8 Haz 2014

Geldik bir serimizin daha sonunaaaa...
Evet geldik, ama nasıl geldik bir de bana sorun. 
(Fonda çalan şarkı: Çekmediğim dertleeer çile kalmağğdııı, feryatsııızzz gündüzümmmm gecem olmağğğdıııığğğ....)

Şu ana kadar okuduğum en sağlam fantastik serilerden biri olan Ateş serisinin merakla beklediğim son kitabını okurken elimde sürüneceğini, bitirdiğimde mutsuz olacağımı ve yorum yapmak için bir aydan fazla süre sallayacağımı başkası söylese inanmazdım. Ama maalesef tüm bu söylediklerim aynen yaşandı.

Kitap Artemis'in sayfasında yayınlanır yayınlanmaz sabırsızlıkla beklemiş, çıktığı ilk gün siparişimi verip almıştım. Serinin diğer kitaplarını bir günde okumama rağmen bu kitap benim elimde tam bir hafta süründü. 
( ki ben hastalık, misafir vs. olmadıkça en uzun kitabı bile maksimum üç günde bitiren bir insanım, siz anlayın artık...)

Bir önceki kitap İntikam Ateşi çok ama çok acayip bir yerde bitmişti. Zaten serinin tüm kitaplarını Karen sağolsun öyle yerlerde bitiriyor ki kitabı elinizden bırakmanızla diğer kitaba koşmanız arası saniyeler sürüyor. Ben diğer dört kitabın tümü elimdeyken seriye başladığım için tüm seriyi bir haftada yalayıp yutmuş, merakla ve heyecanla beşinci ve son kitabı bekliyordum. 
Allahtan çok beklememe gerek kalmadı ve Artemis yakında çıkıyor diye duyuruyu yaptı.
Aman tanrım!
A.M.A.N T.A.N.R.I.M!!!

Şimdi burada araya girip bir gerçeğe parmak basmak, kafa atmak, ayağımın altında çiğnemek istiyorum.
Bu.. bu...bu... NEDİR BU???
Amerikalıların deyimiyle WHAT THE FUCK yahu?
O kapak nedir? Kapaktaki Amerikan Güreşçisi gibi sırtı olan hatun kimdir? O hatunun parmağını kim kırmıştır? Güreşirken mi yamulmuştur? Barrons fotoğraf çekinmeden önce diyete mi girmiştir, resimdeki ince belli çay bardağı abi kimdir?
Ve neden, nedeeeen allaaaam neden böyle bir kapakla bu kitap satışa sunulmuştur?

Ben ki bugüne kadar ne blogumda, ne de başka bir yerde hiçbir kitap kapağına laf etmemiş, beğenmesem bile beğenenlere laf sokmamış, laf sokanlara da içten içe kıl olmuş biriyim. Sonuçta görsellik görecelidir. Benim beğendiğimi, ayılıp bayıldığımı sen beğenmez, iğrenç bulabilirsin. Zevktir, zevk kişiseldir. Artı kitap kapaklarına çok da dikkat etmediğimi, dikkat etsem de çok anlamadığımı, genelini beğendiğimi de buradan itiraf edebilirim.
Ama kör gözüme parmağım, bu kapak beni bile irrite etmeyi başardı gerçekten. Kapağı yapan arkadaşlara selamlar olsun!

Diğer bir içten selamım da çevirmen ve editör arkadaşlara. Tamam Barrons'u çok sevdik, tüm ayılığı ve odunsuluğuyla kalbimize aldık. Ama bu sevgimiz onun Mahsun Kırmızıgülleşmesine sebep olmamalıydı. 
"Seni s.kerim ULAN!" cümlesiyle başlayıp "ALEM BUYSA KRAL BENİM!" cümlesiyle tavan yapan mahallemizin kıro delikanlısına dönüşmüş bir Barrons'u okurken gri hücrelerim sinirden beyaza döndü ve infilak etti resmen. (Fonda çalan şarkıyı amme hizmeti olarak sizin için bulup ekledim) 

Mahsun + Kadir Abi (Hangi Kadir? Deli Kadir üleeeyyyn) karışımı Barrons'un her kitapta ismi değişen kitapçı / baloncu dükkânının ismi bu kitabımızda artık pes edilerek hiç çevirilmeye bile gerek duyulmamıştı. "Ne o kardeşim her kitapta dükkana farklı isim bulmaktan canımız çıktı. Okuyuverin böyle elinize mi yapışacak?" diye düşündüklerini tahmin ettiğim üzere sağolsun çevirmen arkadaş başka birçok önemli noktayı da çevirmeden orijinal haliyle bırakmıştı. Hadi allahtan ben İngilizce biliyorum da az çok anladım, peki İngilizce bilmeyen okurlar nasıl çözdü bu durumu?

Yani isteseler bu kadar karıştırılamazdı bir kitap. Son kitapla bunu okumam arasında geçen süre bir ya da iki aydır. Yani çoğu kişi gibi bir yıldan fazla bekleyip unutmadan sıcağı sıcağına okudum. Ama ona rağmen kısaltmalar, çevrilmeden bırakılan isimler, terimler benim canıma okudu. Bazı yerlerde resmen mala bağladım.  Aynen şöyleydim: "Hollow ne ola ki? Gölgeler desen değil, tılsım desen bir yerde tılsım diye çevirmişti. Aman tılsım de geç... Silvers dediği gümüşler sanırım ama Silvers'a gittim dediği acaba gümüşler değil de bir yer adı mı ki? Bızzzzzzzzttttttttt......devreler yandı.........)

Yaa işte böyle...
Bu kadar içimi döktükten sonra kitaba dönecek olursam ilk yüz-yüz elli sayfa çok gereksiz uzatılmıştı bana göre. O kısımlarda biraz baydım ama sonra kitap kendini toparladı ve benim aklımdaki tüm sorulara cevap vererek bitirdi. Barrons neymiş, Mac kimmiş, ailemizin prensi Vlane neciymiş hepsini öğrendik, başımız göğe erdi ve bir seriyi daha kazasız belasız bitirdik.
Darısı diğer serilerin başına...

Tüm bu yukarıda yazdıklarım sizi soğutmasın aman ha! 
Fantastik kitapları seviyorsanız bu seriyi okumadan geçmeyin. Maalesef oluyor böyle şeyler, ama tüm bu yazdıklarımın sizi güzel bir seriden mahrum etmesine izin vermeyin ve okuyun! Her şeye rağmen çoook seveceksiniz :)

Herkese bol okumalı günler dileğimle,
Sevgiler
SERİNİN DİĞER KİTAPLARI:

Orijinal Adı: Shadowfever
Yazar: Karen Marie Moning
Yayıncı: Artemis
Yayın Tarihi: Mayıs 2014
Sayfa Sayısı: 782
Tür: Paranormal, Fantastik
Goodreads Puanı: 4.54/5

0 yorum:

Blog içi arama