Ana içeriğe atla

Harlequin Mayıs Kitapları


Harlequin kitaplarını okumayı her zaman sevmişimdir. 
Kolayca okunmaları ve her zaman mutlu sonla bitmeleri sebebiyle insanın içini sıkmadan, neşe veren küçük cep kitaplarıdır benim için. 
Durum böyle olunca birkaç arkadaş her ay Harlequin'den çıkan kitapları okuyup, sizler için yorumlamaya karar verdik. 
Umarım sizler de bizim kadar keyif alırsınız.


SONUNA KADAR - Fiona HARPER
Kelly Bradford'ın, artık tek istediği düzenli bir hayattı.  Bir erkeğe kesinlikle ihtiyacı yoktu; tüm yaşadıklarından sonra biriyle çıkmayı aklından bile geçirmiyordu. Yani,  patronu, seksi gülüşlü Jason Knight ile ilgili hayaller kurmamalıydı!

Ancak New York yolculuğu kararlarını tekrar gözden geçirmesine neden olacaktı. Bedeninde yükselen adrenalinin, Jason yanındayken hissettiği heyecanla bir ilgisi yoktu. Belki de, kendini yeniden canlı, yaşam dolu hissedebilmesi için tek ihtiyacı olan şey etkili bir vuruştu!


Kelly, kocasından boşanmış ve iki çocuğuyla hayat mücadelesi vermekte olan bir kadındır. Geçici eleman olarak başladığı işinde yeni patronu ona sarkıntılık edince insan kaynakları onu işten çıkarmak ister. Tam bu sırada şirketin sahibi Jason Knight'ın asistanı işten ayrılmıştır ve Kelly'i onun yanında çalışmak üzere görevlendirirler. Uçarı ve çapkın Jason, hayatta yaptığı hataları telafi etmek için başarılı olması çok önemli bir proje üstünde çalışmaktadır. Ciddi görünümlü, hayata karşı dik durmaya çalışan güzel Kelly ile Jason'ın yanyana gelmesi tabii ki bir ateşle barut durumudur. 

Kitapta Kelly'nin geçmişte yaşadığı şeyleri okuyunca içiniz buruluyor. Benze bir acı da Jason'un başından geçmiş. Ve bu iki yaralı insanın aşkı birbirlerinde bulması, çok keyifli bir hikayeyle anlatılmış. Beyaz Dizi sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

AKDENİZ BÜYÜSÜ - Susan MEIER

Muhasebeci Olivia Prentiss, İnferno şirketine katıldığında istemsiz bir biçimde terfi alacağından habersizdi. Yeni işi, çoğu insanın korkuyla baktığı, yakışıklı ve çetin ceviz patron Tucker Engle?nin kişisel asistanlığı idi.

Olivia kısa zamanda, Tucker'in gözle görünenden daha fazlası olduğunu fark edecek ve İtalya'ya düzenlenen bir iş gezisinde onun sert kabuğunun altındaki kırılgan kişi ile tanışacaktı. Bu tanışma ona kim bilir neye mal olacaktı?

Olivia, muhasebede çalışmak üzere başlayacağı şirketinde ilk günden Azrail lakaplı patronu Tucker Engle'ın asistanı olarak çalışmak zorunda kalır. Kimsesiz bir çocuk olarak koruyucu ailelerin yanında büyümüş katı ve sert disipliniyle bilinen Tucker'ın yanında çalışmak göründüğü kadar da zordur. İş için birlikte gittikleri İtalya seyahatinde onun bu ulaşılmaz kabuğunun altındaki gerçek Tucker'ı keşfettiğinde, ona aşık olur. Ama Tucker, bir sebepten ondan uzak duruyordur. Aralarındaki bu karşı konulamaz çekimle nereye kadar dayanacaklardır?

Okuduğum bu iki hikayede de en sevdiğim nokta kadınların güçlü duruşları oldu. Bazı kitaplarda rastladığım ve gerçekten sinir olduğum ezik büzük, aklındakini söylemekten kaçınan karakterlerden değillerdi. Yaşadıkları zorluklara rağmen dimdik hayatta kalmaları ise (özellikle Sonuna Kadar'da) en beğendiğim nokta oldu.
  Hepinize bol okumalı günler dilerim.
Sevgilerimle,

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)