Ana içeriğe atla

YORUM: KARANLIK ATES - Karen Marie Moning


Bayanlar sizi son zamanların en gizemli kahramanıyla tanıştırmama izin verin: 
Jericho Barrons!
Kendisi nedir, necidir, kimlerdendir en ufak bir fikrim yok
Tek dileğim iyi adamlardan olması. 
Tabii Mac'in de tek dileği bu.
Çünkü hayatını Barrons'a emanet etmiş durumda ve onun da bu gizemli yakışıklının kim olduğu hakkında en ufak fikri yok.
Ya da NE olduğu hakkında...

Ben en iyisi kitabımızı kısaca anlatayım. 
MacKayla yani kısaca Mac sarışın bir Barbie bebek, gündüzleri ailesinin havuzunda güneşlenen ya da arkadaşlarıyla dedikodu yapan, geceleri de yerel barda barmenlik yapan pembe delisi bir kızdır. Birbirlerini çok seven bir ailesi ve Alina isimli ona çok benzeyen ve üniversite öğrenimi için İrlanda'ya gitmiş bir ablası vardır.
Kısacası hayat Mac için güllük gülistanlıktır.
Taa ki ablasının İrlanda'da öldürüldüğünü öğrendiği ana kadar.
Tüm dünyası başına yıkılan Mac polisin soruşturmayı bitirmesi üzerine İrlanda'ya gidip ablasının katili bulmaya karar verir.

Dublin, Mac'in alışık olduğu güneşli güney kasabasına benzemiyordur.
Soğuktur, yabancıdır ve her yerde insan görünümlü yaratıklar vardır.
Önce delirdiğini düşünen Mac, daha sonra bunların Fea ırkından Melunlar denilen yaratıklar olduğunu ve dünyada çok az insanın bunların gerçek görüntülerini görebildiğini öğrenir.
Bu kişilere Sidhe Kahini deniliyordur ve Mac'de bir Sidhe Kahinidir. 
Tıpkı ablası gibi...

Tüm bu kargaşanın ortasında gizemli bir yabancıyla tanışır Mac. 
Bu insanüstü denecek kadar yakışıklı, iri yarı esmerin bir de adı vardır: Barrons. 
Mac'e kahinler, Fea'ler ve Melunlar hakkında bilgiler verirken bir de gizli emanetten bahseder. Sinsar Dubh adındaki bu kara kitabı mutlaka bulmaları gerekiyordur. Ablası Alina' da ölmeden önce Mac'e bu kitabı bulması gerektiğini söylemiştir. Barrons'la gönülsüz de olsa birlikte çalışmak zorunda kalan Mac, bir yandan bu kitabın peşindeki yaratıklarla savaşırken bir yandan da ablasının katilini bulmaya çalışır. 
Ve tabii Barrons'un gizemlerini de çözmeye çalışır.
Peki ne kadar başarılı olur?

Korkarım bunu öğrenmek için kitabı okumanız gerekiyor :)


Fantastik kitaplara bayılıyorum ve bu kadar güzellerini okuduğumda değmeyin keyfime :)

Eğer ben de bu türü çok seviyorum diyorsanız mutlaka ama mutlaka okumanız gereken kitaplardan Ateş Serisi. 
Pişman olmayacaksınız :)

Herkese bol okumalı günler dileğimle

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)