Ana içeriğe atla

YORUM: Gece Fısıltıları - Judith MCNAUGHT


Night Whispers, Gece Fısıltıları, The Reading Lady

Offf çok hüzünlüyüm :(
Okumadığım tek bir kitabı kalmıştı Judith'in ve malesef onu da okudum, bitti :(

Bir insan evladı bu kadar mı güzel yazar, okutur kendini. En vasat denilen kitabı bile ortalamaların kat kat üstünde, inanılmaz keyifli...
JM'in kalemiyle tanışmamış okurlar varsa çok üzülürüm gerçekten, çok şey kaçırıyorlar.
Ben bu kadın sadece adını yazsa onu bile okurum valla, o kadar seviyorum kendisini!
Boşuna "Yüreğin Kraliçesi" demiyorlar ona :))

JM'e bu kadar ilan-ı aşk ettikten sonra gelelim kitabımıza...

Ve nihayet Gece Fısıltıları'nı (Night Whispers) da okudum ve çok çok beğendim.
Ama bir rüyaydı geldi, geçti...
Her rüya gibi çabucak bitti...
Gece 4'te kitabın kapağını kapadığımda suratımda kocaman bir gülümsemeyle kalakaldım. Her zamanki gibi çok iyi bir kurgu, su gibi akıp giden bir anlatım, kendini size hemen bağlayan güçlü karakterler ve soluksuz okunan bir hikâye...
Sloan: O bir polis :))
Kitabımızın konusunu kısaca anlatacak olursam Sloan, küçük bir sahil kasabasında polislik yapan ve herkes tarafından çok sevilen bir kadındır. O çok küçükken ablasını da alıp onları terk eden babasını hiç tanımamıştır. Bir gün babasından bir telefon gelir. Ülkenin en zengin adamlarından olan babası, kalp krizi geçirdiği için Sloan'ı iki haftalığına yanına çağırır. Gitmeye hiç niyeti olmayan Sloan, o sırada kendisini takip etmekte olan FBI ajanı Paul'un ısrarıyla gizli görevli olarak gitmeyi kabul eder. Paul, babasının karanlık işlere bulaştığından şüphelenmektedir ve Sloan'ın erkek arkadaşı rolüyle malikaneye girebilecek ve araştırma yapacaktır. 
Babasının Palm Beach'de ki malikanesine gittiklerinde kız kardeşi Paris ve büyükbüyükanne huysuz Edith'le tanışan Sloan, kendini birdenbire çok farklı bir dünyanın içinde bulur. Paranın su gibi aktığı, ülkenin en zenginlerinin ve politikacılarının olduğu bu dünyada kız kardeşinin uzatmalı nişanlısı Noah'la tanışır. Ve olaylar bu şekilde başlar...
Night Whispers, Gece Fısıltıları, The Reading Lady
Noah Maitland teknesinde Sloanı beklerken :))
Noah'da Noah yani, tüm JM heroları kadar taş bir arkadaş kendisi :))

Kitabı okurken içindeki tüm karakterleri ayrı ayrı sevdim. Sloan, son zaman romanlarında sıklıkla karşılaştığımız sarsak, dudak ısırıp gözlerini deviren, içinden geçeni söylemeyip sonra tripten tribe giren kadınlardan değil. Ayakları üzerinde duran, açık sözlü, kalbinin sesini dinleyen ve bir o kadar da sevimli biri. Noah'da klasik JM erkeği :) Yakışıklı, seksi, korumacı, çoooook zengin, ünlü, başarılı, kadınını canı pahasına seven ve koruyan, yalana tahammülü olmayan, sert dış görünüşünün altında aslında yumuşacık kalbi olan biri. (Ay say say bitmez ki JM herolarının özellikleri :) )
Yani kısaca MİKEMMEL :)))

Gece Fısıltıları genelinde bir aşk hikayesi anlatsa da aslında polisiye yanı da çok yüksek bir roman olmuş. Kadın karakterimizin polis olmasının da bunda büyük etkisi var tabii :)
Hele kitabın bir bölümünde kendimi birden bir Agatha Christie romanının içinde buldum sandım. Yani aşkın yanında polisiye tarafları da gizemli ve merak uyandırıcıydı.

Yazarın ülkemizde yayınlanmamış 2 kitabı daha var ve umarım Epsilon Yayınları bunları da yayınlar. Bizler de mutlulukla okumaya devam ederiz :)

Bu arada seçtiğim resimlere bayıldım :)) Siz ne düşünüyorsunuz?
Herkese bol okumalı günler dileğimle,
Sevgiler

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)