15 Mar 2014

Yazan: The Reading Lady Etiketler: , , , | 15.3.14
Golem ve Cin, geçen hafta Doğan Kitap'tan yorumlamam için gönderilen bir kitap. Aslında kitap bana gelmeden önce konusunu okumuş ve merak etmiştim. Hele ki 2013'ün en iyi kitapları arasında seçildiğini ve Goodreads'de aldığı puanı görünce iyice meraklanmıştım. Bu yüzden kitap elime ulaşır ulaşmaz heyecanla okumaya başladım.
Bu arada Golem kelimesini ben ilk defa duydum. Kitapta yaptıkları açıklamaya göre GOLEM; kilden yapılan insan şeklindeki heykel. Ama bu heykeller canlı ve bir sahibe bağlı olup, hayatlarının tek amacı sahiplerinin isteklerini yerine getirmek ve korumak. Büyülü bir sözle canlandırılıyorlar ve başka bir büyülü sözle de yok edilebiliyorlar.
Fantastik kitapların her türlüsünü okumuş olan bendeniz, bugüne kadar vampirinden meleğine, kurt adamından uzaylısına, ejderhasından perisine okumadığım fantastik yaratık kalmamıştır derken bu kitap beni şaşırttı ve karşıma ilk kez duyduğum GOLEM'i çıkardı. Ne de iyi yaptı :)

Kitapta sözü edilen CİN'de bizim kültürümüzdeki "üç harflilerle", Alaaddin'in Sihirli Lambası masalındaki cinin karışımı bir yaratık. O yüzden kitabın bazı yerlerinde tüylerim diken diken olmadı değil.

Kitabı kısaca anlatmam gerekirse 1899 yılında yalnız bir adam olan Otto, Polonya'nın Danzig şehrinde elindeki son parayla o yörenin büyücüsü olarak bilinen yaşlı adam Shaalman'dan kendisine bir Golem yapmasını ister. Ama bu Golem insan bir kadın gibi görünmeli ve ahlaklı, meraklı olmak gibi insani özellikleri de olmalıdır. Bu güne kadar böyle bir şey yapılmamıştır, ama Shaalman çok güçlü bir büyücü olduğundan bunu yapmayı başarır. Golem'ini de yanına alan Otto, Amerika'ya gitmek için gemiye biner ve yolda dayanamayarak Golem'ini uyandıracak sihirli kelimeleri söyler ve Golem kadın geminin ambarında hayata gözlerini açar. Ama Otto, geçirdiği bir hastalıkla gemide hayatını kaybedince Golem sahipsiz kalır. 
New York'da kafası karışmış ve ne yapacağını bilmez bir halde dolaşan Golem'i yaşlı bir haham fark eder. Golemler çok tehlikeli olabileceği için haham, onu yanına alır ve ona Havva ismini vererek insan gibi davranmayı ve yaşamayı öğretmeye başlar.

Bu arada New York'da ki Suriye Mahallesinde bir kalaycıya tamir etmesi için antika bir ibrik getirilir. İbriği tamir etmeye çalışırken bir anda içinden çırılçıplak bir adam çıkar. Tahmin ettiğiniz gibi bu kişi bin yıl önce hain bir büyücü tarafından ibriğe hapsedilmiş bir cindir. İnsan vücuduna hapsedilen cin, kendine ne olduğuna dair hiçbir şey hatırlamamaktadır. Kalaycı Cin'e Ahmed ismini verir ve ona insanların arasında fark edilmeden yaşamayı öğretmeye başlar.

İnsan bedeninde bir Cin ve insan gibi görünen kilden bir Golem'in yolları bir gün kesişir. Ve masalımız böylece başlar...

Ortaokul yıllarımda annemin 2 kalın ciltli 1001 Gece Masalları kitapları vardı ve ben de bayılarak okumuştum onları. Sizler de bilirsiniz, 1001 Gece Masalları'nda Prenses Şehrazat, Hükümdar Şehriyar kendisini öldürmesin diye ona bin bir gece sürecek masallar anlatmaya başlar. Bu masallar birbirinin içine geçen, masal içinde ayrı ayrı masallara açılır ve bir türlü bitmez. 1001 gecenin sonunda hükümdar Şehrazat'ın canını bağışlar. 
Golem ve Cin'de işte 1001 Gece Masalları tadında sizi meraklandıran, heyecanlandıran ve aynı zamanda hem birçok kültür hakkında hiç duymadığınız bilgiler verirken, hem de içinde derin bir felsefe barındıran bir kitap.

“İnsanları düşüncelerine göre değil, yaptıklarına göre yargıla..."

Kilden yapılmış bir Golem'in ve ateşten meydana gelmiş bir Cin'in insan duygu, düşünce ve davranışlarını anlamlandırmaya çalışması, dışarıdan masum ve zavallı görünen büyücünün içindeki saf kötülükle insanların doğruluk ve inanışlarını yönetmesi, büyülü bir masalın içinde bize aktarılırken, beyin kıvrımlarımızı da düşünmeye sevk ediyor.
"Cin, geceler boyunca adamları izleyip dinledi ve bu canlılarda büyüleyici bir tezat olduğuna kanaat getirdi. Kısa ömürlü bu varlıkları, yorucu yolculuklar ve acımasız savaşlarla tuhaf biçimde kendi kendilerine zarar vermeye iten şey neydi?"
Ben kitabı çok sevdim ve 638 sayfalık kitabı akıcı dili ve mükemmel çevirisi sayesinde iki günde bitirdim. Çevirisine mükemmel dediğim nadir kitaplardan Golem ve Cin . Çevirmen Can Yapalak gerçekten zor olan bu kitabı dilimize çok başarılı bir şekilde kazandırmış, kendisini çok tebrik ediyorum buradan.

Uzun sözün kısası masal tadında bir fantastik olmuş bu kitap. Ayrıca felsefi, tarihi de bir roman. İçinde 1900'lü yılların başında New York'dan, asırlar öncesi Suriye çöllerine; bedevilerin göçebe yaşantısından, üç kutsal dinin geleneklerine kadar sizleri eşsiz bir yolculuğa çıkaran bu kitabı okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. 
Doğan Kitap'a da bu kitabı okuması için seçtiği on bloggerdan biri olduğum için çok teşekkürler.
Herkese bol okumalı günler dileğimle,
Sevgiler

0 yorum:

Blog içi arama