Ana içeriğe atla

Bu Fuar Bir Harikaydı Dostum!

Herkese Merhaba Arkadaşlar,
Şu anda bu yazımı yazarken oldukça yorgun ama bir o kadar da mutluyum. :D 

Sebebini başlıktan da anlamışsınızdır sanırım ama ben yine de söyleyeyim. Şu anda İzmir'de, annemin yanındayım (ki bu benim için en büyük mutluluk sebeplerinden biridir) ve 19. Tüyap İzmir Kitap Fuarı'nı doya doya yaşamış durumdayım. Çok güzel ve keyifli geçen fuarın sonunda kalbimde birçok güzel anı ve dünya kadar kitapla Ankara'ya döneceğim. 

Pegasus Yayınları'na çevirmenlik yaptığımı biliyorsunuzdur. Kalbimde her zaman özel bir yeri olan Pegasus'un fuardaki standında fuar süresince satış yaptım ve deli gibi yorulmama rağmen her gece eve ayaklarım, belim ağrıyarak dönerken, kitapseverlerle ve kitaplarla iç içe olmaktan mutlu bir şekilde, yüzümde kocaman bir gülümseme vardı :D
Pegasus'un standında çalışanlar kitapseverlerin çoğunun tanıdığı blogger ve kitap sayfası admini arkadaşlardan oluşuyordu. Ki bu bence çok doğru bir seçim olmuş. Satılan kitapların çoğunu okumuş bir satış kadrosundan daha iyi bir grup olabilir mi? Gelen kaç okuyucuya kaç kitabın konusunu anlatıp sattığımı ben bile hatırlamıyorum :D Birimizin okumadığını bir diğeri mutlaka okumuş oluyordu ve hemen gelip kitabı soran kişiye kısa bir özet geçiyordu. Özellikle yeni çıkan Cadıların Keşfi kitabını aramızda okumaya başlayan Hülya'nın kaç kişiye bu kitabı anlattığını bilmiyorum. Bu kitabı her gördüğümde artık aklıma Hülya gelecek :D

Fuarda beni en çok mutlu eden şeylerden biri de blogumu takip eden ve videolarımdan beni tanıyıp gelenler oldu. O yoğunluğun arasında kısa ama hoş sohbetler ettik ve onlarla yüz yüze tanışıyor olmaktan çok keyif aldım. Eğer bu yazımı okuyorsanız sizlere çok teşekkür ediyorum :D

Tüm bunların dışında fuar inanılmaz bir yoğunlukta geçti. Zaten gazetelerden okuduğum kadarıyla bu sene katılım rekoru kırılmış. Fuarın ilk gününde bir video çektim ama gürültüden dolayı yayınlayıp yayınlamayacağımı bilmiyorum. Belki Ankara'ya dönünce üzerinde oynayıp sesi netleştirebilirsem yayınlarım. 

Ayrıca fuarda uzun zamandır görüşmediğim ve çalıştığım dönemde bir eğitimde tanıştığım ve çok sevdiğim Leyla Özlem Demir hanımın çıkardığı şiir kitabının imza gününün olduğunu gördüğümde koşarak yanına gittim. Hem kendisiyle görüşme hem de kitabını imzalatma fırsatım oldu. Kitabı okuduğumda burada da yorumlarımı ve kendisiyle gerçekleştireceğim kısa söyleşiyi yayınlayacağım.

En sevindiğim imzalardan biri de çocukken kitaplarını çok severek okuduğum Muzaffer İzgü oldu. Tuğçe'nin Kitaplığı blogunun sahibi Tuğçe'de Gülşah Elikbank'ın yeni kitabı Aşkın Gölgesi'ni bana ismime imzalı olarak hediye etti. Kendisine buradan çok teşekkürler :D

Pegasus standında birlikte çalıştığımız, gülüştüğümüz arkadaşlarım The Codex blogunun sahibi Gizem, Sui Generis blogunun sahibi Hülya, Kitap Karnavalı blogunun sahibi Duygu, Kitap Sokağı sayfasının adminleri Saadet ve Ceren, Pegasus'un deneyimli ve bir o kadar da sıcakkanlı, sempatik çevirmenleri Sevinç Seyla Tezcan ve Müge Kocaman Özçelik ve Pegasus'un diğer çalışanlarıyla harika bir ekip oluşturduk. Hepsine sevgiler! Harikasınız!

Yorucu ama bir o kadar keyifli fuarın sonunda kendime aldığım kitaplarım da bunlar :D 


Son sözüm, umarım Tüyap Kitap Fuarı Ankara'ya da gelir!

Herkese bol okumalı, bol kitaplı günler dileğimle,
Sevgiler...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…