Ana içeriğe atla

YORUM: SON ÇAREM - Sabrina JEFFRIES


Aslında bu yazıma 'Geldik bir serini daha sonuna...'diye başlayacaktım ki serinin dedikodusunu bol bol yaptığım arkadaşım Kitap Tutkusu bunun son kitap olmadığı konusunda sağolsun beni uyardı. 
Olsun, bence bu seri bitti :) 


Beş kardeşin aşk hikayelerini okuduk ve anne babalarının cinayetini çözdük ya benim için bu seri bitmiştir arkadaş :)
Zaten altıncı kitap son iki kitaptan tanıdığımız Devonport Dükü hakkında olacakmış. Yabancı değil yani :)
Ha yeni kitabı okumayacak mıyım?
Kesinlikle okuyacağım çünkü Sabrina benim en sevdiğim yazarlardan biri. 
Daha önce ülkemizde yayınlanan tüm kitaplarını okudum ve beğenmediğim hiç olmadı. 
Ayrıca Sabrina ile tanışma, yazışma şansım oldu ve inanılmaz sempatik, doğal ve içten bir insan olduğunu biliyorum. Hatta kendisiyle yaptığım röportajda bu kitap hakkında da sorular sormuştum ve çok içten yanıtlar almıştım.

Neyse fazla uzatmadan kitabımızın konusuna geçelim. Serimiz Sharpe kardeşlerin büyükanneleri Hetty'nin evlenmeleri konusunda verdiği ültimatomla başlıyordu. Her biri birbirinden yaramaz, çapkın kardeşler ilk dört kitap boyunca evlendi ve ültimatomun süresinin bitmesine sadece iki ay kaldı. Bu süre içinde en küçük kardeşimiz Celia evlenemezse hiçbiri mirastan tek peni alamayacaklar. 
Durum böyleyken Celia, anne babalarının ölümünü araştıran dedektif Jackson Pinter'dan bir dük, bir vikont ve bir barondan oluşan taliplerini araştırmasını ister. İçten içe Celia'ya aşık olan Pinter, ayrı dünyaların daha doğrusu ayrı sınıfların insanları olduklarını düşündüğü için Celia'ya karşı buz gibi ve sert davranmaktadır. Bizim başına buyruk, uçanı kaçanı havada vuran atıcılık ustası Erkek Fatma Celia bu duruma içten içe sinir olurken kendini bir anda Pinter'la birlikte ailesinin cinayetini çözmeye çalışırken bulur.
Ve tabii ki aralarındaki çekime karşı koymaya çalışırken...

Yazarın akıcı, eğlenceli anlatımıyla su gibi akıp giden bir kitap olmuş Son Çarem.
Seri hakkında blogu ilk açtığım zamanlarda bir tanırım yazısı yazmıştım Okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Tarihi aşk romanı sevenlere kesinlikle tavsiye ettiğim yazarlardan biridir Sabrina Jeffries. Sharpe kardeşlerin hikayesinin anlatıldığı seri beş kitaptan oluşuyor ve merak edenler olursa diye sıralaması da şu şekilde:

Bozulan Yeminler
Yatağımdaki Serseri
Sır Gibi Sakladım
Vahşi Bir Lordun Kollarında (yorum için tıktık!)
Son Çarem

Herkese bol okumalı günler dileğimle,
Sevgiler

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…