Ana içeriğe atla

YORUM: Ruh Hırsızı - Rachel VINCENT


Fantastik - Paranormal kitaplara bayılıyorum.
Hele bu türden çok fazla kitap okuduğum için olsa gerek, yazarlar değişik bir konu yakaladılar mı değmeyin keyfime!
Ruh Hırsızı benim böyle bir konuyu işleyen okuduğum ilk kitaptı. Alışılmışın dışında, farklı ve merak uyandırıcı bir ilk kitap olmuş bu. 
Pegasus Yayınları'ndan çıkan Ruh Hırsızı (My Soul To Take), Ruh Çığlığı (Soul Screamers) serisinin ilk kitabı ve seri toplamda yedi kitap ve dört ara kitaptan oluşuyor. Yedinci kitap serinin son kitabı mı yoksa yazar devam edecek mi bilmiyorum ama Ruh Hırsızı'nı giriş kitabı olarak ben çok beğendim.

Kitabın konusunu kısaca anlatırsam Kaylee, East Lake Lisesi'ne giden ve güzel kız arkadaşı Emma dışında çok fazla arkadaşı olmayan bir kızdır. Annesi o küçükken ölmüş, babası da ona bakamayacağını düşünüp Kaylee'yi Val yengesi ve Brandon amcasının yanına bırakıp İrlanda'ya taşınmıştır. Kuzeni Sophie'nin ona hayatı dar etmesinin dışında yengesi ve amcasıyla mutlu mesut yaşamaktadır. Birkaç sene önce geçirdiği krizleri ve akıl hastanesine yatırılışı sayılmazsa gayet normal bir hayatı vardır.
Bir gece Emma ile gizlice bir gece kulübüne giderler. Orada okulun yakışıklı ve popüler çocuğu Nash, Kaylee'ye ilgi göstermeye başlar.
Halinden gayet memnun Kaylee ve Nash dans ederlerken o duygu birden bire geri gelir.
Akıl hastanesine yatırılmasına neden olan duygu.
Deli gibi çığlık atma duygusu.

Kaylee'nin henüz kendisinin de bilmediği bir gücü vardır.
Etrafında ölecek olan kişileri hissediyor ama onların ölmesine kesinlikle engel olamıyor. Öleceğini hissettiği kişi yakınında olduğunda ise durduramadığı, kulakları sağır eden bir çığlık atmaya başlıyor ve o kişi ölene kadar çığlık atmaya devam ediyor.

Sakin giden hayatında birden çevresinde genç kızlar sebepsiz yere ölmeye başladığında, Kaylee hem bu ölümlerdeki rolünü hem de kendisindeki bu esrarengiz özelliği araştırmaya başlar ve zamanla şaşırtıcı gerçekler ortaya çıkar.

Ruh Hırsızı, serinin giriş kitabı olduğu için açıklanmayan, diğer kitaplarda daha net öğreneceğimizi düşündüğüm noktalar var. Kaylee ve Nash'in ilişkilerinin çok hızlı başladığını düşünsem de, konu olarak ilginç ve değişik olması sebebiyle ben kitabı beğendim ve seriye kesinlikle devam edeceğim. İşlerin kızışacağı ve daha da ilginçleşeceği ilk kitaptan belli oluyordu.
Umarım devam kitapları çok fazla ara olmadan yayınlanır.

Değişik konusu olan bir fantastik okumak isteyenlere bu kitap önerimdir :)

Herkese bol okumalı günler dileğimle,
Sevgiler
Arka Kapak Yazısı : 

İNSANLARIN RUHUNU ÇALAN KARANLIK BİR GÜÇ…
Kaylee ölüleri görmüyor, ama…
Çevresinde ölmek üzere olan biri varsa bunu hissediyor. Ve bu öngörü esnasında kontrol edemediği bir güç, çığlık atmasına neden oluyor. Hem de kulakları sağır edecek bir çığlık.

TÜM KÖTÜLÜKLERE MEYDAN OKUYAN, 
ENGEL TANIMAZ BİR AŞK!

Kaylee’nin tek isteği okulun en havalı çocuğuyla olmanın keyfini çıkarmaktır ama Nash onun çığlıklarının ardındaki gizemi bildiğinden, sıradan bir ilişki onlar için sadece hayaldir.
Okul arkadaşları gizemli bir şekilde ölmeye başladığındaysa,
sıradaki kurbanın kim olduğunu sadece Kaylee bilecektir.
Ancak onları kurtarması imkânsız gibi görünmektedir çünkü bir ruhu kurtarmanın bedeli, bir diğerini kaybetmektir...

“Eski bir mit, gizem ve aşk benzersiz bir hikâyede bir araya gelmiş. Başından sonuna hayran kaldım.”
—Melissa Marr

“Kaylee’nin mutluluğunu ve acısını hissetmek, Kanınızı donduracak çığlığını duymak... Farklı bir hikâye peşinde koşan herkes bu kitaba bayılacak.”
—Publishers Weekly blog

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)