9 May 2014


Fantastik - Paranormal kitaplara bayılıyorum.
Hele bu türden çok fazla kitap okuduğum için olsa gerek, yazarlar değişik bir konu yakaladılar mı değmeyin keyfime!
Ruh Hırsızı benim böyle bir konuyu işleyen okuduğum ilk kitaptı. Alışılmışın dışında, farklı ve merak uyandırıcı bir ilk kitap olmuş bu. 
Pegasus Yayınları'ndan çıkan Ruh Hırsızı (My Soul To Take), Ruh Çığlığı (Soul Screamers) serisinin ilk kitabı ve seri toplamda yedi kitap ve dört ara kitaptan oluşuyor. Yedinci kitap serinin son kitabı mı yoksa yazar devam edecek mi bilmiyorum ama Ruh Hırsızı'nı giriş kitabı olarak ben çok beğendim.

Kitabın konusunu kısaca anlatırsam Kaylee, East Lake Lisesi'ne giden ve güzel kız arkadaşı Emma dışında çok fazla arkadaşı olmayan bir kızdır. Annesi o küçükken ölmüş, babası da ona bakamayacağını düşünüp Kaylee'yi Val yengesi ve Brandon amcasının yanına bırakıp İrlanda'ya taşınmıştır. Kuzeni Sophie'nin ona hayatı dar etmesinin dışında yengesi ve amcasıyla mutlu mesut yaşamaktadır. Birkaç sene önce geçirdiği krizleri ve akıl hastanesine yatırılışı sayılmazsa gayet normal bir hayatı vardır.
Bir gece Emma ile gizlice bir gece kulübüne giderler. Orada okulun yakışıklı ve popüler çocuğu Nash, Kaylee'ye ilgi göstermeye başlar.
Halinden gayet memnun Kaylee ve Nash dans ederlerken o duygu birden bire geri gelir.
Akıl hastanesine yatırılmasına neden olan duygu.
Deli gibi çığlık atma duygusu.

Kaylee'nin henüz kendisinin de bilmediği bir gücü vardır.
Etrafında ölecek olan kişileri hissediyor ama onların ölmesine kesinlikle engel olamıyor. Öleceğini hissettiği kişi yakınında olduğunda ise durduramadığı, kulakları sağır eden bir çığlık atmaya başlıyor ve o kişi ölene kadar çığlık atmaya devam ediyor.

Sakin giden hayatında birden çevresinde genç kızlar sebepsiz yere ölmeye başladığında, Kaylee hem bu ölümlerdeki rolünü hem de kendisindeki bu esrarengiz özelliği araştırmaya başlar ve zamanla şaşırtıcı gerçekler ortaya çıkar.

Ruh Hırsızı, serinin giriş kitabı olduğu için açıklanmayan, diğer kitaplarda daha net öğreneceğimizi düşündüğüm noktalar var. Kaylee ve Nash'in ilişkilerinin çok hızlı başladığını düşünsem de, konu olarak ilginç ve değişik olması sebebiyle ben kitabı beğendim ve seriye kesinlikle devam edeceğim. İşlerin kızışacağı ve daha da ilginçleşeceği ilk kitaptan belli oluyordu.
Umarım devam kitapları çok fazla ara olmadan yayınlanır.

Değişik konusu olan bir fantastik okumak isteyenlere bu kitap önerimdir :)

Herkese bol okumalı günler dileğimle,
Sevgiler
Arka Kapak Yazısı : 

İNSANLARIN RUHUNU ÇALAN KARANLIK BİR GÜÇ…
Kaylee ölüleri görmüyor, ama…
Çevresinde ölmek üzere olan biri varsa bunu hissediyor. Ve bu öngörü esnasında kontrol edemediği bir güç, çığlık atmasına neden oluyor. Hem de kulakları sağır edecek bir çığlık.

TÜM KÖTÜLÜKLERE MEYDAN OKUYAN, 
ENGEL TANIMAZ BİR AŞK!

Kaylee’nin tek isteği okulun en havalı çocuğuyla olmanın keyfini çıkarmaktır ama Nash onun çığlıklarının ardındaki gizemi bildiğinden, sıradan bir ilişki onlar için sadece hayaldir.
Okul arkadaşları gizemli bir şekilde ölmeye başladığındaysa,
sıradaki kurbanın kim olduğunu sadece Kaylee bilecektir.
Ancak onları kurtarması imkânsız gibi görünmektedir çünkü bir ruhu kurtarmanın bedeli, bir diğerini kaybetmektir...

“Eski bir mit, gizem ve aşk benzersiz bir hikâyede bir araya gelmiş. Başından sonuna hayran kaldım.”
—Melissa Marr

“Kaylee’nin mutluluğunu ve acısını hissetmek, Kanınızı donduracak çığlığını duymak... Farklı bir hikâye peşinde koşan herkes bu kitaba bayılacak.”
—Publishers Weekly blog

0 yorum:

Blog içi arama