinci kitabı Fidye'ye başladım ve bir solukta okuyup bitirdiğimi söyleyebilirim. Bu hikayede diğer kitaptan tanıdığımız Maitland beyi İain Maitland'ın savaşçıları Brodick ve Ramsey'in aşkı bulmaları konu edilmiş. Tabii yine ilk kitaptan tanıdığımız herkesi yıllar geçtikten sonra çoluğa çocuğa karışmış görmek ayrı bir keyif oldu benim için.

Kitabın konusuna gelirsek Kızıl Baron lakaplı Baron Alford, Gillian ve ablası henüz küçük bir kızken malikanelerini işgal eder, babası ve orada yaşayan herkesi öldürür. Babası kızlarını barondan kaçırmadan önce ablasına bir kutu emanet eder ve bu kutuyu saklamasını tembihler. O korkunç gecede ablası ile Gillian'ın yolları ayrılır ve yıllar boyunca ablasından bir daha haber alamaz. Amcasının yanına gönderilen Gillian yirmi yaşına geldiğinde Kızıl Baron amcasını rehin alır ve ablasını bulup getirmezse amcasını öldüreceğini söyler. Gillian baronun yanından kaçıp ablasını bulmak zorundadır. Bu arada baron tarafından hapsedilmiş şirin mi şirin bir oğlan çocuğu daha vardır ve Gillian bu çocuğu da yanına alıp İskoçya'ya doğru kaçar.

10 Oca 2013

The Reading Lady


2013 daha ne olduğunu anlamadan hızla girdi hayatımıza. Benim hayatımda da pek hızlı bir başlangıç oldu açıkçası. İstanbul'dan Ankara'ya taşınma durumumuz çıktı ve haldur huldur ev aramaya başladık. Nihayetinde güzel bir ev bulduk ve hayırlısıyla ay sonunda taşınıyoruz. Bütün bu hengamenin ortasında boş kalabildiğim zamanlarda nasıl başardımsa iki kitap okuyabilmişim. Biliyorum kendimden utanıyorum ama itiraf ediyorum ilk defa Julie Garwood kitabı okudum. Yazarın ülkemizde yayınlanmış bunca kitabı varken ve ben tarihi romans hayranıyken Julie Garwood okumamış olmam büyük bir ayıp biliyorum :) Rahatlıkla söyleyebilirim ki çok şey kaçırmışım. Çünkü çok çok beğendiğimi söyleyebilirim.
Kitabımızın konusuna gelirsek 1181 yılında daha küçücük yaşlarında tanışıp arkadaş olan İngiliz Judith ve İskoç Frances Catherine birbirlerine bir söz verirler. Frances Catherine'nin annesi ve büyükannesi doğum yaptığı sırada öldüğü için doğumu sırasında Judith mutlaka onun yanında olacaktır.

Blog içi arama