Ana içeriğe atla

YORUM: RÜYA ATESI - Karen Marie MONING


Delirmek üzereyim!
Allahım bu kitap burada nasıl biter?
Ve nasıl bu kadar uzun zamandır Artemis beşinci kitabı yayınlamaz!!!
Nedeeen, nedeeen son kitap çıkmadan okudum ki bu kitabı ben!
Bu kitapla ilgili ilk üç yorumda yazdığımı geri alıyorum. 
SAKIN OKUMAYIN!
SERİ BİTSİN ÖYLE OKURSUNUZ :)

Aslında kitap tüm Barrons hayranlarının hayal edeceği bir şekilde başlıyor. 
Her ne kadar bir önceki kitap çok pis bir yerde bitip bizi HÖNKKK! diye bıraksa da, 
hemen ardından bu kitaba başlayınca o şoku atlatıp yolumuza devam edebiliyoruz.

Eyvah eyvah! 
Bu kitapta işler çok fena kızıştı. 
Şu ana kadar okuduklarım arasında kıyaslamam gerekirse bence serinin en güzel kitabı bu. Daha karanlık, daha sert, daha umutsuz ve kesinlikle daha seksi :)

Ateş serisini tam anlamıyla yorumlayamadığımı biliyorsunuz. Ben yorumlamayım en iyisi siz okuyun diyorum ya, yine yorum yapamayacağım konusu hakkında. Ama dediğim gibi bu seri okunur, dönüp dönüp bir daha okunur. Ara ara açıp alıntılara bakılır. Ve kitaplığın baş köşesine koyulur.
Evet aynen böyle düşünüyorum.
Ama bu kitabın sonu insana kalp krizi geçirtir.
 Okuyun, okuyun, okuyun :)



ŞİMDİ SIRA GELDİ EN SİNİRLENDİĞİM NOKTAYA!
Ateş Serisi daha önce Epsilon'dan çıkarken nedense dördüncü kitapta Artemis'e geçmiş. 
Ve sanırım Artemis'te ki çevirmen arkadaş merak edip, zahmet edip daha önce yayınlanmış üç kitabın kapağını açmamış. 
O kadar irrite edici hatalar vardı ki kitapta. 
En göze batanı üç kitap boyunca Barrons Kitap ve Süs Eşyaları olan dükkanın adını sen kalk kafana göre Barrons Kitap ve Baloncukları olarak değiştir. Baloncuk nedir arkadaşım? Hadi üç kitabı okumadın diyelim. Ya Barrons gibi bir adam dükkanına BALONCUK der mi Allah aşkına! Barrons nireee Baloncuk nireee! On yüz bin baloncuk yut e mi!
Bir de kitapçıya sahaf sahaf dememiş mi okudukça saçımı başımı yolasım geldi. 
Mukaddesler olmuş Seelie, Melunlar olmuş Unseelie ve Lord Master olmuş sana Yüce Lord!!!
Buradan çevirmene ve bunu kontrol etmemiş, uyarmamış herkese kocaman bir YUH ARTIK! diyorum. 
Harry Potter'ı hokkabaz diye çevirmek gibi, Christian Grey'i esnaf diye çevirmek gibi bir hata bu. 
Yazıktır, günahtır. 


Neyse, bu kadar çemkirmek yeter sanırım. 
Bu hataları görmezden gelin ve son kitap yayınlanana kadar bu seriye başlamayın ama son kitap çıkar çıkmaz mutlaka okuyun diyerek bir yazımın sonuna daha geliyorum.

Herkese bol Barrons'lu, bol Vlane'li günler dileğimle :))
Sevgiler

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)