Ana içeriğe atla

YORUM: GÖLGE ATEŞİ - Karen Marie MONING

Geldik bir serimizin daha sonunaaaa...
Evet geldik, ama nasıl geldik bir de bana sorun. 
(Fonda çalan şarkı: Çekmediğim dertleeer çile kalmağğdııı, feryatsııızzz gündüzümmmm gecem olmağğğdıııığğğ....)

Şu ana kadar okuduğum en sağlam fantastik serilerden biri olan Ateş serisinin merakla beklediğim son kitabını okurken elimde sürüneceğini, bitirdiğimde mutsuz olacağımı ve yorum yapmak için bir aydan fazla süre sallayacağımı başkası söylese inanmazdım. Ama maalesef tüm bu söylediklerim aynen yaşandı.

Kitap Artemis'in sayfasında yayınlanır yayınlanmaz sabırsızlıkla beklemiş, çıktığı ilk gün siparişimi verip almıştım. Serinin diğer kitaplarını bir günde okumama rağmen bu kitap benim elimde tam bir hafta süründü. 
( ki ben hastalık, misafir vs. olmadıkça en uzun kitabı bile maksimum üç günde bitiren bir insanım, siz anlayın artık...)

Bir önceki kitap İntikam Ateşi çok ama çok acayip bir yerde bitmişti. Zaten serinin tüm kitaplarını Karen sağolsun öyle yerlerde bitiriyor ki kitabı elinizden bırakmanızla diğer kitaba koşmanız arası saniyeler sürüyor. Ben diğer dört kitabın tümü elimdeyken seriye başladığım için tüm seriyi bir haftada yalayıp yutmuş, merakla ve heyecanla beşinci ve son kitabı bekliyordum. 
Allahtan çok beklememe gerek kalmadı ve Artemis yakında çıkıyor diye duyuruyu yaptı.
Aman tanrım!
A.M.A.N T.A.N.R.I.M!!!

Şimdi burada araya girip bir gerçeğe parmak basmak, kafa atmak, ayağımın altında çiğnemek istiyorum.
Bu.. bu...bu... NEDİR BU???
Amerikalıların deyimiyle WHAT THE FUCK yahu?
O kapak nedir? Kapaktaki Amerikan Güreşçisi gibi sırtı olan hatun kimdir? O hatunun parmağını kim kırmıştır? Güreşirken mi yamulmuştur? Barrons fotoğraf çekinmeden önce diyete mi girmiştir, resimdeki ince belli çay bardağı abi kimdir?
Ve neden, nedeeeen allaaaam neden böyle bir kapakla bu kitap satışa sunulmuştur?

Ben ki bugüne kadar ne blogumda, ne de başka bir yerde hiçbir kitap kapağına laf etmemiş, beğenmesem bile beğenenlere laf sokmamış, laf sokanlara da içten içe kıl olmuş biriyim. Sonuçta görsellik görecelidir. Benim beğendiğimi, ayılıp bayıldığımı sen beğenmez, iğrenç bulabilirsin. Zevktir, zevk kişiseldir. Artı kitap kapaklarına çok da dikkat etmediğimi, dikkat etsem de çok anlamadığımı, genelini beğendiğimi de buradan itiraf edebilirim.
Ama kör gözüme parmağım, bu kapak beni bile irrite etmeyi başardı gerçekten. Kapağı yapan arkadaşlara selamlar olsun!

Diğer bir içten selamım da çevirmen ve editör arkadaşlara. Tamam Barrons'u çok sevdik, tüm ayılığı ve odunsuluğuyla kalbimize aldık. Ama bu sevgimiz onun Mahsun Kırmızıgülleşmesine sebep olmamalıydı. 
"Seni s.kerim ULAN!" cümlesiyle başlayıp "ALEM BUYSA KRAL BENİM!" cümlesiyle tavan yapan mahallemizin kıro delikanlısına dönüşmüş bir Barrons'u okurken gri hücrelerim sinirden beyaza döndü ve infilak etti resmen. (Fonda çalan şarkıyı amme hizmeti olarak sizin için bulup ekledim) 

Mahsun + Kadir Abi (Hangi Kadir? Deli Kadir üleeeyyyn) karışımı Barrons'un her kitapta ismi değişen kitapçı / baloncu dükkânının ismi bu kitabımızda artık pes edilerek hiç çevirilmeye bile gerek duyulmamıştı. "Ne o kardeşim her kitapta dükkana farklı isim bulmaktan canımız çıktı. Okuyuverin böyle elinize mi yapışacak?" diye düşündüklerini tahmin ettiğim üzere sağolsun çevirmen arkadaş başka birçok önemli noktayı da çevirmeden orijinal haliyle bırakmıştı. Hadi allahtan ben İngilizce biliyorum da az çok anladım, peki İngilizce bilmeyen okurlar nasıl çözdü bu durumu?

Yani isteseler bu kadar karıştırılamazdı bir kitap. Son kitapla bunu okumam arasında geçen süre bir ya da iki aydır. Yani çoğu kişi gibi bir yıldan fazla bekleyip unutmadan sıcağı sıcağına okudum. Ama ona rağmen kısaltmalar, çevrilmeden bırakılan isimler, terimler benim canıma okudu. Bazı yerlerde resmen mala bağladım.  Aynen şöyleydim: "Hollow ne ola ki? Gölgeler desen değil, tılsım desen bir yerde tılsım diye çevirmişti. Aman tılsım de geç... Silvers dediği gümüşler sanırım ama Silvers'a gittim dediği acaba gümüşler değil de bir yer adı mı ki? Bızzzzzzzzttttttttt......devreler yandı.........)

Yaa işte böyle...
Bu kadar içimi döktükten sonra kitaba dönecek olursam ilk yüz-yüz elli sayfa çok gereksiz uzatılmıştı bana göre. O kısımlarda biraz baydım ama sonra kitap kendini toparladı ve benim aklımdaki tüm sorulara cevap vererek bitirdi. Barrons neymiş, Mac kimmiş, ailemizin prensi Vlane neciymiş hepsini öğrendik, başımız göğe erdi ve bir seriyi daha kazasız belasız bitirdik.
Darısı diğer serilerin başına...

Tüm bu yukarıda yazdıklarım sizi soğutmasın aman ha! 
Fantastik kitapları seviyorsanız bu seriyi okumadan geçmeyin. Maalesef oluyor böyle şeyler, ama tüm bu yazdıklarımın sizi güzel bir seriden mahrum etmesine izin vermeyin ve okuyun! Her şeye rağmen çoook seveceksiniz :)

Herkese bol okumalı günler dileğimle,
Sevgiler
SERİNİN DİĞER KİTAPLARI:

Orijinal Adı: Shadowfever
Yazar: Karen Marie Moning
Yayıncı: Artemis
Yayın Tarihi: Mayıs 2014
Sayfa Sayısı: 782
Tür: Paranormal, Fantastik
Goodreads Puanı: 4.54/5

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Roman Gibi Bir Hayat: Jane Austen

Hani sıklıkla duyarız zaman zaman bizler de söyleriz ya “Hayatımı yazsam roman olur!” diye, işte bunu iki yüzyıl önce bir lady, çağının tüm engellerine ve baskılarına rağmen başarmış. Kimden mi söz ediyorum? İngiliz edebiyatının gelmiş geçmiş en iyi romancılarından kabul edilen ve kendi hüzünlü hayat hikayesine inat, her romanını mutlu sonla bitirerek yazan Jane Austen’dan tabii ki.  42 sene sürmüş kısacık hayatında yaşadığı dönemin tüm baskılarına ve engellemelerine karşı dimdik durmuş ve belki de gerçek hayatında sadece bir kez bulup kaybettiği aşkına inat, mizah yönü kuvvetli ve kendine yeten güçlü bayan karakterler yazdığı romanlarıyla bir efsane haline gelmiştir. Ben kendisiyle ortaokul yıllarımda Aşk ve Gurur romanıyla tanıştım. Daha sonra Aşk ve Gurur benim defalarca okuduğum, neredeyse diyaloglarını ezbere bildiğim bir kitap haline geldi. Yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla süre geçen bir roman, dünyada milyonlarca kişiyi etkileyebiliyor ve kendine hayran bırakabili…

Yetmisler, Seksenler ve Doksanlar Modası

Herkese merhabalar arkadaşlar, Blog turumuz kapsamında incelediğimiz Kristin Hannah'ın Ateşböceği serisi iki kız arkadaşın, Kate ve Tully'nin, 1970'lerde henüz on üç yaşında başlayan dostluklarının hikâyesini anlatıyor. Tabii bu duygusal hikâyeyi okurken de yazarın eşsiz kalemiyle o dönemlere adeta bir zaman yolculuğuna çıkıyoruz. Ben de bu yazımda kitabımızda geçen dönemler hakkında kısaca bilgi vermek istedim.
Bakalım karakterlerimiz o yıllarda nasıl giyiniyorlarmış?

Christian Grey'e Neden Asık Olduk?

Grinin Elli Tonu herhalde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kitap okuyan hemen her kadının okuduğu son zamanların bomba kitabı. Heryerde kitapla ilgili yazılar görüyorum. Kimi gerçekten nefret ediyor, kimi kararsız kalmış, kimileri de benim gibi gerçekten sevmiş. Aslında edebi değeri yokmuş, konusu çok basitmiş vs vs gibi şeyleri göz önüne almadan tarafsızca okuduysak , kitaba bayılmamak için bir sebep yok bence.
Bir kaç sene önce Twilight /Alacakaranlık serisi de benzer bir “Ahhhh Edward!” durumu yaratmıştı bünyelerde. Gerçi o kitaplarda vampir/kurtadam olayları olduğu için Grinin Elli Tonu’nu okuyan bir çok kişi bu seriyi okumamıştı ama bugün biliyoruz ki bu kitapta aslında Twilight’ın yetişkin versiyonu olarak yazılmış.
Ama işte bugün karşımızda kapı gibi bir Christian Grey gerçeği duruyor. İlk kitabı okuduktan sonra dayanamamış diğer kitapları da internetten bulup okumuştum. Ve şöyle söyleyebilirim toplamda 1500 küsur sayfanın üzerindeki üçlemeyi yaklaşık 5-6 günde bitirmiştim…

"YÜREGIN KRALIÇESI" - JUDITH McNAUGHT

Blogumdaki ilk yazar incelememi en sevdiğim yazarlardan biri olan Judith McNaught ile yapmak istedim. Bu yazım ayrıca Blogum Dergisi Şubat 2013 sayısında da yayınlandı. Dergiye  buradan ulaşabilirsiniz. Ve işte karşınızda ilk yazar incelemem : 
Judith Mc Naught (Kısaca JM) nam-ı diğer Yüreğin Kraliçesi  Hani bir gün bir kitap okudum hayatım değişti derler ya...İki sene kadar önce benim hayatım değişmese de okuduğum bir kitap hiç bilmediğim bir dünyaya adım atmama vesile oldu. Bir daha da çıkamadım o büyülü dünyadan. Okumayı ilk öğrendiğim yıllardan beri deli gibi kitap okuyan ben, bu türü hiç duymamış olmanın hissettirdiği cahilliğime mi yanayım yoksa bu zaman kadar böyle güzellikleri kaçırdığıma mı yanayım bilemedim açıkçası. Neden mi bahsediyorum? Bir zamanlar benim dahi burun kıvırdığım, çoğu insanın küçümsediği Aşk Romanlarından tabii ki. Bugün bu yazımda da hem biraz aşk romanlarını (romansları) hem de en sevdiğim yazarını tanıtmaya çalışacağım. Belki de bu yazıyı okuyan biri öny…

Orta Çagda Ne Giysem : TUDOR DÖNEMI

Bir gün bir bakmışız zaman makinası icat edilmiş ve benim gibi historical meraklıları da atlamışız bu makinelere hoooop eski zaman İngiltere'sine gitmişiz. Üzerinizde kot pantolon ve sandaletlerle cadı sanılıp yakılmak ya da kafir sanılıp başınızın kesilmesini istemiyorsanız "Orta Çağda Ne Giysem" isimli yazı dizimi mutlaka takip edin. Söz konusu olan can güvenliğimiz arkadaşlar olay çok ciddi yani. :)