Ana içeriğe atla

YORUM: Kocan Kadar Konuş - Şebnem BURCUOĞLU


Herkese Merhaba Arkadaşlar,
Bugün size bana kahkahalar attıran; hatta bununla da kalmayıp gülmekten gözlerimden yaş getiren çok komik, çok eğlenceli bir kitabı anlatacağım.

Kocan Kadar Konuş!

İtiraf ediyorum: Ben bu kitaba karşı inanılmaz önyargılıydım. 
Neden mi?
Bir kere zorlama olacağını düşünüyordum. Komik olsun diye bayat esprilerin olduğu, klişe laflarla dolu, 
Sex and the City çakması bir kitap olduğunu düşünüyordum.
O kadar yanılmışım ki!!!
Ay çok utandım kendimden bunları düşündüğüm için. 

Çünkü kitabın yukarıda saydıklarımla uzaktan yakından ilgisi yok.

Bir kere çok samimi. 

Ana karakterimiz Efsun'da iddia ediyorum kitabı okuyan her kız mutlaka kendinden bir parça bulacak. Hani kitabın kapağında %100 Bir Türk Kızı Romanı yazıyor ya, evet gerçekten de %100 bir Türk kızını anlatıyor yazarımız. Sen, ben o, hepimiz birer Efsunuz!

Kitabı okuduğum gün köpeğim Dora'nın artık çok ağırlaştığı (birkaç gün içinde de kaybettik zaten onu), çok üzüntülü geçen ve bırakın kahkaha atmayı, moral bozukluğundan doğru dürüst konuşamadığım bir gündü. Ne televizyon izleyebiliyor, ne de başka bir şey yapabiliyordum. Aman şu kitap ince birazcık karıştırayım dememle, birkaç saat içinde gözlerimden yaşlar gelerek gülerek bitirdiğim bir neşe kaynağı oldu bana.

Yazarımızı hiç tanımıyorum, ama eğer bu yazıyı okuyorsa buradan ona en içten teşekkürlerimi gönderiyorum. Gerçekten ağlamaktan gözlerimin şiştiği bir günde bana neşe ve mutluluk verdi bu kitapla. 

Kitabımızın konusunu kısaca anlatmam gerekirse 30'lu yaşlarına gelen Efsun, evlenme konusunda her Türk kızının bu yaşlarda yaşamaya başladığı aile/mahalle baskısını yaşamaya başlar. Kimi zaman alttan alta laf sokmalar kimi zaman da açık açık yüzüne söylenenlerden bıkıp usanmıştır ve bugüne kadar ki başarısız ilişkilerinde yaptıklarını tekrarlamamak için kız kardeşlerinin ve çevresindeki kadınların tavsiyelerini dinlemeye başlar. Benim burada kendimle özleştirdiğim nokta şu oldu. Ben de 32 yaşında evlendim ve o yaşıma kadar çok başarılı bir kariyerim olmasına rağmen ne zaman aile ya da evli arkadaş ortamlarına girsem her zaman evlilik baskısını yaşamışımdır. Yani isterseniz ağzınızla kuş tutun, eğer otuzunuzu geçmiş ve evlenmemişseniz mutlaka "kuşun kanadı dışarıda kalmış," diyen ve sizi ezik göstermeye çalışan birileri çıkıyor karşınıza. Tipsiz kocası ve çirkin çocuklarıyla size hava atmaya kalkan lise arkadaşınız, kendi kızı kocasından çok çeken konu komşu, iyi niyetli de olsa manevi baskı yöntemiyle sizi sindirmeye çalışan akrabalar... İşte olayın komik yanı da burada başlıyor. Bir bakıyorsunuz içinizdeki Efsun ortaya çıkıyor :) Az önce demiştim ya, yine tekrarlıyorum: Hepimiz Efsunuz!

Çok eğlenceli, çok komik ve çok içten bir kitap Kocan Kadar Konuş. Hayatın stresinden biraz uzaklaşmak, kafanızı dağıtıp neşelenmek istiyorsanız bu kitabı okumanızı öneririm. Ben çok sevdim ve sizlerin de beğeneceğinizi umuyorum :)
Herkese bol okumalı günler dileğimle, 
Sevgiler

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Ayın En 'Klasik' Günü: AŞK ve GURUR - Jane Austen

Herkese Merhaba Arkadaşlar, Bu sene yeni bir etkinliğe başlayacağımı şu yazımda duyurmuştum. Bu sene için kendime koyduğum her ay bir klasik okuma hedefini maalesef bazı özel sebepler yüzünden geciktirdim. Bunun için lütfen kusura bakmayın.

Şimdi gelelim Ayın En Klasik Günü etkinliğimin ilk kitabına. Benim çok sevdiğim ve defalarca okumuş olduğum Jane Austen'in en bilinen eseri Aşk ve Gurur'la açılışı yapmak istiyorum.
Aşk ve Gurur, orijinal adıyla Pride and Prejudice, tam çevrildiğinde Gurur ve Önyargı demek ama ülkemizde bu isimle pek tanınmıyor.
İlk olarak 1813 yılında yayımlanan romanı Austen, 1796-1797 yılları arasında 21 yaşındayken yazmıştır. Jane Austen'in oldukça ilginç bir yaşam öyküsü vardır. Uzun bir araştırmadan sonra yazmış olduğum Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Jane Austen'in hayatı boyunca tek bir kişiye aşık olduğu söylenir Tom Lefroy adındaki bu genç adamla yaşadıkları mutlu sonla bitmeyen aşklarına inat, Jane yazd…